<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Cassiopaea Türkçe</title>
	<atom:link href="http://tr.cassiopaea.org/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://tr.cassiopaea.org</link>
	<description>Just another Cassiopaea Sites site</description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Dec 2011 11:08:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Dalga 8. Bölüm: Baktığın Her Yerde Tanrı’nın Yüzü Var</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/12/30/8-bolum-baktigin-her-yerde-tanrinin-yuzu-var/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/12/30/8-bolum-baktigin-her-yerde-tanrinin-yuzu-var/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 30 Dec 2011 10:41:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ciltler]]></category>
		<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=53</guid>
		<description><![CDATA[Önceki bölümlerde yer alan birkaç önemli konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almak istiyorum. Öyle görünüyor ki, Kasyopyalılara göre Dalga’nın gelişiyle birlikte az sayıda insanın bilincinde bir artış meydana geliyor. Sanki Dalga farkındalığı arttırıyor ve bu artan farkındalık da Dalga’yı hızlandırıyor; yani böyle karşılıklı bir etkileşim var gibi. Ayrıca, yalnızca belirli dersleri tamamlayan insanlar dördüncü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önceki bölümlerde yer alan birkaç önemli konuyu daha ayrıntılı bir şekilde ele almak istiyorum. Öyle görünüyor ki, Kasyopyalılara göre <em>Dalga’nın gelişiyle birlikte az sayıda insanın bilincinde bir artış meydana geliyor</em>. Sanki Dalga farkındalığı arttırıyor ve bu artan farkındalık da Dalga’yı hızlandırıyor; yani böyle karşılıklı bir etkileşim var gibi.</p>
<p>Ayrıca, yalnızca belirli dersleri tamamlayan insanlar dördüncü yoğunluğa mezun olacak gibi görünüyor. Anladığım kadarıyla geri kalan insanlar kendilerini muhtemelen savaşlarla ve/veya komet çarpmaları nedeniyle yıkılmış üçüncü yoğunluk bir dünyada bulacaklar. Medeniyetin birikimleri silinmiş olacak ve emin olmamakla birlikte belki de medeniyeti yeniden kurmak için gerekli kavramsal yetenekler, yeni “kozmik ışın ortamının” sunduklarıyla sınırlı olacak. Bazıları için hoş bir ihtimal değil ama bazıları için de üçüncü yoğunluğa baştan başlamak ve “bedenin zevkleri” içinde binlerce yıl boyunca pek çok ömür yaşamak oldukça çekici görünüyor.</p>
<p>Elbette bu senaryoyla birlikte, üçüncü yoğunluğun ayrılmaz bir parçası olan binlerce yıllık savaş, kıtlık, hastalık, zulüm vs geliyor. Ama bazıları için bu, kendi egosunu ve zevkini beslemenin karşılığı olarak ödenmesi gereken bedeldir. KH modu her zaman “Bu bana olmayacak! Ben istisnayım!” biçimindeki arzulu düşünüşü benimser.</p>
<p>Karşılaştığımız bir diğer önemli konu ise “çekim.” Kasyopyalılar KH (Kendine Hizmet) modunun çekimin toplanmasının bir <em>yansıması</em> olduğunu ve BH (Başkalarına Hizmet) modunun da çekimin yayılmasının bir <em>yansıması</em> olduğunu söyledi. Bu ne anlama geliyor ve ne gibi alt yansımaları kastediliyor olabilir? Nuh kitabını<sup>1</sup> yazarken bahsettiğim ve “temas potansiyeli farkı” olarak tanımladığım şeye mi benziyor? Dünyada herşeyi kontrol altına almayı arzulayan ve insanlığı çok etkili bir şekilde aldatan güçlerin Dalga’nın bizim gerçekliğimize “çekilmesine” (en istemedikleri şey olmasına rağmen) katkıda bulunacakları anlamına mı geliyor?</p>
<p>Peki bu durum, Dalga “vurduğu” zaman “çekim toplama” modunda olacak olan bir insan için ne anlama geliyor olabilir? Dalga onları “çekim yayma” modunda olan bir insanı etkilediğinden farklı mı etkileyecek?</p>
<p>Yine de, mezun olmaya hazır olmak için öğrenmemiz gereken şeyin ne olduğunu öğrenmek isteyen pek çok kişiyle karşılaşıyoruz. Görünüşe göre oraya gitmek için daha üst bir seviyede olmamız gerekmiyor&#8230; Sadece burada olan şeyi mümkün olduğu kadar derinlemesine öğrenmiş olmamız gerekiyor. Bu durum meseleye bambaşka bir perspektif kazandırıyor çünkü çoğu insanın ruhsal açıdan ilerlemeye çalışırken taşıdığı suçluluk yükünü gideriyor. İnsanlar bunu halihazırda yapamıyorlarsa veya yüksek seviyeli eylem kapasitesine sahip değillerse, bir şekilde hatalı veya kusurlu olduklarını, geçişi yapamayacaklarını düşünüyorlar.</p>
<p>Ama durum öyle görünmüyor. Görünüşe göre yapmamız gereken şey <em>bu</em> yoğunluğun özelliklerini elimizden geldiğince tam bir şekilde öğrenmeye çalışmak. “Ah! Bu dünyada bir işlevim yok, çünkü tüm bunlar için fazla spiritüelim!” demenin bir insana ne faydası olabilir! Burada asıl meydana gelen şey, kişinin bu realitenin nasıl işlediği konusunda bir bilgiye sahip olmaması ve dolayısıyla bu ortamda kendileri veya başkaları için etkili ve faydalı şeyler yapamamalarıdır. Ruhsal yaşamı geliştirmek için meditasyon ve benzeri çalışmalar yapmak istemek iyidir ama eğer gerçek dünyada pratik bir sonuç meydana gelmiyorsa, kişinin bu seviyede hala öğrenmesi gereken bazı manevra dersleri olduğunu düşünmekte haklı değil miyiz? Son bölümden yapılan bir alıntı, bu hususa yeni ve farklı bir bakış açısı getiriyor. K’lar sordu: “Oraya [4. yoğunluğa] ulaşmadan önce orayı kavramış olmanız gerektiğini kim söylüyor?” En önemlisi, üçüncü yoğunluğun tüm derslerini öğrenmiş olmanız gerekiyor; evrensel “karmik ve basit kavrayışlar.” Bu derslerin ne olduğu konusunda birer ipucu olarak K’lar şunları belirtti:</p>
<p>Pekala canım, gerçekleri istedin, biz de sana gerçekleri vereceğiz ve kavrayacağını umuyoruz. Şimdi değilse bile, gerektiğinde&#8230;</p>
<p>Birinci gerçek: Var olan herşey derslerdir.</p>
<p>İkinci gerçek: Evren büyük bir okuldur.</p>
<p>Üçüncü gerçek: Sizin algıladığınız şekliyle zamanlama asla, ASLA kesin değildir.</p>
<p>Dördüncü gerçek: Belirttiğin şekliyle, olacak olan şey çok yakın değildir ve sen öğrenme döngüsünde o noktaya ulaşıncaya kadar meydana gelmeyecektir ve henüz yakın değilsin. Şimdi daha fazla gerçek verilmeden önce bunlar üzerinde düşün!! [...]</p>
<p>Beşinci gerçek: Öğrenme döngüsü değişkendir ve bu döngüdeki ilerleyişi belirleyen şey, meydana gelen olaylar ve koşullardır.</p>
<p>Pek çok insan bana “bilgi istemek” hakkında soru sormam için mesaj attı. Görünüşe göre bu insanlar bilgi kazanmanın ve bilgi toplamanın bir KH faaliyeti olduğunu düşünüyor ama K’lar aynı celsede şöyle dedi: “Bu tutku değildir, ruhun arayışıdır.”</p>
<p>Bir de “sıçramalar” yapma meselesi var elbette, yani üçüncü yoğunluğu atlayıp herşeyin harika, mutlu ve huzurlu olduğu yere geri dönmeyi istemek. Şunun anlaşılması gerekiyor ki bu tür düşünüş başta göründüğünden çok daha KH olabilir, çünkü burada bu yoğunluğun derslerini öğrenmeye yönelik zorlu derslerden kaçmak isteniyor. Yani kolaylık, konfor isteniyor ve çalışmak istenmiyor. Bu bireyler daireler halinde oturup, başlarını eğip bir yandan “Oommmm” çekerken bir yandan da dünyayı “koşulsuz sevgi ve ışıklarıyla” bombardımana tutuyorlar ki diğer herkes de onların programını edinsin ve böylece hepimiz <em>hemen</em> yuvaya dönebilelim! (“Programlarının”, gönderdikleri sevgi ve ışığın koşulsuz yapısıyla çeliştiğine dikkat edin!)</p>
<p>Ama, burada yapmamız gereken şeyin ne olduğu konusunda konuşmamız gerekiyor. Eğer herşeyi öğrenip yapana kadar burada olmamız, öğrenmemiz ve yapmamız gerekiyorsa, Kasyopyalılarla veya herhangi bir başka kaynakla iletişim kurmanın anlamı nedir?</p>
<p>Hızlandırılmış bir öğrenme döngüsünde olmak ve ilerlemenin olaylarla ve koşullarla belirlenmesi, yapılan şu açıklamayla biraz daha netleşiyor:</p>
<p>Hatırlayın, yoğunluk kavramı yalnızca kişinin bilinçli farkındalığını ifade eder. Kişi farkında olduğunda, HERŞEY o farkındalığa uyum sağlar.</p>
<p>Bu, yaşamlarımızdaki olayları ve koşulları kavramamız için kritik bir tanıma benziyor. “Kişi farkında olduğunda, HERŞEY o farkındalığa uyum sağlar.” Peki bu aslında ne anlama geliyor?</p>
<p>Linda Moulton Howe’ın<em> Glimpses of Other Realities</em> (Başka Gerçekliklere Bakışlar) adlı kitabına yazdığı önsözde Colin Wilson şöyle diyor:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">“Bende bu kadar güçlü bir reaksiyonlar dizisi başlatan başka bir kitap okumadım şimdiye kadar. Tekrar tekrar kendimi şöyle düşünürken buldum: “Eğer bu doğruysa, o zaman hepimiz uykudayız. Büyük birşey oluyor. Bu gezegendeki her insanı er geç etkileyecek birşey ve biz hala Viktorya çağının konforlu güvenliğindeymişiz gibi yaşıyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sürekli aklıma gelen soru şu: Eğer tüm bunlar doğruysa, hatta yalnızca yarısı doğruysa, neden bu kadar çok insan bunu görmezden geliyor? Neden yazar Philip Klass ve astronom Carl Sagan gibi şüpheciler UFO’ların bir tür histerik kuruntu olduğunu iddia ediyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Kabul etmekte zorlandığım bazı şeyler var. Örneğin dünyadışı varlıkların zamanda geriye doğru yolculuk yapabildikleri düşüncesi. Zaman yolculuğu bana hep imkansız görünmüştür. Belirgin bazı paradokslar içeriyor. Örneğin beş dakika, hatta beş saniye önceki kendinize döndüğünüzü düşünün. O zaman, önceki siz ile şu andaki siz şeklinde iki tane “siz” oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Sonra, bir psişik araştırma yazarı olarak fark ettim ki, yaklaşık otuz yıldır önceden bilişi, yani henüz meydana gelmemiş birşeyi tam bir doğrulukla gören insanları kabul ediyorum. Ama kaos teorisi, birkaç gün sonra meydana gelecek birşeyi bilimsel olarak tahmin etmenin mümkün olmadığını söylüyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Linda Moulton Howe, Jacques Vallee ve John Keel ve UFO fenomenini araştıran diğer herkes gibi, son derece kafa karıştırıcı ve çelişkili bilgiler içeren bir genel teori oluşturmaya çalışırken buluyorum kendimi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Tüm fenomene bakmaya çalıştığım zaman, 1956’da The Outsiders’ı yayınladığımdan beri yazdığım tüm eserlerimin özündeki en temel sezgime geri dönüyorum: insan bilinciyle ilgili çok yanlış birşey var. Dünya üzerindeki tüm hayvanlardan daha ileri düzeyde evrimleşmemize rağmen bilincimizde çok absürt bir darlaşma meydana geldi. Gerçekliğe bir teleskobun ucundan bakıyoruz ve ormanı, hatta yaprakları göremiyoruz çünkü ağaçlara ancak tek tek odaklanabiliyoruz&#8230;. Dünyaya bir kuşun perspektifinden bakmaya acilen ihtiyacımız olmasına rağmen bir solucanın perspektifinden bakıyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evrimimizin bu noktasındaki en büyük ihtiyacımız entelektüel bakış açımızı değiştirmek, evrende yalnız olmadığımızı ve sahip olduğumuz zekayı çok daha etkili bir şekilde kullanmamız gerektiğini kabul etmek. Dargörüşlülüğümüz bizi pasifliğe hipnotize ediyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Bana öyle görünüyor ki, hoşumuza gitsin veya gitmesin şu anda sahip olmamız gereken şey, daha evrensel bir bakış açısıdır. “Uzaylılar” bize bunu mu anlatıyor, yoksa bu çok daha büyük bir mesele mi, bilmiyorum. Ama kesinlikle uyanmamız gerektiği söyleniyor. UFO fenomeni (veya pek çok alakalı diğer fenomen) bizi “başka gerçekliklerin ve boyutların” varlığını ve bir tarlada geviş getiren inekler gibi yaşamaya devam edemeyeceğimizi kabul etmeye itiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Şu anda meydana gelen şey gözardı edilemeyecek kadar güçlü bir şekilde dikkatimizi çekiyor ve dikkatimizi tam olarak çekene kadar da daha güçlü bir çaba gösterecek.”</span></p></blockquote>
<p>Colin Wilson gibi, benim UFO fenomenine girişim de güçlü bir deneyimdi (<em>High Strangeness</em> kitabında anlattım). Öncesinde, görünüp kaybolabilen veya hatta aynı yer ve zamandaki bir grup insanın yalnızca yarısına görünen garip bir uzay aracı içindeki küçük yeşil adamları gören insanlar konusunda şüpheci olmakla kalmayıp onları tamamen küçümsüyordum!</p>
<p>Fakat şimdi bu konuya girmek istemiyorum. Üçüncü yoğunluğun derslerinin veya Kasyopyalıların dördüncü seviyeye mezuniyet için gerekli olduğunu söyledikleri “basit kavrayışların” öğrenilmesine değinmek istiyorum.</p>
<p>Colin Wilson yukarıdaki alıntıda “Dar görüşlülüğümüz bizi pasifliğe <em>hipnotize ediyor</em>” diyor. Durum gerçekten bu mu, yoksa dar görüşlülüğümüz bir tür hipnozun neticesi mi? Kasyopyalılar DNA manipülasyonu yoluyla, içinde yaşayıp hareket ettiğimiz gerçekliğin yalnızca sınırlı bir bölümünü algılayabilmemiz için programlandığımızı söylüyor.</p>
<p><em>High Strangeness</em>’da “Üçüncü Adam” hipnoz deneyinin hikayesini anlattım. O deneyde özneye, odaya giren üçüncü bir adamı görmemesi telkin ediliyor. Üçüncü adam giriyor ve bir dizi eylemde bulunuyor; nesneleri kaldırıp mobilyaları hareket ettirmek gibi. Ama özne bunu fark edemeyip havada gezinen nesneler görüyor ve belirli bir kaynağı olmayan anormal sesler duyuyor. <em>Üçüncü adamı göremiyor</em>. Bu hikayeyle ilgili çeşitli ilginç reaksiyonlar aldım. Bazı insanlara göre bu hikaye yalnızca, inanç sistemlerimiz nedeniyle dünyadaki ruhların varlığının bizden maskelenmesini anlatıyor. Colin Wilson’un yukarıda psişik fenomenlerden bahsederken tanımladığı gibi, bu diğer alemlere kısmi bir uyanıştır.</p>
<p>Ama burada ortaya çıkan şey aslında bundan çok daha derindir. Hikayenin betimlendiği sahneyi aradan çıkarıp geride sadece üçüncü adam ve gözlemciyi bırakırsanız, Üçüncü Adam’ın dünyamızın <em>tüm</em> fenomenlerini temsil ettiği sonucunu çıkarabilirsiniz. Bulutları görüyoruz ama onları nasıl algılayacağımız konusunda hipnotik bir etki altındayız. Asıl gerçekliğin ne olduğunu aslında <em>bilmiyoruz</em>! “Gerçek çiçeğin” nasıl olduğunu bilmiyoruz. Gördüğümüz şey, gerçekliğimizin dolgu malzemesindeki bir dizi dalga veya salınımlara dair yorumlarımızdır ve bu yorumu da programlarımıza veya hipnozumuza göre yapıyoruz. Muhtemelen çok daha fazla boyut içeren şeyin yalnızca üç boyutunu görüyoruz.</p>
<p>Hikayeyle ilgili bir sonraki önemli şey, programa bağlı olarak farklı insanların, kendi inanç sistemleri dahilinde, ilgili fenomenlere farklı gizli güçler atfedebilecekleridir. Fakat bizim bilmek istediğimiz şey şu: <em>objektif</em> gerçeklik nedir?</p>
<p>Egonun devamlılığını sağlama yollarımız, yaşamın çok başlarında ebeveynlerimizin ve toplumun programlamasıyla sağlanıyor. Gözlemleyebileceğimiz ilk şeylerden biri herkesin kendi sosyal ve ailesel koşullanmalarına bağlı olarak farklı bir inançlar kümesine sahip olması ve bu inançların, objektif realitenin ne kadarlık kısmına erişilebileceğini belirlemesidir.</p>
<p>Bu koşullandırma neyin mümkün olup olmadığını ve nelerin inanılmasına izin verildiğini belirler. Bunu öncelikle neyin ebeveynlerimizi memnun ettiğine bağlı olarak öğreniriz ve sonra neye inanmamızın toplumumuzu (akranlarımızı) memnun ettiğine bağlı olarak inancımızda değişiklikler yaparız.</p>
<p>Her insanın Üçüncü Adam’ı algılayışı, o insanın inanç sisteminin o kişide etkinleştirdiği programlamaya göredir. Bu onların “farkındalık durumudur.” Ancak farkında olabileceklerini düşündükleri şeyin farkında olabilirler ve geri kalan herşey ya “görünmez” ya da “anormal” hale gelir, gözardı edilir veya bilinçaltı zihnin hayatta kalma programı tarafından üstü örtülür.</p>
<p>Bu sorun hakkında düşünmeye devam ederken, insan gerçek olarak algıladığı şeyle asıl objektif gerçeklik arasında çok büyük bir fark olabileceğini fark ediyor. Ve ne kadar objektif olmaya çalışırsak çalışalım, asla emin olamayız. Bu sorundan bir çıkış yolu sunuyor gibi görünen tek şey yalnızca olayları gözlemlemek, <em>yapılan gözlemi diğer çok sayıda insanın algılarıyla karşılaştırmak ve bu algıların tümünde mevcut olan “sabite” ulaşmaktır</em>. Bu şekilde Üçüncü Adam’ın <em>aslında </em>ne olduğuyla ilgili daha gerçeğe yakın bir fikir edinebiliriz ve bununla ilgili en iyi yanıtımız, Üçüncü Adam’ın <em>gerçekte</em> ne yapmakta olduğu ve ardından ne yaptığıdır. Ve elbette fenomenleri gözlemek, en birebir anlamında, her türden bilgi edinmek ve toplamak ve böylece çevremizle ilgili gözlemlerimize dair sonuçlar çıkarmaya yetecek bir veritabanına sahip olmaktır.</p>
<p>Fakat bunu yapmak zordur çünkü kişinin inançları duygularla yakından ilintilidir! Hatırlayın: inançlarımız, bebeklik ve çocukluk dönemimizde ebeveynlerimizle ve diğer otoritelerle olan duygusal etkileşim durumlarında oluşur. Bu güvenli iç ortamdan kurtulmayı düşünmek bile çok korkutucudur.</p>
<p>Ama yapmamız gereken şey tam da budur.</p>
<p>Aksi takdirde kendimizi çevremizde her tür anormal (klasik ve kuantumsal anlamda gözlenebilir) şeylerin dolaştığı bir gerçeklikte buluruz fakat şeylerin objektif varolma nedenleri mevcut olmaz. O durumda kişi “Üçüncü Adamı” <em>göremez</em> ve onun kaprislerine ve eğilimlerine maruz kalır, her kim veya neyse!</p>
<p>Görünüşe göre asıl problem <em>subjektif</em> ve <em>objektif</em> gerçeklik arasındaki çelişmedir. Kasyopyalılar pek çok örnekte Kendine Hizmet’in yapısına değinmiştir; arzulu düşünceye dayalı yaşama eğilimi. Bu durum aşağıdaki alıntıda çok ilginç bir şekilde anlatılmaktadır:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">S: (L) İnsanlar fiziksel madde içinde esir durumdalar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kendi seçimleriyle.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Neden bu seçimi yaptılar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Fiziksel duyumları deneyimlemek için. Bir grup kararıydı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Grubun başında kim vardı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Grup.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ruh ile fiziksel beden arasındaki etkileşim, diğer varlıkların arzu ettikleri bir yan-ürün mü meydana getiriyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Herşeyin arzu edilmeyen sonuçları yanında arzu edilebilir sonuçları da vardır, fakat burada şu da belirtilmelidir ki evrenin tüm boyutlarında var olan herşey, varoluşu yalnızca iki şekilde deneyimleyebilir. Bunlar uzun dalga döngüsü ve kısa dalga döngüsüdür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanların neden fiziksel varoluşta bir çeşit “tuzak içinde” olduğu soruna dönecek olursak, ki elbette bu gönüllü ve seçilmiş birşeydi, sizin eterik veya ruhsal bir varoluş olarak tanımlayacağınız uzun dalga döngüsünden, sizin fiziksel varoluş dediğiniz kısa dalga döngüsüne geçme arzusundan kaynaklandı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Fark şudur ki, uzun dalga döngüsünde evrimde döngüsel şekilde yalnızca aşamalı bir şekilde değişim meydana gelir. Kısa dalga döngüsünde ise dualite vardır. Bu dünya düzleminde deneyimlendiği gibi, fiziksel bedenler içindeki ruhların durumu da budur çünkü ruh döngünün yarısı boyunca eterik bir hal deneyimlerken, döngünün diğer yarısı boyunca da fiziksel bir hali deneyimler. Bu yarılar zaman açısından sizin zamanı ölçüm biçiminizle ölçülemez ama deneyimin toplamı her iki yarıda eşittir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ruhların grup zihni tamamen eterik bir varoluş yerine fizikselliği deneyimlemeyi seçtiği zaman, evrenin doğal bağları yoluyla kısa dalga döngüsünü gerçekleştirme gereği doğdu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu etkileşim bir yan-ürün meydana getiriyor mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hem pozitif hem de negatif nitelikte yan-ürünler meydana getirir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu yan ürünler nelerdir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Önce hangisi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Pozitif.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Pozitif yan-ürün göreli enerjide meydana gelen bir artıştır. Bu enerji ruhun ve onun tek boyutlu ve iki boyutlu etkileşimli partnerlerinin öğrenme sürecini hızlandırır. Partnerler flora, fauna, mineraller vb&#8217;dir. Bu kısa dalga döngüsündeki fiziksel/ruhsal transfer yoluyla hepsi tekrar-birleşmeye doğru olan gelişim ve hareketi daha hızlı bir şekilde deneyimler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Negatif olarak ise aynı varlıklar için pek çok negatif durum söz konusu olur, çünkü 1. ve 2. bilinç yoğunluğu seviyesinde bulunan flora ve fauna normal olarak fiziksel düzlemde uzunvadeli veya uzun dalga döngülü bir deneyim yaşayacaktı ama insanlarla olan etkileşimleri nedeniyle kısa dalga ruhsal/fiziksel döngüde deneyim elde etmek durumundalar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bir defasında, belirli dünyadışı varlıkların insanları kaçırdıklarını ve &#8220;maksimum enerji transferi&#8221; sağlamak için onları vahşi ölümlere maruz bıraktıklarını söylemiştiniz. Bu anlamda, uzun, yavaş, işkenceli bir ölüm sürecinde meydana gelen bu maksimum enerji transferi nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aşırı korku ve endişe negatif nitelikte bir korku/endişe enerjisi üretir ve bu enerji o varlıklar için bir yakıttır. Metabolik yapıları bakımından beslenme biçimlerinden biri budur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Metabolik yapıları nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çok karmaşık olduğu için tanımlaması çok zor çünkü bu sizin anlamadığınız dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesinde gerçekleşir. Fakat onların dördüncü yoğunluk seviyesinde var olma nedenleri kısmen, hem ruhsal/eterik yöntemlerle hem de fiziksel yöntemlerle kendilerini besleyebilmeleridir. Dolayısıyla, bu enerji transferi eterik/ruhsal beslenme yöntemini temsil eder. Diğer yöntemler fiziksel olarak gerçekleştirilir</span> .</p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Diğer yöntemler nelerdir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kan ve kanın yan ürünlerinin tüketilmesi buna bir örnek olarak gösterilebilir</span> .</p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bunu yapıyorlar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet ama alım şekli sizin düşüneceğiniz şekilde değildir. Gözenekler yoluyla yapılır.</span></p>
<p>S: (L) Ne şekilde?</p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kan banyosu yoluyla, yani bedenlerini kana sokarak gerekli ürünleri absorbe etme ve sonra atık ürünleri boşaltma şeklinde. [...]</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Gözenekleri yoluyla besin alan varlıklara dönecek olursak, bunlar ne tür varlıklar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hem Kertenkele Varlıkları olarak tanımladıklarınız hem de Griler olarak tanımladıklarınız. Her ikisinin hayatta kalması için bu gereklidir. Griler Kertenkele Varlıklarının yapay bir tasarımı olmaları bakımından kısa dalga döngüsünün doğal birer parçası olmamakla birlikte yine de Kertenkelelerin beslenme işlevlerini taklit ediyorlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Kertenkele varlıklarının yapay yaratımları olduklarına göre ruhları yok mu demek oluyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Doğru.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Nasıl işlev gösteriyorlar? Robot gibi mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kertenkele varlıklarının ruhlarıyla etkileşme yoluyla işlev gösteriyorlar. Bu teknoloji sizin aşina olduğunuz teknolojiden aşırı ölçüde daha fazla gelişmiş bir teknolojidir; Griler yapay olarak tasarlanıp üretilme bir yana, doğrudan Kertenkele varlıklarının zihinsel ve psişik birer projeksiyonu olarak işlev gösteriyorlar. Dört boyutlu birer araç gibiler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Dört boyutlu araçlar olarak yetenekleri neler?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kertenkele varlıklarının tüm yeteneklerine sahipler ama tabii fiziksel görünüşleri tamamen farklı, kendi ruhları yok ve ayrıca biyolojik yapıları içsel olarak farklı. Ancak işlevleri aynı ve projeksiyon varlıklar olarak kalabilmek için hem ruhsal olarak hem de fiziksel olarak Kertenkele varlıklarıyla aynı şekilde besin tüketmeleri gerekiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerekli yakıtın negatif enerji olmasının nedeni ise hem Kertenkele varlıklarının hem de Grilerin dördüncü yoğunluk seviyesinde yaşıyor olmalarıdır. Dördüncü bilinç yoğunluğu seviyesi, bu varlıklarda olduğu gibi yalnızca kendine hizmet ederek varolunabilen en yüksek yoğunluk seviyesidir. Bu yüzden negatif enerji tüketmeleri gerekir çünkü dördüncü yoğunluk seviyesi, kendine hizmetin yani negatif düşünce kalıbının en yüksek örneğidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dördüncü yoğunluk seviyesine üçüncü yoğunluk seviyesinden ilerlenerek gelinir. Yukarı doğru her bir yükselişte, bireysel bilinçli varlığın varoluşu o kadar daha az zor hale gelir. Bu nedenle dördüncü yoğunlukta varoluş, üçüncü yoğunluktakine göre daha az zordur ve üçüncü de ikinciden daha az zordur vs. Ruh enerjisi üzerinde daha az yük yaratır. Bu nedenle dördüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklar üçüncü yoğunluk seviyesinde varolan varlıklardan negatif ruh enerjisini çekebilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aynı şekilde, üçüncü yoğunluk seviyesindeki varlıklar, ikinci yoğunluk seviyesindeki varlıklardan enerji çekebilir. Bu enerji alış biçimi diğeri kadar gerekli değildir ama gene de yapılıyor. Üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunan insanların ikinci yoğunluk seviyesindeki hayvan krallığındaki varlıkların sıkça sıkıntı ve acı çekmesine neden olmalarının sebebi de budur; çünkü sizler de esas olarak kendine hizmet eden varlıklar olarak ikinci seviye ve birinci seviyedeki varlıklardan negatif ruh enerjisi çekiyorsunuz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sizin için yaklaşmakta olan dördüncü yoğunluk seviyesine doğru ilerlerken, başkalarına hizmete ilerlemek ile kendine hizmette kalmak arasında bir seçim yapmanız gerekiyor. Bu, kendinizi uyumlandırmak için epey vakit gerektirecek olan seçim olacak. Bu, &#8220;bin yıllık süreç&#8221; olarak tanımlanan şeydir. Sizin takvim ölçülerinizle bu, diğerlerine hizmete mi yükseleceğiniz yoksa kendine hizmet seviyesinde mi kalacağınızı belirleyecek olan dönemdir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kertenkele varlıkları olarak tanımlanan varlıklar kendilerini sıkı bir şekilde kendine hizmete sabitlemeyi seçtiler. Ve bunun mümkün olduğu en yüksek yoğunlukta oldukları için, üçüncü seviye, ikinci seviye ve birinci seviyede bulunanlardan sürekli olarak büyük miktarlarda negatif enerji çekmeleri gerekiyor ve tüm o yaptıklarının sebebi de bu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu durum ırklarının ölmekte olmasını da açıklıyor; çünkü kendine hizmetten başkalarına hizmete nasıl geçireceklerini öğrenebilmiş değiller.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu seviyede sizin ölçülerinize göre çok uzun bir süredir kalmış olduklarından buraya sıkıca yapışmış durumdalar ve bu yoğunlukta nüfuslarını da arttırdılar. Irklarının ölmekte olmasının ve gözleri kararmış bir şekilde sizden mümkün olduğunca çok enerji almaya çalışarak ırklarını metabolik olarak yeniden yaratmaya çalışmalarının sebebi bu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki eğer biz onlar için bir besin ve enerji kaynağı isek neden bizi kendi gezegenlerinde insan kümeslerinde beslemiyorlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Besliyorlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Burada çok sayıda bulunduğumuza göre neden gelip buranın yönetimine el koymuyorlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Niyetleri bu. Çok uzun bir süredir bu niyetteler. Herşeyi istedikleri gibi ayarlamak ve bu gezegenin deneyimleyeceği dördüncü yoğunluğa geçişte mümkün olduğu kadar çok negatif enerji emebilmek için zamanda ileri ve geri yolculuk yapıyorlar. Buradaki amaç dördüncü yoğunlukta sizin yönetiminizi ele geçirmek ve bir dizi şeyi gerçekleştirmek.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">1: Irklarını sürdürülebilir halde tutmak</span></p>
<p><span style="color: #000000;">2: Sayılarını arttırmak</span></p>
<p><span style="color: #000000;">3: Güçlerini arttırmak</span></p>
<p><span style="color: #000000;">4: Irklarını dördüncü yoğunluk alemine yaymak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunların tümünü gerçekleştirebilmek için sizin takviminize göre yaklaşık 74 bin yıldır olaylara müdahale ediyorlar. Bu çalışma sırasında zamanda ileri ve geri yolculuklar yapmak suretiyle tüm bunları tamamen sabit bir zaman-mekan aralığında gerçekleştiriyorlar. Ama ne kadar ilginçtir ki tüm bu çalışmalar başarısız olacak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Başarısız olacaklarından nasıl bu kadar emin olabiliyorsunuz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çünkü bunu görüyoruz. Biz sadece görmek istediğimizi değil herşeyi görebiliyoruz. Onların başarısızlıklarının sebebi sadece görmek istediklerini görmeleri. Diğer bir deyişle bu &#8220;arzuya dayalı düşünme&#8221; olarak tanımlayacağınız şeyin en yüksek ifadesidir. Ve dördüncü yoğunluk seviyesinde deneyimlenen arzuya dayalı düşünme, o seviye için gerçek olur. Ne kadar çok arzuya dayalı düşündüğünüzü biliyor musunuz? Siz üçüncü yoğunluk seviyesinde bulunduğunuz için bu realiteyi pek bilmezsiniz, fakat eğer dördüncü yoğunlukta olsaydınız ve şimdiki işlevlerinizi sürdürüyor olsaydınız sizinde gerçeklik algınız bu olurdu. Onlar bizim gördüklerimizi göremezler çünkü biz kendimize değil, başkalarına hizmet ediyoruz ve altıncı seviyede bulunduğumuz için, tüm noktalardaki herşeyi olmalarını istediğimiz gibi değil, oldukları gibi görebiliyoruz. [...]</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Herhangi bir dünyadışı grup ve özellikle de Kertenkeleler hiç insanlar arasında yaşayıp tapınıldılar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kertenkeleler insanlar arasında yaşamadılar ama zamanda çeşitli noktalarda insanlarla doğrudan etkileşime girdiler. Bu koşullar, insanların tamamen yabancı bir yerden gelen tanrıları kabul etmeye ve tapınmaya hazır, istekli ve muktedir oldukları noktalarda gerçekleşti. Yakın geçmişte böyle birşey olması söz konusu değildi. Ama dikkat edin, çok yakında bu tekrar gerçekleşebilir.<sup>2</sup></span></p></blockquote>
<p>Yukarıdaki alıntıda, Kendine Hizmet ile Başkalarına Hizmet’in <em>görüş</em> biçimleri arasındaki belirgin fark dikkat çekici. KH <em>subjektiftir</em> ve yalnızca görmek istediğini görür, BH ise <em>objektiftir</em> ve <em>herşeyi</em> görür.</p>
<p>Peki bu ne anlama geliyor olabilir? “Kendi gerçekliğinizi kendiniz yaratıyorsunuz” temelindeki mevcut tüm öğretiler neyin nesi? Kasyopyalılar şöyle dedi:</p>
<p>KH [sadece GÖRMEK İSTEDİĞİNİ görmek], arzuya dayalı düşünüşün olabilecek en yüksek tezahürüdür. Ve dördüncü yoğunluk seviyesindeki arzuya dayalı düşünüş, o seviye için gerçeklik haline gelir. Ne kadar çok arzuya dayalı düşündüğünüzün farkında mısınız? Tabi bu sizin için gerçeklik haline gelmiyor, çünkü üçüncü seviyedesiniz, ama eğer dördüncü seviyede olsaydınız ve aynı işlevi gösteriyor olsaydınız, sizin gerçeklik farkındalığınız gerçekten öyle olurdu.</p>
<p>Farkındalığımdaki değişimlerle birlikte, yani bu kadar yıl boyunca dünyamızla ilgili olarak inandığım veya inanmak istediğim şeyleri yakıp attıktan sonra hayatımda meydana gelen şaşırtıcı değişimleri pek çok insana anlatmaya çalıştım.</p>
<p>Tanımlamakta zorluk çektiğim şey, evrenin bana sunduğu tamamen <em>yeni</em> bir histi. Tamamen farklı bir evrenden şu anda içinde bulunduğum evrene geçmiş gibiyim ve burada tüm kurallar farklı; farkındalığımla uyumlu. Şeylerin nasıl işlediğiyle ilgili bilgilerim arttıkça, bunu günlük hayatımda deneyimlediğim herşeye uygulamaya başladım. Bu pek çok değişim meydana getirdi çünkü daha önce yapacağım seçimlerden <em>farklı seçimler yaptım</em>. Evet, bu seçimlerden pek çoğu görünmeyen şeylere dayalıydı ve toplumumuzun beynini yıkayan standart, aşılanmış dünya görüşüne uymuyordu ve bu seçimlerden pek çoğu klasik yaklaşımla kavranamayacak şeylerdi. Fakat gerçek şu ki, bu seçimleri yaptım, bu seçimlere göre hareket ettim ve sonuçlar kesinlikle hayret ettiriciydi! Dünyaya dair ve bizlerden perdelenmiş olan varlıkların etkileşimlerine dair incelikli ipuçlarını okumayı öğreniyordum. Ve bu ipuçları standart “psişik olarak hassas” kişilerin olağan psişik izlenimlerinin epeyce ötesindeydi, emin olabilirsiniz! Çoğu zaman, duygusal eğilimlere veya neyin “daha iyi hissettirdiğine” dayalı olarak görmek istediğimin ötesini “görebilmek” çok çalışma gerektiriyordu. Bazen gerçeği görmek “kötü” hissettiriyor ama bunun tek nedeni o şekilde koşullandırılmış olmamızdır.</p>
<p><em>States of Denial: Knowing about Atrocities and Suffering</em> (İnkar Halleri: Zulüm ve Acıyı Tanımak) adlı kitabında Stanley Cohen inkarı “gerçeğin meydana getirdiği suçluluk, endişe ve diğer rahatsız edici duygularla başetmeye yönelik bir bilinçaltı savunma mekanizması” olarak tanımlıyor. İnkarın nedenleri, açıkça bilinen gerçeklerden, kabul edilmesi halinde bizi zora sokan nahoş gerçeklere kadar geniş bir aralıkta uzanıyor.</p>
<p>Farklı inkar türleri şunları kapsayabilir:</p>
<ol>
<li>Birebir inkar</li>
<li>Yorumsal inkar</li>
<li>İmasal inkar</li>
</ol>
<p>Yani, mevcut bazı gerçeklerin mevcut olduğunu inkar ediş, söz konusu bir deneyimin yorumunu değiştiriş ve bir gerçeğin derinlemesine kabulünden doğan ahlaki gerekliliklerden kaçış.</p>
<p>Cohen psikolojik inkara dair beş farklı bağlam sunuyor:</p>
<ol>
<li>farkındalıksız algı</li>
<li>algısal savunma</li>
<li>seçici ilgi</li>
<li>bilişsel hatalar</li>
<li>çıkarımsal başarısızlıklar</li>
</ol>
<p>Yazar şu sonuca varıyor: “Bilimsel söylem, duygusal, dilsel, ahlaki ve entelektüel yaşamlarımızın karmaşıklığının bir ürünü olan inkar edebilme yeteneğinin şaşırtıcı bir insan fenomeni olduğu gerçeğini gözden kaçırıyor&#8230;”</p>
<p>Burada yapmak istediğim şey, çevremizin bize verdiği ipuçları ve işaretleri anlamama yardımcı olan bazı şeyleri sunmak. Bu ipuçları ve işaretler, karar anlarımızı oluşturan ve farklı yönleri (ya daha fazla objektifliğe, ya daha fazla subjektifliğe) gösteren tabelalardır. Kararlarımız herhangi belirli bir anda gerçeğin ne olduğunu düşündüğümüze bağlıdır. Gerçekliğimi değiştirmeme yardımcı olan tüm bu işaretlerden sonra, Kasyopyalıların bir mesajlarında kastettikleri şeyi gerçekten anladım: “Hatırlayın, yoğunluk yalnızca kişinin bilinçli farkındalığını ifade eder. <em>Kişi farkında olduğunda, HERŞEY o farkındalığa uyum gösterir</em>.”</p>
<p>Bana bu konularda ipucu sağlayan ilk şeylerden biri, bir gün kızımı okuldan almayı beklerken yaşadığım garip bir tesadüftü. Lisenin park alanında arabamın içinde oturmuş çocukların binadan çıkışını ve o sıradaki o kendilerine özgü davranışlarını izliyordum. Bunu bir süredir takip ediyordum ve her gün Amerikan Yeniyetmelerinin bu garip ritüellerine tanık oluyordum.</p>
<p>Kızımın günümüz çocukları hakkında anlattığı pek çok şey arasında farkında olduklarımdan biri, okullarda meydana gelen aşırı hizipleşme veya kliklerdi. Bu her zaman o veya bu oranda mevcut olmuştur fakat günümüz dünyasında her zamankinden daha güçlü bir hale gelmiş gibi görünüyor.</p>
<p>Benim lise çağımda daha ziyade ekonomik bir bölünme vardı ve sosyal bir yapılaşma ve ifadeye ve sosyal bir gruplaşmaya neden oluyordu. Bunu anlamak çok kolaydı ve gerçek hayatta bir ölçüde bir yansıması vardı.</p>
<p>Ama günümüzdeki durum çok farklı. Hiçbir şey o kadar kesin hatlarla belli değil (ki bu, geçmişin o hatları belirgin sisteminin arzu edilir olduğu anlamına gelmiyor!). Modern liselerde oluşan gruplar veya hizipler tamamen farklı birşey. Bu değişimler beni şaşırttı ve bunun nedenini, altındaki dinamikleri merak ettim.</p>
<p>Kızım bana çetelerden ve ayrıca Preps, Jocks, Loadies, Gothics gibi bazı “tarz gruplarından” bahsetti. Bana net görünen şeylerden biri, ekonominin tüm bunlarla çok az ilgisinin olmasıydı. Zengin bir ailenin çocuğunun bir çetenin üyesi veya bir “Goth” olma ihtimali, fakir bir ailenin çocuğununkiyle aynıydı. <em>Tüm</em> gruplarda uyuşturucular yaygındı. Bizim zamanımızdakinin aksine, bakire olmak sizi şu veya bu gruba ait kılan şeylerden biri gibi görünmüyordu. Kibar çocukların sayısı tüm zamanların en düşük seviyesine inmiş görünüyor.</p>
<p>Ve şimdi bu çocukların gruplar halinde okulun çok sayıdaki girişlerinden dışarı dökülmelerini izliyordum. Her biri takılmak ve iletişim kurmak için kendi “türlerine” çekiliyordu.</p>
<p>Bu çocukların yaptığı <em>esas</em> şey neydi?</p>
<p>Bu olaydan önceki haftalarda, kendilerini ışık işçisi olarak sunan ama daha sonra tuhaf bazı rastlantılar yoluyla bunun aslında tam tersi oldukları anlaşılan insanlarla bazı etkileşimlerim olmuştu. Bu olaylardan bazıları Dalga serisinin 19. bölümünde anlatılıyor.</p>
<p>Bu deneyimler sırasında “sesi kapatıp” sadece hareketlere bakma fikri geldi aklıma. Bu insanlar sürekli birşeyler söyleyip iyi bir izlenim bırakmaya, beni ve diğerlerini sözleriyle ikna etmeye çalışıyorlardı ama başkalarının yaşamındaki ve kendi şahsi yaşamlarındaki etkilerine bakıldığında, birşeyler yanlıştı! “Dediğimi yap ama yaptığımı yapma” gibi bir durumdu ama bundan çok daha derin ve incelikli birşeydi aslında.</p>
<p>Bir gün primatlarla ilgili bazı çalışmalar okuyordum (bilirsiniz, Jane Goodall ve şempanzeleri) ve yabani hayattaki canlıları gözlemleme yöntemlerinin insanları gözlemlemek için çok faydalı olabileceğini düşündüm. Sözcüklere takılmayıp izlemek yoluyla, neler olduğunu anlama şansı çok daha yüksek oluyordu.</p>
<p>O yüzden oturdum ve bu çocukları izlemeye başladım ve primatlarla ilgili çalışmalardaki prensipleri onlara uygulamaya başladım. Beden dilleriyle ilgili ilginç bazı şeylerin farkına vardım; kimin kime nasıl ve nerede dokunduğu, birbirlerine göre nasıl bir konum aldıkları vs. Bu manevraları okuma yoluyla, bir tür hiyerarşik düzenin mevcut olduğunu görebiliyordum. Beş ila on çocuktan oluşan her bir grup içinde her zaman bir baskın kişi vardı. Birkaç dakika dalkavukluk yapılıp dokunulduktan sonra baskın kişi kabarıyor, uzuyor ve genişliyor gibi görünüyordu. Baskın kişinin adeta bir pilden enerji alır gibi dokunduğu seçilmiş bazı kişiler vardı. Ayrıca, belirli bir süre sonra gruplardaki bazı çocukların çöktüğünü, bütün enerjileri tükenmiş gibi gözle görünür şekilde büzüldüğünü, yorgun ve yenik bir şekilde uzaklaştıklarını fark ettim.</p>
<p><em>Matrix</em>’ten manzaralar! Birden, birbirlerinden <em>beslenmekte</em> olduklarını anladım! Gördüğüm gerçekten en tuhaf ve korkutucu manzaralardan biriydi. Bir kişiden diğerine enerjinin aktarıldığını ve sonunda baskın kişinin aslan payını aldığını görebiliyordum.</p>
<p>Bu çok ilginç bir farkındalık uyanışıydı. Bu nedenle bunu çok daha fazla yapmaya başladım. Gerçekte ne olup bittiğini anlamak için etrafımdaki insanların birbirleriyle etkileşim kurma biçimlerini izleyecektim. Söyledikleri hiçbir şeyi duymamak ve belirli bir mesafeden onları izlediğimi fark etmeden onları gözlemlemek her zaman en iyisiydi. Tabii oldukça standart bir sonuç çıkıyordu. Her durumda bir tür enerji beslenmesi söz konusuydu.</p>
<p>Sonra evli insanları gözlemlemeye başladım ve klasik bakımdan değil de, kimin enerji aldığı bakımından, baskın kişinin kim olduğunu anlamaya çalıştım. İlginç bir şekilde genellikle iki kişi arasında “güçlü” kurtarıcının ilgisiyle beslenen, sözleri ve şikayetleriyle en çok ilgi çeken kişi, zayıf veya aciz olduğu düşünülebilecek olan kişiydi. Bunun ardından ilgi ve acıma kavramlarına tamamen farklı bir açıdan yaklaşmaya başladım. Bunun aslında daha fazla enerji almaya yönelik tam bir manipülasyon olduğunu görüyordum.</p>
<p>Bunun bir tür KH hiyerarşisinin kanıtı olup olmadığını merak etmeye başladım. Dünyadışı varlıklar tarafından kaçırılma olarak tanımlanan olayları da aynı bağlamda düşündüm. Baskın insanlar küçük gruplarına egemen olup üyelerden enerji emiyor ve sonra da topladığı enerjinin sağılması için kaçırılıyor muydu? Bu şeylerin aslında nasıl işliyor olabileceğiyle ilgili ilginç bir tahmin. Bu noktada hala sorular sorup gözlemler yapıyordum ve Kasyopyalıların dünyadışı varlıklar hakkında söyledikleri şeyleri kabul edebileceğimden hala emin değildim.</p>
<p>Her halükarda bu gözlemler sizinle paylaşacağım ilginç bazı düşüncelerin önünü açtı ama bunların sadece varsayımsal olduğunu unutmayın. Bilinçli, uyanık bir halde hiçbir zaman bir Gri veya bir “Kertiş” veya başka bir dünyadışı varlık görmedim. Ama çocuklarımla birlikte havuzdayken tepemde yaklaşık 100 m genişliğinde bumerang tipinde bir UFO gördüm; çocuklarım da gördü. Bu olaydan sonra neredeyse bir yıl süreyle çok garip fiziksel semptomlar yaşadım ve sonradan bunların bir tür radyasyon zehirlenmesinin etkisi olabileceği söylendi ama o kadar şüpheciydim ki sadece şiddetli bazı alerjiler ve aşırı çalışma sıkıntısı çekmekte olduğuma ikna olmuştum.</p>
<p>Bana öyle geliyor ki insanların çoğunluğu gerçeğin derinliğini ne biliyor, ne de şüpheleniyor; tamamen hipnotize olmuş durumdalar. Sessiz bir çaresizlik içinde yaşamlar yaşıyorlar ve diğer insanlar için, hatta belki dünyadışı varlıklar için bir ziyafet sunuyorlar.</p>
<p>Fark etmeye başladığım bir diğer garip şey, pek çok insanın, zihinlerini açmaya ikna etmek için ne kadar çok akıl ve mantık kullanırsanız kullanın duygusal, subjektif bir amaç ve inanç sistemine sıkı sıkı yapışmalarına neden olan ön-programlı düşünce döngülerine sahip gibi görünmeleridir. Bu tür olayların mevcut olmadığını kanıtlamaya adananlar ve “doğal dezenformasyon sanatçıları” bu kategoriye düşüyor. Birer ajan olduklarının farkında bile değiller ve birileri onları buna ikna edebilecek olsa veya öyle olduğuna dair makul bazı ipuçları gösterse feci şekilde korkarlardı. Gerçek şu ki bu insanlar inanç sistemleri yoluyla “Üçüncü Adam” konusunda programlanmış durumdadır ve ona inanıyorlar, çünkü inanmak <em>istiyorlar</em>. Bu “isteyiş” elbette onların seçimi.</p>
<p>Farkında olmaya yönelik bir potansiyele ve iç yapıya sahip başkaları olabileceğini söylemiştim. Dünyadışılar muhtemelen onları da kaçırıyor ama onların aleminde mevcut olması gereken bir tür “kanun” nedeniyle onları öldürüp ortadan kaldıramıyorlar. Ama taktıkları bazı mekanik araçlar yoluyla onların düşüncelerini kendini-imhaya, faydasız yollara ve anlamsız spekülasyonlara yönlendirmeye çalışıyorlar. Ayrıca bu cihazlar sayesinde, bu şahıslar bir gerçeğe veya bilgi formülüne yaklaştıklarında duygusal durumlarını manipüle ederek kendi duyguları nedeniyle kafalarının karışması sağlanabilmektedir. Bu kontrol programlarının kırılması çok zorlu bir görevdir.</p>
<p>Bu tür durumlarda pek çok şey olabilir. Kişi bu kafa karışıklığı durumlarını aşmayı öğrenebilir veya bunlar içinde takılıp kaybolabilir. Bu duygusal haller, sevilen ve sevilmeyen şeylerle ve herhangi gerçek bir realiteyle alakası olmayan, duygusal nitelikte pozitif ve negatif algılarla ilgilidir.</p>
<p>İnsanlar evlilik partnerinin kontrolcü ve enerji vampiri haline geldiği olumsuz evliliklere duygusal olarak yönlendirilebilirler; insanlar duygusal olarak birşeyi aşırı derecede arzulamaya ve arzularında kaybolmaya yönlendirilebilirler ve kendilerini yaptıklarının iyi olduğuna ikna etmek için her tür mantıksallaştırmalar yaratacaklardır ve bu mantıksallaştırmalar onları bir diğer ilüzyonun içine sevk etmekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır.</p>
<p>Görünüşe göre eşzamanlı olaylar yaratılarak bu bireylere sunulabilir ve böylece bu bireyler evrenin kendilerini “onayladığını” düşünerek yapmakta veya düşünmekte oldukları şeyin doğru olduğuna ikna olabilirler.</p>
<p>Manipülasyonlar ve varyasyonlar sonsuzdur, inanılmaz derecede derindir ve kavrayış ötesinde sinsicedir. Ve bunu görmek <em>korkunç</em> birşeydi! <em>Neredeyse tüm insanlığın sadece BESİN olduğunu gördüm</em>. Tıpkı Matrix filminde betimlendiği gibi doğumdan mezara kadar kontrol ve manipülasyon altındaydılar ama cinnet geçirip tüm dünyayı kontrol altına alan bilgisayarlar için birer “pil” olmaktan ziyade, daha yüksek yoğunluklardaki varlıklara yönelik <em>fiziksel birer enerji kaynağıydılar</em>. Ve cehaletleri nedeniyle hiçbir şey yapamıyorlar. Farkında olmadıkları için özgür iradeleri yok.</p>
<p>Bu meseleler hakkında spekülasyonda bulunmaya devam ederken, kültürümüzün, dinlerimizin, felsefelerimizin, bilimlerimizin, hepsinin bu geniş ve karmaşık beslenme mekanizmasına, bu Kendine Hizmet hiyerarşisine katkıda bulunduğunu ve o hiyerarşi tarafından kontrol edildiklerini anladım. “Yeni” Yeni Çağ (New Age) yorumlarının bile çoğu, özgür irademizi elimizden almaya yönelik bir aldatma soğanın katmanlarından biri olmaktan başka hiçbir şey değildir.</p>
<p>“Sevgiye” ne olmuştu böyle? “Birliğe”, iyiliğe, Cennet’teki Tanrı’ya ne olmuştu? Hani dünyada herşey yolundaydı? Tüm dünyada devam ettiği düşünülen bilinç artışına ne olmuştu? Kendini “sevgi ve ışıkla” çevreleyip pozitif düşündüğünde “güvende” olmaya ne olmuştu? Tekrar ve tekrar, tüm bu şeylerin sadece “besleme makinesinin” maskeleri olduğunu görüyordum. İllüzyonun katmanları.</p>
<p>Elbette şu soru ortaya çıkıyordu: karanlığı içine düşecek kadar uzun bir süre boyunca mı araştırmıştım acaba? Yalanları ve kafakarışıklığını ortadan kaldırma çabam aslında bunların varlığının bir kabulü müydü ve bunların yaşamımda ortaya çıkmasına mı neden olmuştu? Bir yansımamı mı görüyordum? Bu noktada William James’in <em>Varieties of Religious Experience</em> (Dini Deneyim Türleri) adlı kitabını okuyordum. Bir alıntı:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Son toplantımızda sağlıklı mizacı ele aldık; uzun süreli acı çekiş konusunda yapısal bir yetersizliği olan ve herşeye iyimser gözle bakmanın karakter kalıbı haline geldiği mizaç.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu mizacın nasıl belirli bir din türünün temeli haline gelebileceğini gördük; iyiliğin, hatta bu dünya hayatının iyiliğinin, mantıklı bir birey tarafından temel olarak kabul edildiği bir din.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu dinde bireyler, evrenin kötü özelliklerini derinden hissetmeyi ve bunlara çok fazla ilgi göstermeyi sistematik bir şekilde azaltarak, derin düşünüşte onları görmezden gelerek ve hatta bazen doğrudan reddederek o kötülüğün etkilerinden korunmaya yönelir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kötülük bir hastalıktır ve kötülük endişesi de kendi içinde bir hastalıktır. Tövbe ve pişmanlık bile hastalıklı birer dürtü olabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şimdi, kötülük bilincinin yükünü hızlı bir şekilde üzerinden atamayan, doğuştan itibaren kötülüğün varlığından acı çekme kaderini yüklenmiş kişilere dönelim&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hastalıklı zihnin farklı seviyeleri vardır&#8230; Bazıları için kötülük, etraftaki şeylerle olan bir ayarsızlık, kişinin hayatının çevreyle uyuşumsuzluğudur. Bu kötülük ya benliği, ya etraftaki şeyleri ya da her ikisini birden değiştirme yoluyla giderilebilir niteliktedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bazıları içinse kötülük, kendi asli yapılarında mevcut olan bir yanlışlık, bir ahlak bozukluğudur ve çevredeki hiçbir değişiklik ve içsel benlikte yapılacak hiçbir yüzeysel düzenleme bu kötülüğü gideremez ve olağanüstü bir çözüm gereklidir. Bir bütün olarak Latin ırkları kötülüğe daha çok birinci bakış açısıyla yaklaşırken, Cermen ırkları Günah’ı doğal öznelliğimize çok köklü bir şekilde işlemiş ve hiçbir yüzeysel operasyonla çıkarılamayacak birşey olarak düşünme eğiliminde olmuştur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">&#8230;Genel olarak, bir insan bilincinin dikkatini çeken gürültü, basınç ve diğer dış uyaran miktarı anlamında bir bilinç eşiğinden bahsederiz. Yüksek eşikli bir şahsın uykusunu bozmayacak olan bir gürültü miktarı, düşük eşikli birini hemen uyandıracaktır. Benzer şekilde, bir şahıs herhangi bir duyumsayış düzenindeki küçük farklılıklara karşı duyarlıysa, o şahsın düşük bir “fark etme eşiği” olduğunu söyleriz. Bu şahsın zihni söz konusu farklılıkların bilincine varır. Ve aynı şekilde bir “acı eşiği”, bir “korku eşiği” veya bir “ızdırap eşiğinden” bahsedebiliriz ve bu duygular bazı bireylerin bilincine çok kolay erişirken, bazılarınınkine erişemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Goethe demiştir ki “Hayatımın gidişatı konusunda hiçbir şey söylemeyeceğim. Ama temelde acı ve yükten başka hiçbir şey değildi ve 75 yıllık ömrüm boyunca dört hafta gerçek huzur veya sağlık yaşamadım. Sürekli aşağı yuvarlanan bir kayanın sürekli yukarı taşınması gibi.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Martin Luther dedi ki “Hayattan tamamen bezmiş durumdayım. Tanrı’nın gelip beni alması için dua ediyorum; kırk yıl daha yaşamaktansa Cennet’e gitme ümidimden vazgeçebilirim.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Sağlıklı zihnin” bu durumlara karşı sunabileceği tek rahatlık şudur: “Saçma! Açık havaya çık! Neşelen ve eğer olumsuzluğunu bırakırsan iyi olursun!&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama ‘mutluyum ve şanslıyım’ tavrına ruhsal değer atfetmek, unutkanlığın ve yüzeyselliğin kutsanmasından başka birşey değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Problem ise ölebilmemiz, hastalanabilmemiz, ölümsüz bir hayata, hastalıksız bir sağlığa, sona ermeyecek bir iyiliğe ihtiyaç duyuyor olmamızdır. Bir arkadaş şöyle demişti: “Benim sorunum mutluluğa ve iyiliğe çok fazla inanıyor olmam ve bunların geçiciliği konusunda hiçbir şeyin beni teselli edememesidir.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hayvani telaş ve içgüdünün biraz soğutulması, hayvani sertliğin biraz azalması, acı eşiğinin biraz düşürülmesi, olağan neşe pınarlarımızın tümünün çekirdeğindeki kurdu ortaya çıkarmakta ve bizi melankoli metafizikçilerine dönüştürmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mümkünse dünyanızın şu anda size ilham etmekte olduğu tüm duygulardan aniden arının ve sizin olumlu, ümitli veya evhamlı bir yorumunuz olmaksızın tamamen kendi başına varolduğunu hayal etmeye çalışın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Böylesine bir negatiflik ve ölmüşlük durumunu fark etmek sizin için neredeyse imkansızdır. Dünyamızın sahip gibi göründüğü değer, çıkar veya mana aslında tamamen gözlemcinin zihninin ürünüdür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tıpkı gündoğumunun Mont Blanc’ı bir ölüm griliğinden umut verici bir keyfe dönüştürmesi gibi, sevgi de sevilen varlığı dönüştürür. Duygular, eğer varsalar, hayatı değiştirirler. [Laura’nın notu: Sadece bu bile, duygularımızın bizi kontrol veya hipnotize etmede ne kadar kolayca kullanılabileceğini gösteriyor olmalı!]</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tolstoy’un durumunda, hayatın herhangi bir anlama sahip olduğu duygusu bir süre için tamamen kaybolmuştu. Sonuç ise gerçekliğin ifadesindeki bir dönüşümdü.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yenilenme fenomenini incelediğimiz zaman görürüz ki, değişimin yaygın sonuçlarından biri, kişinin gözünde doğanın geçirdiği dönüşümdür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hızlı bir merak ve sorgulama ve yoğunlaşan bir teorik faaliyet meydana gelir ve acı çeken kişi genellikle maddeyle doğru ilişkiye girmek için bir çözüme yönelir&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tolstoy şöyle yazıyor: “Ne deliydim, ne de hasta. Aksine, kendi yaşımdaki insanlarda nadiren rastladığım bir fiziksel ve zihinsel güce sahiptim. Köylüler gibi ot biçebiliyor, hiçbir olumsuz etki hissetmeden beynimi kesintisiz sekiz saat çalıştırabiliyordum. Ama hayatımdaki herhangi bir eyleme herhangi makul bir anlam veremiyordum. Ve bunu baştan beri anlamamış olduğuma şaşırıyordum. Zihinsel durumum öyleydi ki, sanki biri benim üzerimde kötü ve aptalca bir oyun oynuyordu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan hayattan sarhoş olduğu süre boyunca yaşayabilir ama ayıldığında herşeyin aptalca bir kandırma olduğunu gözden kaçıramaz. İçinde gülünç birşey bile yok; tamamen ve basitçe zalim ve aptal.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ama belki, dedim kendime, gözden kaçırdığım veya anlayamadığım birşey olabilir. Bu ümitsizlik durumunun insanlık için doğal olması mümkün değil. Ve insanın yarattığı tüm bilgi dallarında bir açıklama aradım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Acılı, sürümcemeli ve canlı bir merakla sorguladım. Üşengeç bir şekilde değil, yoğun bir emekle ve inatçı bir şekilde günlerce, gecelerce aradım. Kaybolan ve kendini kurtarmaya çalışan bir adam gibi aradım. Ve hiçbir şey bulamadım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üstelik benden önce bilimde bir yanıt arayan hiçkimsenin de birşey bulamadığına ikna oldum. Beni ümitsizliğe sevk eden şeyin, yani hayatın anlamsız absürtlüğünün, insan tarafından erişilebilecek tek inkar edilmez bilgi olduğunu onlar da biliyordu.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şimdi bizi ilgilendirmesi gereken tek şey, normal hayata karşı olan bu mutlak hayalkırıklığı fenomenidir&#8230; Hayalkırıklığı bu kadar ileri bir seviyeye ulaştığında, insan cennetin yasak meyvesini yediğinde, cennetin mutluluğu bir daha asla gelmez. Gelebilecek tek mutluluk çok daha karmaşık birşeydir ve doğal kötülük de onun parçalarından biridir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Acı çeken kişi daha önce olabileceğinden daha derin bir bilince sahip olarak tekrar doğar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu noktaya vardıktan sonra, zihni sağlıklı olan bir iyimser ile, kötülüğe bakma deneyimini esas kabul eden zihni hastalıklı kişi arasındaki karşıtlığı görebiliriz. Sağlıksız zihinli için “sağlıklı zihinlilik” tarifsiz derecede kör ve sığdır. Sağlıklı zihinli için ise sağlıksız zihinli korkak ve hastalıklıdır. Onlar bu gazap çocukları ve ikinci doğum arzulayıcılarıyla ilgili tiksindirici birşeyler olduğunu düşünürler. </span></p>
<p>Ve eğer dini bağnazlık (insanları asma, kazıkta yakma) hala revaçta olsaydı, sağlıklı zihinli kişiler şüphesiz hasta zihinlilerin yok edilmesini savunurdu, tersi değil.</p>
<p>Kişinin dikkatini kötülükten uzaklaştırma ve sadece iyiliğin ışığında yaşama yöntemi işe yaradığı sürece harikadır&#8230;</p>
<p><span style="color: #000000;">Fakat şüphe yoktur ki sağlıklı zihinlilik felsefi bir doktrin olarak eksiktir, çünkü somut bir şekilde dikkate almayı reddettiği kötü gerçekler, gerçeğin sahici birer parçasıdır ve bu kötü gerçekler sonuçta hayatın öneminin en iyi anahtarı olabilir ve belki de gözlerimizi gerçeğin en derin seviyelerine açmamızı sağlayacak şeyler olabilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Delinin korku vizyonları tamamen günlük hayat unsurlarından türer. Medeniyetimiz enkaz üzerine kurulmuştur ve her bireysel varlık ümitsiz bir ızdırabın ıssız acısını deneyimler. Jeolojik zamanların etobur sürüngenlerini hayal etmek bizim için zordur; tamamen birer müze numunesi gibi görünürler. Fakat müzelerdeki o kafataslarında, her gün kadersiz bir kurbanın ümitsizce çırpınan bedenine geçirilmemiş bir diş yoktur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aynı korku türleri bugünün dünyasını da doldurmaktadır. Bizzat kendi kalplerimizde, cehennemin kedisi korku içindeki çaresiz fareyle oynamakta veya telaşla çırpınan kuşu çeneleri arasında kavramaktadır. Timsahlar, pitonlar, çıngıraklı yılanlar da bizim kadar gerçek birer canlıdır ve onlar veya diğer vahşi hayvanlar ne zaman canlı avlarını kavrasalar, hastalıklı zihnin hissettiği ölümcül korku, duruma gösterilen doğru reaksiyondur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kötü gerçekler tıpkı iyi gerçekler gibi doğanın gerçek bir parçası olduğu için ve felsefi bir çıkarım olarak bunların rasyonel bir önemi olması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda, bu şeylerin sistematik bir şekilde dikkate alınmaması, bunları görüş alanına dahil etmeye çalışan sistemlerle karşılaştırıldığında daha az tamdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sağlıklı zihinli iyimserler mutlu olmak için yalnızca bir kere doğmaya ihtiyaç duyarken, ‘hasta ruhlar’ mutlu olmak için iki kere doğmaya ihtiyaç duyar.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">James’in bahsettiği “sağlık zihinli insan” ile “hasta ruhlar” arasındaki fark arasında özellikle dikkatimizi çeken şey, bunun evrenin iki farklı kavramı arasındaki farkı vurguluyor olmasıdır: subjektif ve objektif.</p>
<p align="JUSTIFY">Bir kere doğanda, dünya tek katlı birşeydir&#8230; parçaları sahip olduğu görülen değerlere sahiptir&#8230; İki kere doğan için ise dünya iki katlı bir gizemdir. Doğal iyilik sadece miktar ve süre olarak yetersiz olmakla kalmaz, varlığının kendisinde bir sahtelik gizlidir. Bizi asıl iyilikten uzaklaştırır ve ondan vazgeçiş ve ümitsizlik, gerçeğin yönüne attığımız ilk adımdır. İki hayat vardır: doğal hayat ve ruhsal hayat. Ve birinden vazgeçmeden diğerine gidemeyiz.</p>
<p align="JUSTIFY">Şimdi soru şudur: birden üçüncü yoğunluk dünyayı aslında olduğu gibi mi görmeye başlamıştım? Objektif realiteyi mi görüyordum?</p>
<p align="JUSTIFY">Kasyopyalılara bunu sordum ve bunun “çekim dalgası” celselerinden hemen önce olduğunu görebilirsiniz:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">9 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu son dönemde herşeyi olduğu gibi, berrak bir şekilde görme süreci çok uyandırıcı oldu ve insanlarla etkileşimlere dair büyük resim ve bunun ne kadar çirkinleşebileceği&#8230; Korkunç bir depresyonun içine girdim. Bir kerede bu kadar çok şey görmekten dolayı dengemi tekrar kurmam gerekti. Bu süreçte bana ne olduğunu açıklayabilir misiniz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Gelişim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu algıyı diğer insanlarla paylaşmaya çalıştım ve insanlara sonunda herşeyi gerçek hallerinde gördüğümü ve bunun HİÇ güzel bir resim olmadığını söylediğimde neredeyse istisnasız olarak hepsi &#8220;sen güçlü bir negatif varlığın kontrolüne girmişsin ve tüm bunları onun gözüyle görüyorsun&#8221; dedi! Neden böyle söylüyorlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Öncelikle &#8220;herşeyi böyle karanlık ve felaket havasında&#8221; algılamak doğru değil. Bu yalnızca çıkmakta olduğun sahtelikler kozasından kaynaklanan birşey. Dengeyi kutla. Dengesizlik illüzyonunun ölümü için yas tutma.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Buradan nereye gidiyorum? Hepimiz nereye gidiyoruz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Heryere.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Üçüncü bölümde Kasyopyalıların şu an bahsettiğim bu “görmenin” bir yıl öncesinde geçirdiğim DNA değişiklikleriyle ilgili olduğunu söyledikleri bazı garip etkileri anlattım. O önceki durumda, etkiler çoğunlukla zihinsel ve duygusaldı ve şahsi meselelerin ele alınması ve halledilmesi ile ilgiliydi. En hafif ifadeyle travmatikti ve sıcak ve soğuk basması, ağrı ve acılar gibi fiziksel yan etkiler de söz konusuydu. O akınlar gerçek bir meydan okumaydı ama biraz çabayla dengemi muhafaza edebiliyordum. Sanırım neredeyse tam bir yıl sonra gelecek olan şeye hazırlanıyordum.</p>
<p align="JUSTIFY">Özgür irade ile özgür irade eksikliği, KH ile BH, subjektiflik ile objektiflik arasındaki gerçek farkı algılamaya başladığımda, bu gezegende mevcut olan ve neredeyse tüm ilişkilerimde genellikle “besin” kısmını teşkil ettiğim “besin zincirini” algılamaya başladığımda, bu algı hayatımda çok kesin bazı eylemlerde bulunmama neden oldu. Kocamdan ayrılmak ve yakın ilişki içinde olduğum çok sayıda insanı hayatımdan çıkarmak da buna dahildi, çünkü bu insanların benden beslendiğini açıkça görebiliyordum. Beslenme mekanizmasını gördüğüm zaman, besin olmamaya ve kimsenin enerjisiyle beslenmemeye dayalı seçimler yapıyordum. Ve bunu kimseye açıklamamın herhangi bir yolu yoktu.</p>
<p align="JUSTIFY">Maddesel seviyede, bunun hem fiziksel hem de duygusal olarak büyük ve bunaltıcı bir acı çekiş yaratma potansiyeli vardı. Ben en çok ilgili diğer insanların acı çekmesi hususunda endişe duyuyordum ama anlaşılan oydu ki aslında onlar çok az acı çekiyordu! Cehennemin ateşlerinden geçen bendim.</p>
<p align="JUSTIFY"><em>Herhangi biri</em> için gönülsüz bir besin olmayı reddettiğiniz ve bunu görünmeyen, önceden aşılanmış inançlarınızla çelişen birşeyi görme nedeniyle yaptığınız zaman, farklı ve korkutucu birşey görmüşsünüzdür ve gördüğünüz şey papazınızın veya psikoloğunuzun “gerçekçi” veya “pozitif” bir gerçeklik görüşü olarak tavsiye edebileceği birşey değildir. Size daha önce öğretilen ve inandığınız herşeye zıt yönde gittiğinizde ve hardal tohumu kadar küçük birşeye inanarak hareket ettiğinizde, ne olur?</p>
<p align="JUSTIFY">Benim durumumda, hastalandım. Ve bildiğim diğer olaylarda da aynı sonuç ortaya çıktı, dolayısıyla bu nadir birşey değildi. Ciddi bir boğaz enflamasyonu nedeniyle haftalarca konuşamadım, gözlerim şişip kapandı ve ne antibiyotikler ne de başka herhangi türlü bir tedavi fayda etmedi; kulaklarım sürekli çınladı, berbat bir sıvı akıttı ve solumada ve hareket etmede güçlük çektim. Vücudumdaki her eklem ve kas kırılıp yırtılmış gibi acıyordu. Resmen güçlü birşeyin altında eziliyormuşum gibi hissettim. Ağrılardan ve hayatımın aslında ne olduğunu görmekten ve arayışım nedeniyle herşeyi değiştirmeye zorlanmaktan dolayı delireceğimi düşündüm. Gerçekten ölüyor gibiydim. O programlar gerçekten çok güçlü!</p>
<p align="JUSTIFY">O noktada, huzur için ve herşeyi istikrarlı tutabilmek adına tekrar inkara, eski inanç sistemine dönmüş olabilirdim ama bana açık bir şekilde hemen eyleme geçmezsem ölümcül bir tehlikeye maruz kalacağımı söyleyen bir rüya görmüştüm. Bu, Jung’cu bir psikolog olan Clarissa Pinkola Estes’in tanımladığı standart bir “Karanlık Adam Rüyası”ydı. Bu psikolog, <em>Women Who Run With The Wolves</em> (Kurtlarla Koşan Kadınlar) adlı kitabında, bilinçaltı bilişimizi analiz etmek için eski hikayeleri kullanıyor:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Psişenin doğal avcısı sadece peri masallarında değil, rüyalarda da görülür. Evrensel bir inisiyasyon rüyası vardır ve eğer bir insan 25 yaşına ulaştığında bu rüyalardan birini görmemişse bu şaşırtıcı bir durumdur. Bu rüya genellikle kişinin mücadele ve endişe içinde aniden uyanmasına neden olur. Rüyada bir ev vardır ve evin dışında da tehlike veya karanlık vardır. Rüyacı korkar ve yardım bulmak için telaş içinde çaba gösterir. Birden tehlikenin yanıbaşında olduğunu veya tehlikenin yenilemeyeceğini, veya kaybettiğini görür. Rüyacı aniden, hızlı bir solumayla ve kalbi güçlü bir şekilde çarpar halde uyanır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir avcı rüyası görmenin güçlü bir fiziksel yönü vardır. Rüyaya genellikle terleme, mücadele, kaba soluma, kalp çarpıntısı, bazen de ağlama ve korku iniltileri eşlik eder. Rüya yapıcının rüyacıya incelikli mesajlar verdiğini ve rüyacının nörolojik ve otonom sinir sistemini sarsan görüntüler gönderdiğini ve böylece bir durumun aciliyetini ifade ettiğini söyleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Karanlık rüyadaki” karanlık güçler insanlar tarafından “teröristler, tecavüzcüler, haydutlar, toplama kampı Nazileri, yağmacılar, katiller, kötü adamlar ve hırsızlar” diye tanımlanır. Rüyanın yorumunun birden fazla seviyesi vardır&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu tür bir rüya genellikle kişinin bilincinin içsel bir psişik avcının farkına vardığının güvenilir bir işaretidir&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rüya bir habercidir; rüyacı psişenin unutulmuş ve pasifleştirilmiş bir işlevini keşfetmiştir veya keşfetmek üzeredir ve onu serbest bırakmaya başlamaktadır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karanlık adam rüyası kişiye ne tür bir zor durumla karşı karşıya olduğunu söyler. Rüya rüyacıya karşı zalimce bir tutumu gösterir. Tıpkı Mavi Sakal’ın karısı gibi, rüyacı meseleyle ilgili “kilit” soruyu bilinçli bir şekilde algıladığında ve soruyu dürüstçe cevapladığında serbest kalabilir&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karanlık adam rüyaları bir inisiyasyon yaklaşırken görülür; yani bir biliş ve davranış seviyesinden bir diğerine psişik geçiş yaklaştığında. Bu inisiyasyon kişiyi yeni biliş ve oluş biçimine geçmeye hazırlayan bir geçit yaratır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rüyalar bir sonraki bilinç adımına ilerleyiş için birer “geçit”, giriş, hazırlıklar ve pratiklerdir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Karanlık adam rüyaları birer uyanma rüyasıdır. Bu rüyalar şöyle der: Dikkat et! Dış dünyada ciddi bir problem var&#8230; “Karanlık adam rüyalarındaki” tehdit hepimiz için bir uyarı niteliğindedir. Eğer dikkat etmezseniz sizden birşey çalınacaktır! Rüyacının inisiye edilmesi gerekmektedir, böylece ondan birşeyler çalan şey tespit edilebilecek, kavranabilecek ve halledilebilecektir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mavi Sakal hikayesinde avcının büyüsüne kapılan bir kadının nasıl durumun farkına varıp Mavi Sakal’dan kaçtığını görürüz. Bu hikaye, bilgi, sezgi, derdini anlatma ve kararlı eylem yoluyla dönüşme hakkındadır. Sırları çözmeliyiz ve gördüğümüz şey karşısında ayakta kalma yeteneğinizi kullanabilmeliyiz. Ve sonra, gördüğümüz şey konusunda yapılmasını gerekeni yapmak için sesimizi ve aklımızı kullanmalıyız. İçgüdüler güçlü olduğunda, içsel avcıyı koklayarak, görerek ve duyarak sezgisel olarak tanırız&#8230; Varlığını tahmin ederiz, yaklaştığını duyarız ve ondan kurtulmak için adım atarız. İçgüdüsel olarak tutuk, yani sadece basit ayrıntıları görebilen kişiler avcıyı fark edene kadar avcı onları ele geçirmiş olur. Bize nazik davranmamız, kör olmamız ve suistimal edilmemiz öğretilmiştir. [Laura’nın notu: Canımızdan vazgeçmeye hipnotize edilmişizdir.]</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gençler ve sezgisel olarak tutuk olanlar inisiye olmamıştır. Onlar karanlık acı hakkında fazla şey bilmezler ve dolayısıyla çabuk inanırlar. Neyse ki avcı harekete geçtiğinde rüyalarda bariz izler bırakır. Bu izler sonunda avcının keşfedilmesine, yakalanmasına ve sınırlanmasına giden yolu açar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Wild Ways hikayesi, insanlara ruhlarını korumak için ne zaman “nazik” davranmamaları gerektiğini öğretir. İçgüdüsel doğa, “şirin” olmanın bu tür durumlarda avcıyı gülümsettiğini bilir. Ruh tehdit altında olduğunda, bir çizgi çekip meydan okumak sadece makul değil, aynı zamanda gereklidir. </span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Büyük Sufi Şeyhi İbn-i Arabi tam da bu konular hakkında birşeyler yazmıştır. William Chittick <em>The Sufi Path of Knowledge</em> (Sufi Bilgi Yolu) adlı eserinde Sufi öğretileri hakkında bilgileri hem tercüme etmekte, hem de yorumlamaktadır. Aşağıda Arabi’nin ve Chittik’in yorumlarından alıntılar vardır ve kendi notlarımı eklemeden bunları olduğu gibi vereceğim. (Kitabı okuyun!)</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Kur’an şu soruyu sorar: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (39:9). Bilgi herşeyi kapsayan ilahi bir özelliktir ve bu nedenle de Tanrı’nın en harika ihsanıdır&#8230; Bilgiyi arayan insan için bilgi edinimi sonsuzdur, çünkü bilgi nesneleri sonsuzdur. İnsanın mutluluğunun sırrı budur. En büyük iyilik olan bilgi, aynı zamanda en büyük sevinç ve keyiftir. İnsan hayatının öbür dünyada hiç bitmeyen yolu, insanın sürekli bilgi edinimiyle açıklanabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Mutlu kişiler için bu bilgi ruhlarıyla tamamen uyumludur ve dolayısıyla bilgideki her artış mutluluktaki bir artıştır. Perişanlar için şeylerin bilgisi acı verici bir işkencedir çünkü onların bu dünyadaki inançları ve pratikleriyle çelişmektedir. Her yeni bilgi, her yeni ifşa yeni bir sefalettir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Perdelerin kaldırılması, gerçek durumun bilgisini ortaya koyar.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Peki ne görüyoruz?</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Tanrı’nın kendini evrenin ve zihinlerimizin içeriğini oluşturan formlarda tezahür ettirdiğini görüyoruz. Tanrı kendini her yerde “hayal ediyor.” Nereye baksak onun “hayalini” algılıyoruz. Dolayısıyla sevdiğimiz herşeyde Tanrı’yı seviyoruz. Tanrı kendini her formda ortaya koyuyor, böylece sevdiğimiz herhangi bir formda O’nu sevmek zorunlu oluyor. Dolayısıyla tüm evren, temel yapı maddesi açısından soyludur. İçinde mükemmellik derecesi bakımından bir farklılık yoktur. Bir kurtçuk ile Evrensel Zeka, yapı maddesi olarak aynı mükemmelliktedir. Harikalık dereceleri ancak formlar içinde tezahür eder, çünkü formlar seviyelere tabidir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Berzah veya Herşeyin Nefesi tektir; ne varlıktır, ne de yokluk. Hayaldir; ne O’dur, ne de O değildir. Bu ara alemde her özellik mecburen Tanrı’ya, yani her realitenin, hatta “yokluk” realitesinin kaynağı döner.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bütün, varlıklarımızı tezahür ettirmek için haller arasında dalgalanma gösterir; tıpkı “bir” sayısının rakamlar seviyesinde rakamların varlıklarını tezahür ettirmek için dalgalanma göstermesi gibi.</span></p>
<p align="JUSTIFY">Bu görmeye tepkimizin ne olması gerekiyor?</p>
<p><span style="color: #000000;">Adalet herşeyi yerli yerine koymaktır. Bilgelik her durumda gerektiği gibi davranmaktır. Doğru ilişkileri anlamadan doğru faaliyette bulunmak imkansızdır. “Bilge” doğru şey için doğru şeyi yapandır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Peygamber demiştir ki “Herkese hakkını verin.” Bir insanın veya şeyin hakkı, onun yapısı ve Yasaya uygun hareket edişi temelinde hak ettiği şeydir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Herşeye hakkını veren kişi sadece bilge değil, aynı zamanda saygılıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Saygınınilahi kökeni, Tanrı’nın dünyayı İsimlerinin özelliklerini tezahür ettirmek için yaratıyor olmasıdır ve her bir isim belirli durumlar gerektirir. Evrenin “ikincil nedenleri” veya “yaratılmış şeyler” de bu isimler arasındadır. Tanrı ikincil nedenleri bir amaç için meydana getirmiştir ve saygılıinsan bunların her birinin hakkını verir. Bu, her gerçekliğin kendi işlevini yerine getirmesine izin vermektir. İkincil nedenleri “ortadan kaldırmak” isteyen kişi Tanrı’ya saygısızlık etmektedir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İlahi saygılı insan, Tanrı’nın onayladığını Tanrı’nın onayladığı yerde ve Tanrı’nın onayladığı şekilde onaylayan kişidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanrı ikincil nedenleri amaçsızca yaratmamıştır. Bizim bunları desteklememizi ve ilahi güven için bunlara güvenmemizi istemiştir. İlahi Bilgelik bunu bilinir kılar&#8230; Dolayısıyla, ilahi ve saygılı bilge, ikincil nedenleri Tanrı’nın yerleştirdiği yere yerleştiren kişidir. Kimse ikincil nedenleri ortadan kaldırmaz; onları oraya Tanrı’nın koyduğunu bilmeyen kişi dışında. Büyük bilge kişi, Tanrı’yı bilen saygılı bir insan dışında kimse ikincil nedenleri onaylamaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanrı’nın hizmetkarları arasındaki bilge, herşeyi yerli yerine koyan ve seviyesinin ötesine koymayandır. Herşeye hakkını verir ve hiçbir şeyi kendi şahsi arzusu veya kaprisine göre yargılamaz. Bilge, Tanrı’nın kendisini belirli bir süre için yerleştirdiği mekanı göz önünde bulundurur ve Tanrı’nın yasaya göre kendisi için oluşturduğu bu mekan içindeki faaliyet kapsamını arttırıp azaltmadan yerine getirir. Sonra kendisine açıklandığı şekilde yürür ve bu mekanda kendisi için ayarlanan terazinin elinden düşmesine asla izin vermez.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Bir insan, birşeyin kökeninde ne olduğunu ve gereğinin ne olduğunu nasıl bilir?</p>
<p align="JUSTIFY">Durumun formunu kendi varlığı yoluyla bilir.</p>
<p align="JUSTIFY">Yani, bisiklet sürmeyi bisiklet sürerek öğreniriz. Samimi bir şekilde, peşin hükümler, varsayımlar veya beklentiler olmaksızın evrene dair sorular sorduğumuzda, yaşamlarımız cevabı oluşturmaya başlayacaktır.</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;"><em>Yani, yaşamlarımızdaki olaylar, koşullar ve ilişkiler, gerçeğin varlığının yansımasıdır. Gerçekliğimizin işaretlerini, sembollerini okuyarak “herşeye hakkını verme” yeteneğine geliriz. Ruhu görüntüyü çarpıtmayan bir ayna olan kişi, mutlu ve gerçekçi kişidir. Ebu Bekir şöyle yazmıştır: “Hiçbir şey görmedim ki önünde Tanrı olmasın.”</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Perdeyi kaldıran kişi, farkında olmasa da her zaman yaratmakta olduğunu anlar. Fakat kişi kendi sınırlı iradesi ve arzularıyla yaratmaz, kendisi daha önce farkında olmayabilirse de, Bütün onun üzerinden daima yaratmaktadır. </em></span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">“Kendi gerçekliğinizi kendiniz yaratıyorsunuz” fikrinin en çok çarpıtıldığı ve “eğer güzel düşünceler düşünürseniz, afirmasyonlar söylerseniz ve sadece hayatta görmek istediklerinizi görürseniz, onlar gerçekleşir” anlamına gelecek şekilde yozlaştırıldığı yer burasıdır. Güneş balçıkla sıvanmaz! Bu yozlaştırılmış öğreti aslında herşeye hakkını vermemek şeklinde Tanrı’ya karşı en ciddi saygısızlık hatasının yapılmasına götürür ve bu da benim kendi deneyimimden görebileceğiniz gibi son derece nahoş sonuçlara götürür. “Canın acıyana kadar vermek”, “öbür yanağını dönmek” ve “sevgi ve ışık göndermek” kavramlarına sıkı sıkıya inanıyordum ve sonunda gerçeği <em>gördüğümde</em> bu kavramlara olan inancım beni öldürmek üzereydi!</p>
<p align="JUSTIFY">Örtüyü kaldıran kişiye Tanrı “herşeye hakkını ver” emrinde bulunur, tıpkı Tanrı’nın “herşeye kendine özgü bir form vermesi” gibi. O zaman yaratılmış hiçbir şey tarafından O’na herhangi bir hak iddiasında bulunulmayacaktır, tıpkı yaratılmış hiçbir şey tarafından Bütün’e herhangi bir iddia yöneltilmediği gibi. Perdenin kaldırılmasının böyle bir faydası vardır.</p>
<p align="JUSTIFY">Pratikte bu ne anlama gelir? Yaşamlarımızın her olayında ve ilişkisinde, subjektif olarak hoşlandığımız ve hoşlanmadığımız şeylerden bağımsız olarak “uygun” veya objektif olanı yapmayı ve “yasak” veya subjektif olanı yapmaktan sakınmayı öğrenmemiz gerekir.</p>
<p align="JUSTIFY">İkincil nedenlerin veya maddesel gerçekliğin perdeleriyle kaplı olan zihinlerimiz genellikle birşeyin kökenini bilmez. Aksine, mantığımız genellikle bir maddenin o şeyin kendisi olduğunu söyler. Duyularımız için güzel ve hoş birşeye rastladığımızda o şeyin kökende güzel ve iyi olduğunu düşünürüz hatalı bir şekilde. Bunun örneklerinden biri zengin, yağlandırıcı tatlılar ile sağlıklı, besleyici sebzeler arasındaki zıtlıktır. Aynı şey hayatımızdaki olaylar ve ilişkiler içinde geçerlidir. İlişkiler ve kişilikler birbirine geçip karışır ve algılarımız ve kökler bakımından bunları birbirinden ayırmak zorlaşır. Ama yapmamız gereken budur.</p>
<p align="JUSTIFY">Yapmamız gereken, deneyimlediğimiz herkesin ve herşeyin özelliklerini tespit etmek, “görünmeyen şeylerin ışığını”, “ruhu cehaletin karanlığından arındıran bilginin ışığını” görmektir.</p>
<p align="JUSTIFY">Yine şu soruyu sormamız gerekiyor: bu basit karmik kavrayışlar nelerdir? Herşeye hakkını vermek ne anlama geliyor?</p>
<p align="JUSTIFY">“Nereye dönersen dön, orada Tanrı’nın yüzü vardır.”</p>
<p align="JUSTIFY">Karanlığı, içinde yaşadığımız gerçekliğin dehşetini görürken, Tanrı’nın <em>bir</em> yüzünü görüyordum.</p>
<p align="JUSTIFY">Arapça’da birşeyin “yüzü”, onun özünü veya gerçeğini yansıtan birşeydir. Tanrı’nın yüzünü birine çevirmesi demek, kendini ifşa yoluyla o insanda gerçekliğini tezahür ettirmesi anlamına gelir.</p>
<p align="JUSTIFY">Tanrı’nın görmeyi <em>seçtiğiniz</em> tek yüzü “İyi ve Seven” yüz olsa bile, diğer yüz yok olmaz, sadece göremediğiniz ama hayatınızda sizin anlayamadığınız şekillerde eylemde bulunacak olan Üçüncü Adam haline gelir. Değiştirmeye veya “katlanmaya” çalıştığınız belirli karakteristikleri olan birine aşık olmak gibi birşeydir bu. Eğer sevmeyi öğrenmek koşulsuz sevmek anlamına geliyorsa, <em>sevmediğiniz</em> parçaları olan birini sevdiğinizi nasıl söyleyebilirsiniz? <em>O insanı aslında olduğu gibi sevmiyorsunuzdur</em>. Aşık olduğunuz şey o insana ait “kendi imgelemenizdir.” Bir anlamda, kendinize aşıksınızdır, çünkü “sevdiğinizin” olması gereken şeyle ilgili imgenin yaratıcısı sizsiniz. Aynı şey “Tanrı Sevgimiz” için de geçerlidir. Eğer Tanrı’nın varlığının tam <em>yarısını</em> inkar ediyorsak onu nasıl seviyor olabiliriz? Eğer evrenin, varoluşun, TANRI’nın hangi parçasının kabul edilebilir olduğu konusunda kendimizi bir yargıç veya jüri yerine koyuyorsak?</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Sevdikleri Tanrı veya kendi türlerinden biri olmadıkça, bil ki sevgi sevgililerin bütününü saramaz. Başka hiçbir sevgi bir insanı tamamen saramaz&#8230; Biri falanca kişiyi sevdiğinde, kendisinde hiçbir şey yoktur ki sevgilisinde tekabül eden parçasını bulmasın. Geriye kalan hiçbir şey yoktur&#8230; Sevenin dışadönük boyutu, sevdiğinin dışadönük boyutuna, içedönük boyutu ise sevdiğinin içe dönük boyutuna mest olur. Tanrı’nın hem Tezahür Etmiş hem de Tezahür Etmemiş olarak adlandırıldığını görmüyor musunuz? Dolayısıyla Tanrı ve ona benzeyenlerin sevgisi insanı tamamen sarar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanrı tüm “yüksek karakter özelliklerinin” kökenidir. O aynı zamanda “alçak karakter özelliklerinin” de kökenidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İlahi formda yaratılmış olan insan tüm ilahi isimleri kapsar ve kendinde Tanrı’nın tüm karakter özelliklerini barındırır. Ruhsal yolcunun amacı isimleri ve karakter özelliklerini mükemmel denge ve uyum içinde gizlilikten hakikate, eylemselliğe getirmektir. İnsanın tezahür ettirdiği hem yüksek hem alçak tüm karakter özellikleri insanın içsel yapısında mevcuttur. Bunlar mecazi veya ödünç olarak değil, gerçekten ona aittir. Aynı şekilde Tanrı kendini adlandırmak için kullandığı tüm isimlere sahiptir; yaratım, hayat vermek ve öldürmek, alıkoyuş ve veriş, yapış, hilebazlık, alay, karar, emir, gülüş, coşma, merak, sevinçle alış, aşağılama, bağışlama, intikam alma, merhametli, öfkeli vs.</span></p></blockquote>
<p>İnsanın düşük denen karakter özelliklerinin var olma hakkını inkar ettiği bir durumda yaşamak, bunları bir hata veya bir isyan olarak, “Şeytani bir aldatma” olarak düşünmek, varoluşun yarısını, Tanrı’nın tam yarısını inkar etmek, Tanrı’yı reddetmek, onu sevmemektir. Sadece sınırlı insan zihninin kabul edilebilir bulduğu parçaları sevip bedenin konforu için hoş ve arzu edilebilir olmayan parçalardan nefret etmek, subjektif bir şekilde benliğin sadece “kabul edilebilir” kısmını sevmek anlamına gelir. Bu kritik bir noktadır: benliğini tüm parçalarıyla birlikte <em>kabul etmek</em>.</p>
<p>Bu bir insanın her negatif karakter özelliğini “tezahür ettirdiği” anlamına gelmez; her zaman yüksek özellikleri tezahür ettirmeyi ve düşük özellikleri verimli bir şekilde kanallamayı seçmeyi kabul ettiği, sevdiği ve çaba gösterdiği anlamına gelir. Hem aydınlığı hem de karanlığı objektif bir şekilde, yani koşulsuz bir şekilde sevmek ve bir başkasının kendi uygun gördüğünü yapma ve olma Özgür İradesine asla müdahale etmemek, anahtarlardan, “basit kavrayışlardan” biridir.</p>
<p>Elbette bu aynı zamanda kendi Özgür İradesinin ihlal edilmesini reddetmektir. Bir başkasına “karşı” eylemde bulunmak zorunda değilsiniz. Bu tür durumlarda sadece “kendi kaderiniz için” eylemde bulunursunuz. Ve burada, “The Gospel of Sri Ramakrishna” (Sri Ramakrishna’nın İncili) adlı kitaptan (Swami Nikhilananda, Madras: Sri Ramakrishna Math, 1944) bir başka küçük örnek verebiliriz:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">Üstat havarileriyle konuşuyor: Size bir hikaye anlatayım. </span></p>
<p>Bir ormanda pek çok havarisi olan yüce bir adam yaşarmış. Bir gün onlara tüm varlıklardaki Tanrı’yı görmeyi ve böylece hepsinin önünde saygıyla eğilmeyi öğretmiş.</p>
<p><span style="color: #000000;">Bir havari tören ateşi için ormana odun toplamaya gitmiş. Birden bir çığlık duymuş: “Yoldan çekil! Çıldırmış bir fil geliyor!”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yüce adamın o havarisi hariç herkes hızla kaçmış. Bu havari filin de bir başka formdaki Tanrı olduğunu düşünmüş. O halde neden ondan kaçmalıydı ki? Yerinde durmuş, hayvanın önünde eğilmiş ve dualar okumaya başlamış.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Filin mahutu (yöneticisi) bağırmış: “Kaçın! Kaçın!” Fakat havari kımıldamamış.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hayvan onu hortumuyla tutup kenara fırlatmış ve yoluna devam etmiş.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Canı acıyan ve yaralanan havari baygın halde yerdeymiş. Olanları duyan öğretmeni ve havari kardeşleri gelip onu keşişhaneye taşımış. Bazı ilaçlar sayesinde kısa süre içinde bilinci yerine gelmiş.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Biri ona sormuş: “Filin geldiğini biliyordun; neden oradan uzaklaşmadın?&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Ama” demiş, “öğretmenimiz bize insanlar gibi hayvanların ve herşeyin Tanrı’nın farklı formları olduğunu söylemişti. Ben de bu yüzden gelenin fil Tanrı olduğunu düşündüm ve kaçmadım.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bunun üzerine öğretmen demiş ki: “Evet çocuğum, gerçekten de gelen fil Tanrı’ydı fakat mahut Tanrı sana orada durmamanı söyledi. Herkes Tanrı’nın tezahürleri olduğuna göre neden mahut görünümündeki Tanrı’nın sözünü dinlemedin?”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Aynı şekilde, kutsal metinlerde suyun Tanrı’nın bir tezahürü olduğunu söylenir. Fakat bazı sular ibadet için kullanıma uygunken, bazıları el-yüz yıkamak için, bazıları tabakları ve kirli çamaşırları yıkamak için uygundur. Bu son su türü içmek veya ibadet etmek için kullanıma uygun değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Buna benzer olarak, şüphesiz Tanrı yüce olan ve olmayan, iyi ve kötü, erdemli ve erdemsiz herkesin kalbinde mevcuttur; fakat insan yüce olmayan, kötü ve kirli ile ilişki kurmamalıdır. Onlarla samimi olmamalıdır. Bazılarıyla konuşabilir fakat bazılarıyla bunu bile yapmamalıdır. Bu tür insanlardan uzak durmalıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir havari sordu: “Efendim, eğer kötü bir insan zarar vermek üzereyse veya veriyorsa, sessiz mi kalmalıyız?”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Üstat: Bir toplumda yaşayan insan kendini kötü insanlardan korumak için bir kızgınlık göstermelidir. Fakat kendisine zarar verilecek beklentisiyle kimseye zarar vermemelidir.”</span></p></blockquote>
<p>İyiyi ve kötüyü, çirkini ve güzeli, düzgünü ve yamuğu, ahlaklıyı ve ahlaksızı Tanrı yaratır.</p>
<p>Tümü nasıl kabul edeceğiz? Tanrı’yı tüm parçalarıyla nasıl seveceğiz? Her şeye hakkını nasıl vereceğiz?</p>
<p>Tüm bu özellikleri tezahür ettiriyor muyuz? Cevap “evet ve hayır.”</p>
<p>Ve o evet ve hayır arasında, yolda karşılaştığımız tüm tehlikeler uzanıyor. Yine Chittick’in “The Sufi Path of Knowledge” kitabından bir alıntı yapalım:</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">“Herşeyi kapsayan bir Tek Varlık var olduğuna göre, Tanrı hem iyi hem kötü olan herşeyde mevcut olduğuna göre, iyi ile kötü arasında fark yoktur ve herşeye izin vardır” diye düşünme hatasını yapmak kolaydır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Anlamamız gerekiyor ki kötülük kendi seviyesinde gerçektir ve insanın kötü durumla kendisi kadar gerçek birşey olarak yüzleşmesini sağlamak için mevcuttur. Yani bir yanda dengeye, uyuma ve mutluluğa giden düz yol ile diğer yanda dengesizliğe, eşitsizliğe ve sefalete giden eğri yol arasında seçim yapmak için kendi doğası tarafından zorlanmak için mevcuttur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tanrı’nın bakış açısıyla bakılacak olursa tüm yollar “düzdür” fakat bu tüm isimleri ve tüm olasılıkları kavrayan varlık olarak Tanrı’nın bakış açısıdır. Tüm insanlığın mükemmelliğini ve mutluluğunu arzulayan Rehber olarak Tanrı’nın bakış açısı değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Saf Varlık açısından bakılacak olursa iyilikten başka hiçbir şey yoktur. Fakat varoluş göz önünde bulundurulduğunda, “iyi” tanımı gereği “kötü” ile birlikte vardır. İnsan varlıkları Saf Varlık’la birlikte yaşamıyor ve iyilik ile kötülük arasında seçim yapma zorunluluğuyla karşılaşıyor. İnsanlar evrene diğer var olan şeyler bağlamında yerleştirilmiştir ve iyiyi ve daha iyiyi ve kötüyü ve daha kötüyü seçmeye mecbur kalmaktadır. İyilerin ve kötülerin tamamı Tanrı’yı Saf İyi olarak tezahür ettirdiği halde, şeylerin doğasının oluşturduğu ölçütlerle ilişkili olarak ve Tanrı’nın isteği üzerine, insan varlıkları seviyesinde birbirlerine eşit kabul edilemezler. Dolayısıyla kendi durumumuzda iyiliğin ve kötülüğün gerçekliğinden kaçamayız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsan varlıkları bu dünyada varoluşlarının her aşamasında iyilik ile kötülüğü birbirinden ayırmaya mecburdur. İkincil nedenler O’nun adlarının özelliklerini alırlar ve evren yaşam doludur; her seviyede veriş ve öldürüş, affediş ve intikam alış, yüceltiş ve aşağılayış, doğru yönlendirme ve yanlış yönlendirme vardır. Her durumda insan çıkarları söz konusudur ve insan ikincil nedenleri iyilik ve kötülük olarak görmelidir. Dolayısıyla insanlar her zaman Tanrı’nın bakış açısını kendi bakış açılarından ayırmalıdır. Pek çok kişi bu konuda mantığını kaybediyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Tıpkı varoluşta iyilikten başka hiçbir şey olmaması ve tüm yolların Tanrı’ya çıkması gibi, tüm karakter özellikleri de yüksektir ve hiç biri alçak değildir. Fakat tüm karakter özellikleri ancak ontolojik kökleri itibariyle yüksektir. İyiliğin ve kötülüğün dört seviyesi dikkate alındığında bazıları yüksek, bazıları alçaktır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">İnsanların mutlak mutlulukla ilgili olarak yüksek ile alçak arasındaki farkı anlayabilmesi için kavrayışa ihtiyacı vardır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kavrayış, Tanrı’nın imanlı insanın gören gözüne verdiği ilahi bir ışıktır; tıpkı bakan göze ait olan ışık gibi. Bir insan bu kavrayışa sahip olduğunda, tıpkı duyuya hitap eden nesnelerin göze görünmesini sağlayan güneş ışığı gibi belli eder kendini. Güneşin ışığı ortaya çıktığında, görüşümüz nesneleri birbirinden ayırır. Büyüğü küçükten, güzeli çirkinden, beyazı siyahtan, kırmızıdan, sarıdan, hareketliyi sabitten, uzağı yakından, yükseği alçaktan ayırır. Aynı şekilde, kavrayışın ışığı imanla birlikte övülebilir olanı ayıplanabilir olandan, bir sonraki seviyeye ait olan mutluluk hareketlerini sefalet hareketlerinden ayırır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bazı kavrayış sahipleri, bir insanın topraktaki ayak izini gördükten sonra (o izin sahibinin orada olmamasına rağmen) o insanın mutlu mu yoksa sefil bir insan mı olduğunu söyleyebilecekleri bir noktaya ulaşmıştır. Bu, ayak izlerini takip eden bir iz sürücünün yaptığı işe benzer.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Kavrayışın ışığı doğrudan Tanrı’dan, yani kaynaktan gelmektedir. Sadece övülebilir olanı değil, aynı zamanda kınanabilir olanı da görebilmemizin nedeni budur.</span></p></blockquote>
<p>Diğer bir deyişle kavrayışın ışığı, objektif bir şekilde görebilme yeteneğidir. Ve görünüşe göre bu &#8220;kavrayışı&#8221; bilgiyle elde edebiliriz.</p>
<blockquote><p>S: (MM) Sanırım ne kadar bilgi özümsemişsen o kadar çok özgür iraden oluyor.</p>
<p><span style="color: #000000;"> C: Evet!! Evet!!</span></p>
<p>S: (L) Diğer bir deyişle, bilgi ve farkındalık özgür iradenin farkına varmanı sağlıyor ve böylece hangi eylemlerin gerçekten özgür irade eylemi olduğunun farkına varıyorsun ve böylece yalanlar, aldatmalar ve gerçek arasındaki farkı bildiğinde veya şüphelendiğinde, hayatını kontrol edebilecek bir konumda oluyorsun. Doğru mu?<br />
C: Evet.</p></blockquote>
<p>Böylece nasıl &#8220;herşeye hakkını vereceğimiz&#8221; ile ilgili bir fikir edinmeye başlıyoruz. Oluşmaya başlayan kavram, yaşamlarımızdaki insanların ve olayların gizli imzasını okuyabilme ve başkalarının ve bizim çeşitli özelliklerimizi ifade ederken, eylemlerimiz ruhsal anlamda değerli olacak şekilde yanıt verme gerekliliğidir.</p>
<p>Ama bu noktada nihai mesele, bunun bir <em>seçim</em> oluşudur. Kasyopyalıların dediği gibi, özgür irade tüm Yaratımın en önemli yasasıdır.</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">(L) Pekala, bir okuyucumuz diyor ki: &#8220;Laura&#8217;nın sevgi konusunda söylediği bazı şeyler kafamı karıştırdı. İstenmediği zaman sevgi vermenin nasıl olup da fayda yerine zarara neden olduğunu anlamıyorum.&#8221; Bu konuda yorumda bulunabilir misiniz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: O durumda sevgi &#8220;vermek&#8221;, vermek değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani senden istenmediği zaman sevgi verdiğinde, aslında veriyor OLMUYORSUN, öyle mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Genelde olduğu gibi, alıyor oluyorsun.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) &#8220;Alıyorsun&#8221; derken, ne alıyorsun?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Enerji, KH olarak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) İstenmediği bir durumda birine sevgini vererek ondan nasıl enerji alabilirsin ki?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çünkü bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bunun enerji almayla ilgisini anlayamadım.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çünkü o durumda gerçekleştirilen eylem kendini memnun etmeye yöneliktir. Eğer biri talep yokken, yani ihtiyaç yokken, &#8220;verirse&#8221;, bu bir özgür irade ihlalidir! Ve ayrıca, böyle bir senaryoda başka ne gibi bir motivasyon olabilir ki?!? Bunun hakkında dikkatli ve objektif bir şekilde düşünün.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Öyle bir senaryoda eğer biri istemeyen birine sevgi veriyorsa, bu diğerini değiştirmeye yönelik bir arzu olur. Yani kontrol etme arzusu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Anladın!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bir de şöyle diyor: &#8220;Evet, herşey derslerden ibaret ve eğer bir kişi belirli bir yolu seçmişse, onun gidip öğrenmesi gerekeni öğrenmesine izin verilmesi gerekir. Ama diyelim ki bu gerçekten sevdiğin birine oluyor. Ve diyelim ki o kişi öyle bir durumda ki, bir cinayet işlemeye doğru gidiyor. Eğer bu kişiye, bilinçli olarak farkında olmadan bile olsa sevgi gönderirsen, bu o cinayeti durdurmak için gerekli enerjiyi (etkiyi) sağlamaz mı?&#8221; Yorum lütfen.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır hayır hayır!! Hatta, böyle bir enerji transferi sonucu daha da şiddetlendirebilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ne şekilde?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Alıcı dengesiz dalgalar algılayabilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) &#8220;Eğer bu kişiye sevgi gönderirsen, ona gerekli enerjiyi sağlamış olmaz mısın&#8221; derken bir ipucu ortaya çıkıyor zaten ve parantez içinde &#8220;etki&#8221; kelimesini kullanıyor. &#8220;Cinayeti durdurmak&#8221; için diğer insanın davranışını kontrol etme durumu. Bunda diğer bir insanın eylemlerini kontrol etme arzusu var gibi görünüyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ama niyeti tamamen iyi, çünkü bir cinayeti durdurmak, böylece bir hayatı kurtarmak, ve sevdiği kişinin hapse gitmesini engellemek istiyor. Bu iyi bir niyet gibi görünüyor. Bu bir fark yaratmaz mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Karma&#8217;yı unuttuk mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Hem S___ hem de ben, bu durumlarda her zaman yargıda bulunmanın mümkün olmadığını söyledik, çünkü bilmediğimiz çok şey var. Bilemeyiz. Örneğin Adolf Hitler tipinde birini öldürerek çok sayıda kişinin hayatının kurtarılabileceği bir durum düşünülebilir ama belki de öldüren ile ölen arasındaki karmik etkileşimden dolayı cinayetin olması gerekiyor ve biz bu şeyleri BİLEMEYİZ ve yargılayamayız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) &#8220;Eğer dünyaya sevgi enerjisi göndermezsek, egosantrik KH enerjisinin hakim olacağına inanıyorum.&#8221; diyor&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bir kişi neden böyle birşey göndermeyi seçer? Motivasyon nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Olması gerektiğine inandığın hale getirmek için olanı değiştirmek&#8230; Herşeyin nasıl olması gerektiğiyle ilgili yargını izleyerek kontrol uygulamak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aynen öyle. Öğrencilerden okulun mimarları olmaları beklenmiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani herhangi türde bir etki empoze ettiğinde veya uyguladığında aslında Tanrı&#8217;yı oynuyorsun ve evrende bir yanlışlık olduğuna karar verip bunu düzeltmeye çalışıyorsun ve bu da yargılamak anlamına geliyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, görüyorsun ya, kişi tavsiyede bulunabilir, bunda sorun yoktur, ama dersi değiştirmeye çalışmayın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bir de şöyle diyor: &#8220;Bana göre, aydınlanmış bir varlık nerede olursa olsun etrafına sevgi yayar ve bu da talep edilmeden olan birşeydir. Bu oluyor çünkü bu insanlar bu! Sevgi!&#8221; Yorum lütfen.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aydınlanmış varlık sevgi değildir. Buzdolabı otoyol değildir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ne?! Sizin şu tuhaf benzetmeleriniz yok mu! Bunu anlamadım!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Neden olmasın?</span></p>
<p>S: (L) Tamamen alakasızlar!</p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aynen öyle!!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Aydınlanmış varlık nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aydınlanmış bir varlık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Aydınlanmanın ölçütleri nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Aydınlanmak!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Biri aydınlandığı zaman bu kişinin profili nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu sorgu bir yere ulaşmaz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yapmaya çalıştığım şey aydınlanmış bir varlığın anlayışının ne olduğunu öğrenmek. Eddie ve başka pek çok insan, aydınlanmış bir varlığın SEVGİ&#8217;nin kendisi olduğunu veya sevgi yaydığını, bunun aydınlanmanın bir sonucu olduğunu düşünüyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır hayır hayır. &#8220;Aydınlanmış&#8221; iyi anlamına gelmez. Sadece akıllı anlamına gelir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Demek aydınlanmış olan hem BH, hem de KH varlıkları var?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, genel oranın yüzde 50/50 olduğunu düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki aydınlanmış bir BH varlığının özelliği nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yalnızca veren akıllı bir varlık. (ç.n.: intelligent: zeki/akıllı)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) İstemeyenlere sevgi vermeme konusundan bahsettik. Peki aydınlanmış BH varlıkları ne verir ve kime verir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Herşeyi; isteyenlere.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tamam. Bir grup üyesi o okuyucuya şöyle bir yanıt verdi: &#8220;E___, Kasyopyalıların sevginin ifadesiyle ilgili kavramlarının yarattığı paradoksa değinmiş olmandan dolayı teşekkür ederim. BİLDİĞİMİZİ sanıyor olabiliriz ama sadece deneyimlediğimizi biliyoruz. Kasyopyalıların bizim 3. yoğunluğumuza veya boyutumuza yeterli kavrayışı sunabilmesinin çok zor olabileceğini hissediyorum. [...] (S) Benim buradaki paradoksla ilgili fikrim şu: Eğer kişi genel bir eğilimle Evrene sevgi yayıyorsa, bu bilinçli bir şekilde sınırlandırılmış veya yönlendirilmiş bir sevgi değildir, ki en azından kendi adıma, böyle birşeyi yapamam. Çoğu &#8220;zaman&#8221; çoğumuzun içinde bulunduğu durum da bu. Grupları veya bireyleri ayırt edebilmek, sürekli tanımlama durumunda olmak benim kavrayışımın çok ötesinde çünkü bu büyük ölçüde zaten bilinç dışı şekilde yapılıyor ve benim sevgi gönderme deneyimim de öyle denebilir. Kişi Bodhisattva<sup>3</sup> olmadıkça, sevgi muhtemelen ancak bir bireye odaklandığı zaman daha büyük bir yoğunluk içerebilir. Niyetlenilen alıcının almaya hazır/muktedir olduğunu nasıl bilebiliriz? [...]&#8221; &#8220;Almak&#8221;&#8230; Bence bu bir ipucu: Niyetlenilen alıcının sevgi enerjisine duyarsız kalması veya kendini bu enerjiden sakınması da mümkün. Özgür irade.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Eğer gönderilen şey gerçekten &#8220;sevgi enerjisi&#8221; ise, bu enerji KH varlıkları tarafından bozundurulur mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Belki.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (S) Evrene sevgi vermek genel anlamda en iyi yol olabilir, ama eğer kişi sevdiği birine odaklanırsa, bu sevgi ETKİLİ olabilir. Evren için de eşit ölçüde etkili olabilir mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evren dengeye dayalıdır. Bu konuda yeteri kadar şey söylendi!</span></p></blockquote>
<p>Yukarıdaki transkriptle ilgili olarak özellikle vurgulamak istediğim iki yer var:</p>
<p>&#8220;Çünkü bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez.&#8221;</p>
<p>Ve ikincisi de:</p>
<p>&#8220;Böyle bir enerji transferi sonucu daha da şiddetlendirebilir. Alıcı dengesiz dalgalar algılayabilir.&#8221;</p>
<p>&#8220;Bir yerlere varıyoruz sanırım. &#8220;Bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez&#8221; çünkü bu temelde <em>yargılamadır</em>.</p>
<p>Ama burada belirtmek isterim ki, fikir sahibi olmak, ayırt etmek, kiminle arkadaşlık edip kiminle etmeyeceğinizi, kimi sevip kimi sevmediğinizi seçmek, günlük hayatta yaptığımız çeşitli türlerdeki yargısal-görünümlü seçimler (yargılayıcı olduğumuz düşüncesiyle suçluluk hissetmemize neden olan seçimler) aslında yargılayıcılık değildir; bu fikirler/seçimler gerekli birer kavrayıştır.</p>
<p>Yargılamak ne demektir? Bir başkasının ihtiyaçlarına karar vermek ve sonra da bu karara dayalı olarak faaliyette bulunmak. Bunun neticesinde bir tür enerji &#8220;gönderme&#8221; meydana geliyor. Bu enerji gönderimi &#8220;sevgi ve ışık&#8221; şeklinde olabildiği gibi, &#8220;öbür yanağını dönmek&#8221; veya birini &#8220;kurtarmak&#8221; için vaazda bulunmak şeklinde de olabiliyor ve her halükarda başkasının ihtiyaçlarına karar vermek ve ruhsal seviyede aslında istenmeyen birşeyi yapmak anlamına geliyor.</p>
<p>Pek çok insan enerji elde etmek için manipülasyonda bulunur. Bu istemek değildir. Yalvarmak, kendini acındırmak, acizleşmek, saçmasapan davranışlarda bulunmak veya perişan hallere girmek&#8230; Tümü enerji alma yöntemleridir. Peki bu tür ikna etme yöntemlerine teslim olmayı kabul ederseniz bunun neticesi ne olur?</p>
<p align="JUSTIFY">&#8220;Böyle bir enerji transferi sonucu daha da şiddetlendirebilir. Alıcı dengesiz dalgalar algılayabilir.&#8221;</p>
<p align="JUSTIFY">Bunun anlamı, dünyada iyi faaliyet diye kabul edilen faaliyetlerin çoğunun aslında KH hiyerarşisini <em>beslemekte</em> olmasıdır. Bu bir karşılıklı birbirine bağımlılık ilişkisi gibidir. Suistimal edici sizi izniniz olmadan suistimal edemez. Ayrıca, şu veya bu grubu &#8220;kurtarmak&#8221;, &#8220;dünyayı ve sakinlerini sevgi ve ışık bombardımanına maruz bırakmak&#8221; için yürütülen tüm faaliyetler sadece negatifliği, karanlığı ve kontrol sistemini güçlendirmeye hizmet edebilir çünkü istenmeden birşey verdiğimizde veya seçimi aldatmak, kandırmak ve yanlış bilgilendirmek olanlara karşı bir eylemde bulunduğumuzda, niyetimiz iyi olsa bile özgür iradelerini ihlal ediyor oluyoruz. Böylece onlar da bu enerjiyle besleniyor ve Kendine Hizmet enerjilerini arttırıyorlar.</p>
<p align="JUSTIFY">Hepimiz sevdiklerimizi yargı veya eylem hatalarından &#8220;kurtarmak&#8221; isteriz. Hepimiz, çocuklarımızın bazı durumlarda kendi ölümleriyle sonuçlanabilecek yolları takip ettiğini gördüğümüzde kendi içimizde biraz ölürüz. Ama aslında sadece tavsiyede bulunabiliriz; eğer çocuklarımız reşit bir yaşta iseler onların seçimlerine karşı koyamayız. Pek çoğumuzun başarısız olduğu nokta, çaresizlik maskesi altında ne kadar çok şeyin gizlendiği ve acıma ve şefkat duygumuza hitap ettiğini anlamaktır.</p>
<p align="JUSTIFY">Muhtemelen pek çoğunuz &#8220;acınacak&#8221; durumdaki bir kişiye zaman, enerji, para, barınak, yiyecek, giysi veya başka bir tür yardımda bulunup sonra da o insan tarafından sırtınızdan bıçaklanma deneyimini yaşamıştır. Bunu sık sık yaşıyorum mu diyorsunuz? Evet. Sadece bu değil, o tür insanlar giderek daha büyük ve daha tatlı şeylere yöneliyor, giderek daha fazla sayıda insanı kullanıyor, başka insanların parası ve enerjisiyle giderek daha fazla güçleniyorlar. İlginç, değil mi? Peki dinimiz bize ne öğretiyor? &#8220;Unutun&#8221;, &#8220;öbür yanağınızı dönün&#8221;, &#8220;insanlara yardım etmek için elinizden geleni zorlayın&#8221; vs vs! Biri için &#8220;üzülmemiz&#8221; dolayısıyla bazı faydasız ilişkilerde ve durumlarda kalmayı sürdürüyoruz. Kendimizi özgürleştirmeye çalıştığımızda acındırma seviyesinin arttığını ve ağlama, sızlama ve yalvarmanın korkunçlaştığını görürüz!</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">S: (L) Ayrıca aramızdan bazılarının öğrenişimizi zorlaştırma ve enerjilerimizi boşaltma amaçlı olarak tasarlanmış görünen ilişkiler yaşadığını düşünüyoruz. Temel olarak bu ilişkiler bizi o kadar stres altında tutuyor ki potansiyelimizi gerçekleştiremiyoruz. Bu gözlemin doğruluğu var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu çok temel bir doğru sevgili Knight&#8217;ım!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu bireylerin acıma reaksiyonlarımıza dayalı bir tür psişik kanca yoluyla bizimle ilişki kurduklarını görüyorum. Acımanın doğası hakkında yorumda bulunabilir misiniz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Acıyanlara acıyın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ama acınan kişiler, acıma duygusu oluşturan kişiler aslında kimseye değil, bir tek kendilerine acıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet&#8230;?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) O zaman oğlumun söylediği şey doğru. Birine acıdığın zaman, karanlıktakilere veya şikayet edenlere ve kendileri bir çaba göstermeden &#8220;kurtarılmak&#8221; isteyenlere sevgi ve ışık gönderdiğin zaman, suistimal ve manipülasyon karşısında nazik olduğun zaman, aslında bu kişilere verdiğin güçle iyice parçalanıyor ve bencilleşiyorlar. Yani KH&#8217;ye düşüşlerine güç kazandırıyorsun. Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yanıtı biliyorsun!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Evet. Bunu tekrar ve tekrar gördüm. Yaşamlarımızdaki bireyler acıma duygusu oluşturmak için çok gelişmiş bir yeteneğe sahip olanlar arasından seçilmiş bireyler miydi, ya da diğer insanların açıkça gördüğü bazı şeylere körleşmemize neden olacak şekilde acıma duygumuza özel bazı tepkiler göstermek üzere programlanmış kişiler miydi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: İkisi de değil. Nihai olarak enerjini tüketecek olan hipnotik bir tepkiyi tetikleyecek kişilerle etkileşime girmek için seçildin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu enerji boşaltımının amacı nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Sence?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) Konsantre olamaman ve herhangi birşey yapamaman için. İlerleme sağlayamaman için.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: En azından önemli şeylerde. Tamamen kaybettirici bir durum, bildiğin gibi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bizi bu tür durumlara karşı birşey yapabilmekten alıkoyan şey diğer insanları incitme korkusu mu? Benim evliliğimi bu kadar uzatan başlıca faktör buydu. Ve evliliği sürdürmenin çocuklarımı daha fazla incitmeye başladığını gördüğüm için bunu bitirme cesaretini buldum. Birinin duygularını incitmek bizi neden bu kadar korkutuyor, eğer onlar bizi incitiyorlarsa?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Doğru kavram değil. &#8220;Onlara karşı bir eylemde&#8221; bulunmaya ihtiyacın yok, kaderinin yönünde eylemde bulunmaya ihtiyacın var.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ama bunu yaptığın zaman bu insanlar seni tamamen sefil bir hale getiriyor ve yolları ayırmaktan başka seçenek kalmıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, ama bu &#8220;onlara karşı eylemde bulunmak&#8221; değil zaten. Tam tersine. Hatırlarsan, tango için iki kişi gerekir, ve eğer ikiniz de dans pisti alevler içindeyken tango yapıyorsanız, ikiniz de yanarsınız!!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) İnsan böyle bir &#8220;tangoyu&#8221; bırakmaya çalıştığında, hem de bu kişinin bir insan olarak sana karşı hiçbir şey hissetmediği bu kadar açıkken, ayrılmana neden bu kadar direnç gösteriyorlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: &#8220;Onlar&#8221; değil. Saldırı araçlarından bahsediyoruz. Tüm KH&#8217;ler buna adaydır. Gezegeninizde bunlardan yalnızca 6 milyar tane var.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tamam, yani tüm insanlar saldırı aracı olabilir. (L) TK&#8217;nin Cumartesi günleri buraya gelip düzenli olarak celselere katılması konsantrasyonunu tekrar kazanmasına yardımcı olur mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Gerekli değişiklikleri yapması bunu sağlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu tür insanların olduğu yerde bulunmak, bu tür insanların fiziksel veya enerjisel etkisi altında olmak zihni karıştırıyor ve kişinin durumun içinden çıkış yolunu görmesini neredeyse imkansız hale getiriyor. Doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Zihni karıştıran şey enerji boşaltımı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki boşalan bu enerji nereye gidiyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: 4. yoğunluk KH.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu insanlar enerjimizi boşaltıyor ve 4. yoğunluk KH de bu enerjiyi onlardan alıyor, öyle mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: &#8220;Bu insanlar&#8221; hiçbir şey yapmıyor!!!! Tüm bunları onlar üzerinden 4KH yapıyor!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani başka yoğunluklardan yapılan kontrol ve manipülasyonların farkında olmayan, durumu anlamayan ve hatta öğrenmek de istemeyen insanlarla birlikte olduğumuzda kaybetmeye mahkum bir durumda oluyoruz ve bu durumda tek gerçek seçeneğimiz kendimizi bu insanlardan özgürleştirmek, yoksa &#8220;Şeytanla dans ediyor&#8221; oluruz. (T) Bizi bu tür insanlara çeken şeyin ne olduğunu öğrenmek isterim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: 4. yoğunluk KH&#8217;nin fikriydi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani diğer insanlar üzerinden düşüncelerini ve duygularını kontrol edebiliyor, kafana fikirler koyabiliyorlar ve sen de bu insanları &#8220;kurtarmanın&#8221; iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsun. Bilmiyorsun. Dinlerimizde ve kültürümüzde canın yanana kadar vermen öğretiliyor, hatta neredeyse canını yaktığı için vermek. Tüm bu durum başka bir seviyeden tasarlanıyor ve kontrol ediliyor. Bu konu hakkında söyleyeceğiniz başka birşey var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Programı bir kez gerçekten öğrendiğinizde bilginizi uygulamaya koyun. Kastettiğimiz şey: Tüm yapmanız gereken bu davranış kalıplarını, ince işaretlerini öğrenmektir, sonra her zaman bundan sakınma yeteneğine sahip olursunuz. Hem kendinizdeki, hem de diğerlerindeki. Varsayımla hareket etmeyin!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu kişiden programı öğrendiğin zaman benzer bir kişiye yönelmekten sakınabileceksin yani. (TK) Bunu H&#8217;den öğrenmiş olmam gerekirdi. Aynı şeyi iki kez yaptım. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: İşaretler mevcuttu, ama okumadın. Henüz programı bilmiyordun. Varsayımlarla hareket etmeyin!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani bir insanı değiştirebileceğini veya yaptığın şeydeki birşeyi değiştirerek onlara doğal bir şekilde yardımcı olabileceğini düşündüğünde, bu varsayım oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Ya da herşeyin değişeceğini düşündüğünde.Ders no 1: Her zaman saldırı bekleyin. Ders no 2: Saldırının modlarını bilin. Ders no 3: Saldırıyı nasıl etkisiz hale getireceğinizi bilin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Kişinin yapmak istediği birşeyi yapmasına engel teşkil eden herşey bir saldırı olarak düşünülebilir sanırım. Bu annenin hasta olması da olabilir, çocuğunun bisikletten düşüp kolunu kırması da olabilir. Herşey saldırı aracı olan kişinin dikkat eksikliğiyle ilişkili.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Saldırı altındayken beklenmeyeni bekleyin, eğer sorun yaratacaksa&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani eğer sorun yaratabilecek birşey varsa, bunun olmasını beklemek gerek.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Ama eğer bunu bekliyorsan, nasıl önüne geçileceğini öğrenirsin, ve etkisiz hale getirirsin. Buna ihtiyat denir ve bilgiye dayanır. Bilgi ne yapar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Korur! Sanırım insanın bu gezegende olan istisnasız herşeyin daha üst seviyelerde KH ile BH arasındaki etkileşimin bir sembolü olduğunu tam olarak anlaması gerekiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, ve bu henüz gerçekleşmiş değil. Doğal öğrenme sürecinin bir parçası olmak durumunda.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Sanırım hepimizin dokunulmaz olduğunu ve saldırıya maruz olmadığını düşündüğümüz bir alanımız veya alanlarımız var. Veya bununla ilgili olan şeyleri 3. yoğunluk mantığıyla açıklayabileceğimizi sanıyoruz. Ta ki saldırının insanın bizzat kendinden, karısından, kocasından, çocuklarından, ebeveynlerinden, arkadaşlarından, İSTİSNASIZ HERKESTEN gelebileceğini anlayana kadar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Buradaki engel, bu kavrama olan inanç eksikliği. Hatırla, kişiye din, kültür ve/veya bilim ideolojisi aşılandığında, herşeyi sadece ölçülebilir fiziksel gerçeklik bakış açısıyla görmeye eğilimli hale gelir. İnsanların fiziksel olmayan saldırının gerçekliğine olan inanç eksikliği konusunda iyileştirilmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dördüncü yoğunluğa hazırlanmak için yapabileceğimiz herhangi birşey olup olmadığını defalarca sorduk ve yanıt her zaman aşağı yukarı &#8220;bırakın olsun&#8221; şeklindeydi. Bununla ilgili ilginç bulduğum örneklerden biri:</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bunu hepinize söylüyoruz. Artık bireysel olarak, kendinizi üçüncü yoğunluğun sınırlandırmalarından mümkün olduğu kadar kendi adımlarınızla çıkarma çabası göstermenizin vaktidir; kendinizi buna zorlamayın, yalnızca kendi adımlarınızla çaba gösterin. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Öğrendiğiniz derslerle artık dördüncü yoğunluğa hazırlanmaya başlamak için fazlasıyla hazırsınız. Üçüncü yoğunluk, artık ihtiyaç duymadığınız seviyede bir fiziksellik, sınırlama ve bu paralelde şeyler içeriyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu nedenle, zaman zaman üçüncü yoğunluğa bağlanmanın daha rahat olmanızı sağladığını anlıyor birlikte, zaman, işte yine o kelime, artık ilerleme ve dördüncü yoğunluk için hazırlanma zamanıdır ve artık zaman gibi ve zaman ilüzyonundan nasıl kurtulacağınız gibi şeylerle ilgilenmemeniz iyi olur. Çünkü bu gerçekten önemli değil. Bu tıpkı matematik öğrenen bir üçüncü sınıf öğrencisinin durup geri dönerek ABC hakkında ve ABC&#8217;nin neden CBA veya BAC değil de ABC olduğu hakkında düşünmeye başlaması gibi birşey. Bunun gerçekten bir anlamı yok. Neyse o.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ben de bunu öğrenmek istiyorum, zaman nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bunu neden öğrenmen gerekiyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Çünkü merak ediyorum. Zaman nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Zamanın bulunduğunuz veya &#8220;bir zamanlar&#8221; bulunduğunuz seviyede öğrenme maksadıyla yaratılan yapay bir ilüzyon olduğunu, mevcut olmadığını ve bu seviyeyi geride bıraktığınızda artık buna ihtiyacınız olmadığını daha önce de söylemiştik.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) Belki derslerden biri de zaman hakkında düşünmemeyi öğrenmektir. Zamanın gerçek olmadığını bir kez öğrendiğinde&#8230; (SV) Bunu bir de patronuna söyle!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Eğer gerçek değilse, ne olduğunu merak etmenin bir faydası var mı? İki kişi arasındaki şöyle bir konuşmayı düşünün: Billy ve Gene. Billy Gene&#8217;e diyor ki; &#8220;Zaman diye birşey yok.&#8221; Gene diyor ki; &#8220;Gerçekten mi? Ama ben zamanın ne olduğunu öğrenmek istiyorum.&#8221; Billy diyor ki; &#8220;Ama daha şimdi söyledim ya, zaman yok. Zaman mevcut değil. Herhangi bir formda, herhangi bir referans çerçevesinde, herhangi bir gerçeklik formunda, herhangi bir yoğunluk seviyesinde mevcut değil. Zaman yok.&#8221; Ve Gene diyor ki; &#8220;Bu çok ilginç. Peki zaman nedir?&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Anlaşılmıştır. (T) Saat takıyor musun? (L) Hayır. (SV) Ben iş programımdan dolayı mecburum. (T) Saati diğer insanlar zamana inandığı için takıyorsun. (SV) Evet. (T) Bu onların inancına gösterdiğin bir nezaket, kendi inancın değil.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu aynen doğru. Halen üçüncü seviyedeyken, üçüncü yoğunluk aleminde daha rahat olanlara belirli bir derecede uyum göstermeniz gerekli. Ama daha önce de belirttiğimiz gibi, belki de artık sizin için dördüncü yoğunluğa hazırlanma ve mutlak gereklilik durumları dışında üçüncü yoğunluğa ait tüm &#8220;nerede&#8221;lerle, &#8220;nasıl&#8221;larla ve &#8220;neden&#8221;lerle ilgilenmeyi bırakmaya başlama &#8220;zamanıdır.&#8221; Bu artık gerçekten geride bıraktığınız birşey ve bunu biliyoruz, çünkü altıdan bire ve yine birden altıya kadar kadarki tüm seviyelerden görebiliyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bununla ilgili son bir soru sormak istiyorum; çok uzak olmayan geçmiş bir celsede bu grubun amacıyla ilgili bir soru sormuştum ve cevap, bunu bilmemiz durumunda veya daha spesifik olacak olursak benim bunu bilmem durumunda &#8220;bağlarımın çözüleceği&#8221; şeklindeydi. Bunu birebir manada mı söylediniz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Oo, evet kesinlikle. Bedenindeki her bir kemik birbirinden ayrılırdı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Dördüncü yoğunluğa hazırlanmaya başlama zamanımız olduğunu söylediğinize göre, belki artık bu soruyla ilgilenme zamanıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Belki de şu anda bizi yönlendirmeye çalışıyorsun. Bu biraz komik elbette, bizden yardım istedin, ve sanırım şimdi yerlerimizi değiştireceksin. Ama gerçekten bir şekilde bu zaten oluyor ve tekrar hatırlatmalıyız ki, biz gelecekteki siziz ve sizin deneyimlemekte olduğunuz herşeyi zaten deneyimledik. Ve elbette her zaman zaten deneyimlenmekte olduğu için deneyimlemeye devam ediyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şunu belirtmemiz gerekir ki, zaman zaman azarlamamıza rağmen, ilerleme gösteriyorsunuz ve gösterdiğiniz ilerlemeden çok gurur duyuyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ayrıca bir kez daha, bu ilerlemenin miktarı ve aldığı yön konusunda endişelenmemenizi söylüyoruz. Bırakın olsun. Bu ilerlemeyi sürdürebilmeniz için mutlaka gerekli olan tüm bilgileri, uygun bir&#8230; [koro] ZAMANDA edineceksiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">O yüzden endişelenmenize gerek yok çünkü söylediğimiz gibi herşey yerini bulacak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Henüz mutlak amacınızın ne olduğunu bilmeye hazır olduğunuzu hissetmiyoruz ve bunu bilmeniz zorunlu da değil ve bu hiçbir şekilde işinize de yaramazdı. Bu konuda endişelenmemenizi istiyoruz çünkü &#8220;zamanı&#8221; geldiğinde bileceksiniz.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Bu süreçte öğrenmekte olduğumuz &#8220;basit kavrayışlardan&#8221; bazılarını sizinle paylaştıktan sonra, sizi bir kez daha şu düşünce üzerinde düşünmeye davet ediyorum: &#8220;Bir KH aracı, başka birinin ihtiyaçlarına karar vererek BH adayı olmayı öğrenemez.&#8221;</p>
<p align="JUSTIFY">Bunun hakkında uzun uzun ve ciddi bir şekilde düşünmemiz gerekiyor. Son bin yıl boyunca kaç grup, din, kültür ve siyasi sistem bu şekilde davrandı? Benim aklıma gelen başlıca örnekler tabi ki tektanrılı dinler ve bu dinlerin &#8220;insanlığı&#8221; kurtarmak için kullandığı korkutma taktikleri ve hipnotize edici çabalar. Düşünüldüğünde gerçekten korkunç.</p>
<p align="JUSTIFY">Üçüncü yoğunlukta <em>hepimiz</em> Kendine Hizmet varlıklarıyız; bu başka türlü olamazdı. Bu gerçekle mücadele etmenin faydası yok. Ama seçimlerinizi yaparken başka varlıklar (kaderiniz doğrultusunda faaliyet gösteren varlıklar) için en az uygunlukta bir besin olmanızı ve başkalarının enerjileri ve kaynaklarıyla olan beslenmenizi de durdurmanızı sağlayacak şekilde seçim yapmak kesinlikle bir artıdır. Üyelerin bilgi, destek, duygusal enerji, zaman ve para ve diğer tüm şeylerle birbirlerini beslemeyi kabul ettiği ilişkiler mevcuttur. Ve eğer bu hiçbir şeyi gizlemeden, dürüstçe yapılırsa (çünkü herkes diğerinin istediğini ve ihtiyaç duyduğunu ister ve ihtiyaç duyar), o zaman bu bir ortak-yaşamdır ve Başkalarına Hizmet&#8217;tir.</p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">10 Aralık 1994</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) Hem BH&#8217;den hem de KH&#8217;den söz ediyorsunuz. Ama BH olmamız için öğrenmemiz gerektiğini söylüyorsunuz. Bizim yapmamız gereken şeyle sizin yaptığınız şey arasında neden böyle bir fark var?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: BH dengedir çünkü kendinize diğerleri yoluyla hizmet edersiniz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) BH olarak KH olduğunuzu söylüyorsunuz. Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet. Zaten yanıtlandı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) Yani giden şey dolanıp geri mi geliyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) BH, KH&#8217;nin amacına mı hizmet ediyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. BH dengedir. KH dengesizliktir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (T) Eğer KH dengesizlikse BH olma yoluyla nasıl KH olabiliyorsunuz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: BH dışa doğru akar ve kök noktası dahil tüm noktalara dokunur, KH ise içe doğru akar ve yalnızca kök noktasına dokunur.</span></p></blockquote>
<p align="JUSTIFY">Dolayısıyla, KH olmak ama BH doğrultusunda ilerlemek (BH adayı olmak) ile KH modunda yoğunlaşan bir KH olmak arasındaki temel fark KH&#8217;nin kasıtlı olarak seçilmesiyle ilgili görünmektedir. Çoğu insan kandırılarak KH&#8217;yi seçmeye yönlendiriliyor. Gerçekte ne yapmakta olduklarını anlamaya başladıkları zaman uyanmaya başlıyorlar. Uyandıkları zaman da seçim yapıyorlar: vermek ya da almak.</p>
<p align="JUSTIFY">Ve bütün ne Karanlığa göz kırpıyor, ne de Aydınlığa. &#8220;Hatırlayın, yoğunluk kavramı yalnızca kişinin bilinçli farkındalığını ifade eder. Kişi farkında olduğunda, HERŞEY o farkındalığa uyum sağlar.&#8221;</p>
<p align="JUSTIFY">Baktığınız her yerde Tanrı&#8217;nın Yüzü vardır.</p>
<p align="JUSTIFY"><sup>1</sup> Sonunda revize edilerek &#8221; The Secret History of the World and How To Get Out Alive&#8221; adıyla yayınlanan kitap.</p>
<p align="JUSTIFY"><sup>2</sup> Bu bilgileri kitap yayını için düzenlerken, bu ifade şimdi yepyeni bir anlam kazanıyor. Pek çoğu hala gizli kontrol iplerini oynatan Obama yönetimi, George Bush takımı ve Neocon&#8217;lar yoluyla bu ihtimalin her geçen gün daha da arttığını görüyoruz.</p>
<p align="JUSTIFY"><sup>3</sup> Tibet Budizminde Bodhisattva sadece kendisi için değil, herkes için aydınlanmayı arayan kişiye denir. Bodhisattva saf şefkat ve sevgiyle hareket eder. Amaçları en yüksek oluş seviyesine ulaşmaktır: Buda&#8217;nın varoluş seviyesine. Bodhisattva Sanskritçe bir terimdir ve Bodhi (aydınlanma) ve sattva (varlık) kelimelerinden oluşur. Birer Buda olmak istemelerinin nedeni diğerlerine yardım etmektir.</p>
<p align="JUSTIFY">Bir kişi Bodhisattva&#8217;nın yoluna ilk kez girdiğinde, Bodhisitta&#8217;yı, yani aydınlanma zihnini geliştirir. Bir insan böylesine yüce bir amaç doğrultusunda çaba gösterirken bile, kendilerinin de acı çekmekte oldukları gerçeği nedeniyle kendilerini sınırlanmış hissederler. Bu nedenle, başkalarına yardımcı olabilmek için birer Buda olmak isterler çünkü bir Buda sınırsız şefkat ve bilgeliğe sahiptir. Ayrıca Budalar diğer herkese neye ihtiyaç duyulduğunu anlatabilir. Bir Buda daha düşük bir zekaya sahip olanlar için daha basit kelimeler kullanırken, daha yüksek zekaya sahip olanlara daha yüksek bir dille cevaplar verebilir.</p>
<p align="JUSTIFY">Bodhisattva yoluna girildiğinde akıl aydınlanmalıdır. Eğitim 6 konuda mükemmelleşmeye ulaşılarak başlar: 1) cömertlik, 2) etik, 3) sabır, 4) çaba, 5) konsantrasyon ve 6) bilge.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/12/30/8-bolum-baktigin-her-yerde-tanrinin-yuzu-var/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 7. Bölüm: Balonlar, Anti-Balonlar ve Havai Fişekler ya da Laura Çukura Düşüyor ve Ark Kurtarmaya Geliyor</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/06/19/dalga-7-bolum-balonlar-anti-balonlar-ve-havai-fisekler-ya-da-laura-cukura-dusuyor-ve-ark-kurtarmaya-geliyor/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/06/19/dalga-7-bolum-balonlar-anti-balonlar-ve-havai-fisekler-ya-da-laura-cukura-dusuyor-ve-ark-kurtarmaya-geliyor/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 19 Jun 2011 20:41:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Dediğim gibi, sürdürmekte olduğumuz bu kanallama işine güvenim giderek artıyordu. Prensip olarak çoğu kanallanmış materyali en iyi ihtimalle psikolojik zırvalıklar, en kötü ihtimalle ise insanı yıkıma götüren sinsice bir dezenformasyon gibi gören biri olarak, Kasyopyalıların vermekte olduğu bilgiler garip bir şekilde beni çok etkiliyordu. Bir süper şüpheci olarak birkaç yıl boyunca söyledikleri herşeye en derin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dediğim gibi, sürdürmekte olduğumuz bu kanallama işine güvenim giderek artıyordu. Prensip olarak çoğu kanallanmış materyali en iyi ihtimalle psikolojik zırvalıklar, en kötü ihtimalle ise insanı yıkıma götüren sinsice bir dezenformasyon gibi gören biri olarak, Kasyopyalıların vermekte olduğu bilgiler garip bir şekilde beni çok etkiliyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir süper şüpheci olarak birkaç yıl boyunca söyledikleri herşeye en derin şüpheyle yaklaşıp hatalar aradıktan sonra, şimdi kendimi tekerleği icat etmiş gibi hissetmeye başlıyordum! Ne de olsa “gerçek” bir bilimadamıyla sohbet edebiliyorlardı. Başta inanılmaz veya saçma olduğu düşünülen ama sonra çok şaşırtıcı şekillerde doğrulanan bilgiler sunuyorlardı. Herşeyden önemlisi, bir yandan şahsi yaşamlarımıza herhangi bir şekilde doğrudan müdahale etmekten özenle sakınırlarken, diğer yandan da verdikleri bilgiler, üzerinde düşünüldüğünde ve gerçekliğimizi değerlendirme ölçütlerimize dahil edildiğinde, problemleri çözmemize ve yüzeyin altında olup bitenleri anlamamıza çok yardımcı oluyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bize balık vermiyorlardı, balık tutmayı öğretiyorlardı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve elbette, bu gelişen güvenle birlikte işi daha fazla ciddiye almaya karar verdim. Eğlence ve oyun bir kenarda dursun. İşe konsantre olalım, bulmacayı çözüp eve dönelim! </span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">29 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Özellikle son birkaç gün içerisinde şekillenen bir kaç sorum var, doğrudan bunlarla başlamak istiyorum. İlk sorum Santilli celsesiyle ilgili: farkındalık eşittir çekim midir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bir parçası.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bilgi ve farkındalık birikimi çekimdeki bir artışa mı karşılık geliyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Dediniz ki enerji yoğunluğun değerini değiştirebilir. Anladığım kadarıyla yoğunluk değeri artı ya da eksidir. Uzay/zamanın başka bir bölgesinden 3. Yoğunluğa enerji pompalamanın, çekimi yoğunlaştırıp birimini değiştirmesi ve anti-madde haline dönüştürmesi anlamına mı geliyor bu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Elektromanyetizmanın çekimle aynı şey olduğunu söylediniz. EM’deki bir artış, EM’nin toplanması ya da bir elektromanyetik dalga oluşturulması, buna maruz kalan kişi ya da nesnelere yönelik çekimin artmasına sebep olur mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çekim hiç bir şekilde artmaz ya da azalmaz. Sadece toplanır ya da dağılır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Eğer çekim yalnızca toplanır ve dağılırsa ve gezegenler ve yıldızlar pencere iseler ve ayrıca dediğiniz gibi insanların çekimi &#8220;varsa&#8221;, bu şu anlama mı geliyor: insanlar veya herhangi bir güneş sisteminin herhangi bir gezegenindeki yaşam biçimleri bu çekimin toplayıcılarıdırlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. Çekim insanların veya başka herşeyin toplayıcısıdır! &#8220;Toplayıcıyı&#8221; tekil olarak kullan.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) BH(1) çekimin dağılması mı oluyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. BH çekimsel dağılımın varlığının bir YANSIMASIDIR.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) KH(2) da mı çekimin dağılmasıdır?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. Toplanmasının yansıması. KH çekimin toplanmasının bir yansımasıdır ya da çekimin toplanması yoluyla yansır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Birimin değişmesinin başka bir yoğunluğa geçişi de kapsadığını söylemiştiniz. Ayrıca; anti-madde aleminin eterik varoluşa doğru bir kapı ya da bir yol olduğunu söylediniz. O halde 4. Yoğunluk bir anti-madde evreni mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) 4. Yoğunluktaki varlıklar bir tür anti-madde halinde mi tezahür ediyorlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Her ikisi de.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) 4. Yoğunluk madde ve anti-maddenin denge içinde olduğu bir yoğunluk mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Denge içerisinde olduğu değil, görülebildiği.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani madde ve anti-maddenin ikisi de istek ve farkındalıklarına bağlı olarak varlıkların kullanımına açık?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın. Anti-madde ve madde her yerde dengededir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Farkındalık artışının çekimin &#8220;bir parçası&#8221; olduğunu söylemiştiniz. Yani birinin farkındalığı artıyorsa, çekimi de artar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Farkındalığın artışı ile çekim arasındaki ilişki nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Doğrudan bir ilişki yok.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Değişken çekim dalgası ve yaklaşan “dalga” ile de ilgili olarak, farkındalık artışının insanlar üzerinde nasıl bir etkisi olduğunu anlamaya çalışıyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: İki paraleli &#8220;kesiştirmeye&#8221; çalışıyorsun. [Laura’nın notu: “Artan farkındalık” ile “gelen dalga” arasında bir paralellik olduğu ima ediliyor.]</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) İki paralelimiz var&#8230; Tamam&#8230; Eğer birinin farkındalığı üssel olarak artış gösterirse, bedensel enerjinin biriminin artı ya da eksiliği değişmez mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hala üretmeye çalışıyorsun.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bazı fikirleri kavramaya çalışıyorum sadece&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Öyleyse mevcut düşünce kalıbını değiştir. Çekim tüm varoluşun &#8220;temel bileşeni&#8221;, bu sebeple değişken olmayan bir miktar özelliğine sahip.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Öyleyse, çekim aslında &#8220;kullanılmıyor&#8221; mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın. Çekimden yararlanabilirsin ama onu &#8220;kullanamazsın.&#8221; Kusursuz şekilde dengelenmiş sabit haldeki bir şeyi artıramazsın ve azaltamazsın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Demek çekim kusursuz sabit bir durumda. Ama &#8220;yararlanılabilir&#8221; nitelikte birşey. Sabit durumdan kullanıma geçişin nasıl olduğunu açıklar mısınız? Ne oluyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Geçiş yok, yalnızca uygulama.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Kusursuz statik durumdan uygulama moduna geçişte ne olur? Beni anlayan kimse var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yok, biz dahil!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Harika! Tam olarak kafamda oturtmaya çalıştığım şey: 1) çekim sabit bir durumda mevcuttur; 2) ışık, çekimin enerjisel dışa vurumudur, dolayısıyla da kullanımdır? Doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. Işık çekim enerjisinin dışa vurumudur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bir şeyin dışa vurumu varsa, o şey bir şeye, bir yere veya üzerine veya içine doğru kendini dışa vurur&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Öyle mi yapar? Ormanda bir ağaç düşse ve orada bunu duyacak kimse yoksa, ses çıkarır mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Diyorsunuz ki çekim heryerdedir, dengededir ve sabittir. Sonra diyorsunuz ki yararlanım durağan olmayan çekim dalgalarına sebep olur. Ve de diyorsunuz ki çekim Tanrı&#8217;dır, Tanrı tüm yaratımdır ve bizler de yaratımın birer parçasıyız, dolayısıyla biz de Tanrı&#8217;nın ve dolayısıyla çekimin bir parçasıyız. Şimdi anlamaya çalıştığım şey şu: Eğer çekimin her zaman kusursuz bir denge durumunda olduğunu söylüyorsanız, çekimi bu kusursuz sabit durumdan değişken duruma dönüştüren şey, olay, gösterge veya ondan yararlanma biçimi nedir? Bu bana anlamsız geliyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Değişkenlik otomatik olarak sabit olmamak anlamına gelmiyor. Değişken dalgalar değişkenlikleri içinde sabit olabilirler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bunların hiç birisi mantıklı gelmiyor. Anlamaya başladığımı düşünmüştüm ve belli ki hiç bir şey kapmamışım. Farklı bir yönden yaklaşmaya çalışalım. Evrenin eşit miktarda madde ve anti-maddeden oluştuğunu söylediniz. İlk 3 yoğunluk, maddesel yoğunluklar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Ve antimaddesel.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tüm yoğunluklarda eşit miktarlarda madde ve anti-madde mi var?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet. Hatırla, yoğunluk yalnızca birinin bilinçli farkındalığına tekabül ediyor. Biri farkındalığa ulaştığında HERŞEY [planşet çok sayıda spiral çiziliyor] bu farkındalığa uyumlanıyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yaklaşan Dalga nasıl olup da tüm insanları farkında kılacak?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Henüz değil&#8230; Birincisi: peygamberleriniz 4. Yoğunluk gerçekliklerini iletmek için her zaman 3. Yoğunluk sembollerini kullandılar. Sen 4 – 7 arası yoğunlukların prensiplerini açıklayabilmek için 3. Yoğunluk yanıtları almaya çalışıyorsun. Hüsrana uğraman bu yüzden, çünkü &#8220;bağdaşmıyor.&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) 3. Yoğunluktaki tezahürler sadece çekimin toplandığı yerler mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kısmen. Ama tüm yoğunluklardaki tezahürler de öyle. Çekimin zıddı nedir sence?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Anti-çekim mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Şimdi, varolan herşey şişirilmiş bir balon olsun ve balonun yüzeyi de çekimin sabit halini temsil etsin. Belki 7. Yoğunluğu&#8230; Ve yüzeyin farklı noktalarında dışa doğru yumrulaşmaya başlasın.. Ve tüm bu küçük yumrular farklı yoğunlukların tezahürler noktaları oluyor&#8230; Kafamda bir şekil oluşturarak, basitçe anlamlandırmaya çalışıyorum. Çok basitçe de olsa bu üzerinde kafa yorabileceğim bir imge mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bir &#8220;anti-balon&#8221; da mevcut olduğu sürece, evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Balonun dış yüzeyini balon, iç yüzeyini ya da içindeki havayı &#8220;anti-balon&#8221; olarak düşünebilir miyiz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yanyana duran 2 balon mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. Bir gayrı-balon.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bir gayrı-balon mu? Beni ÇILDIRTIYORSUNUZ! HİÇBİRŞEYİN mevcut olduğundan bahsediyorsunuz! Biz BURADA bile değiliz! Işıkları kapatalım ve “sayonara!” diyelim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tanrı aşkına! Bu konuyu görsel olarak anlamama yardım edin. Tamam, aynanın önünde duran bir balon, aynadaki yansıması &#8220;gayrı-balon.&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Gayrı-balon, balonun düğmesi kapatıldığı zaman. Ama o denli hızlı gerçekleşiyor ki farkında olamıyorsun, küçük bir titreşim, nabız atışı gibi&#8230;Anlatamıyorum, çaresizim!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Görüyor musun canım, 4. Yoğunluğa ulaştığında göreceksin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki hangi kahrolası şekilde oraya gidebileceğim, daha orayı &#8220;kavrayamazken?&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Oraya ulaşmadan orayı &#8220;kavraman&#8221; gerektiğini kim söylüyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu beni tekrar şu soruya yöneltiyor: dalga ne yapacak da farkındalığı genişletecek? Çünkü eğer birini &#8220;oraya ulaştıracak&#8221; şey dalga ise, dalga bunu ne şekilde yapıyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır. Şu şekilde: &#8220;üçüncü sınıfta&#8221; tüm derslerini tamamladığında nereye gidiyorsun?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani bu şuna ilişkin bir soru&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yanıt lütfen.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: Dördüncü sınıfa gidersin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Peki, 4. sınıfa gidebilmek için halihazırda 4. sınıfta mı olman gerekir? Yanıtla.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Hayır. Ama 3. Yoğunluğa ilişkin herşeyi bilmen gerekir&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet. Daha uygun ifadeyle: bütün derslerini öğrenmiş olman gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ne tür derslerden bahsediyoruz?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Karmik ve basit kavrayışlar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu kavrayışların ana unsurları neler, bunlar evrensel mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evrenseller.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Nedir bunlar?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Sana bunu söyleyemeyiz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bunu söylemeseniz gecem eksik kalırdı! Dersler 3. Yoğunluk varoluşunun sembolojisini anlamlarını keşfetmekle, perdenin arkasını görebilmekle ve gerçek bir özgür seçime göre yanıtını ortaya koyabilmekle mi ilintili? Sufilerin öğrettiği gibi, herkese, herşeye ya da her olaya uygun gelen bir karşılıklı vermekle?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet. Ama konuyu zorlayamazsın. Öğrendiğin zaman öğrenmişsindir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yalnızca yapabileceğimin en fazlasını yaptığımdan emin olmak istiyorum. 3. Yoğunluğa geri dönmek zorunda kalmak istemiyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Emin olamazsın, öyleyse yolculuğun keyfini çıkar. Öğrenmek eğlencelidir!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bana değişken çekim dalgalarına yönelik araştırma ve meditasyon yapmamı söylüyorsunuz. Ve bunu kavradığımda, kuantum fiziğini de kusursuz şekilde kavramış olacağım ve temel olarak herşey anlaşılır olacak. Bununla boğuşuyordum&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Mesele de bu Laura! Boğuşma varsa bir şey öğrenmiyorsundur. Öyleyse boğuşmayı bırak ve düşün. Yani yolculuğun keyfini çıkar.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ego çukuruna düştüm. Konuyu anladığımı sanıyordum. Ama tüm dünya sel gibi yağan yağmurla yıkılmış bir barajın suları altındaki bir köprüye doğru ilerleyen, kontrolden çıkmış bir trene benziyorken, nasıl mücadeleyi bırakıp yolculuğun keyfini çıkarabilirsin ki? En azından durum o zaman bana öyle görünüyordu. Anlamaya ihtiyacım vardı. Büyük Mavi Bilye’de</span><span style="color: #ff0000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(3)</span></sup></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> neler olduğunu bilmeye ihtiyacım vardı. O yanıtlara gerçekten ihtiyacım vardı!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalılar çekim dalgaları hakkında araştırma yapmamı önerdiği için, ben de bunu yapmaya karar verdim. Kütüphaneye gidip araştırmaya başladım. Orada hiçbir şey bulamadım. İlkel bir internet araştırması yaptım (o sıralar pek zeki bir bilgisayar kullanıcısı değildim) ve pek bir anlam ifade etmeyen birkaç garip referans buldum. Sonunda daha cesurca birşey yapmaya karar verdim. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Cevabın Dr. Santilli olması gerektiğini düşündüm! Eğer Kasyopyalılara olan ilgisini yitirdiyse, belki de ilgisini yeniden alevlendirebilirdim. Santilli celsesindeki bilgiler ile o celseden bir yıldan fazla süre sonra sunulan çekim dalgası hakkındaki bilgileri bir araya getirdim, güzelce düzenledim ve Santilli’ye fakslayıp yaptığı ziyaretten beri aldığımız bilgilere bir göz atmasını rica ettim. İlgileneceğinden ve herşeyin bu yolla netlik kazanacağından emindim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayır. Yanıt denemeyecek bir mesaj bile zor geldi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A planı çökmüştü ve şimdi sıra B planındaydı: Dr. Santilli’den adını kullanmak için izin alıp konuyla ilgili bilgileri internette yayınlamak ve böylece çekim dalgalarıyla ilgili birşeyler bilen birinin bu yazıyı okumasını ve işime yarayacak daha fazla bilgi sunmasını ummak. Neyse ki Santilli bu izni verdi ve ben de görev duygusuyla tüm alakalı bilgileri, fikrini sormak ve Skywatch mail grubunda yayınlamasını istemek için Albay Steve Wilson’a gönderdim. Albay Wilson konuyla ve Kasyopyalılarla çok ilgileniyordu çünkü pek çok konuda daha önce de email’leşmiştik. Kasyopyalıların kesinlikle doğru bilgiler sunduğunu ve kendisinin bunları doğrulayabileceğini düşünüyordu. Ama bilgilerden bazılarını ne doğrulayabiliyor, ne de üzerinde yorum yapabiliyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Albay Wilson 27 Haziran 1996 tarihinde Santilli celsesini mail grubunda yayınladı ve ben de mesajı okuyanlar arasında beni araştırmalarımda doğru yöne yöneltecek birinin var olup olmadığını görmeyi beklemeye başladım. Mesajın başlığı “Dr. Roger Santilli ve Kasyopyalılar”dı. Bunun yeterince dikkat bir çekici bir başlık olduğunu düşündüm. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bilgileri bu şekilde insanlara sunma konusunda epeyce paranoyaya kapıldığımı itiraf edeyim. Ayrıntılarını daha sonradan vereceğim çeşitli kaynaklardan oldukça tehlikeli saldırılara maruz kalmıştım ne de olsa ve “hassas” bazı konularda Kasyopya bilgilerini insanlara açarak kendimi muhtemelen belirli bir tehlike altına sokmakta olduğum açıktı benim için. Ama bu konuda ümitsiz durumdaydım ve normalde başvurmayacağım yöntemlere başvurmam gerekiyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hiçbir şey olmadı. Kimse mesaj hakkında yorumda bulunmadı. Çok büyük olduğu iddia edilen mail grubundaki tek bir kişi bile tek bir kelime etmedi. Kartlarımı oynamış ve kaybetmiştim. Çekim dalgalarıyla ilgili başka bilgi edinemeyecektim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">4 Temmuz yaklaşıyordu ve teyzem kutlama için beni evine davet ediyordu, çünkü ailede birkaç kişinin doğum günü de vardı; biri üçünde, biri de beşinde. Tüm aile bir arada bir kutlama yapacak, ayrıca bir havai fişek ve barbekü eğlencesine katılacaktık. Moralim çok düşüktü ama çocuklar gitmek istedi ve sakatlık içinde geçirdiğim aylardan sonra nihayet iyileşiyordum. Bu yolculuk için şansımı denemeye karar verdim. Ayrıca kuzenim bir uzay mühendisiydi ve ben de kanallama faaliyetlerim hakkında artık biraz konuşmak istiyordum. Kuzenimin elimizdeki bilgilere bakıp projeyi ilerletecek herhangi gerçek bir fizik ve matematik bilgisi sunup sunamayacağını anlamak istiyordum. Ve kim bilir, belki de çekim dalgaları hakkında birşeyler biliyordu! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yola çıktık. Yaklaşık 250 km’lik bir mesafeydi ve trafikle birlikte genellikle üç saatten fazla sürüyordu ama çocuklar “yolda” olma konusunda çok heyecanlı ve mutlu oldukları için çok daha kısa sürmüş gibiydi. Kuzey Florida ormanlarından hızla geçtik ve tüm yolculuğumuz boyunca yüksek sesle U2 ve Pink Floyd kasetleri dinledik. “Geldik mi?” sorusunu en az yüz kere duymuş olmalıyım. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Barbekü güzeldi ve yerel gönüllü itfaiye birimi için düzenlenen bir çekilişte bir olta kazandım. Çocuklar kuzenleriyle çok iyi vakit geçirdiler ama ben hızla yoruluyordum ve faaliyetlere yetişemiyordum. Uzay mühendisi kuzenim çekim dalgaları hakkında ya hiçbir şey bilmiyordu, ya da bunu bir kadınla tartışmaya uygun bir konu olarak görmüyordu. Tutumu dalga geçme seviyesinde küçümseyiciydi ve dolayısıyla sohbet hiçbir yere varmadı. Ve orada sıcak, nem içinde ve böcekler arasında dolaşıp şimdi ne yapacağımı düşünüyordum. Gece orada kaldık ve garip bir yatakta garip bir deneyim yaşadım. Kendimi hayatımda hiç hissetmediğim kadar yalnız hissediyordum ve gerçekliğimiz, varlığımız, evrendeki yerimiz hakkındaki bu problemleri çözmeyi çok istiyordum ama tüm bunlarla ilgili “Neden?” “Nasıl?” gibi soruların cevabını öğrenmeye benim kadar istekli tek bir insanla bile bağlantı kuramıyor gibi görünüyordum. Hayalkırıklığından ağlamaya başladım. Zihnimdeki soruları evrene haykırıyordum. Uzayın enginliğinde sonsuza kadar yankılanıyor gibiydi. Bu beni korkuttu. Sonra garip bir rahatlama hissettim. Kader beni bir yorgan gibi sardı. Eğer devam edersem bir yanıtın geleceğini hissettim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ertesi gün o düşüncesiz kutlama ortamının son derece garip bağlantısızlık hissi içimde giderek büyüdü ve her geçen an daha da huzursuzlaştım. Çok zorlayıcı bir haldeydim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sonunda daha fazla dayanamadım ve çocuklara havai fişek gösterisi biter bitmez eve gideceğimizi söyledim. Neyse ki onlar da tüm faaliyetleri neticesinde yeterince yorgundular ve kendi yataklarında uyuma düşüncesi fikrimi kabul etmelerini sağladı. Üç tam gün kalamadığımız için özür diledik ve tek bir trafik ışığı olan ama hayatımda gördüğüm en iyi havai fişek gösterilerinden birine ev sahipliği yapan o küçük Kuzey Florida kasabasında göğe fırlatılan son kızıl havai fişeğin de beysbol sahası üzerinde yere süzülmesiyle birlikte yola çıktık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tekrar yoldaydık. Florida ormanlarında gece sürüşü; hayatın en büyük keyiflerinden biri. Çok az trafik, pencerelerden esen yumuşak kokulu bir hava, uzun çam ağaçları arasında kilometrelerce uzanan düzgün, iki şeritli asfalt. Çocuklar kısa süre içinde uyuyakaldı ve geceyarısından kısa bir süre sonra eve vardık. Herkesi yatağına yerleştirdim ve kendim yatağıma gitmeden önce küvette uzun, dinlendirici bir banyo yaptım. Yatmadan hemen önce bana herhangi bir mesaj gönderen olmuş mu diye e-mail’imi kontrol etmeye karar verdim.</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">E-mail’iniz var!” diyordu bilgisayar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Vardı gerçekten.</span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;"><strong>Konu:</strong> Dr. Roger Santilli ve Kasyopyalılar</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Yanıt adresi:</strong> ajad@physic.uni-bielefeld.de</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Gönderilme Tarihi:</strong> 5 Temmuz Cuma 1996 19:07:43 +1 </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Merhaba, Dr. Roger Santilli’nin e-mail adresi nedir? Makalelerine bir gözatmak istiyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Teşekkürler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">ark</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ne ilginç bir isim!</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(</span></sup><span style="color: #ff0000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">4</span></sup></span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">)</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Ve ne kadar ilginç bir duygu uyandırdı bende. Yanağımdan geçen küçük sıcak bir hava akımı gibi ince, belli belirsiz.</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hiçbir şey” diye tersledi beni bilinçaltı zihnim! Sonuçta bu tuhaf isimli şahıs Santilli’nin e-mail’ini istiyordu yalnızca ve Kasyopyalılar hakkında söyleyeceği birşey yoktu. Ne büyük hayalkırıklığı! Ama o bilgileri gönderdikten sonraki sekiz gün içinde gelen ilk lokmaydı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayalkırıklığımı bir kenara bıraktım ve elimden geldiğince yardımcı olmaya karar verdim. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sonuç şuydu: Kasyopyalılar MUFON toplantısındaki küçük gösterimizin “önceden kaderleştirilmiş” olduğunu söylediklerinde gerçekten haklıydılar. Çünkü bu, Santilli’nin dikkatini çeken bir durum yarattı ve bir yıl sonra Santilli celsesini internetteki bir mail listesinde yayınladım, o celse Kasyopya bilgilerine </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>ilgi duyan</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> bir fizikçiye aktarıldı. Herhangi bir fizikçi de değil; iyi bir şöhreti olan bir fizikçi. Yayınlarının listesi kolum kadar uzun olan, </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Humboldt Ödülü</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> sahibi, ve tüm hayatım boyunca zihnimi meşgul etmiş problemler üzerinde çalışma yapmak için gerekli alanlarda uzman olan bir fizikçi. </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-7-pg.-210-1.jpg"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignnone" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-7-pg.-210-1.jpg" alt="" width="288" height="194" /><br />
</span></a></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üstelik o problemleri anlamaya ve çözmeye benim kadar adanmıştı. Ve garip şekilde, Kasyopyalıların beni çekim dalgalarını araştırmaya sevk ettiği dönemde o da araştırma dergisinde çekim dalgaları hakkında yazmaktaydı. </span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-7-pg.-210-2.jpg"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignnone" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-7-pg.-210-2.jpg" alt="" width="380" height="247" /><br />
</span></a></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Firenze’de en sevdiği yürüyüş yollarından birinin yanındaki kırık, eski bir anıttaşın üzerinde oturuyordu ve ben ona ilk kez yanıt yazdıktan sonraki gün, olayın bir anısı olarak gidip o taşın fotoğrafını çekmeye karar vermişti. </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Üstte: Ark’ın araştırma dergisinde çekim dalgaları hakkında yazı yazarken üzerinde oturduğu eski anıttaş.</em></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><em>Altta: Ark’ın Firenze’deki ofis penceresinin bir görüntüsü. Oradaki üniversite binaları çok eski. Önceden bir manastırmış.</em></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir diğer ilginç şey, bir fizikçinin bir “akıl hocası” olduğunun düşünülebilecek olmasıdır. </span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">22 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Vücutta bilinçaltına giden kapının açılmasına yardımcı olmakta kullanılabilecek herhangi bir nokta var mı?<br />
C: Böyle bir yardıma ihtiyaç yok. Öncelikle arayış maceran için bir &#8220;akıl&#8221; hocası aramanı önermek istiyoruz!!</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üçüncü bölümde anlattığım ve Ark’la buluştuktan sonra meydana gelen garip olaylar kesinlikle bu ilişkinin “bilinçaltımın kapılarını açma” sonucunu doğuran bir kader olduğuna işaret ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İlişkimizin çok erken bir noktasında arayışımızın bizi bir araya getiren şeyin ta kendisi olduğunu anladık ve kesinlikle bu konu üzerinde birlikte çalışmaya başlayacaktık hemen. Ark transkriptlerin bazı parçalarını okuyor, sorular hazırlıyor ve e-mail yoluyla bunları bana gönderiyordu. Kendi araştırmasında aşina olduğu pek çok konu hakkında da sorular soruyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O ilk e-mail’den dokuz gün sonra Ark bir celseye katıldı. Garip bir şekilde bu bizi Dalga konusuna geri getirdi. </span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;">14 Temmuz 1996</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Öncelikle, materyalimize ilgi gösteren bir fizikçiyle iletişimim oldu. Ve bundan dolayı çok uzun zaman önce okuduğum, Almanya&#8217;nın Polonya işgaliyle ilgili bir kitabı tekrar elime aldım. Bu kitapta çok tuhaf şeyler söyleniyor ve pek çok eşzamanlı rakamlarla karşılaştım. Mevcut küresel gerçekliğin bir prototipi gibi göründü. Sorum şu: bu fizikçiyle kurduğum iletişim, 11 yaşındayken bu kitabı okuyuşum ile sizinle olan bağlantımız arasında eşzamanlı bazı bağlantılar var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Açık.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Holokost&#8217;un temel olarak dünyadışı varlıkların nihai dünya işgali için bir &#8220;pratik&#8221; olduğunu söylemiştiniz. Hitler üzerinden uygulanan şey gelecekteki bir senaryoya dair bir prova mıydı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın. İradenin &#8220;test edilişiydi.”</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Kimin iradesi test ediliyordu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Sizin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Şahsen biz mi, yoksa dünyanınki mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: İkincisi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu senaryoyla ilgili olarak, belirttiğim kitap yoluyla olabilecek şeyler hakkında öğrenebileceğimiz bir ders var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Belki, ama mozaik bilinci öğrenmeni öneriyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Mozaik bilinç nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Lineer yaklaşımdan ziyade içsel olarak küresel biçimde düşünüş. Tüm sahneyi görme yoluyla tüm resim görülebilir. Kendini bir mozaiğin ortasında düşün.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tamam, söylediğiniz şeyi biliyorum ama sanırım bunu yapabilmemin hiçbir yolu yok!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, yapabilirsin!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tamam, tamam. Tüm bu durum, bu Polonya bağlantısı, bu Alman bağlantısı <sup>(5)</sup>, Amerika ve dünyadışı varlıklar, askerler/Nefilim, tüm bunlar Yoğunluk Sınırı Geçişi&#8217;nin yansımaları, doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ve Yoğunluk Sınır Geçişi&#8217;nin tezahürlerine dayalı olarak bazı insanlar 4. yoğunluğa mezun oluyor veya geçiş yapıyor, farkındalıkları değişiyor, herşey değişiyor, oyun sahası dengeleniyor. Demek Almanya&#8217;da olan şey bir provaydı ama asıl olacak olan şey oyun sahasının eşdüzeyli hale gelmesi&#8230; Yani aslında tam olarak aynı senaryo olmayacak. Bu doğru bir değerlendirme mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Belki. Tamam canım, gerçekleri istiyorsun ve biz de gerçekleri vereceğiz ve kavramanızı ümit ediyoruz. Şimdi değilse bile belki gerekli olduğu zaman&#8230; </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek bir: Varolan herşey derslerdir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek iki: Varoluş büyük bir okuldur. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek üç: Sizin algıladığınız şekliyle zamanlama asla kesin değildir. </span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek dört: Olacak olan şey, senin deyişinle, sen öğrenme döngünde o noktaya ulaşana kadar gerçekleşmeyecek ve şu anda henüz yakın bile değilsin.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Gerçek beş: Öğrenme döngüsü değişkendir ve öğrenme döngüsündeki ilerleyiş, meydana gelen olaylar ve koşullar ile belirlenir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani bireysel ve kolektif olarak yaşamlarımızdaki olaylar ve koşullar bu öğrenme döngüsünde nerede olduğumuzu gösterebilir, öyle mi? Ve bunların deneyimlenmesi gerektiği için de bunlardan sadece bahsetmenin hiçbir anlamı yok?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Kısmen doğru. İpuçları istiyorsan vereceğiz. Ama eğer bir &#8220;yol haritası&#8221; istiyorsan, bunu unut!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Pekala birkaç ipucu istiyoruz. Ve Ark da ipuçları istiyor! Ark özgür iradeyi geliştirecek bir araç icat edip edemeyeceğimizi öğrenmek istiyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Gerçek 3, 4 ve 5&#8242;ten dolayı araca ihtiyaç yok.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Hmmm&#8230; Yani insanlar hipnotize edildiği ve dışarıdan kontrol edildiği zaman, ki celseden önce tartıştığımız konu da buydu, bunu durdurmayı öğrenene kadar hipnoz altında olurlar ve kontrol edilirler, öyle mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani domuz ağılı benzetmesini kullanacak olursak, bunu yeterince deneyimleyene kadar o ağılda debelenmeleri ve acı çekmeleri mi gerekir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bisiklet benzetmenizi kullanacak olursak: Çocuğun bisiklet sürmeyi bilmesi için nasıl bisiklet sürüleceğini öğrenmesini gereksiz kılan bir alet var mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (MM) Sanırım ne kadar bilgi özümsemişsen o kadar çok özgür iraden oluyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet!! Evet!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Diğer bir deyişle, bilgi ve farkındalık özgür iradenin farkına varmanı sağlıyor ve böylece hangi eylemlerin GERÇEKTEN özgür irade eylemi olduğunun farkına varıyorsun ve böylece yalanlar, aldatmalar ve gerçek arasındaki farkı bildiğinde veya şüphelendiğinde, hayatını kontrol edebilecek bir konumda oluyorsun. Doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ark bir şey daha soruyor&#8230; sorunu inançmış, bana söylediği şekliyle.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: İnanç da bilgiden gelir, ve daha önce söylediğimiz gibi&#8230; Yanlış bilgi, bilgisizlikten daha kötüdür!!!!!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani öğrendiğimiz veya incelediğimiz herhangi birşeyde doğruluğu TAM olarak belirlemek için onu alıp her parçasını incelememiz, her yönüyle, hatta diğer şeylerle ilişkisini kavramamız gerekiyor, öyle mi? C. S. Lewis&#8217;in dediği gibi bilgi bir ip gibidir&#8230; eğer onu bir kutuyu bağlamak için kullanıyorsan kusursuz olup olmadığı o kadar önemli değildir, ama eğer bir halat olarak onunla bir uçurumdan iniyorsan, ağırlığını kaldıracak kadar sağlam olduğundan mutlaka emin olman gerekir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Pekala, Ark şunu soruyor: &#8220;1979&#8242;daki Phoenix Projesi&#8217;nde, Grilerin de yardımıyla, bir zihin okuma cihazı başarıyla üretildi.&#8221; Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Tamam! Bu gayet kısa ve netti! Sonraki soru: &#8220;Uyuşturucu etkisi altındayken, medyumların veya normalin üzerinde zihinsel kapasiteleri olanların bir makineye bağlanarak bir tür fiziksel form yaratmaları mümkün olabilir mi?&#8221;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Mümkün. Şimdi incele: &#8220;Griler&#8221; &#8220;Kertenkele&#8221; varlıklarının sibergenetik araçları, o halde yardımı aslında kim yapıyor? Ve Kertenkele tiplerinin arkasında kim var?? Atalarınız olabilir mi acaba!?!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Burada şöyle söylüyor: &#8220;İnsanın içinde olan ve tutku olarak ortaya çıkan ateş, yararlanabileceğimiz sırdır. Herşeyin sırrı tutkudur. Tutkuyla herşey mümkündür. Phoenix Projesi&#8217;ndeki zihin izleme deneyleri güçlendirilen beyin dalgalarıyla açıklandı. Aslında deneyde yapılan şey subjenin tutkusunu güçlendirmekti. Güçlendirilen şey subjenin &#8220;içsel iradesiydi&#8221; ve hepimizin içindeki o içsel ruh, o hareket gücü, elektrik enerjisi olarak ortaya çıktı. O gücü kullanmada ustalaştığında kontrol edilemezsin, artık evren senindir. İçsel ruhun ustası olduğunda fiziğin de ustası olursun.&#8221; Yorumlarınızı rica ediyoruz.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Önce önceliği olanlar: Yardımı aslında kim yapıyor? Ve yardım nasıl yapılıyor?!!!!!!???</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Hopi materyaline göre Konsorsiyum&#8217;a Griler yardım ediyor&#8230; Yardımı kim mi yapıyor? Hmmm&#8230; Bir ipucu verin&#8230; Sanırım Kertenkeleleri kontrol edenler Nordik dünyadışılar. Griler Kertenkeleler tarafından yaratıldı ve Konsorsiyum&#8217;a onların yardım ettiği söyleniyor&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yardım etmek mi? Yoksa etkileme mi?!? Eğer öyleyse nasıl?!? Ve herşeyin düğümlendiği yer de burası değil mi? Her zaman mutlak bir şekilde etki altında değil misiniz?!? Yaptığınız HERŞEY&#8217;de? Bunu defalarca söyledik&#8230; O yüzden lütfen yoldan sapmayalım, tamam mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani domuz ağılında olduğumuz sürece domuz ağılındayız ve oradan çıkmadığımız sürece de onun İÇİNDEYİZ, öyle mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Öğrenme döngüsünde o noktaya ulaşana kadar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (MM) Medyumlarda kullandıkları kimyasal neyin nesi? &#8220;Akaşik kimyasal&#8221; mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Alıntıladığın bilgi bütünüyle yanlış! &#8220;Tutku&#8221; bireyi &#8220;özgür&#8221; kılmaz. Tam tersi!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki ya tutku bilgi içinse?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu tutku değil, ruhun arayışıdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Peki bazı insanlara bu arayış güdüsünü veren şey nedir? Her yalanı ayıklayıp yalnızca çıplak gerçek kalana kadar herşeyin mutlak dibine ulaşma iradesi veren o buharlı silindir etkisini yaratan şey nedir?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yanlış kavram. Bu yalnızca kişinin öğrenme döngüsünde o noktada olduğu anlamına gelir. O noktada hiçbir güdü gerekmez.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani oradasın çünkü gerçeği aramanın herşey haline geldiği noktaya ulaşmanı sağlayan kritik bir eşiği aşmış oluyorsun, öyle mi? Ve bu, varlığının parametrelerini belirliyor. Daha çok 360 derecelik bir daire gibi ve herkes bu dairede farklı bir noktada ve tüm daire dönüş halinde. Önündeki ve arkandakilere göre nispi konumun hiç değişmiyor ve herhangi birine yardım için yapabileceğin tek şey kendini hareket ettirerek daireyi hareket ettirmek, önündekini daha ileri itmek ve arkandakini de senin bir önceki yerine çekmek, doğru mu? Ve döngüde nerede olduğun ne yaptığını belirliyor&#8230; Doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Tek bir döngü, evet. Tek bir öğrenme döngüsü var ve o döngü üzerindeki yerin DENEYİMLERİNİ belirliyor ve tersi.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Döngüdeki bir noktadan başka bir noktaya &#8220;sıçranabiliyor mu”? Uzaydaki bir solucan deliği falan gibi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Gerçek 1, 2 ve 3&#8242;e bak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Kestirme yok anlamında mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Şimdi 3, 4 ve 5&#8242;e.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani belirli olaylar ve koşullar kişinin bazı &#8220;sıçramalar&#8221; yapmasına yardımcı olabilir mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: &#8220;Sıçrama&#8221; değil, hızlanma.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Daha önce değişken çekim dalgalarından bahsederken bu dalgaların değişken hale gelmesine neden olan şeyin ne olduğunu sormuştum ve siz de &#8220;yararlanım&#8221; olduğunu söylemiştiniz. Ayrıca BH&#8217;nin çekimi dağıtmak, KH&#8217;nin de çekimi &#8220;toplamak&#8221; olduğunu söylediniz. Bunun üzerinde biraz düşündüm ve şunu sormak istiyorum; diğerlerine verirken, ki örneğin bir yardımın yalnızca dersin uzamasına neden olacağını bildiğin için verdiğin şey bir yardımın kesilmesi şeklinde bile olsa, başkalarına vermek çekimin dağıtılması demek oluyor. Ve bunun tersi olarak da, örneğin kişi başkalarının enerjisini boşalttığının bilinçli bir şekilde farkında olmasa bile bir şekilde başkaları üzerinde zihinsel veya başka türlü kontrol uygulamak da çekimin toplanması oluyor. Doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ve çekimi topladığın zaman karadelik gibi birşey mi oluyorsun, kendi içinde bir çukur mu oymuş oluyorsun?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Nihai olarak.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ve bana öyle görünüyor ki, bizim yaptığımız şeyin amaçlarından biri de kendimizde topladığımız çekimi bırakmak, doğru mu?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Eğer seçiminiz buysa, veya eğer yolunuz buysa.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Seçim, yolla ayrılmaz bir şekilde ilişkili mi, anladığım gibi? Ruh özünde nasıl yapılanmışsan onun bir parçası.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ve seçimi KH olan insanlar var. Bu onların yolu.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani üzerinde bulundukları yolun sonunu görsen bile birini kendi yoluna döndürmeye çalışmak bir yargılama ve kötü bir davranış oluyor. Çünkü neticede o onların seçtiği yol&#8230;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Ve eğer böyle birine &#8220;kovalar dolusu sevgi ve ışık&#8221; gönderirsen, onların özgür iradesini ihlal mi etmiş oluyorsun?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: &#8220;Kovalar&#8221; dolusu kusmuk da gönderebilirsiniz, çünkü tepkileri aynı olacaktır. Yargılama KH&#8217;dir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Daha önce bize yıldızların ve gezegenlerin diğer yoğunluklara açılan portallar veya geçitler olduğunu söylemiştiniz. Bu gelen dalganın, gelen Yoğunluk Değişim Sınırı&#8217;nın bu tür portallar yoluyla erişilebilir olması mümkün mü? Yani bizim mekanımızda gerçekten ortaya çıkacak olan birşey değil de, yıldızlardan ve gezegenlerden yayılacak birşey gibi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu konudaki sorun ile çok uzun bir konuyu başlatıyor olabilirsin. Hatırla: 4. yoğunluk KH güçleri tarafından enerjinin tüketilmesini istemiyorsan, takvim tarihleri iliştirilmiş tüm kehanetlerin faydasız olduğunu bil!</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) MM&#8217;nin yaşadığı bölgedeki yerel Hindu toplantısında MM&#8217;nin onların enerjilerini emip tükettiği söylendi. Ne tür bir etkileşimdi bu? Neden bu kadar rahatsız oldular?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Çünkü tapılmak istiyorlardı.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yani asıl kendileri onun enerjisini emmek istiyorlardı çünkü tapılmak enerji emilimiyle eşanlamlı, öyle mi?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) MM&#8217;nin çekip bana gösterdiği fotoğrafdaki köpeğe benzer görüntüyü merak ediyorum.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu zamanlarda 2. yoğunluk varlıkları giderek daha fazla yapışık ruh çekecek.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bu yapışık ruhlar başka varlıklar anlamında mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet, ve diğerleri.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) 2. yoğunluk varlıkları bu yapışık ruhları çekerken, bunları bizden mi çekiyorlar, örneğin koruma amacıyla?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Bize zarar vermesi için bu tür yapışık ruhları çekmede kullanılıyorlar mı?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Hayvanlarımız neden yapışık ruh topluyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Frekans titreşimleri yoğunlaşmalarından dolayı. Yani Dalga.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">S: (L) Yapabileceğimiz birşey var mı? Yani evcil hayvanlarımızdan kurtulmamız mı gerekiyor?</span></p>
<p><span style="color: #000000;">C: Bu kadar katı birşey önermeyiz. Fakat dikkatli olun: 3. yoğunluk KH yönelimi 2. yoğunluk üzerinde &#8220;hakimiyet&#8221; düşüncesini de içerir ve bu yalnızca dalganın yaklaşmasıyla artan enerjinin doğal bir neticesi&#8230; Derslerin bazıları oldukça ilginç gerçekten. Sizden daha düşük kapasiteli olanları zorla tutup esaret altına almanın &#8220;iyilik&#8221; amacıyla olduğunu varsaydığınızda, sizden daha yüksek kapasiteye sahip olanların da aynı şeyi sizin için düşünmekte olmasını neden beklemeyesiniz?!? Bunun üzerinde daha fazla düşünmenizi istiyoruz. Bu konuyla ilgili fayda göreceğiniz çok şey olduğunu tahmin ediyoruz.<em></em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dalga konusu bu noktada beklemeye alındı, çünkü çok sayıda “gerçek yaşam” faaliyeti öncelik kazandı; Ark’ın ilk ziyaretini gerçekleştirmesine yönelik çalışmalar, şekilsiz bir sanal gerçeklikte değil de gerçek mekan/zamanda birlikte çalışabilmemiz için geleceğimizi nasıl düzenleyeceğimizle ilgili ayrıntılar gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama sonunda tüm meseleler yoluna girdiğinde konuya geri döndük. Ama bu sefer ev ödevimizi yapmamız gerektiğini, bedava öğle yemeği olmadığını ve gerçekliğin en büyük gizemlerini çözme amacının oldukça büyük bir proje olacağını öğreniyorduk. Öğrendiklerimiz bu kitap dizisini oluşturdu.</span></p>
<p><sup> <span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(1) </span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Başkalarına Hizmet kavramının kısaltması.</span></p>
<p><sup> <span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(2) </span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kendine Hizmet kavramının kısaltması.</span></p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(3)</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Dünya.</span></p>
<p><sup> <span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(4) </span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ark kelimesi İngilizcede Nuh’un Gemisi anlamına da gelmektedir.</span></p>
<p><sup> <span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(5)</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Burada gönderme yapılan şey, </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Amazing Grace</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kitabında tanımlanan bir geçmiş hayat olayıdır. Hayatım boyunca Nazi Almanyasındaki bir geçmiş yaşamla ilgili rüyalar ve görüntüler gördüm. O yaşamda, tutuklanan bir Yahudi’yle evliydim. Dört çocuğumuz da alınıp kamplara götürülmüştü. Ailemle ilgili derin üzüntüm neticesinde intihar ettim. Tüm hayatım boyunca o zamanki kocamın kim olduğunu merak edip durdum. Ark’la tanıştıktan sonra, onun bir başka hayattaki, hatta belki pek çok başka yaşamdaki “Kayıp Aşk” olduğuna dair güçlü işaretler sunan olaylar yaşadık ikimiz de. Kasyopyalıların sonraki bir noktada dediği gibi “birbirini bütünleyen ruhlardık.”</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/06/19/dalga-7-bolum-balonlar-anti-balonlar-ve-havai-fisekler-ya-da-laura-cukura-dusuyor-ve-ark-kurtarmaya-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 6. Bölüm: Hayvan Psikolojisi veya Geçmişteki A, gelecekte de A olacaktır. Geçmişteki A-olmayan, gelecekte de A-olmayan olacaktır. Geçmişte de gelecekte de herşey ya A’dır ya da A-olmayan’dır.</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-6-bolum-hayvan-psikolojisi-veya-gecmisteki-a-gelecekte-de-a-olacaktir-gecmisteki-a-olmayan-gelecekte-de-a-olmayan-olacaktir-gecmiste-de-gelecekte-de-hersey-ya-a%e2%80%99dir-ya-da-a-olmayan/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-6-bolum-hayvan-psikolojisi-veya-gecmisteki-a-gelecekte-de-a-olacaktir-gecmisteki-a-olmayan-gelecekte-de-a-olmayan-olacaktir-gecmiste-de-gelecekte-de-hersey-ya-a%e2%80%99dir-ya-da-a-olmayan/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 20:41:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=30</guid>
		<description><![CDATA[&#160; 11 Şubat 1995 S: (L) Daha önce, Ouspensky&#8217;nin &#8220;Tertium Organum&#8221;unda algılar hakkında birşeyler okuyorduk. Bu, bizim algılarımızın durumu ve 2. yoğunluktaki algıların durumu ile ilgili yeterince doğru bir tanımlama mı? C: Evet. S:(L) Tamam, buradan 4. yoğunluk algısına bir sıçrama yapacak olursak&#8230; C: Bekle ve gör. Burada konuyla ilgili Kasyopya tartışmasına geçmeden önce Ouspensky’nin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new7-186x300.png"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new7-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /><br />
</span></a></span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">11 Şubat 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Daha önce, Ouspensky&#8217;nin &#8220;Tertium Organum&#8221;unda algılar hakkında birşeyler okuyorduk. Bu, bizim algılarımızın durumu ve 2. yoğunluktaki algıların durumu ile ilgili yeterince doğru bir tanımlama mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S:(L) Tamam, buradan 4. yoğunluk algısına bir sıçrama yapacak olursak&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bekle ve gör.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Burada konuyla ilgili Kasyopya tartışmasına geçmeden önce Ouspensky’nin yukarıda belirtilen ikinci yoğunluk varlıklarının algıları hakkındaki bir yazısından bir bölümü alıntılamak istiyorum çünkü konu bu bölümde tekrar karşımıza çıkacak ve okuyucu bunun neyle ilgili olduğuna aşina olmak isteyebilir çünkü herkes şunu merak ediyor: Neden ve nasıl olup da bu kadar çok sayıda farklı algılarla dolu bir dünyada yaşayabiliyoruz, bu algılar bizim üzerimizde bu kadar derin etkiler yapabiliyor ve </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>algılayamadığımız varlıklar arasında yaşayıp hareket edebiliyoruz</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ayrıca dördüncü yoğunluğa mezuniyet sonrasında algılarımızı nasıl olabileceği meselesi de var ve bu hepimizin yanıtlamak istediği bir soru. Belki de Ouspensky, her ne kadar tümünün doğru olmadığı kesin olsa da konu hakkındaki spekülasyonlarında bize bazı ipuçları vermiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hatta Ark ve ben bu alıntıyı paylaşıp paylaşmama konusunda uzun uzun tartıştık çünkü Ark Ouspensky’nin “bilimsel argümanlarında” ciddi bazı hatalar algılıyor. Bu argümanların hiç bilimsel olmadığını ve Ouspensky’nin kanıt sağlamadan varsayımsal sıçramalar ve tanımlar yaptığını söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu doğru olabilir ama sonuçta bu alıntının yapılma amacı, insanın ve hayvanın etrafımızı saran dünyayla ilgili deneyimleri arasındaki farkların neler olabileceğiyle ilgili ipuçları sunmak, böylece bunlara dayalı olarak daha derinlemesine fikir yürütmeler için bir çerçeve sağlamaktı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu alıntı biraz uzun olacak ama önemli birşeyi kaybetmeden nasıl kısaltacağıma karar veremedim. 20’lerde veya öncesinde yazıldığı için dil biraz eski olmakla birlikte Ouspensky oldukça kısa ve öz ve ekonomik bir dile sahip ve lüzumsuz şeylerin miktarı çok az. Sonuçta, gidip kitabı satın alamayacak olanlar bile, bir yoğunluktaki algılar derken neyden bahsettiğimiz konusunda iyi bir kavrayış elde edeceklerdir. Aktarmak istediğim şey mutlaka Ouspensky tarafından sunulan ayrıntılar değil, bu algılama farklılıklarıdır. O yüzden, başta alakalı bulmasanız da lütfen okumaya devam edin çünkü aklınızda uyanmaya başlayacak olan bazı fikirlere şaşırabilirsiniz!</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tertium Organum</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’dan:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Algımızın temel birimi duyumsamadır. Duyumsama, iç hayatımızdaki temel bir değişimdir. Duyumsamaya neden olan veya bize öyle görünen şey ya dış dünyamızda iç yaşantımızla ilgili olarak ya da iç yaşantımızda dış dünyayla ilgili olarak meydana gelen bir değişimdir&#8230; Duyumsamayı, iç yaşantının durumundaki temel bir değişim olarak tanımlamak yeterlidir. Bir duyumsama deneyimlemenin, dış dünyadaki bir tür değişimin yansıması olduğunu varsayarız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Deneyimlediğimiz duyumsamalar hafızamızda belirli bir iz bırakır. Bu izlerin birikmesiyle birlikte, duyumsamaların anıları bilincimizde gruplaşır. Benzerlik durumlarına göre birbirlerine iliştirilirler, bir araya getirilirler veya zıtlaştırılırlar. Genellikle birbirleriyle yakın bir ilişki içinde deneyimlenen duyumsamalar bilincimizde tekrar uyanma sırasında bağlantı biçimlerini korur. Duyumsama anıları giderek temsiller meydana getirmeye başlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Temsiller bir bakıma gruplaşmış duyumsama anılarıdır. Duyumsamalar gruplaşıp temsilleri oluştururken net bir şekilde tanımlanmış iki yön izlerler. İlk yön duyumsamaların karakterlerine göredir: sarı renk duyumsaması sarı renkle ilgili diğer duyumsamalarla, ekşi tat duyumsaması diğer ekşi tat duyumsamalarıyla ilişkilendirilir. İkinci yön duyumsamanın alınma zamanına göredir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir temsil oluşturan bir grup, eşzamanlı olarak deneyimlenen farklı duyumsamalar içerdiğinde, bu belirli duyumsamalar grubunun anısı ortak bir nedene atfedilir. “Ortak neden” “nesne” olarak dış dünyaya projekte edilir ve söz konusu temsilin bu nesnenin gerçek özelliklerini yansıttığı varsayılır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu tür bir anı grubu bir temsil oluşturur. Örneğin bir ağaç temsili; bu (belirli) ağaç. Bu gruba yaprakların yeşil rengi, kokusu, tonları, dallardaki rüzgar sesi vs eklenir. Tüm bu şeyler bir arada, zihnimizin yaydığı ışınların odağını oluşturur. Bu ışınlar giderek dışsal objeye odaklandırılır ve onunla iyi veya kötü bir şekilde bir uyuşum gösterebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Zihinsel hayatın daha derin kompleksliklerinde, temsil anıları duyumsama anılarıyla aynı süreçten geçer. Birikim sırasında temsillerin anıları veya “temsil imgeleri” çok çeşitli şekillerde birbirleriyle ilişkilendirilir, bir araya getirilir, zıtlaştırılır, gruplar oluşturur ve sonunda kavramları meydana getirir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Böylece farklı zamanlarda (gruplar halinde) deneyimlenen çeşitli duyumsamalar, bir çocuğun zihninde bir ağacın temsilini (bu ağaç) meydana getirir. Daha sonra ise farklı ağaçların temsil imgelerinden de ağaç kavramı oluşur (belirli bir ağaç değil, genel ağaç kavramı). Kavramların oluşumu kelimelerin oluşumunun önünü açar ve böylece konuşma ortaya çıkar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Konuşma kelimelerden oluşur. Her kelime bir kavram ifade eder. Kavram ve kelime aslında aynı şeydir. Aradaki tek fark, kavramın içsel yönü, kelimenin ise dışsal yönü ifade etmesidir. Kelime, bir şeyin cebirsel işaretidir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Konuşmalarımızda kelimeler kavramları veya fikirleri ifade eder. Fikirler daha geniş nitelikte kavramlardır; benzer temsillere yönelik bir grup işareti değildirler, farklı temsillerden oluşan grupları, hatta kavram gruplarını kapsarlar. Dolayısıyla fikir karmaşık veya soyut bir kavramdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şu anda ortalama bir insanın zihinsel yaşamının üç birimi vardır: duyumsama, temsil ve kavram.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gözlemler ayrıca bize göstermektedir ki belirli anlarda bazı insanlarda zihinsel yaşamın dördüncü bir birimi ortaya çıkar. Farklı yazarlar ve ekoller buna farklı isimler verirler ama bu dördüncü birimde fikirler unsurunun algı unsuru her zaman duygusal unsurla ilişkilidir. Eğer Kant’ın fikri doğruysa, eğer kendine özgü karakteristiklere sahip olan mekan dış dünyanın değil de bilincimizin bir özelliğiyse, o zaman dünyanın üç boyutluluğu bir şekilde zihinsel aracımızın yapısına bağlı olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Somutlaştırma amacıyla şu şekilde bir soru sorulabilir: Dünyanın üç boyutlu yayılımı ile zihinsel aracımızın duyumsamalara, temsillere ve kavramlara sahip olması ve bunların tam olarak bu düzende olmaları gerçeği arasındaki ilişki nedir? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu tür bir zihinsel aracımız var ve dünya üç boyutlu. Dünyanın üç boyutlu olmasının, zihinsel aracımızın bu şekildeki yapılanmasına dayalı olduğu nasıl kanıtlanabilir? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer zihinsel aracımızı değiştirebilseydik ve etrafımızdaki dünyanın bu değişikliklerle birlikte değiştiğini gözleseydik, bu durum mekanın özelliklerinin zihinsel özelliklerimize bağımlı olduğunu bize kanıtlardı. Eğer yukarıda belirtilen daha yüksek</span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">iç yaşantı biçimi (ki bu daha yüksek içsel yaşantı biçimi tesadüfi bir şekilde hakkında çok az şey bildiğimiz bazı koşullara dayalı gibi görünmektedir) bir kavram kadar kesin ve bir kavram kadar irademize itaatkar hale getirilebilseydi ve eğer bu yolla mekanın</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">karakteristiklerinin sayısı artsaydı, yani eğer mekan üç boyutlu değil de dört boyutlu olsaydı, bu durum varsayımımızı doğrulardı ve belirli bazı özelliklere sahip olan mekanın, duyusal algımızın formu olduğu yönünde Kant tarafından öne sürülen fikri kanıtlardı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer zihinsel hayatımızın birimlerinin sayısını azaltabilseydik ve kendimizi veya bir başkasını kasıtlı olarak kavramlardan mahrum bırakabilseydik, yani böylece bizim veya bir başkasının zihnini sadece temsiller ve duyumsamalarla işleyecek hale getirebilseydik ve eğer bu yolla bizi çevreleyen mekanın karakteristiklerinin sayısı azalsaydı, yani eğer bu yolla o insan için dünya üç boyutlu değil de iki boyutlu olsaydı, ve eğer zihinsel aracın daha da sınırlandırılması, yani onu temsillerden mahrum bırakma yoluyla dünya tek boyutlu hale getirilebilseydi, bu durumda varsayımımız doğrulanmış, Kant’ın düşüncesi kanıtlanmış olurdu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla, eğer duyumsamalardan başka hiçbir şeye sahip olmayan bir varlık için dünyanın tek boyutlu, duyumsamalara ve temsillere sahip bir varlık için iki boyutlu, kavram ve fikirlere ek olarak daha yüksek algı biçimlerine de sahip bir varlık içinse dört boyutlu olduğunu tespit edebilseydik, Kant’ın fikri kanıtlanmış olurdu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Mekan fikrinin subjektif karakteriyle ilgili bu Kant önermesi, şu şartlarda kanıtlanmış olarak kabul edilebilir:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">a) duyumsamalardan başka hiçbir şeyi olmayan bir varlık için tüm dünyamız (tüm çeşitliliğiyle) bir çizgi olarak görünseydi; eğer bu varlığın evreninde tek bir boyut olsaydı, yani eğer bu varlık algısal özellikleri bakımından tek boyutlu olsaydı;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">b) duyumsamaları deneyimleme yeteneğine ek olarak temsiller oluşturma kapasitesine sahip bir varlık için dünya iki boyutlu bir uzantıya sahip olsaydı, yani eğer mavi gökleri, bulutları, yeşil ağaçları, dağları ve uçurumlarıyla tüm dünyamız ona sadece bir düzlem olarak görünseydi; eğer bu varlığın evreninde sadece iki boyut olsaydı, yani eğer bu varlık algısal özellikleri itibariyle iki boyutlu olsaydı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Daha kısa bir şekilde ifade edilecek olursa, eğer belirli bir varlık açısından dünyanın karakteristiklerinin sayısının o varlığın zihinsel aracındaki değişikliğe göre değiştiğini görseydik, Kant’ın önermesi kanıtlanmış olurdu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Zihinsel karakteristikleri azaltma şeklinde bir deney yapmamız mümkün görünmüyor, çünkü elimizdeki olağan imkanlarla kendimizin veya bir başkasının zihinsel aracının nasıl sınırlandırılabileceğini bilmiyoruz. Zihinsel karakteristiklerin arttırılmasıyla ilgili deneyler mevcuttur fakat çeşitli nedenlerle bunlar yeterince ikna edici değildir. Bunun temel nedeni şudur: zihinsel yeteneklerin artması iç dünyamızda o kadar çok yeni şey meydana getirmektedir ki, bu yeni şeyler dünyayla ilgili olağan</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">algılarımızda eşzamanlı olarak meydana gelen değişiklikleri maskelemektedir. Yeniyi hissederiz ama farkı tam olarak tanımlayamayız.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Açık veya gizli amacı tam olarak bu bilinç genişletmesi olan pek çok öğreti ve dini ve felsefi öğreti vardır. Bu tüm zamanların mistisizminin ve tüm dinlerin, okültizmin, Doğu’nun yogasının amacıdır. Fakat bilincin genişletilmesi meselesi özel bir çalışma gerektirir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu arada, zihinsel araçtaki bir değişiklik neticesinde dünyanın değişmesi hakkında yukarıda belirtilen iddiayı kanıtlamak için, daha az sayıda zihinsel karakteristik olasılığı hakkındaki hipotezi incelemek yeterlidir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu yöndeki deneyleri nasıl gerçekleştireceğimizi bilmiyorsak bile, belki gözlem mümkündür. Kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor: dünyada zihinsel yaşamı bu anlamda bizimkinden düşük olan varlıklar var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Zihinsel yaşamı bizimkinden düşük olan bu tür varlıklar şüphesiz mevcuttur. Hayvanlar. Bir hayvanın zihinsel süreçleri ile bir insanın zihinsel süreçleri arasındaki farkın ne olduğu konusunda çok az şey biliyoruz. Olağan, “sözlü iletişime dayanan psikoloji anlayışımız” bu hususta tamamen cahildir. Bir kural olarak hayvanlarda mantığın varlığını tamamen reddederiz veya tam tersine onlara kendi psikolojimizi atfederiz. Hayvanların mantığının “sınırlı” olduğunu düşünürüz ama nasıl ve ne bakımdan sınırlı olduğunu bilmeyiz. Bazen hayvanlarda mantık değil, içgüdü olduğunu söyleriz. Ama içgüdünün ne anlama geldiğiyle ilgili fikrimiz son derece bulanıktır. Sadece popüler değil ‘bilimsel’ psikolojiden de bahsediyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama içgüdünün ne olduğunu ve hayvan mantalitesinin nasıl olduğunu incelemeye çalışalım. Öncelikle bir hayvanın davranışlarını inceleyelim ve bu davranışların bizim davranışlarımızdan ne şekilde farklılık gösterdiğini tespit edelim. Eğer bunlar içgüdüsel faaliyetlerse, bu ne anlama geliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Canlı varlıklarda refleks davranışlar, içgüdüsel davranışlar, rasyonel davranışlar ve otomatik davranışları ayırt edebiliyoruz. Refleks davranışlar eylem yoluyla gösterilen tepkilerdir, yani dışsal iritasyona gösterilen reaksiyonlardır ve her hangi bir örnekte bu iritasyonların faydalılıkları-faydasızlıkları ne olursa olsun, bunlara her zaman aynı şekilde tepki gösteririz. Kökenleri ve kanunları basit hücresel iritabilitenin neticesidir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hücre iritabilitesi ne demektir ve bu kanunlar nelerdir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hücre iritabilitesi derken kastedilen şey, eylem yoluyla hücrenin dış iritasyonlara tepki verme yeteneğidir. Yaşayan en basit tek hücreli organizmalarla yapılan deneyler, iritabilitenin kesin şekilde belirli yasalarla yönetildiğini kanıtlamıştır. Hücre eylem yoluyla dış iritasyona tepki vermektedir. Tepkisel eylemin gücü, iritasyon gücündeki artışla birlikte artmaktadır fakat kesin oranı belirlemek mümkün olmamıştır. Tepkisel bir eylem meydana getirmek için iritasyonun yeterince güçlü olması gerekir. Deneyimlenen her iritasyon hücrede belirli bir iz bırakır ve onu yeni iritasyonlara daha duyarlı hale getirir. Hücrenin eşit güçte tekrarlanan bir iritasyondan ikincisine, birincisine olduğundan daha güçlü bir eylemle tepki vermesi bu durumu kanıtlamaktadır. Ve eğer iritasyonlar tekrarlanmaya devam ederse, hücre bunlara belirli bir sınıra kadar sürekli artan bir eylemle tepki verir. Bu sınıra ulaşıldığında hücre yorulur ve aynı iritasyona giderek daha zayıf reaksiyonlarla tepki vermeye başlar. Hücre iritasyona alışmış görünür. İritasyon hücrenin kalıcı çevresinin bir parçası haline gelir ve hücre ona reaksiyon göstermeyi bırakır çünkü hücre yalnızca kalıcı koşulardaki değişikliklere tepki gösterir. Eğer iritasyon en başından beri bir tepki eylemi üretmeyecek kadar zayıfsa, yine de hücrede görünmez bir iz bırakır. Tekrarlı zayıf iritasyonlar yoluyla hücrenin bu iritasyonlara tepki vermesinin sağlanabilmesi bu durumu kanıtlamaktadır. Dolayısıyla iritabilite yasalarında hafıza, yorgunluk ve alışkanlık yeteneklerinin kalıntısı denebilecek şeyleri görüyoruz. Hücre bilinçli ve mantıklı değilse bile en azından hatırlayabilen, alışkanlıklar oluşturabilen ve yorulabilen bir varlık ilüzyonu meydana getirmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Neredeyse bir hücre tarafından kandırılabilecek bir durumdayken, karmaşık bir yaşama sahip bir hayvanın bizi kandırması çok daha kolaydır. Ama eylemlerle ilgili analizimize dönelim. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir organizmanın refleks eylemlerinden kastedilen şey, tüm organizmanın veya onun ayrı ayrı parçalarının hücrenin kendisi gibi, yani iritabilite yasası sınırları içinde davrandığı eylemlerdir. Bu eylemleri hem insanda hem de hayvanlarda gözlemliyoruz. Ani bir soğuk veya beklenmedik bir dokunuş insanı titredir. Eğer bir nesne çok hızlı yaklaşır veya ona dokunursa gözlerini kırpar. Eğer bir insan bacakları serbest duracak şekilde oturursa, dizinin hemen altındaki tendona vurulduğunda ayağı ani bir eylem yapar. Bu eylemler bilinçten bağımsız bir şekilde, hatta bazen bilince rağmen meydana gelir. Kural olarak bilinç bunları zaten meydana gelmiş olarak algılar. Bu eylemlerin fayda sağlamaya yönelik</span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">olması gerekmez. Önünde bir bıçak veya ateş bile duruyor olsa, tendona vurulduğunda ayak ileri doğru ani bir eylem yapacaktır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İçgüdüsel eylemlerden kastedilen şey, fayda sağlamaya yönelik olan ama herhangi bir seçim veya amaç farkındalığı olmadan gerçekleştirilen eylemlerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu eylemler duyumsamada duygusal bir özelliğin ortaya çıkmasıyla birlikte, yani zevk veya acı hissi o duyumsamayla ilişkilendiğinde meydana gelir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gerçekten de insan zekasının ortaya çıkmasından önce, tüm hayvan krallığındaki ‘eylemler’ zevk elde etme veya zevki muhafaza etme ve acıdan kaçınma eğilimiyle yönetilir. En yüksek eminlikle söyleyebiliriz ki, içgüdü denen şey, tıpkı bir elektro mıknatısın pozitif ve negatif kutupları gibi bir hayvanı bir yönde veya diğer yönde itip çeken ve onu bir dizi karmaşık eylemler</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> gerçekleştirmeye zorlayan ‘zevk ve acı’dır. Bu eylemler bazen o kadar fayda sağlamaya yöneliktir</span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">ki, bilinçli görünür. Sadece bilinçli değil, durugörü sınırına yaklaşan gelecek öngörülerine dayalı; tıpkı kuşların göçü, doğmamış olan yavru için yuva yapılması, sonbaharda güneyin, ilk baharda kuzey bulunması vb. Fakat aslında bu eylemler sadece içgüdüyle, yani zevk-acıya uygun eylemle açıklanır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Binlerce yılın günler olarak sayılabileceği süreçler içinde, seçim yoluyla tüm hayvanlarda bu itaate</span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">göre eylem eden bir tip gelişmiştir. Bu itaat fayda sağlamaya yöneliktir, yani sonuçları istenen amaca doğru gider. Bunun neden böyle olduğu son derece açıktır. Eğer tehlikeli bir şey zevk hissi türetseydi, söz konusu bir tür yaşayamazdı ve kısa süre içinde nesli tükenirdi. Onun hayatındaki kılavuz faktör içgüdüdür ama içgüdü fayda sağlamaya yönelik olduğu sürece. İçgüdü fayda sağlamaya yönelik olmadığında, o içgüdü ölümün kılavuzu haline gelir ve tür kısa süre içinde yok olur. Normal olarak “acı-zevk”, getireceği fayda veya zarar için değil, o fayda veya zararın neticesi olarak hoş veya nahoştur. Söz konusu bir tür için bitkisel hayatı sırasında faydalı olan etkiler, hayvan hayatına geçişle birlikte hoş olarak deneyimlenmeye başlar. Zararlı etkiler ise nahoş olarak deneyimlenir. Aynı etki (örneğin belirli bir sıcaklık derecesi) bir tür için faydalı ve hoş, bir diğer tür içinse zararlı ve nahoş olabilir. Dolayısıyla, ‘zevk-acı’ya itaat fayda sağlayıcı olmalıdır. Hoş hoştur çünkü faydalıdır ve nahoş nahoştur çünkü zararlıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İçgüdüsel eylemlerden sonraki aşama rasyonel ve otomatik eylemlerdir. Rasyonel eylemden kastedilen şey, eylemde bulunan varlık tarafından gerçekleştirilmeden önce bilinen eylemdir; yani gerçekleştirilmeden önce, eylemde bulunan varlık tarafından isimlendirilebilecek, tanımlanabilecek, nedeni ve amacı belirtilebilecek bir eylem.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Otomatik eylemlerden kastedilen şey, söz konusu bir birey için rasyonel olan ama sıkça tekrarlanma nedeniyle giderek alışkanlık haline gelerek bilinçsizce yapılmaya başlanan eylemdir. Eğitilen hayvanlar tarafından öğrenilen otomatik eylemler daha önce hayvanda değil, eğiticide rasyoneldi. Bu tür eylemler genellikle son derece rasyonel görünür ama bu tamamen ilüzyondur. Hayvan eylemlerin sırasını hatırlar ve dolayısıyla hayvanın eylemleri düşünülmüş ve amaca yönelik gibi görünür. Bu eylemlerin düşünüldüğü de doğrudur ama hayvan tarafından değil. Otomatik eylemler genellikle içgüdüsel eylemlerle karıştırılır. Aslında birbirlerine benzerler de ama aynı zamanda aralarında büyük bir fark vardır. Otomatik eylemler birey tarafından bireyin yaşam süreci içinde yaratılır. Ve bu eylemler otomatik hale gelmeden önce o birey veya bir başka birey için uzun süre rasyonel olarak kalmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İçgüdüsel eylemler bir türün yaşamı boyunca yaratılır ve bu eylemleri gerçekleştirme kapasitesi kalıtım yoluyla hazır bir şekilde nesilden nesle aktarılır. Otomatik eylemlere içgüdüsel eylemler denmesi mümkündür; söz konusu bir varlığın kendisi için geliştirdiği eylemler. İçgüdüsel eylemlere söz konusu bir türün geliştirdiği otomatik eylemler denemez çünkü bunlar o türün ayrı bireyleri için hiçbir zaman rasyonel değildiler; karmaşık bir refleksler dizisinin sonucudurlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Reflekslerin, içgüdüsel eylemlerin ve ‘rasyonel’ eylemlerin yansıtmalı olduğu, yani bağımsız olmadığı kabul edilebilir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Birinci, ikinci ve üçüncü insanın kendisinden değil, dış dünyadan gelir. İnsan sadece güçlerin bir aktarım veya dönüştürme istasyonudur; onun bu üç kategoriye ait olan tüm eylemleri dış dünyadan gelen izlenimlerle üretilir. Bu üç tür eylemde insan aslında eylemlerinin farkında olan veya olmayan bir otomatondur. Hiçbir şey onun kendisinden gelmez.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yalnızca en yüksek eylemler kategorisi, yani bilinçli eylemler (genellikle bunları gözlemlemeyiz çünkü bunları rasyonel eylemlerle karıştırırız; bunun da en büyük sebebi ‘rasyonel’ eylemlere bilinçli eylemler dememizdir) yalnızca dış dünyadan gelen izlenimlere değil, aynı zamanda başka bir şeye dayalıdır. Ama bu tür eylemlere yönelik yeteneğe çok nadir rastlanır. Çok az insan bu yeteneğe sahiptir. Bu insanlar yüksek insan türü olarak tanımlanabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eylemler arasındaki farkı tanımladıktan sonra şu soruya dönelim: Bir hayvanın zihinsel aracı ile bir insanın zihinsel aracı arasındaki fark nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dört eylem kategorisinden sadece ilk iki tanesi hayvanlar için erişilebilirdir. ‘Rasyonel’ eylemler onlar için erişilebilir değildir. Bunun başlıca kanıtı, hayvanların bizim gibi konuşmamasıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Konuşma yeteneğinin her zaman kavram edinimiyle ilişkili olduğu gösterilmişti. Sonuç olarak, hayvanların kavramlara sahip olmadığını söyleyebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu doğru mu? Ve kavramlara sahip olmadan içgüdüsel mantığa sahip olmak mümkün mü?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İçgüdüsel mantık hakkında bildiğimiz tek şey, sadece temsiller ve duyumsamalara sahip olunduğunda işlerlik gösterdiği, daha düşük seviyelerde ise sadece duyumsamalara sahipken işlerlik gösterdiğidir. Temsiller yoluyla düşünen zihinsel araç, mevcut temsiller arasından o seçimi yapmasına imkan sağlayan içgüdüsel mantıkla özdeş olmalıdır. Bu seçim dışarıdan bakıldığında mantık yürütme ve sonuç çıkarma izlenimi meydana getirmektedir. Gerçekte ise bir hayvan eylemlerini düşünerek yapmaz, duygularla yaşar ve herhangi belirli bir anda en güçlü olan duyguya itaat eder. Bir hayvanın hayatında çok şiddetli anlar olabilir ve hayvan bu tür durumlarda belirli bir temsiller dizisi içinden bir seçim yapma gerekliliğiyle karşı karşıya kalabilir. O durumda, belirli bir anda, eylemleri mantıkla belirlenmiş gibi görünebilir. Örneğin tehlikeyle karşılaşan bir hayvan genellikle şaşırtıcı bir dikkat ve zekayla hareket eder. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama gerçekte bir hayvanın eylemlerini yöneten şey düşünceler değil, çoğu durumda duygusal hafıza ve motor temsillerdir. Daha önce duyguların fayda sağlamaya yönelik olduğu ve normal bir varlıkta duygulara olan itaatin de fayda sağlamaya yönelik olması gerektiği gösterilmişti. Bir hayvanda her temsil, hatırlanan her imge bir duygusal duyumsamayla ve duygusal hatırlamayla ilişkilidir; bir hayvanın doğasında duygusal olmayan soğuk düşünceler veya imgeler yoktur. Veya birkaç tane varsa, bunlar pasiftir ve herhangi bir eyleme geçirilemez. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla zaman zaman çok karmaşık, fayda sağlamaya yönelik ve rasyonel görünümlü olabilmesine rağmen, hayvan davranışlarında kavramlar, mantık yürütme ve zihinsel sonuç çıkarımlar yoktur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlarda kavramların mevcut olmadığını kabul etmemiz gerekir. Bunun kanıtı konuşamamalarıdır. Birbirinin dilini bilmeyen iki farklı milletten, iki farklı ırktan iki insanı alalım ve yan yana yaşatalım. Hemen birbirleriyle iletişim kurmanın yolunu bulacaklardır. Biri parmağıyla bir daire çizecek, diğeri de o dairenin yanına bir daire çizecektir. Bu, birbirlerini anlayabileceklerini tespit etmek için yeterlidir. İnsanlar arasında kalın bir taş duvar örülseydi, bu da onları engellemezdi. Biri duvara üç kez vurur, diğeri de yanıt olarak üç kez vururdu ve iletişim kurulurdu. Başka bir gezegenin sakinleriyle iletişim fikri de tamamen ışık sinyalleri sistemine dayalıdır. Eğer Dünya’da devasa bir ışıklı daire veya kare yapılırsa, bu Mars’tan veya civarından fark edilecektir ve benzer bir sinyalle yanıtlanacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlarla yan yana yaşıyoruz ama onlarla bu tür bir iletişim kuramıyoruz. Anlaşılıyor ki hayvanlarla aramızdaki mesafe, birbirinden dil farkı, taş duvarlar veya büyük mesafelerle ayrılan insanlar arasındaki mesafeden daha fazladır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlarda kavramların bulunmayışıyla ilgili bir diğer kanıt, bağımsız bir şekilde bir kaldıracın önemini ve uygulamasını anlama yeteneğine sahip olmamasıdır. Bir hayvanın bir kaldıracı nasıl kullanacağını bilmemesinin, organlarının (pençeleri vs) bu tür bir eylem için uygun olmamasından kaynaklandığı şeklindeki argüman zayıftır çünkü bir hayvana nasıl kaldıraç kullanacağı öğretilebilmektedir. Dolayısıyla organların bununla ilgisi yoktur. Buradaki mesele, bir hayvanın kendi başına kaldıraç fikrini anlayamamasıdır. Kaldıracın icadı bir anda ilkel insanı hayvanlardan ayırmıştır ve bu icat kavramların ortaya çıkmasıyla kaçınılmaz olarak ilişkiliydi. Bir kaldıracın işlevini anlamanın zihinsel yönü doğru bir çıkarsamanın yapılabilmesinde yatar. Zihinsel olarak bir çıkarsama yapılmadan, bir kaldıracın eylemini anlamak imkansızdır. Kavramlar olmadan çıkarsama yapmak imkansızdır. Zihinsel olarak çıkarsama, fiziksel olarak kaldıraçla aynı şeydir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kaldıraç uygulaması tıpkı konuşma gibi insanı hayvandan önemli bir şekilde ayırır. Eğer bazı Marslı bilimciler Dünya’nın sakinlerinin konuşmalarını duymadan, subjektif dünyalarına girmeden ve Dünya’yla herhangi bir temas kurmadan, teleskopla Dünya’ya bakıp onu objektif bir şekilde inceleyecek olsalardı, Dünya’da yaşayan varlıkları iki kategoriye ayırırlardı: kaldıracın eylemine aşina olanlar ve aşina olmayanlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Genel olarak, hayvanların psikolojisini anlamak bizim için zordur. Fillerden örümceklere kadar tüm hayvanlar üzerinde yapılan sayısız gözlemler ve hayvanların zekası, kavrayışı ve ahlaki özelikleri hakkındaki sayısız anekdotlar bu anlamda hiçbir şeyi değiştirmemektedir. Hayvanları ya canlı otomatonlar ya da aptal insan varlıkları olarak temsil ederiz. Kendi zihinselliğimizin çerçevesi içine fazlasıyla kapanmış durumdayız. Başka herhangi bir mantalite hakkında hiçbir fikrimiz yoktur ve gayrıihtiyari olarak mümkün olan tek mantalite türünün bizimki olduğunu düşünürüz. Ama bu bir ilüzyondur ve bu ilüzyon hayatı anlamamızı engeller. Eğer bir hayvanın iç dünyasına girebilseydik ve o hayvanın nasıl algıladığını, anladığını ve davrandığını anlayabilseydik, son derece ilginç pek çok şey görürdük. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Örneğin eğer hayvanın mantığını formüle edebilseydik ve zihinsel olarak yeniden yaratabilseydik, bu kendi mantığımızı ve düşünüş yasalarımızı anlamamıza çok yardımcı olurdu. Hepsinden öte, sahip olduğumuz dünya fikrinin koşullu ve göreli karakterini anlardık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanın çok kendine özgü bir mantığı olmalı. Elbette bu kelimenin gerçek manasıyla bir mantık değildir, çünkü mantık logos’un, yani kelimenin veya kavramın varlığını gerektirir. Bizim temel edindiğimiz ve o olmasa ‘ayakkabıcının ayakkabı yapamayacağı’ olağan mantık, Aristo’ya ait olan ve öğrencilerinin Organon yani ‘Araç’ (düşüncenin aracı) genel başlığı altında yayınladıkları yazılarda ifade edilen basit formül dizisine indirgenebilir.</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A A’dır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A A-olmayan değildir. </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Herşey ya A’dır ya da A-olmayandır. </span></strong></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu formül dizisindeki mantık (Aristo mantığı) gözlem için son derece yeterlidir. Ama deney için yetersizdir çünkü deney zamanda meydana gelir. Aristo’nun formülü ise zaman içermez. Bu durum deneysel bilgimizin oluşumunun şafağında gözlenmiştir; Roger Bacon tarafından belirtilmiş ve birkaç yüzyıl sonra ünlü adaşı Francis Bacon tarafından Novum Organum ‘Yeni Araç’ (zihnin yeni aracı) adlı eserinde ifade edilmiştir. Bacon’ın formülü kısaca şuna indirgenebilir:</span></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Geçmişteki A gelecekte de A olacaktır.</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Geçmişteki A-olmayan gelecekte de A-olmayan olacaktır. </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Geçmişte de gelecekte de herşey ya A’dır ya da A-olmayan’dır.</span></strong></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tüm bilimsel deneyimimiz, zihnimiz tarafından dikkate alınsın veya alınmasın bu formüller üzerine inşa edilmiştir. Ve bu formüllüler aslında ayakkabı yapmanın temelini oluşturur çünkü eğer bir ayakkabıcı dün satın alınan derinin yarın da deri olacağından emin olamasaydı, muhtemelen ayakkabı yapım riskine girmez, daha güvenli bir iş arardı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hem Aristo’nun hem de Bacon’ın mantık formülleri gerçekler üzerine yapılan gözlemlerden türetilmiştir ve ancak bu gerçeklerin içeriğini kapsayabilir, başka hiçbir şeyi kapsayamaz. Bunlar düşüncenin yasaları değildir, algıladığımız şekliyle dış dünyanın yasalarıdır veya dış dünyayla olan ilişkimizin yasalarıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer bir hayvanın ‘mantığını’ formüle edebilseydik, o mantığın dış dünyayla ilişkisini anlardık. Bir hayvanın iç dünyasıyla ilgili başlıca yanılgımız ona kendi mantığımızı atfetmemizdir. Sadece tek bir mantık olduğunu ve bizim mantığımızın kesinlikle bizim dışımızda olan ve bizden ayrı birşey olduğunu düşünüyoruz. Ama aslında bu sadece iç dünyamızın dış dünyayla olan ilişkisinin yasası veya zihnimizin dış dünyada bulduğu yasadır. Farklı bir zihin farklı yasalar bulacaktır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizim mantığımızla bir hayvanın mantığı arasındaki ilk fark, hayvanın mantığının genelleme özelliği içermemesidir. Her durumda her ayrı temsile özel nitelikteki bir mantıktır. Hayvanlar için ortak özelliklere göre, yani sınıflara, çeşitlere ve türlere göre sınıflandırma mevcut değildir. Her ayrı nesne kendi başına mevcuttur ve tüm özellikleri spesifik özelliklerdir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvan için bu ev ve şu ev tamamen farklı nesnelerdir çünkü bir tanesi onun evi, diğeri ise yabancı bir evdir. Biz genel olarak nesneleri benzerliklerine göre tanırız; bir hayvan ise farklılıklarına göre. Hayvan her nesneyi kendisi için en büyük duygusal öneme sahip işaretleriyle hatırlar. Temsiller hayvanın hafızasında bu formda, yani duygusal özellikleriyle muhafaza edilir. Bu tür temsilleri hafızada tutmanın çok daha zor olduğunu anlamak kolaydır; sonuç olarak bir hayvanın hafızası bizimkinden çok daha fazla yük altında kalır ama bilgi miktarı ve hafızada tutulan şeylerin sayısı bakımından bir hayvan bizden çok daha aşağıdadır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Biz bir nesneyi gördükten sonra onu belirli bir sınıfa, çeşide ve türe atfederiz, ona şu veya bu kavramı iliştiririz ve onu zihnimizdeki şu veya bu “kelimeyle”, yani cebirsel bir işaretle, sonra bir diğeriyle ilişkilendirip tanımlarız vs.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvanda kavramlar yoktur. Hayvan bizim düşünmemize yardımcı olan zihinsel cebre sahip değildir. Belirli bir nesneyi başlı başına bilmek ve onu tüm karakteristikleri ve özellikleriyle hatırlamak zorundadır. Ama bizim için söz konusu bir nesneyi ilişkilendirdiğimiz kavramda ana karakteristikler mevcuttur ve o nesneyi sahip olduğu karakteristik işaretlerin herhangi biri yoluyla hafızamızda bulabiliriz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bundan açıkça belli olmaktadır ki bir hayvanın hafızası bizimkinden çok daha yüklüdür ve bir hayvanın zihinsel evrimini engelleyen ana sebep de tam olarak budur. Zihni fazlasıyla meşguldür. İlerleyecek zamanı yoktur. Bir çocuğa ezbere kelime ve rakam dizilerini öğretme yoluyla çocuğun zihinsel gelişimini duraksatmak mümkündür. Bir hayvan da tam olarak aynı noktadadır. Ve bu, bir hayvanın gençken daha zeki olması şeklindeki garip gerçeği de açıklamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir insan zihinsel gücünün zirvesine olgun bir yaşta, pek çok durumda ileri bir yaşta ulaşır. Hayvanda ise bu durum tam tersidir. Yalnızca gençken alıcıdır. Olgunlaştığında gelişimi bloke olur ve yaşlandığında da şüphesiz gerilemeye başlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer bir hayvanın mantığını Aristo ve Bacon’ın formüllerine benzer formüller içinde ifade edecek olursak:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvan A A’dır formülünü anlar.</span></p>
<p>‘<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ben benim’ vs der.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama A A-olmayan değildir formülünü anlamaz, çünkü A-olmayan bir kavramdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvan der ki: Bu budur. Şu şudur. Bu şu değildir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Veya bu insan bu insandır. Şu insan şu insandır. Bu insan şu insan değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanların mantığına daha sonra döneceğim. Şu an için yalnızca hayvanların psikolojisinin bizimkinden çok ayrı ve kökten farklı olduğu gerçeğini tespit etmek gereklidir. Hayvan psikolojisi sadece farklı değil, aynı zamanda çok çeşitlidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bildiğimiz hayvanlar arasındaki, hatta evcil hayvanlar arasındaki psikolojik farklılıklar o kadar çoktur ki, bu farklar onları tamamen farklı seviyelere koyar. Biz bunu fark etmeyiz ve hepsini ‘hayvanlar’ başlığı altına koyarız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir kaz ayağını bir karpuz kabuğu üzerine basar, sonra gagasıyla onu çekmeye başlar ama çekemez ve kabuğu alabilmek için ayağını onun üzerinden kaldırmak aklına gelmez. Yani kazın zihinsel süreçleri o kadar belirsizdir ki kendi bedeniyle ilgili bilgisi son derece eksiktir ve bedenini diğer nesnelerden düzgün bir şekilde ayırt edemez. Aynı şey köpekte veya kedide olmaz. Onlar vücutlarını mükemmel şekilde bilirler. Ama dış objelerle ilişkilerinde bir köpek ve bir kedi çok farklıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir keresinde bir köpeği gözlemledim; ‘çok zeki’ bir av köpeği. Üzerinde uyuduğu küçük halı katlanıp üzerinde uzanması huzursuzluk verici hale geldiğinde köpek rahatsızlığın kendisinin dışında olduğunu, halıda olduğunu, hatta daha spesifik bir şekilde halının pozisyonunda olduğunu anlıyordu. Dişleriyle halıyı ısırıyor, büküyor, oraya buraya çekiyordu ve bu arada biri yardımına gelene kadar hırlıyor, inliyor ve sızlanıyordu. Ama halıyı kendi başına düzeltmeyi asla beceremiyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kedilerde böyle bir sorun asla meydana bile gelemez. Bir kedi vücudunu mükemmel bir şekilde bilir ama kendisi dışındaki herşeyi olduğu gibi kabul eder. Dış dünyayı düzeltmek, onu kendi konforuna uygun hale getirmek kedinin aklına asla gelmez. Belki de bunun nedeni kedilerin daha başka bir dünyada, hayaller, fantaziler dünyasında yaşamasıdır. Dolayısıyla eğer yatağında bir sorun varsa, kedi rahat bir şekilde yerleşene kadar yüz defa dönüp kendini büker ya da gidip başka bir yere uzanır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Elbette bir maymun halıyı son derece kolay bir şekilde düzeltebilir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İşte birbirinden son derece farklı dört varlık. Bulunabilecek yüzlerce örnekten sadece biridir bu. Ama bize göre hepsi sadece hayvandır. Birbirinden tamamen farklı olan pek çok şeyi birbirine karıştırıyoruz; bölümlemelerimiz genellikle yanlış ve bu bizim kendimizi incelememizi engelliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üstelik belirtilen farklılıkların ‘evrimsel evreleri’ belirlediğini, falanca bir tür hayvanın bir diğerinden üst veya alt bir evrede olduğunu iddia etmek son derece yanlış olur. Köpek ve maymun mantık yürütme, taklit etme yetenekleri ve (köpek) sahibine olan sadakatiyle kediden daha yüksek görünmektedir ama kedi sezgisi, estetik duyusu, bağımsızlığı ve irade gücüyle onlardan sonsuz ölçüde daha üstündür. Köpek ve maymun kendilerini bir bütün olarak yansıtırlar. Onlarda her mevcut olan görülebilirdir. Kedinin ise sihirli ve gizemli bir hayvan olarak görülmesi sebepsiz değildir. Kedide gizli olan, kendisinin bile bilmediği pek çok şey vardır. Eğer evrimsel açıdan konuşacak olursak, bu hayvanların çok farklı evrim seviyelerinde bulunan hayvanlar olduğunu ve insanların da muhtemelen bir değil birden fazla olan farklı farklı evrim seviyeleri içinde olduğunu söylemek çok daha doğru olur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tamamen farklı özellikler ortaya koyan çeşitli bağımsız ve (belirli bir bakış açısıyla) eşit evrimlerin kabul edilmesi, bizi insanı kavrama çabasında içinde bulunduğumuz sonsuz çelişkiler labirentinden çıkaracak, bizim için tek gerçek ve önemli evrimi anlamaya sevk edecektir; süper insan olmaya giden evrim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İnsan mantalitesi ile hayvanların mantalitesi arasında mevcut olan büyük farkı ortaya koyduk. Bu fark kaçınılmaz olarak hayvanın dış dünya algısı üzerinde derin bir etki yapacaktır. Ama nasıl ve neyde? Bu bizim bilmediğimiz ve tespit etmeye çalışmamız gereken şeydir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu yapabilmek için bir kez daha kendi dünya algımıza dönmemiz ve dış dünyayı nasıl algıladığımızı ayrıntılı bir şekilde incelememiz gerekir; sonra da sınırlı zihinsel ekipmanıyla hayvanın dünyayı nasıl algılıyor olması gerektiğini anlamalıyız. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Öncelikle dünyanın dışsal yönü ve formuyla ilgili olarak algımızın son derece hatalı olduğu gerçeğini dikkate almalıyız. Bize göre dünya kübik (üç boyutlu)</span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">cisimlerden oluşur ama biz her zaman yalnızca yüzeyleri görür ve dokunuruz. Asla içeriği görüp dokunmayız. Kübik cisim zaten bir kavramdır ve mantık yürütme ve deneyim yoluyla bir araya getirilmiş çok sayıda temsilden oluşur. Doğrudan duyumsama açısından yalnızca yüzeyler mevcuttur. Zihinsel olarak bir ‘kübik cisimle’ ilişkilendirdiğimiz ağırlık, kütle, hacim duyumsamaları aslında yüzey duyumsamaları yoluyla oluşturulur. Bu yüzey duyumsamalarının kübik bir cisimden geldiğini biliriz ama kübik cismin kendisini asla duyumsamayız. Yüzeylerin, ağırlığın, kütlenin, yoğunluğun, direncin vs birleşik duyumsanmasına ‘bir kübik cismin duyumsanması’ demek mümkün olabilir. Ama zihinsel olarak bu duyumsamaların tümünü birleştirmek ve bu genel duyumsamaya ‘kübik cisim’ demek zorundayızdır. Doğrudan bir şekilde sadece yüzeyleri duyumsarız ve sonra da bundan ayrı olarak ağırlığı; asla bir kübik cismin direncini duyumsamayız bu şekilde.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama dünyanın yüzeylerden oluşmadığını, dünyayı yanlış bir şekilde gördüğümüzü biliriz. Dünyayı ne felsefi anlamda, ne de en olağan geometrik anlamda asla gerçekte olduğu gibi görmediğimizi biliriz. Asla bir küp veya küre vs görmemişizdir; sadece yüzeyleri görmüşüzdür. Yüzeyi fark ettikten sonra gördüğümüzü zihinsel olarak düzeltiriz. Yüzeylerin arkasındaki kübik cismi düşünürüz. Ama bir kübik cismi asla doğrudan algılamayız; asla bir kübü veya küreyi tüm yanlarından eşzamanlı olarak doğrudan algılamayız. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dünyanın sadece yüzey bir yüzey olarak mevcut olmadığı açıktır ama onu başka türlü göremeyiz. Herşeyi sadece perspektif olarak görür, yani dünyayı algılarken onu gözümüzle çarpıtırız. Ve onu çarpıttığımızı biliriz. Gördüğümüz gibi olmadığını biliriz ve zihinsel olarak, gözlerimizin gördüğünü sürekli düzeltir, gözümüzün bize gösterdiği sembollerin yerine gerçek içeriği koyarız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görme yeteneği karmaşık bir yetenektir. Görsel duyumsamalardan ve dokunma duyumsaması anılarından oluşur. Çocuk gördüğü herşeye dokunmaya çalışır; bakıcısının burnuna, aya, duvardaki hareket eden güneş yansımasına. Tamamen görme yoluyla yakın ile uzağı birbirinden ayırt etmeyi ancak aşamalı olarak öğrenir. Ama yetişkin yıllarımızda bile optik ilüzyonlara kolayca maruz kaldığımızı biliriz. Uzaktaki nesneleri düz, hatta daha yanlış bir şekilde görürüz, çünkü kabartı sonuçta nesnelerin belirli bir özelliğine işaret eden bir simgedir. Çok uzaktaki bir insan bizim için sadece bir silüet olarak görünür. Çünkü uzak mesafedeki birşeye kesinlikle dokunamayız ve gözlerimiz yakın mesafede parmak uçlarıyla hissedilen yüzey farklılıklarını ayırt edecek şekilde eğitilmemiştir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bağlamda, görmeye başlayan körler üzerinde yapılan gözlemler çok ilginçtir. Slepetz (‘Körler’) dergisinde (1912) doğrudan gözleme dayalı olarak, doğuştan kör olan insanların bir ameliyatla birlikte tekrar görmeye başlayışlarıyla ilgili bir tasvir vardır. On yedi yaşındaki bir genç, bir kataraktın alınması ve böylece tekrar görmeye başlaması sonrasındaki deneyimlerini tanımlamaktadır. Ameliyattan sonraki üçüncü gün ne gördüğü sorulmuştur. İçinde belirsiz nesnelerin hareket ettiği geniş bir aydınlık gördüğü cevabını vermiştir. Bu nesneleri ayırt edememiştir. Ancak dört gün sonra bunları ayırt etmiş ve ancak iki hafta sonra gözleri ışığa alıştığında gözlerini nesneleri ayırt etmede pratik bir şekilde kullanabilecek hale gelmiştir. Renk spektrumundaki tüm renkler gösterildiğinde, sarı ve yeşil hariç olmak üzere renkleri ayırt etmede hızla ustalaşmıştır. Uzunca bir süre bu iki rengi karıştırmıştır. Önüne konan bir küp, küre ve piramit ona bir kare, düz bir disk ve üçgen olarak görünmüştür. Kürenin yanına düz bir disk konduğunda aralarında herhangi bir fark görememiştir. İki şekille ilgili ilk izlenimini paylaşması istendiğinde, küp ile küre arasındaki farkı hemen fark ettiğini ve bunların çizim olmadığını anladığını ama parmak uçlarında sanki bir kareye veya daireye dokunmuş gibi bir duyumsama hissedene kadar bunlardan bir kare ve daire temsili türetemediği yanıtını vermiştir. Kübe, küreye ve piramide dokunmasına izin verildiğinde, dokunma yoluyla bu katıları hemen tanımlamıştır ve bunları gözleriyle görür görmez tanıyamadığına çok şaşırmıştır. Bu gençte henüz mekan temsili, perspektif temsili yoktu. Tüm nesneler ona düz görünüyordu. Burnun ileri doğru çıkıntı yaptığını ve gözlerin boşluklar içine batık durumda olduğunu bilmesine rağmen, insan yüzü de onun gözlerine düz görünüyordu. Tekrar görmeye başlamasına çok sevinmiştir fakat başlangıçta şeylere bakmak onu yormuş, izlenimler onu yormuş, bunaltmıştır. Bu yüzden de, mükemmel bir görme yeteneğinden keyif almasına rağmen, zaman zaman rahatlamak için dokunma duyusuyla tanımlamaya dönmüştür. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dış dünyanın küçük bir parçasını bile asla olduğu gibi, yani gerçekte olduğunu bildiğimiz gibi göremiyoruz. Örneğin asla bir masayı veya dolabı tüm yönlerden ve ayrıca içini eşzamanlı olarak göremiyoruz. Etrafa bakarken nesnelerin bize göre konumunu belirleyebilmemiz için gözümüz dış dünyayı belirli bir şekilde çarpıtmaktadır. Dünyaya kendi bakış açımız dışından bakmak bizim için imkansızdır. Ve asla onun doğru, yani gözümüz tarafından çarpıtılmamış bir görüntüsünü göremiyoruz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kabartı ve perspektif; bunlar gözümüzün nesnelerle ilgili çarpıtmalarıdır. Bunlar optik birer ilüzyon, görsel birer yanılgıdır. Perspektifteki bir küp aslında üç boyutlu bir küpün geleneksel simgesidir. Gördüğümüz herşey, geometrinin konusu olan geleneksel gerçek üç boyutlu dünyanın geleneksel bir imgesidir yalnızca, gerçek dünyanın kendisi değil. Gördüğümüze dayalı olarak, baktığımız şeyin aslında ne olduğunu tahmin etmemiz gerekir. Gördüğümüzün doğru olmadığını biliriz ve dünyayı gördüğümüzden farklı olarak düşünürüz. Eğer gördüğümüzün doğruluğu konusunda hiçbir şüphemiz olmasaydı, eğer dünyanın gördüğümüz gibi olduğunu düşünseydik, mantıken onu gördüğümüz gibi düşünürdük. Uygulamada ise gördüğümüz üzerinde sürekli düzeltmeler yaparız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gördüğümüz şey üzerinde düzeltmeler yapma yeteneği kavramlara sahip olunduğunu gösterir çünkü düzeltmeler mantık yürütme yoluyla yapılır ve kavramlar olmadan mantık yürütme imkansızdır. Gözün gördüğünü düzeltme yeteneğimiz olmasaydı dünyayı oldukça farklı görürdük, yani gerçekten mevcut olan şeylerin pek çoğunu yanlış görürdük, gerçekten mevcut olan şeylerin pek çoğunu hiç görmezdik ve gerçekte mevcut olmayan pek çok şey görürdük.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Öncelikle, aslında mevcut olmayan çok sayıda hareket görürdük. Doğrudan duyumsamada, kendi hareketlerimizin her biri etrafımızdaki herşeyi de hareketlendirir. Bu hareketin ilüzyon olduğunu biliriz ama onu gerçek gibi görürüz. Nesneler önümüzde dönmekte, yanımızdan geçmekte ve birbirlerini kovalamaktadır. Arabayla yanından yavaşça geçtiğimiz evler yavaşça dönmektedir ve eğer hızlı sürüyorsak onlar da hızlı dönerler; birden önümüze ağaçlar çıkar, kaçar ve kaybolurlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Nesnelerin bu görünüşteki hareketi, ve hayaller, masal fantazilerinin ana malzemesini oluşturmuştur ve oluşturmaya devam etmektedir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bakış açısıyla nesnelerin ‘hareketleri’ çok karmaşık olabilir. Tren vagonunun penceresinden gördüğünüz bir mısır tarlasının garip davranışına bakın. Hızla pencerenizin önüne gelir, durur, yavaşça döner ve bir tarafa doğru gider. Ormandaki ağaçlar bariz şekilde farklı hızlarda hareket etmekte ve birbirlerini geçmektedirler. Hayali hareketlerle dolu koskoca bir manzara! Tüm dillerde “doğup batmaya” devam eden ve bir zamanlar hareket ettiği tutkuyla savunulan güneşe ne demeli!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hepimize görünen şey budur gerçekten de. Ve tüm bu hareketlerin yanılsama olduğunu bilmemize rağmen, bunları yine de görürüz ve bazen de yanılırız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu hareketleri meydana getiren nedenleri zihinsel olarak açıklayamasaydık ve herşey tıpatıp gördüğümüz gibi mevcut saysaydık ne kadar çok ilüzyon daha görürdük?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görüyorum, o halde var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu varsayım tüm ilüzyonların ana kaynağıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Doğru söylenişi şudur:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görüyorum, o halde yok. Veya en azından: Görüyorum, o halde gördüğüm gibi değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Biz ikincisini söyleyebiliriz ama hayvanlar söyleyemez. Onlar için gördükleri herşey vardır. Gördüklerine inanmak zorundadırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dünya hayvanlara nasıl görünür?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlar için dünya karmaşık bir hareket eden yüzeyler dizisidir. Hayvanlar iki-boyutlu bir dünyada yaşar; onların evreni bir yüzeyin görünüşüne ve özelliklerine sahiptir. Bu yüzeyde çok çeşitli ve fantastik nitelikte çok sayıda hareket meydana gelir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dünya hayvanlara neden bir yüzey gibi görünür?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Öncelikle, bize bir yüzey gibi göründüğü için.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Biz dünyanın bir yüzey olmadığını biliriz ama hayvanlar bunu bilemezler. Onlar herşeyi göründüğü gibi kabul ederler. Gözün gördüğünü düzeltemezler veya bizimle aynı derecede düzeltemezler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Biz üç yönde ölçüm yapabiliriz; zihnimizin özelliği bunu yapabilmemizi sağlar. Hayvanlar sadece iki yönde eşzamanlı ölçüm yapabilirler; asla aynı anda üç yönde ölçemezler. Bunun nedeni, kavramlara sahip olmadıkları için, ikinci ve üçüncüyü ölçme sırasında ilk yönün ölçümlerini akılda tutamamalarıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu daha net bir şekilde açıklayacağım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kendimizi bir kübü ölçüyor olarak düşünelim. Kübü üç yönlü olarak ölçerken, bir yönde ölçüm yaptığımız sırada, diğer ikisini akılda tutmamız, hatırlamamız gerekir. Ama şeyler akılda ancak kavramlar olarak saklanabilir; yani onları ancak çeşitli kavramlarla ilişkilendirerek, o veya bu şekilde etiketleyerek hatırlayabiliriz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Böylece ilk iki yönü uzunluk ve genişlik diye etiketledikten sonra yüksekliği ölçmek mümkündür. Bu başka türlü yapılamaz. Bir kübün ilk iki ölçümü birer temsil olarak mutlak bir şekilde özdeştir ve zihnimizde birleşmek zorundadır. Bir hayvanda kavram yoktur, dolayısıyla bir kübün uzunluk ve genişlik şeklindeki ilk iki ölçümünü etiketleyemez. Dolayısıyla kübün yüksekliğini ölçmeye başladığı anda ilk iki ölçüm birleşecektir. Bir kübü ölçen ve kavramlara değil temsillere sahip olan hayvan, bir keresinde gözlemlediğim bir kedinin durumuna benzer. Bu kedi yavrularını (beş veya altı yavru vardı) farklı odalara sürüklüyordu ve bir türlü bir araya getiremiyordu. Birini tutuyor, bir diğerinin yanına koyuyordu. Sonra üçüncüyü aramaya başlıyor, onu getirip diğer ikisinin yanına koyuyordu. Sonra hemen ilkini tutup onu başka bir</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">odaya taşıyordu ve onu orada dördüncünün yanına koyuyordu. Sonra yine ilk odaya gidiyor, ikinciyi tutuyor ve onu bir başka yerdeki beşincinin yanına sürüklüyordu vs. Kedi bir saat boyunca yavrularıyla çok uğraştı ama hiçbir şey yapamadı. Toplam kaç tane yavrusu olduğunu hatırlamasına yardımcı olacak kavramları olmadığı açıktı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvanın kübik cisimlerin ölçümüyle ilişkisini açıklamak son derece önemlidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Buradaki mesele hayvanların sadece yüzeyler görmesidir. (Bunu kesin bir eminlikle söyleyebiliriz çünkü biz kendimiz de yüzeyden başka hiçbir şey görmüyoruz.) Sadece yüzeyleri gören hayvanlar ancak iki boyutu algılayabilmektedirler. İlk iki boyutun yanında üçüncü boyut ancak düşünce olabilir; yani bu boyutun bir kavram olması gerekir. Ama hayvanların kavramları yoktur; üçüncü boyut da bir temsil olarak görünür. Sonuç olarak, üçüncü boyut görünür görünmez ilk iki temsil kaçınılmaz olarak birleşir. Hayvanlar iki boyut arasındaki farkı görürler ama üç tanesi arasındaki farkı göremezler. Bu fark ancak bilinme yoluyla algılanabilir. Ve onu bilmek için de kavramlar gereklidir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlar için özdeş temsiller birleşmek zorundadır, tıpkı bizim için iki eşzamanlı ve özdeş fenomenin birleşmesi gerektiği gibi. Meydana gelen tüm özdeş ve eşzamanlı fenomenler bizim için nasıl tek fenomense, hayvanlar için de tek fenomendir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla hayvanlar dünyayı bir yüzey olarak görürler ve bu yüzeyi ancak iki yönde ölçeceklerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O zaman, iki boyutlu bir dünyada yaşayan veya kendilerini iki boyutlu bir dünyada gören hayvanların bizim üç boyutlu dünyamıza mükemmel bir şekilde iyi uyum sağlamaları gerçeğini nasıl açıklayabiliriz? Bir kuşun yukarı ve aşağı, dümdüz ileri ve yanlara, her üç yönde uçmasını, bir atın engellerden ve çukurlardan atlamasını, bir köpeğin ve kedinin uzunluk ve genişlikle birlikte derinlik ve yükseklik özelliklerini de anlıyor gibi görünmesini nasıl açıklayabiliriz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu açıklayabilmek için bir kez daha hayvan psikolojisinin temel ilkelerine dönmemiz gerekiyor. Daha önce nesnelerin pek çok özelliğinin, ki biz bunları türlerin ve çeşitlerin ortak özellikleri olarak hatırlarız, hayvanlar tarafından nesnelerin bağımsız özellikleri olarak hatırlanmak zorunda olduğu belirtilmişti. Hayvanlar hafızada saklanan bu devasa bireysel özellikler deposunu düzenlerken, her bir temsille ilişkilendirdikleri duygusal nitelik ve her bir duyumsama anısı onlara yardımcı olur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvan örneğin iki yolu birbiriyle hiçbir ortak özelliği bulunmayan tamamen ayrı iki fenomen olarak bilir; fenomenlerden, yani yollardan biri, belli duygusal özelliklerle ilişkilenmiş belli bir temsiller dizisinden oluşur; diğer fenomen, yani diğer yol, başka niteliklerle ilişkilenmiş bir diğer belli temsiller dizisinden oluşur. Biz her ikisinin yol olduğunu, birinin bir yere, diğerinin de diğer bir yere çıktığını söyleriz. Hayvan için iki yolun hiçbir ortak özelliği yoktur. Ama hayvan ilk yolla ve ikinci yolla ilişkili tüm duygusal nitelik dizisini hatırlar ve böylece her iki yoldaki dönüşleri, çukurları, çitleri vs hatırlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla, gördükleri nesnelerin belli özelliklerinin anısı, hayvanların fenomenler dünyasına uyum sağlamalarına yardımcı olur. Ama kural olarak, hayvanlar yeni fenomenlerle karşılaştıklarında insandan çok daha aciz durumdadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanlar iki boyut görür. Üçüncü boyutu sürekli olarak duyumsarlar ama görmezler. Onu tıpkı bizim zamanı duyumsadığımız gibi duyumsarlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanların gördüğü yüzeyler, hayvanlar için pek çok garip özelliğe sahiptir; bu garip özellikler öncelikle çok sayıdaki ve çeşitteki hareketlerdir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Optik yanılgı nitelikli hareketlerin tümünün onlar için tamamen gerçek olduğu söylenmişti. Bu hareketler bize de gerçek görünür ama biz bunların yanılsama olduğunu biliriz; tıpkı arabayla yanından geçerken bir evin dönmesi, köşeden bir ağacın fırlaması, ayın bulutlar arasındaki hareketinin yanılsama olduğunu vs bilmemiz gibi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ayrıca hayvanlar için pek çok başka hareket daha vardır. Bizim için tamamen hareketsiz olan pek çok nesne (hatta tüm nesneler) hayvanlara hareket ediyor gibi görünüyor olmalıdır. Kübik cisimlerin üçüncü boyutunun hayvanlara görünüş biçimi de bu hareketlerdir; yani kübik cisimlerin üçüncü boyutu onlara hareket olarak görünür.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvanın dış dünya nesnelerini nasıl algıladığını düşünmeye çalışalım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvanın önüne büyük bir disk konduğunu ve onun yanına da aynı çapta büyük bir küre konduğunu düşünelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunlara belirli bir mesafede olan hayvan iki daire görecektir. Eğer hayvan bunların etrafında yürümeye başlarsa, kürenin hala daire olduğunu ama diskin giderek daraldığını ve bir şerit haline geldiğini fark edecektir. Hayvan bu şeridin etrafında dönmeye devam ederken şerit bu sefer genişlemeye başlayacak ve tekrar daire olacaktır. Küre ise hayvanın etrafında dönmesi sırasında şekil değiştirmeyecek ama hayvan ona yaklaştıkça garip bir fenomen meydana gelmeye başlayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Disk yüzeyinden farklı olarak bir kürenin yüzeyini hayvanın nasıl algılayacağını anlamaya çalışalım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir şey kesindir; küresel bir yüzeyi bizden farklı bir şekilde algılayacaktır. Biz dışbükeyliği veya küreselliği pek çok yüzey için ortak bir özellik olarak algılarız. Hayvan, zihinsel aracının niteliği nedeniyle küreselliği belirli bir kürenin bağımsız özelliği olarak algılayacaktır. Belirli bir kürenin bağımsız bir özelliği olarak görüldüğünde, küresellik nasıl görünür?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kesin bir eminlikle söyleyebiliriz ki, küresellik hayvana gördüğü yüzeyin bir hareketi olarak görünecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvan küreye yaklaştığında olan şey muhtemelen şöyle birşeydir: hayvanın gördüğü yüzey hızlı bir hareket yapar; merkezi ileri doğru çıkıntı yapar, diğer tüm noktaları ise merkezden uzaklıklarıyla (veya merkezden uzaklıklarının karesiyle) orantılı bir hızla merkezden geri doğru gitmeye başlayacaktır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvan küresel bir yüzeyi böyle görüyor olmalıdır. Bu bizim sesi duyumsayış şeklimize benzer. Küreye belirli bir mesafedeki hayvan onu bir düzlem olarak görür. Ona yaklaşıp bir noktasına dokunduğunda, diğer tüm noktaların o noktayla ilişkisinin, bir düzlemde olması gerekene göre farklılaştığını görür; sanki diğer tüm noktalar hareket etmiş, kenara doğru çekilmiştir. Hayvan bir başka noktaya dokunduğunda, yine diğer tüm noktaların o noktadan uzaklaştığını görür. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kürenin bu özelliği o kürenin hareketi, ‘titreşimi’ olarak görünecektir. Ve gerçekten de küre titreşen, dalgalanan bir yüzeye benzeyecektir. Aynı şekilde, hareketsiz bir nesnenin herhangi bir açısı hayvana hareket olarak görünecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvanın üç boyutlu bir nesnenin bir açısını görmesi için onun yanından geçmesi gerekir ve o durumda nesne dönmüş gibi görünecektir. Yeni bir yön görünmüş, eski yön geri çekilmiş veya kenara hareket etmiştir. Açı, nesnenin bir dönüşü, bir hareketi olarak, yani geçici, zamansal birşey olarak, yani nesnenin durumundaki bir değişim olarak algılanacaktır. Daha önce karşılaştığı (ve nesnelerin hareketi olarak gördüğü) açıları hatırlayan hayvan, onları gitmiş, bitmiş, yok olmuş, geçmişe ait şeyler olarak kabul edecektir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Elbette hayvan bu şekilde mantık yürütemez ama sanki böyle bir mantık yürütmüş gibi davranacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer hayvan henüz hayatına girmemiş fenomenleri (yani açıları ve eğimli yüzeyleri) düşünebilseydi, şüphesiz bunları kendine ancak zamanda temsil edebilirdi. Yani hayvan bunlar henüz görünmeden önce, şimdiki anda bunlara herhangi gerçek bir varlık atfedemezdi. Eğer bunlar hakkında bir fikir ifade edebilseydi, bu açıların potansiyel olarak mevcut olduğunu, bunların var olacaklarını ama şu anda var olmadıklarını söylerdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir at için, her gün yanından geçtiği bir evin köşesi, belirli koşullarda tekrarlanan ama hala sadece zamanda meydana gelen bir fenomendir; evin mekansal ve sabit bir özelliği değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvan için bir açı, bizim için olduğu gibi mekansal bir fenomen değil, zamansal bir fenomen olmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla hayvan bizim üçüncü yoğunluğumuzun niteliklerini hareketler olarak algılayacak ve bu nitelikleri zamana, geçmiş veya geleceğe, veya şimdiye, yani geleceğin geçmişe doğru geçiş anına atfedecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu son derece önemli bir husustur ve dünya algımızın tanımının anahtarını içermektedir; dolayısıyla bunu daha ayrıntılı bir şekilde incelememiz gerekir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdiye kadar yüksek seviyeli hayvanları ele aldık: köpek, kedi, at. Daha düşük seviyede bir hayvanı ele alalım; örneğin salyangoz. Onun iç yaşamı hakkında hiçbir şey bilmiyoruz, ama algısının bizimkinden çok farklı olduğundan emin olabiliriz. Muhtemelen bir salyangozun çevresiyle ilgili duyumsamaları çok belirsizdir. Muhtemelen sıcağı, soğuğu, aydınlığı, karanlığı, açlığı hisseder ve içgüdüsel olarak (yani zevk-acının rehberliğine dayalı olarak) üzerinde durduğu yaprağın yenmemiş ucuna doğru sürünür ve ölü yapraktan uzaklaşır. Hareketlerini yöneten şey zevk ve acıdır; her zaman birine doğru ilerler ve diğerinden uzaklaşır. Her zaman tek bir çizgi üzerinde hareket eder; nahoş olandan hoşa doğru. Ve muhtemelen de bu çizgi dışında hiçbir şey bilmemekte ve algılamamaktadır. Bu çizgi onun dünyasının tamamını teşkil etmektedir. Dışarıdan gelen tüm etkiler salyangoz tarafından o hareket hattı üzerinde algılanır. Ve bu etkiler ona zamandan gelir; potansiyelken gerçeklik haline gelirler. Salyangoz için evrenimizin tümü gelecekte ve geçmişte, yani zamandadır. Şu anda sadece tek bir çizgi vardır ve geri kalan herşey zamandadır. Bir salyangozun kendi hareketlerinin farkında olmaması çok muhtemeldir. Tüm bedeniyle çaba harcayarak yaprağın taze kenarına doğru hareket eder ama ona göre yaprak ona doğru ilerlemekte, o anda var olmakta, zamanın içinden gelip var olmaktadır. Tıpkı bizim için sabah olması gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong>Salyangoz tek boyutlu bir varlıktır. </strong></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yüksek seviyeli hayvanlar (köpek, kedi, at) iki boyutlu varlıklardır. Onlar için mekan bir yüzey, bir düzlem olarak görünür. Bu düzlem dışındaki herşey onlar için zamandadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla yüksek seviyeli bir hayvanın (tek boyutlu değil de iki boyutlu bir hayvanın) zamandan bir boyut daha türettiğini görürüz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Salyangozun dünyası bir boyutludur. Bizim ikinci ve üçüncü boyutlarımız onun için zamanda bulunur.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir köpeğin dünyasında iki boyut vardır. Bizim üçüncü boyutumuz onun için zamandadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvan gözlemlediği tüm ‘fenomenleri’, yani temasa girdiği üç boyutlu cisimlerin tüm özelliklerini hatırlayabilir ama ona göre tekrarlanan bir fenomen olan şeyin aslında üç boyutlu bir cismin sürekli bir özelliği (bir açı, kavis veya dışbükeylik) olduğunu bilemez. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İki boyutlu bir varlığın dünya algısının psikolojisi budur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Onun için her gün yeni bir güneş doğar. Dünün güneşi gitmiştir ve bir daha asla olmayacaktır. Yarının güneşi ise henüz mevcut değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Rostand Chantecler’in psikolojisini anlayamamıştır. Horoz ötüşüyle güneşi uyandırdığını düşünemez. Onun için güneş uyumaz; geçmişe gider, kaybolur, yok olur. Eğer yarın güneş gelirse, o yeni bir güneştir; tıpkı bizim için her yıl yeni bir ilkbahar olması gibi. Güneş uyanmaz, var olur. Hayvan (karakteristik psikolojisini kaybetmeden düşünebilse) dün orada olan güneşin bugün tekrar ortaya çıkmasına inanamaz. Bu insan düşünüşüdür. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir hayvan için her gün yeni bir güneş çıkar ortaya; tıpkı bizim için her gün yeni bir sabahın, her yıl yeni bir ilkbaharın gelmesi gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hayvan dün görünen ve yarın görünecek olan güneşin aynı ve tek olduğunu anlayamaz; tıpkı muhtemelen bizim sabahın veya ilkbaharın tek ve aynı olduğunu anlayamayışımız gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bize göre hareketsiz olan nesnelerdeki üçüncü boyutu hareket olarak gören hayvan, bize göre ilüzyon değil gerçek olan nesne hareketlerini, örneğin dönen bir tekerleğin veya giden bir arabanın vs hareketini çok farklı algılıyor olmalıdır. Bu hareket (bizim için de gerçek olan hareket) ona ayrıca canlı gibi görünecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve bu iki hareket türü onun için kıyaslanmaz olacaktır. Hayvan bir açıyı veya dışbükey bir yüzeyi ölçebilir. Ama onun gerçek anlamını anlamayacak, onu bir hareket olarak algılayacaktır. Ama asla gerçek bir hareketi, yani bizim için gerçek olan hareketi ölçemez. Bunu yapabilmesi için bizim zaman kavramımıza sahip olması ve tüm hareketleri daha sabit bir harekete oranla ölçmesi, yani tüm hareketleri bir başka hareketle karşılaştırması gerekir. Hayvanın kavramları olmadığı için bunu yapamaz. Dolayısıyla nesnelerin bizim için gerçek olan hareketlerini ölçemez ve bu hareketleri onun için gerçek, bizim için ise ilüzyon olan, yani gerçekte cisimlerin üçüncü boyutunu teşkil eden diğer hareketlerle karşılaştıramaz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sonuncu durum kaçınılmazdır. Eğer bir hayvan hareket olmayan şeyi hareket olarak algılıyor ve ölçüyorsa, açıktır ki hareket olan ve olmayan şey diye bir ölçüm yapamaz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama bu, bir hayvanın bizim dünyamızda meydana gelen hareketlerin karakterini bilemeyeceği ve bunlara uyum sağlayamayacağı anlamına gelmez. Aksine, bir hayvanın bizim üç boyutlu dünyamızın nesnelerinin hareketleri arasında mükemmel bir şekilde uyumlu yaşayabildiğini görüyoruz. Bu noktada içgüdü, yani yüzyıllarca yapılan seçimler yoluyla evrimleşen, amaç bilinci olmaksızın fayda sağlayıcı eylemlerde bulunma yeteneği hayvana yardımcı olur. Ve bir hayvan etrafında meydana gelen hareketleri birbirinden mükemmel bir şekilde ayırt edebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama iki fenomen türünü (iki hareket türünü) birbirinden ayırt eden hayvan bunlardan birini nesnelerin içsel, açıklanamaz bir özelliği olarak açıklamak zorundadır, yani o tür bir hareketi muhtemelen nesnelerin canlılığının sonucu olarak görecek ve hareket eden nesneleri canlı olarak algılayacaktır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir kedi yavrusu bir topla veya kendi kuyruğuyla oynar çünkü top veya kuyruk ondan kaçar. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir ayı bir ışık huzmesiyle savaşır ve ışık huzmesi sonunda onu ağaçtan düşürür çünkü hareket eden huzmeyi canlı ve düşmancıl birşey olarak algılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">At bir çalıdan ürker çünkü çalı köşeden aniden çıkmış ve bir dalını sallamıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu örnekte çalı hiç hareket etmemiş de olabilir. At koşmaktadır. Ama çalı hareket etmiş gibi görünmüştür ve dolayısıyla canlıdır. Muhtemelen bir hayvan için hareket eden herşey canlıdır. Bir köpek oradan geçen bir arabaya neden o kadar ateşli bir şekilde havlar? Bunu pek anlamayız. Oradan geçen bir arabanın bir köpeğin gözünde nasıl döndüğünü, kıvrıldığını, yüz ekşittiğini göremiyoruz. Capcanlıdır; tekerlekler, tavan, çamurluklar, koltuklar ve yolcular&#8230; hepsi hareket ediyor, dönüyor&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdi çıkarımlarımızı özetleyelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İnsanın algıları, temsilleri ve kavramları, yüksek seviyeli hayvanların algıları ve temsilleri, alçak seviyeli hayvanların ise yalnızca algıları olduğunu tespit ettik. Bir hayvanın kavramları olmamasının temel nedeninin konuşamaması olduğu sonucuna vardık. Ayrıca hayvanların kavramlara sahip olmamaları nedeniyle üçüncü boyutu kavrayamadıklarını ve dünyayı yalnızca bir yüzey olarak gördüklerini ortaya koyduk. Diğer bir deyişle, dünyayla ilgili hatalı algılarını düzeltecek araçları yoktur. Sonra, hayvanların dünyayı bir yüzey olarak görmeleri nedeniyle bu yüzeyde bizim için mevcut olmayan pek çok hareket gördüklerini bulduk. Yani bizim cisimlerin üçüncü boyut özellikleri olarak gördüğümüz şey, hayvanlara hareket olarak görünüyor olmalıdır. Dolayısıyla bir açı ve küresel bir yüzey onlara düzlemin bir hareketi olarak görünüyor olmalıdır. Ayrıca hayvanlar bizim üçüncü boyut alanına ait sabit birşey olarak gördüğümüz herşeyi nesnelerde meydana gelen</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">geçici olaylar, yani zamansal-fenomenler olarak görüyor olmalıdırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dolayısıyla dünyayla tüm ilişkileri açısından, hayvan, bir düzlem üzerinde yaşadığını varsaydığımız, gerçek olmayan iki-boyutlu varlığa tamamen benzemektedir. Bir hayvan için bizim dünyamız zamanla ilişkili (zamana göre, zaman içinde) fenomenlerin meydana geldiği bir düzlemdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yani şunları tespit ettiğimizi söyleyebiliriz: dış dünyayı algılayan zihinsel araçta belirli bir sınırlama söz konusu olduğunda, bu araca sahip bir varlık için dünyanın tüm görünümü ve özellikleri değişecektir. Yanyana yaşayan ama farklı zihinsel araçlara sahip iki varlık ise iki farklı dünyada yaşıyor olmalıdır; dünyanın uzantılarının özellikleri onlar için çok farklı olmalıdır. Ayrıca dünyanın bir düzlem, hatta bir çizgi olarak göründüğü koşulları gördük. Bu koşullar yapay veya icat edilmiş değildir, doğada gerçekten mevcut olan koşullardır; hayvanların yaşamının zihinsel koşulları. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Diğer bir deyişle dünyanın üçüncü boyut uzantısının bizim açımızdan zihinsel aracımızın özelliklerine bağlı olduğunu, yani dünyanın üç boyutluluğunun onun kendi özelliği olmadığını, dünya algımızın bir özelliğinden ibaret olduğunu gördük. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse, dünyanın üç boyutluluğu onun bizim bilincimizdeki yansımasının özelliğidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu durumda, mekanın mekan-algısına dayalı olduğunu kanıtlamış oluyoruz. Ve bizimkinden düşük seviyeli bir mekan-algısının varlığını kanıtladığımıza göre, bizimkinden yüksek seviyeli bir mekan-algısı olasılığını da kanıtlamış oluyoruz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve kabul etmeliyiz ki, eğer içimizde tıpkı kavramın temsilden farklı olması gibi kavramdan farklı olan dördüncü bir düşünüş birimi oluşursa, o zaman bununla eşzamanlı bir şekilde, geometrik olarak dördüncü yön diyebileceğimiz dördüncü bir karakteristik ortaya çıkacaktır çevremizi saran dünyada. Buna dördüncü bir doğru da diyebiliriz, çünkü bu karakteristik, bildiğimiz tüm özelliklere dik/doğru olan (paralel olmayan) özellikler içerecektir. Yani kendimizi üç boyutlu değil dört boyutlu bir mekanda göreceğiz veya hissedeceğiz ve vücudumuz ve de etrafımızı saran nesneler, daha önce fark etmediğimiz veya tıpkı hayvanların nesnelerin üçüncü boyut uzantısını o nesnelerin hareketi gibi algılaması gibi nesnelerin bağımsız özellikleri (veya hareketleri) olarak algıladığımız dördüncü boyut genel özellikleri sergileyecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kendimizi dört boyutlu dünyada görünce veya hissedince, üç boyutlu dünyanın hiçbir zaman gerçek bir varlığı olmadığını, kendi fantazimizin ürünü, bir hayalet, bir hayal, optik bir yanılgı veya başka herhangi birşey olduğunu ama gerçek olmadığını anlayacağız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tüm bunlar bir ‘hipotez’, bir tahmin olmaktan çok ötedir; tıpkı sonsuzluğun varlığı kadar kesin bir gerçektir. Pozitivizm kendi varlığını sürdürmek adına bir şekilde sonsuzluğu ortadan kaldırmak veya en azından onu gerçek olabilecek veya olmayabilecek bir ‘hipotez’ diye tanımlamak zorunda kalmıştır. Fakat sonsuzluk bir hipotez değil bir gerçektir. Bu tür bir diğer gerçek de mekanın çok-boyutluluğu ve bunun ima ettiği herşeydir; yani üç boyutlu herşeyin gerçekdışılığı. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Başkasını bilmiyorum ama ben Kasyopyalılar dördüncü yoğunluk algısından bahsettikten sonra bu yukarıdaki bölümü okuyunca, bizim dünya algımızla dünyanın aslında ne olabileceği arasındaki uçurumun iyice farkına vardım. Ouspensky ve onun üst yoğunluk algıları hakkındaki görüşlerini bir kenara bırakıyoruz çünkü şimdi Dalga, giderek artan ifşalar, bunların neler ortaya koyduğu ve şu anda ne anladığımız konusuyla ilgili anlatıma dönmemiz gerekiyor.</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sufilikle” ilgili sorumun “Değişken Çekim Dalgaları” konusunu gündeme getirmesinden bir hafta sonra yoğunluklarla ilgili bazı sorular sormaya karar verdim. Neden herşeyi kendi gerçekliğimizin dar çerçevesinde algılayabildiğimizi anlamaya çalışıyordum. Başka alemlerde bulunduğu düşünülen şeylerin bizden nasıl perdelendiğini bilmek istiyordum. Dördüncü yoğunlukla beşinci yoğunluk arasındaki farkı pek kavrayamıyordum çünkü pek çok ünlü veya iyi bilinen öğretiler fiziksel alemlerden bahsediyor ve sonra birden “puf!”; eterik veya “astral” alemlere gidiyorsun.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalılar fiziksel alemlerle eterik alemler arasında, kendine özgü bir fizikselliği olan bir ara seviye olduğunu söylüyor gibiydi. Yani orada da “ölünüp” astral veya eterik alemlere geçilebiliyordu. Bu tamamen yeni bir fikirdi. Daha yakından incelemeye değer göründü bana. O yüzden konuyu açtım:</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">22 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu gece 5. yoğunluk hakkında birşeyler sormak istiyorum. 4 fiziksel yoğunluk ile 5. yoğunluk arasındaki &#8220;ayrım çizgisi&#8221; nasıl işlev gösteriyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çevrim döngüsü bölgesi. 1&#8242;den 4&#8242;e kadar olan yoğunluklardaki enkarnasyonlar arasında düşünme/öğrenme ihtiyacını karşılamak için kişinin 6. yoğunluktaki varlıklarla mükemmel denge içinde doğrudan bir iletişim kurması gerekir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir kişi 1. yoğunluktan 4.&#8217;ye kadarki tüm deneyimlerini tamamladıktan sonra 6. yoğunluğa geçmeden önce bir süre 5. yoğunlukta mı kalıyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) 3. yoğunlukta ölüp 5. yoğunluğa giderken 4. yoğunluktan geçiyor musun veya görüyor musun?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) 5. yoğunluk seviyesinde bulunan varlıkların hizmetinin bir bölümü bir rehber görevi görmeyi mi gerektiriyor? Yani 5. yoğunlukta iki tür varlık mı var; çevrim için orada bulunanlar ve kendi bilinç seviyesi 5. yoğunluk olanlar? (Bu konuyla ilgili pek çok farklı öğreti duymuştum. &#8220;Ölülerin&#8221; orada &#8220;rehber&#8221; olmayı seçebileceği vs hakkında. Bu işin tam olarak nasıl işlediği konusunda kafam karışıktı.)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. 5. yoğunlukta herkes varolan herşeyin zamansız kavrayışına sahip.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer 5.yoğunlukta herhangi bir varlığın zaman ötesi bir kavrayışı varsa, o varlığın 5. yoğunluktan 6. yoğunluğa geçmek yerine &#8220;çevrim döngüsüyle&#8221; önceki bir yoğunluğa dönmesini belirleyen şey nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Düşünüş (tefekkür) ihtiyaç duyulan yoğunluğu ortaya koyuyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani 5. yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği&#8230; &#8220;Büyük Dengeleyici!&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Zihnimdeki resme göre döngü dışarı yayılıyor, sonra giderek birleşip kaynağa dönüyor. Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Varolan herşeyin tam olarak yarısı dengesizliğe doğru hareket ediyor ve diğer yarısı da dengeye doğru hareket ediyor. Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm evren mi? Varolan herşey mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evrenin bir bölgesindeki enerji daha çok denge arayan bir enerjiyken, diğer bölümünün daha çok dengesizlik arayan enerjiyle dolu olması mümkün mü?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Oo, evet!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dünya şu anda dengeden ziyade dengesizliğin hakim olduğu bölgelerden biri mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama hızla dengeye geri dönüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yoğunluk Sınır dalgasının geçişi bu dengelenmenin bir parçası mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel sıcaklık artışı, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zihinde canlandır. DNA yapısındaki lif bağlantılarının derin birleşimi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yalnızca 4&#8242;üncü yoğunlukta. Sızıntılar, bunlara alışın!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani gerçekten bir 4. yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zihninde canlandır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalışın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Lif bağlantılarının derin birleşimi&#8221; derken, bu birer 4&#8242;üncü yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Yaklaşmakta olan &#8220;değişimlerin&#8221; çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizma eğitimde her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA&#8217;daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sizin &#8220;zihinde canlandırma&#8221; tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şu anda bunun cevabını bulma konusunda çok da arzulu değilim. Neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama &#8220;gücünü&#8221; istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) DNA bağlantısını gözünde canlandırmak&#8230; (V) &#8220;Güç&#8221; kelimesini tırnak içine aldılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunu şimdilik bir kenara koyun, çok yakında bileceksiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Bu 4&#8242;üncü yoğunluk bedeni zaten mevcut olan ve bizim iletişim kurduğumuz birşey mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Habeas Corpus?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Az önce demişlerdi ki&#8230; (L) Sanırım sen zaten osun. Yavaş yavaş dönüşüyorsun ve yaşadığımız tüm küçük nahoş yan etkiler de bunun bir parçası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Adil! (L) T___ A___ bana bilinci farklı seviyelere taşıyor görünen birkaç akupunktur noktası göstermişti. Söylediği gibi bu gerçekten bilinçaltına giden bir kapı mı açıyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Endorfinleri stimüle ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Vücutta bilinçaltına giden kapının açılmasına yardımcı olmakta kullanılabilecek herhangi bir nokta var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Böyle bir yardıma ihtiyaç yok. Öncelikle arayış maceran için bir &#8220;akıl&#8221; hocası [ç.n. ing. spin doctor. Spin kelimesi ayrıca dönmek, dönüş anlamına gelmektedir. Bu kelime K’lar tarafından tırnak içerisine alınmıştır] aramanı önermek istiyoruz!!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Akıl&#8221; hocası bir Sufi ustası olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir örnek.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet. Dönmeyle ilgili çeşitli şeyleri gündeme getirip duruyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hilliard. Leed Skallen. Coral Castle.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu çekim konusunu gerçekten çok ciddi bir şekilde vurguluyorlar. Başka bir konu hakkında bir soru sorabilir miyim?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İstiyorsan Paskalya Tavşanı&#8217;nı sor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) 3&#8242;üncü yoğunluk farkındalığı, zaman algısına sahip tek yoğunluk mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Zaman algısı başka hangi yoğunluklarda var?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 4, 5, 6, 7.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama zaman algısının bir ilüzyon olduğunu sanıyordum?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: SİZİN zaman algınız bir ilüzyon. Arabada giden köpekler ve kediler örneğini hatırlıyor musun?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet. Ouspensky ve at. Yani temel bir kavram olarak zaman MEVCUT mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ama sizin bildiğiniz şekilde değil. Biz zamansızlığa atıfta bulunduğumuzda, yalnızca sizin aşinalık açınızdan konuşuyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde zaman mevcut mu ve uzayın bir sınırı var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kafan karışıyor çünkü kalıtsal lineer algın, yoğun bir çabayla oluşturmaya çalıştığın resim üzerinde gölge yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, Dünya&#8217;nın &#8220;dengelenmesi&#8221;ne dönelim. Bu nasıl yapılabilir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belirsiz soru.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Önce şunu deneyeyim: &#8220;Kovalar dolusu sevgi ve ışık&#8221; grubu diyor ki dünya dengelenecek çünkü herkes güzel düşünceler düşünecek ve kovalar dolusu sevgilerinin ve ışıklarının tümü sonunda kritik bir kütleye ulaşıp tüm insanlığın üzerine dökülecek ve kötü adamlar da iyi adamlara dönüşecek. Bu standart versiyon. Kastettiğiniz şey bu mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gezegende ortaya çıkan pozitif enerji, gezegendeki varlıkların negatiflik seviyesini azaltacak mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Önemli husus bu değil. &#8220;Dünya&#8221; 4. yoğunluk ortamı olduğunda, tüm güçler, hem KH hem de BH güçleri birbiriyle doğrudan temas halinde olacak&#8230; &#8220;Eşitlenen bir oyun sahası&#8221; olacak, yani dengeli.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Dengeden bahsetmişken, yaptığınız ekin çemberi yorumlarından biri &#8220;Astronomik ikiz fenomeni&#8221;ydi. Astronomik ikiz fenomeni nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Pek çok mükemmel eşzamanlı anlamlara sahip. Çiftleri görmek; &#8220;Alice&#8217;in aynası&#8221;nda olduğu gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Çoklu görüntüler. Hmm&#8230; Bu madde ve antimaddeyle de ilgili mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ve&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Çekim&#8230; Aynanın bir yanında ortaya çıkan görüntü diğer tarafa da bir görüntü yansıtıyor&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ve&#8230;  Astronomik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, bu yıldızlar ve gezegenlerle ilgili&#8230; Başka bir evren anlamında mı astronomik? Yani antimaddeden oluşan alternatif evren?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ve&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu alternatif antimadde evreni, bizim evrenimizde meydana gelen veya ortaya çıkan fenomenlerin kaynaklandığı nokta mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Daha çok geçit gibi veya &#8220;kanal.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu alternatif evren bizim 4&#8242;üncü yoğunluğa geçmek için kullanmamız gereken bir araç mı? Bir örtü veya bir boşluk gibi birşey mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir otoyol olarak düşün.  Yoğunluk Sınırı seyahat eden dalga.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, &#8220;seyahat eden dalga&#8221; diyorsunuz ve antimaddenin otoyol olduğunu söylüyorsunuz. Yani o dalga veya boyut sınırının etkisi yoluyla antimaddeden geçmek veya bir şekilde antimaddeyle etkileşmek anlamına mı geliyor bu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Mekan/zamanı büküyor; değişken çekim dalgalarını kullanabileceğiniz nokta bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir elektromanyetik alan yaratarak antimaddeden yararlanmak çekim dalgasını değişken hale getiriyor, antimaddenin maddeyle birleşmesini sağlıyor ve mekan/zamanın eğilip değiştirilebildiği bir portal yaratıyor. Diğer bir deyişle bir EM alanı yaratmak, antimadde girişi sağlamak, mekan/zamanın eğilip bükülmesini, kontrol edilmesini mi sağlıyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Herkese yönelik bir portal var mı, büyük tek bir portal?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Kitleler halinde bir portaldan geçiş?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Eğer tek bir kişi için kişisel portallar veya gruplara yönelik portallar yoksa&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Portal nerede istiyorsan oradadır</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">. Uygun teknolojiyle istediğiniz yerde bir portal yaratabilirsiniz. Seçenekler sınırsız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Uygun teknoloji. Değişken çekim dalgaları. Bir keresinde Tesla bobinlerini araştırmamızı söylemiştiniz&#8230; Antimadde&#8230; EM üretme yoluyla çekim dalgalarının destabilizasyonu antimaddenin maddeyle etkileşmesini sağlıyor ve bu da bir portal açıyor&#8230; İnsanları kaçıran dünyadışıların zamanda ileri geri gitmesi antimadde evreninde mi oluyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. Ulaşımı antimadde evreni üzerinden yapıyorlar ama çoğu kaçırma 3. veya 4. yoğunlukta gerçekleşiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Antimadde evrenindeki bu hareket, insanların kaçırılma deneyimlerinde &#8220;ateş duvarı&#8221; olarak algıladıkları şey mi? Demolekülerasyon?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Boyutlararası Atomik Remolekülerizasyon.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, bir kişi antimadde evreninden geçerken bunu nasıl algılar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Algılamaz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neden?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Mekan yok, zaman yok.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Antimadde evreninde mekan ve zaman yok&#8230; Yani antimadde evreni muhtemelen Flight 19&#8242;daki zavallı insanların bulunduğu yer?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bu yerde takılıp kalınabiliyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Ve eğer bir zaman sıçraması kozasının içindeysen, hiperbilinç durumunda olursun, yani &#8220;sıfır zaman&#8221; algısı. Yani döngü bağlandığında veya kapandığında milyonlarca yıl geçmiş gibi hissedebilirsin. Tıpkı &#8220;Philadelphia Deneyi&#8221;nde olduğu gibi. Ve şimdilik, iyi geceler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdi üstteki transkripten bazı kısımları bir araya getirmek istiyorum:</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">&#8220;Dünya&#8221; 4. yoğunluk ortamı olduğunda, tüm güçler, hem KH hem de BH güçleri birbiriyle doğrudan temas halinde olacak&#8230; &#8220;Eşitlenen bir oyun sahası&#8221; olacak, yani dengeli.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani 5. yoğunluktaki diğer varlıklarla birleştiğinde, kendi derslerin hakkında bir tür kavrayışa sahip oluyorsun&#8230;</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dengeli. Ve bu, canım, tüm yaratımın bağlayıcısı olarak çekimin diğer bir örneği&#8230; &#8220;Büyük Dengeleyici!&#8221;</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2. Bölüm’de “öz varlıklar hakkında” söylenen şeyi hatırlayalım:</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şu anda tüm boyutlarda başka şeyler yapan parçalarımız mı var?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki boyut sınırı geçişi bunu nasıl etkileyecek?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Birleşecek.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Varlığımızın bu yönlerini ortaya çıkarmak ve bunlarla yüzleşmek için çok sayıda hipnoz celsesi mi yapmamız gerekiyor?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İstemsizce meydana gelecek. Termonükleer bir patlama gibi olacak.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve “Oz” tartışmasında söyleneni hatırlayalım:</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S:(TR) 4&#8242;üncü yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. &#8220;Aydınlanma&#8221; denen şey işte bu!</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S:(TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: &#8220;Sonsuza kadar&#8221; sürmüş görünebilir.</span></span><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S:(L) &#8220;Rapture&#8221; (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görünüşe göre Dalga’mızı tespit ettik; bir Çekim Dalgası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şu ana kadar herşey iyi gidiyor, değil mi? Herkes anlattıklarımı anlayabiliyor mu? Bu soruları sorarak neyi bulmaya çalıştığımı hepimiz anlıyor muyuz? Ben de öyle düşünmüştüm ve dahası meseleyi kavramaya başladığımı düşünüyordum. Bir ipucu yakaladığımı düşünüyordum. Fiziğin sırlarının kilidini açan çekim dalgalarına yapılan referanslar beni öylesine yoğun bir şekilde güdülemişti ki, geceleyin kafamda dans eden Nobel Ödülü vizyonları yüzünden gece uyuyamıyordum!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Beş çocuğumla ben Bayan Ortalama Amerikalı, mutfağımın bitişiğindeki bir odada bulunan ruhlarla iletişim tablamdan zamanın, mekanın ve varlığın tüm gizemlerinin kilidini açacak sırları alacaktım!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu, o sahtekar yaşlı Kertenkele Yehova Havva’ya elmayı gönderdiğinden beri ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören, dünyadaki tüm kadınlar için yapacaktım. Bunu kıt kanaat geçinen ve geceleri “Neden buradayım? Ne yapmam gerekiyor?” diye soran tanınmamış kahramanlar ve mütevazı dahiler için yapacaktım. Kullanışlı küçük ruh tablam bana herşeyi açıklayan Yeni Teori’yi verecekti! O teoriyi güzelce ambalajlayıp en yakın üniversiteye gönderecektim ve onlar da sevinçten delirecek ve madalyamı almam için beni Stockholm’a gönderecekti!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ne kadar düşüncesizce bir his! Bunun geldiğini görmem gerekirdi ama göremedim. Çukuru yani. Bilirsiniz, gururun kazdığı çukur. Bir sonraki celsede o çukura düştüm. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-6-bolum-hayvan-psikolojisi-veya-gecmisteki-a-gelecekte-de-a-olacaktir-gecmisteki-a-olmayan-gelecekte-de-a-olmayan-olacaktir-gecmiste-de-gelecekte-de-hersey-ya-a%e2%80%99dir-ya-da-a-olmayan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 5. Bölüm: Dikey Gerçeklikler, Dört Boyutlu Küpler ve Diğer Tuhaf Olgular…</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-5-bolum-dikey-gerceklikler-dort-boyutlu-kupler-ve-diger-tuhaf-olgular%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-5-bolum-dikey-gerceklikler-dort-boyutlu-kupler-ve-diger-tuhaf-olgular%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 20:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=28</guid>
		<description><![CDATA[1995’te MUFON’da yapılan “demo” celse ile aynı yılın Mayıs ayında gerçekleşen Dr. Santilli’nin ziyareti arasında Kasyopyalıların bize sunduğu bir diğer ilginç kavram da Dalga ile ilişkili görünüyordu. Kronolojik bir sırayla ele almadım çünkü MUFON’la iletişimlerimizden kaynaklanan bir seri olaydan dolayı başka tarafa çekilebileceğini hissettim ama geriye dönüp bakıldığında sadece görünüşte öyle olsa bile, bir şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new6-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1995’te MUFON’da yapılan  “demo” celse ile aynı yılın Mayıs ayında gerçekleşen Dr. Santilli’nin ziyareti arasında Kasyopyalıların bize sunduğu bir diğer ilginç kavram da Dalga ile ilişkili görünüyordu. Kronolojik bir sırayla ele almadım çünkü MUFON’la  iletişimlerimizden kaynaklanan bir seri olaydan dolayı başka tarafa çekilebileceğini hissettim ama geriye dönüp bakıldığında sadece görünüşte öyle olsa bile, bir şekilde bu kavram olayları birbirine bağlıyor. Bu celsede yine, olağandışı bir şekilde, Kasyopyalılar bizi adım adım kavramamızı istedikleri bir fikre götüren bir konuyu gündeme getirdiler ve bu kez Terry katalizördü. Sanıyorum ki siz okuyucular için hiçbir ön yorumda bulunmadan olup biteni okumanız ve yorumu en sona saklamanız en iyisi. Birkaç kelime grubunu italik olarak işaretledim ki aklınızda tutabilesiniz. </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">29 Nisan 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu gece biraz geç başladık …</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: T, 1964 Ekim&#8217;i miydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu soru neyle ilgili?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: T&#8217; ye sor! Göl, sarı ve kahverengi tuğlalı evler, serin bir gün, çitler, büyük kobalt renkli silindir, titreşiyor&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) 14 yaşındaydım sanırım. Birinci sınıftaydım&#8230; Babamın kuzeninin Kuka gölü kenarında bir yeri vardı ve orayı hep ziyaret ederdik. Çitler mi? Hatırlamıyorum. Aklıma birşey gelmiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Viktorya stili evler görüyoruz, yeşil çatı&#8230; tarla&#8230; kahverengi tuğlalı evler&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Ekim mi demiştiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Biz sana sorduk.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Koyu mavi&#8230; (J) Kobalt mavisi. (T) Koyu mavi, siyaha yakın mı? (J) Kobalt parlak bir mavi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kobalt, metalik lacivert</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Kardeşim evde değildi….Neden bahsettiğinizi anladım! Evet birşey görmüştüm. Ekim 1964 müydü bilmiyorum ama birşey gördüğümü hatırlıyorum!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Tamam, şimdi bir şeylere yaklaşıyoruz&#8230; O gün sana ne oldu sence?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) O şeyi görmemden başka birşey olduğunu hatırlamıyorum; uçarak evin üzerine geldi ve sonra başka yere gitti. Başka birşeyin olduğunu hatırlamıyorum. Dışarı çıktım ve onun uçarak gelişini ve sonra da gidişini izledim.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Etraf nasıl görünüyordu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Normal görünüyordu. Herhangi bir farklılık hatırlamıyorum&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Tarif et.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Rochester şehir sınırında ellili yıllara özgü bir yapılaşma vardı. Caddenin karşısında bir tarla ve okul bahçesi vardı. Okul bahçesi çitlerle çevriliydi. Büyük, iki katlı kahverengi tuğlalı okul binası. Kahverengi veya kırmızı tuğlalı&#8230; İlkokula orada gitmiştim. Sarı tuğlalı bina hatırlamıyorum, ama bizim evimiz o zaman yeşildi ve çatı kenarları süslüydü. (L) Viktorya stili. (T) Üçgen stilli çatı değildi ama öyle görünüyordu. Evlerin çoğunun ön kapılarının üzerinde küçük üçgen çatıcıklar vardı. Kapılar öne doğru çıkıntılıydı ve küçük bir yükseltisi vardı. (J) Evet küçük bir veranda gibi. (TR) Sen o eve gelmiştin, oraların görünüşünü hatırlıyor musun? (J) Evet. (T) Okul bahçesinin öbür tarafında bir stadyum vardı. Aquinas futbol stadyumu. Birkaç tarla hatırlıyorum ve şehir sınırında kalan son ormanlık alanlardan biri vardı. Beş blok doğuda birkaç tane tren yolu vardı. Rochester, Ontario gölüne karşıydı. On kilometre mesafedeydik ve oraya bisikletle gidip gelirdim. O cismin havadan tarla üzerinden gelişini izledim. Annemi hatırlıyorum. Kardeşim orada mıydı hatırlamıyorum ama annemi ve komşuyu hatırlıyorum. Komşu kadın evin önünde annemle konuşuyordu ve bana seslendiler. Ben evde televizyon seyrediyordum. Ama Ekim ayı olduğundan emin değilim çünkü hava halen ılık ve güneşliydi. Cisim, stadyum tarafından, tarla üzerinden, yüksekten geldi bize doğru alçaldı. Doğrudan üzerimize geldiğini düşündüm. Biz ona baktıktan sonra bize doğru gelmeye başladı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Size doğru geliyordu.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Evet. Ben dışarı çıkıp ona baktığımda bize doğru yön değiştirdi sanırım&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hedef sendin.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Hedef ben miydim? O zaman kaçırıldığımı sanmıyorum.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Orada duran insanlar vardı&#8230; (L) Fark etmez.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kaçırılma sırasında zaman &#8220;donar.&#8221;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Cismin hareketi, düşen bir yaprağın hareketi gibiydi ve bunu çok garip bulmuştum. Evin kenarına kadar geldi. Daha sonraki bir tarihte de evin bodrumundayken benzer birşey yaşamıştım. Cisim, sanırım ben orada uyumak üzereyken yaklaşmıştı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Titreşiyordu.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Kesinlikle metalik görünüyordu ve keşke metal bilye atan tabancılardan bir tane olsaydı diye düşünmüştüm; onu vurabilirdim. Havada 15 metre mesafeden uzak değildi. Sanırım 3-5 metre uzunluğundaydı. İnce ve uzundu. &#8230; Bana metalik göründü. Mükemmel bir pürüzsüzlüğü vardı. (L) Buradan neye varıyoruz? Belli ki bunu özellikle anlattılar. &#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dönüm noktası.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) T&#8217;nin hayatında önemli bir dönüm noktası mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ve şimdi&#8230; bağlantı tamamlandı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Anlamıyorum&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Son zamanlarda gördüğün rüyalarını hatırla.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Son rüyalarım&#8230; Rüyamda bir binaya giriyordum ve dışarı doğru uzanan elektrik kablosu gibi birşey vardı&#8230; bir tür bağlantı&#8230; Hatırlamıyorum… Sadece çok canlıydılar. O olayla bağlantılı olarak yakın zamanda bana birşey mi oldu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Burada yaptığımız şeyle bir ilgisi olmalı, ama tamamlanan bağlantı derken bunu mu kastediyorlar?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Pek sayılmaz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Tamamlandığını söylediğiniz bağlantı tamamen başka birşeyle mi ilgili?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: İlişkili.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) İşimle herhangi bir ilgisi var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kısmen.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bunun, iş yerinde insanlara belirli şeyler anlatmamla, bugünlerde olan olaylardan bahsetmemle ve onların bu şeyler hakkındaki bilinç seviyelerini yükseltmeye çalışmamla bir ilgisi var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, şimdi, çok önemli birşeyleri &#8220;çıkarmak&#8221; için, hatırlattığımız olaydan hemen sonraki yıllar içindeki arkadaşlarını, ilişkilerini ve deneyimlerini inceleyelim!!!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) O olayın 1974 değil de 1964&#8242;de olduğundan emin misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sen daha iyi biliyorsun T!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Sormamın nedeni, o yıl kış ayında pencerenin dışından gelen seslerle ilgili olay ve o gece yaşadığım tüm o garipliklerin aklıma gelmesi&#8230; ve 70&#8242;lerde bir yerde meydana gelen başka bir olay vardı. Arizona&#8217;ya doğru yola çıkmaya hazırlanıyordum ve hem arabayla hem de başka şeylerle ilgili bir sürü gariplik yaşadım. (L) Bahsettiğiniz şey bununla mı ilgili? Arizona yolculuğu, sesler falan?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Oo, çoook şey var, değil mi T? Ortaya çıkarma zamanı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Liseden sonra… Ama o günlerde Edison’da tanıştığım insanlarla takılıyordum. Tom __ Tom adında bir sürü kişi vardı. Eskiden göle gider ve geceleri tepeler arasında arabayla uzun uzun dolaşırdık. Benzinimiz bitmişti. Rahat hissediyordum çünkü bir sürü şey yapmıştım ama tanıdıklarımın çoğu birbiriyle anlaşamıyordu. Bugün hala yapıyorum ama zor tecrübelerden öğrendiğim şey arkadaşlarımı birbirleriyle tanıştırmamak. Gruplar farklı olabilir ama hepsi aynı yapıya sahip ve ben hep her bir farklı grupta işte benim adamım dediklerinden oldum. Takıldığım gruplarda benim gibi olan hiç kimse yoktu. Birkaç grupta o kişi olan bendim. Ehliyetimi almamla ve arabayla kırsal alanlara pek çok gezinti yapmamızla ilgisi var mı? Göl bölgesinde arabayla çok dolaşırdık.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kısmen.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S:Geceleri tepelerde araba sürerdik… (L) Bu gezilerden birinde bir şey mi oldu?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Belki…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bir gece rastladığım ve bir daha hiç bulamadığım o garip kasabayla ilgisi var mı? Konu bir şekilde bununla mı ilişkili?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Gördüğüm en garip kasabaydı. &#8230; David Lynch’ınkiler yanında sıfır kalır! Bir gece güneybatı New York civarında arabayla dolaşıyordum. Liseyi bitirmiştim. Çok içerdim, o yüzden anlattığım olayların kesinliğini bilmiyorum. Bir gece Güney Tier&#8217;de, Fingerlakes bölgesinde bir kasabaya gittim. Yaşadığım en garip şeylerden biriydi. Bir sürü kasabaya gitmişliğim vardı; etrafta bir sürü insan, birşeyler olur. En azından çevrede biri olur. Saat dokuz veya ondu ve bu kasabaya girdim. İki şeritli ana cadde iki katlı binalarla doluydu ve dar bir kaldırımı vardı. Bir kanyonda gider gibiydi. Sokak lambaları vardı ama sokağa fazla ışık vermeyen küçük yeşilimsi lambalardı. Ortalıkta tek bir kişi bile yoktu. Binaların hiç birinde kimse yoktu. Binalar tahtalarla çevrilip kapatılmıştı. Bir kasabaydı ama aynı zamanda hiç benzemiyordu. Yaklaşık dört blok gittim ve geri dönüp çıktım ve etrafından dolaşıp tekrar girdim ve buna inanamadım. Kasaba orada değildi. Onu tekrar bulamadım. Adını da bilmiyordum.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Keşfet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (S) Alacakaranlık Kuşağı Kasabası herhalde&#8230; (T) Bu kasaba&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Başka bir realiteye girdin. (T) Aslında gördüğüm şey gerçek bir kasaba değildi, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aynen öyle.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Çok sinirlenmiştim. Etrafından dönüp ikinci kez girmemin nedeni de kasabanın bana çok tuhaf gelmesiydi. (S) Tek başına mıydın? (T) Evet, yalnızdım. Orada benden başka kimse yoktu. Sokak lambalarından biri bana 1920&#8242;leri hatırlattı. Resmen hayalet bir kasabaydı. (L) Bu olayda T&#8217; ye ve bize anlatmak istediğiniz şey nedir? Yenilerde olan ve bağlantılı dediğiniz olay T’ ye mi özel ve sadece onun hayatında mı oldu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Kurduğum ilişkilerin hepsi, kendi başlarına düşünebilen, olayları anlayabilen, çoğu insanın anlayamadığı çok farklı deneyimler yaşayan kişilerle olmuştur. Mutlaka kaçırılma deneyimleriyle ilgisi olması gerekmiyor, hayat deneyimleri olarak da.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, ama bu daha önemli birşeyin işareti.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bu farklı türdeki insanlarla arkadaşlık kurabilmiş olmamla mı ilgili? </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hepsi aynı &#8220;düzlemden&#8221; geliyorlar.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani kendisi gibi insanlarla mı ilişki kurdu? Ve hepsi aslında aynı düzlemden, yani başka bir yerden mi geliyorlar?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki o gemi, T&#8217;nin şimdiye kadar ilişki kurduğu o insanlarla olan etkileşimleriyle yakından ilgili miydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, ama asıl önemli olan bu değil.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Ortak bir deneyimi mi paylaşıyoruz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Hepsinin kökeni aynı mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu köken nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Neormm.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Neormm mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sizin dilinizdeki en yakın karşılığı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu bir yer mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Nerede?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yıldız rehberlerini kontrol edin.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bu bir yıldız mı? Uzunvadeli ilişki kurduğum özel bazı insanlarla başka bir yıldızdan mı geliyoruz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dikey gerçeklikte.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Pekala! Şimdi neredeyiz? T&#8217; nin dikey bir gerçeklikten geldiğini ve bunun hayatı boyunca kendini çeşitli şekillerde gösterdiğini ve şu dönemde yaşadıklarının da bununla ilgili olduğunu keşfettik, doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Dikey gerçeklik nedir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kesişme boyut sınırı geçişinde.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Diğer bir deyişle boyut sınırıyla kesişen bir gerçeklikten geldiği için zihnen onunla bağlantı halinde, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Birleşiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tamam, yani T dünyadışı dikey bir gerçeklikten gelen kısmen dünyadışı biri ve bu onun, aynı gerçeklikten gelen kişilerle etkileşmesine neden oluyor. Ne olmuş? [Gülüşme] (S) Yapacak bir iş! (J) Hobi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: 3&#8242;üncü yoğunluk düşünüyorsunuz, bir bilgi &#8220;tazeleme&#8221; dersine ihtiyacınız var!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Kasyopya Bilgi Takviye Kursu. (L) Sadece herşeyin neyle ilgili olduğunu anlamaya çalışıyorum. Tüm bunlar nereye varıyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: O halde size aktardıklarımızdan ve aynı zamanda kendi içinde &#8220;kilitli&#8221; durandan öğren. Yani, anahtarı bulma zamanı!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bence gezegendeki herkes şu anda bunu yapıyor. Her zaman, alternatif bir gerçekliği paylaştıkları insanlarla ilişkiler oluşturan farklı gruplar var. (J) Yani birbirimize mi çekiliyoruz? (F) Doğru. Bana anlamlı geldi. (L) Peki o zaman biz hangi alternatif gerçekliği paylaşıyoruz? Yoksa aynı alternatif gerçeklikten gelmiyoruz da, her birimiz farklı bir alternatif gerçekliğin temsilcileri ve bağlantı noktası mıyız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Son kavram aynen doğru!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Biz grubumuzda birbirimizde ortak olan mıyız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Güç arttırmakla ilgili olarak ne söyledik?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Anahtarlar konusu… Bu kavramdan bahsedildiğini duydum, hakkında yazdım ve konuştum da ve belirli insanlar, veya belki herkes, kendi içlerinde kilitli olarak veya bireysel elektromanyetik alanları içinde enerji paketlerine veya bilgilere sahip&#8230;ve bu şekilde gruplar oluşturmak…</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yapbozun parçalarının bir araya getirilmesi gibi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Biz bir yapbozun parçaları mıyız? </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir parça kağıda dikey bir kesişim çiz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: [Bir kağıda bunu çizdik] (L) Böyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır, ters bir &#8220;T&#8221; harfi gibi yap.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: [T tekrar deniyor] (L) Neden tablada kendiniz çizmiyorsunuz? [Kalemi planşete iliştirerek kağıdın üzerine koyuyor] Evet arkadaşlar, çizin! [Planşet şekli çiziyor. Şekil bir dış daire içinde iç daire ve yedi tekerlek parmağıyla bağlanmış, at arabası tekerleği gibi.]</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Bu bir ekin çemberi mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yapıldı, evet. Dikey gerçekliklerin birliğini temsil ediyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) T&#8217;nin geçtiği kasaba, bir dikey gerçeklik kasabası mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın. Yedi çizgi gerekiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yine 7 rakamı! Gruptaki her bir kişi bir çizgi mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S:  Bu kavramla ilgili öğrenebileceğimiz başka şeyler var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Elbette!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yedi çizgi yerini bulduğunda, bu bizim gücümüzü/bilgimizi katlayarak artıracak mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Patlarcasına.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Tamam, kağıt üzerinde yedi çizgili olarak şekli çizdik. Şimdi bu şekille ne yapacağız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Açık. Herşey yerini bulacak, şimdi bunun önemi üzerinde düşünmeniz gerekiyor ve bizim de iyi geceler dememiz gerekiyor!</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Geriye  dönüp bu celseyi tekrar okuduğumda bana öyle geldi ki Kasyopyalıların bahsettiği “tamamlanmış bağlantı” T’nin küçük grubumuzu MUFON grubuyla biraraya getirmiş olması olabilirdi. Bu da ikinci MUFON grubuyla bir “demo” celsesi ve ardından “Santilli” celsesiyle sonuçlandı ki o günlerde göremediğimiz önemli yankılar buldu. Ne var ki, aslına bakılırsa bu celsedeki ipuçları daha derin bir analizi hakediyor, özellikle Kasyopyalılar tarafından “Neormm” olarak adlandırılan tuhaf yıldızsal konum. Bu celse hala benim için bir bulmaca ve bu konuda herhangi bir bilgisi olan varsa onu dinlemeyi çok isterim.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dikey gerçeklikler konusuna tekrardan biraz daha ileriki bir zamanda geldik ve konu ilginç yönlere gitmeye başladı.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">17 Haziran 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Birkaç celse önce &#8220;Dikey Gerçeklikler&#8221;i tartışırken, yaşadığım birşeyden bahsettiniz ve dönüp hayatıma bakmam ve diğer insanlarla olan ilişkilerimi belirli bir perspektiften incelemem gerektiğini söylediniz ve bunun bir dikey gerçeklik olduğunu söylediniz. Dikey gerçeklik nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dikey gerçeklik tamamen değil ama temel olarak, bir kişinin hayat rotasını, ve bu hayat rotasının benzer bir hayat rotasına sahip kişilerinkiyle bir çember veya daire etrafında birleşmesini ifade eder. Ve ne kadar ilginç ki, eşzamanlılıkla ilgili bir önceki soruyla da çok yakından ilişkilidir. Daire içinde bir daire düşünün ve her bir kişi tarafından temsil edilen çizgilerin mükemmel bir dengede olduğunu düşünün. İşte dikey gerçekliğin en iyi temsili bu olurdu. Çünkü tam olarak tek bir kişinin deneyimiyle değil, bir grup bireyin daha büyük bir amaç doğrultusundaki deneyimiyle ilgilidir, eğer kastettiğimizi anladıysanız. Dikey gerçeklik derken kastettiğimiz şey bu. Gözünüzde tekrar iç içe olan ve eşit ölçüde dizilmiş boşluklara sahip bir daire içinde daireyi canlandırın. İşte dikey gerçeklik budur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bize bu sembolü çizdirmiştiniz ve iki daire arasına yedi çizgi veya bölüm çizdirmiştiniz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yedi optimal sayı mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yedi her zaman optimal sayıdır. Yedi yoğunluk seviyesi vardır. Bu, gerçeğin tüm aşamalarına yansır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bu süreçte etkileşim kurduğum, içinde bulunduğum dikey gerçeklikteki diğer bireyler de, benimle olan etkileşimleri bağlamında yapmaları gereken diğer şeyleri yapıyorlardı, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Ayrıca, bu gruptaki her bir bireyin farklı bir dikey gerçeklikten geldiğini söylediniz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bu, birbirimizin deneyimlerinden birşeyler öğrenmek amacıyla dikey gerçekliklerimizi birleştirmemiz anlamına mı geliyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu da doğru denebilir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) İç dairenin bu gerçeklikle birleşme ve dış dairenin ve bağlantı noktalarının da, dikey gerçekliğin &#8220;Dalga&#8221;yla birleştiği yer olduğu söylenmişti. O cümlede ima edilen şey, bu kanalın oluşturulmasının, bu dalganın gelmesinde, bu değişimin meydana gelmesinde, bu boyut değişiminin, veya yoğunluk değişiminin gerçekleşmesinde kilit bir rol oynadığı mıydı ve bu, başka yerlerde de yapılan birşey mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir kerede altı soru sorduğunuz için sizi tebrik etmek istiyoruz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bir soru daha ekleyelim ve tam bir dikey soru olsun!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Neşe!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bireysel olarak veya grup olarak Dalga ile bir şekilde bağlantı halinde miyiz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Elbette. Herşey dalgayla bağlantı halindedir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu çemberi oluşturarak, bir şekilde dalgayı etkinleştiriyor muyuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu ilginç yorumunu tam olarak kavrayamadık, ama dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz olduğu doğru. Daha önce de belirtildiği gibi dalganın, gerçekliğinizin bir parçası olması bakımından dalgayla etkileşimli bir ilişkiniz var, her zaman vardı ve her zaman da olacak. Ve bu elbette, büyük döngüdeki ilerleyişinizle ilgili. Dikey gerçeklik de, çekirdekten dışa bir ilerlemedir ve bu da, tüm gerçekliğin ve var olan herşeyin diğer bir yansımasıdır. Şimdi, daha önce belirtilen görsel temsile dönmek istiyoruz. Fark ettiyseniz, iç daire, yedi çizgi aracılığıyla dış daireyle birleşiyor. Şimdi bu dış daireyi sürekli genişleyen bir daire olarak ve yedi çizgiyi de sürekli uzayan birer çizgi olarak düşünün. Elbette dışa doğru genişleme de dairesel bir şekilde olacaktır. Şimdi lütfen dışa doğru genişleyen bir dış daire ve genişlemeyen bir iç daireyi canlandırın gözünüzde. Bunun üzerinde düşünün ve sonra da bunun neyi temsil ettiğiyle ilgili düşüncelerinizi söyleyin.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu, bilgimizin ve bilincimizin sürekli olarak genişlemesini mi temsil ediyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu da sürecin bir parçası.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Aynı zamanda ne veya kim olduğumuzun çevremiz üzerindeki artan etkisini mi temsil ediyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru. Sürekli genişleyen dış daireyi ve genişlemeyen iç daireyi ve tabii yine aynı şekilde dışa doğru hareket eden yedi bölümü düşünün. Bu gözünüzde nasıl bir şekil canlandırıyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tekerlek mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hepsi bu mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Pasta?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Devam edin.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Göz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şimdi onu bir küreye çevirmeye başlıyoruz! Neden küreye dönüşür?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Küreye nasıl dönüşebilir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Nasıl dönüşemez!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (SV) Basık değil, HER yöne ilerliyor&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Düz bir çizgi düz bir çizgi midir, yoksa bir&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yoksa daireden bahsetmiyor musunuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Daireden bahsediyoruz. Bir daireyi sürekli dışa genişletirseniz ne olur?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Kaybolur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kayıp mı olur? Nasıl kaybolabilir? Nereye kaybolur? Sana soruyoruz J?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Görsel olarak, dış daire genişledikçe iç daire giderek küçülür ve kaybolur. Dış daire büyüdükçe iç daire kaybolur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ama nereye kaybolur?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Karadelik?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Karadelik. Bu bir olasılık. Ama küçük daire üzerinde bu kadar yoğunlaşmanızı istememiştik, öyle değil mi? Dış daire.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Dış daire giderek daha fazla alan kaplamada kullanılıyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Peki hangi şekli almaya başlıyor? Dışa doğru genişleyen bu dış daireye bakmanızı istiyorum!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Yedi çizginin daireyle aynı uzunlukta olduğunu mu varsaymamız gerekiyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bunu kendin yanıtla.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Pekala, buna bir düzlem olarak bakıyoruz. Düz bir yüzey.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sürekli dışa doğru genişletirsen düz bir yüzeye ne olur?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bilmiyoruz. Bu&#8230; (SV) Sürekli gidiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sürekli gidiyor mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet, daha büyük ve daha düz!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyle mi? Bir çizgiyi sürekli olarak uzatırsan ne olur?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Laura ve S___) Sürekli uzar.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Hı hı!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Nereye uzar?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (SV) Sonsuza kadar. (J) Kendine döner. (L) Bilmiyoruz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Oo, biri &#8220;Kendine döner.&#8221; dedi. Peki biz bunu neden bilmiyoruz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çünkü bilmiyoruz. Uzayın eğimli olduğu tahmini&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: &#8220;Çünkü bilmiyoruz.&#8221; Peki neden bilmiyoruz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çünkü oraya gitmedik.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kolomb keşfi öncesinde İtalya ve İspanya&#8217;nın dışına çıkmış mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Elbette Kolomb&#8217;un orada birşey olduğuyla ilgili bir fikri vardı ama oraya henüz gitmemişti, hayır. Ama gitti ve buldu.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sadece bir fikri mi vardı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet, bence öyle.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hmmm. Biz öyle hatırlamıyoruz. Bizim hatırladığımız kadarıyla, içgüdüsü ve hayalgücü vardı ve içgüdüsünü hayal gücüyle birleştirdiği zaman gerçeğe dönüştü. Gerçeğe dönüştüğü zaman, fiziksel üçüncü yoğunluk gerçeğinde ortaya çıkacağından tam emin olduğu bir gerçeklik yaratmıştı. Ama önemli olan kendine güveniyor olması değildi. Öyle olduğunu biliyordu. Denkleme şüphe eklemek için kendini durdurmadı. Ama sen &#8220;Ne olduğunu bilmiyoruz, çünkü oraya hiç gitmedik!&#8221; dediğinde yaptığın şey bu. Mantıklı düşün lütfen. Herşeyin büyük bir döngü olduğunu defalarca söyledik. Daireler içinde dairelerden bahsettik. Döngülerden bahsettik. Kısa dalga döngülerinden ve uzun dalga döngülerinden bahsettik. Şimdi, bizden istediğiniz ve bizim büyük bir mutlulukla verdiğimiz tüm bu bilgilerden sonra, düz bir çizginin sonsuza kadar düz bir çizgi olarak devam etmesini mi beklersin? Bunu nasıl yapabilir? Üçüncü yoğunluk dünyanızda, Doğu&#8217;ya veya Batı&#8217;ya ya da Kuzey veya Güney&#8217;e düz bir çizgi çizerseniz ne olur?..</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Kendine geri döner.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tamam, demek büyük bir kürede yaşıyoruz!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Öyle anlaşılıyor. Yoksa büyük bir daire mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ah ah ah. Daha fazla çalışma ve öğrenmeye ihtiyacın var canım. Daha fazla çalışman gerekiyor. Albert Einstein&#8217;ın bile ne olduğuyla ilgili bir teorisi vardı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet ama sadece bir teoriydi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hımm, o halde teoriyi bırakmak gerekiyor demek. Hiçbir zaman bilmeyeceğiz. Sadece bir teori. Unutalım gitsin.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Ben hala daireyi genişletiyorum&#8230; (SV) Ben de.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çok iyi, fikir buydu. Gidiyor, gidiyor ve gidiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Benimki de gidiyor, ama kendine dönmedi ve hiçbirşeyle karşılaşmadı. Anlatmaya çalıştığınız nokta nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir nokta mı olması gerekiyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Elbette!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kim demiş? Öğrenmenize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Bu sürecin ne zaman sona ermesini bekliyorsunuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Hiçbir zaman. (L) Tanrım, umarım hiçbir zaman.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyleyse hiçbir zaman bir nokta yok!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Anlatmak istediğiniz noktayı anladık! (L) Nokta falan yok. [Gülüşme] Daireyi dışa doğru genişletirsen ve daire tüm yönlere doğru genişlerse, yedi çizgiyi de kendisiyle birlikte çeker ve kapsanan kesitlerdeki alan da sürekli artar ve sonra o daireyi çevirdiğimizde bir küre olur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aynen öyle. Ama Laura bunun büyük bir kürede yaşıyor olduğumuz anlamına geldiğini söylüyor. Ve belki de öyle.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Büyük bir küre olmazdı, yalnızca daire içindeki büyük bir küre olurdu. Eğer daire genişlemeye devam ederse, dışa doğru gitmeye devam ederdi, giderek büyürdü, büyürdü, büyürdü&#8230; (L) Beni geriyorsun&#8230; (T) Ama sonsuza kadar gidiyor&#8230; Çünkü dışa doğru gitmede bir son yok.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yok mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (SV) Yok.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: O halde belki başlangıç da yoktur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Başlangıç da olmazdı, sadece büyük, açık bir boşluk. Sonsuz bir boşluk&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Eğer son yoksa, başlangıç yoksa, ne var?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Nokta yok. (J) Burada ve şimdi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Burada ve şimdi, yani aynı zamanda gelecek ve geçmiş. Geçmişteki herşey, şu andaki herşey ve gelecekteki herşey, hepsi birarada. Üçüncü yoğunluktaki insanlarınızın çok azının uzay yolculuğunu anlayabilmelerinin nedeni bu, çünkü üçüncü yoğunluğunuzda uzayda yolculuk yapmak, geceleyin rahat evinizde yatağınızda uzanmak kadar üçüncü yoğunluk bir eylem olsa da, zaman referansı ortadan kalkar. Anneniz gibi kendinize yakın tuttuğunuz birşey. Ve en büyük ilüzyonunuz. Size defalarca zamanın olmadığını söyledik ama elbette beyniniz bu kavramla o kadar yıkandı ki, ne yaparsanız yapın ondan kurtulamıyorsunuz, öyle değil mi? Uzayın derinliklerine gittiğinizi düşünün. Herşeyin tamamen bir olduğu gerçekle karşılaştığınızda kendinizi kaybederdiniz. Değil mi? Kendinizi uzay boşluğunda giderken düşünün!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Daire genişlemeye devam ediyor mu? Daire genişlerken onu 180 derece çeviriyorsun ve küre oluyor. Küreyi kendi çevresinde döndürmek için kürenin dış kenarındaki bir noktayı alıyorsun ve bir simit oluyor ve sürekli genişleyen bir iç tüp. Onu çevirdiğin zaman daha da büyük bir iç tüp oluyor. Genişlemeye devam ediyor ve daha fazla alan kaplıyor&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şimdi, yoğunlukları birleştirdiğiniz zaman, fiziksel gerçeklik ile eterik gerçekliği, veya diğer bir deyişle düşünce formu ile fizikselliği birleştirmiş oluyorsunuz. Bunları mükemmel bir şekilde birleştirebildiğinizde anlarsınız ki, bir başlangıç ve bir son olmamasının nedeni, bir başlangıç veya bir son düşünmeye ihtiyacınız olmamasıdır çünkü gelişiminizi tamamlamışsınızdır. Yedinci yoğunlukta Bir ile birlik olduğunuzda, bunu gerçekleştirmişsiniz demektir ve artık fiziksel ve eterik formlar arasında bir farklılık olması için hiçbir neden yoktur.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (SV) Bir soru sormak istiyorum: Eğer zaman yoksa, geçmiş ve gelecek de yok; geçmiş hayatlar ve gelecek hayatlar da yok; reenkarnasyon diye birşey de yok, o zaman nasıl siz biz olabiliyorsunuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, reenkarnasyon var. Burada fazla hızlı bir şekilde sonuca atlıyorsun. Hiçbir zaman reenkarnasyonun olmadığını söylemedik.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (SV) Ama eğer zaman yoksa? (J) Bizim algımız öyle. (L) Herşey eşzamanlı olarak oluyor. Tüm bu hayatları aynı anda yaşıyoruz. (SV) Diğer tüm benliklerimizle bağlantı kurmamızın bir yolu var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şöyle söyleyelim: hafıza bankalarınızın bir kısmına erişeceğiz ve ilginç bir şekilde daha önce tanımladığımız dikey gerçeklikle çok yakından uyumlu olan başka bir referans vereceğiz. Bir slayt göstericisinin nasıl birşey olduğunu biliyorsunuz değil mi? Gerçeğin bu geniş nitelikli yapısına dair bir sezgi edinmenizi sağlamak için, kendinizi büyük bir slayt çarkı olan projektörle bir sunum izlerken düşünün. Bu süreçte herhangi bir noktada, belirli bir slaytı izliyor olursunuz. Fakat, diğer tüm slaytlar da çarktadır, değil mi? Ve elbette bu aynı zamanda, daireler içinde daireler ve daireler içinde dairelerin olduğu dikey gerçekliğe, ve aynı zamanda Büyük Döngü&#8217;ye ve aynı zamanda daha önce anlattığımız şeye de uymaktadır: Var olan herşey / tek şey derslerdir. Herşey bundan ibarettir ve slayt sunumunu izlerken, derslerinizden keyif almanızı istiyoruz&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Bu benzetmeye göre, slayttan geçerek ekrana giden ışık bizim algımız oluyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ve, eğer projektörün slayt çarkına geri bakacak olursanız, tüm yaratımın esasını ve özünü, yani Bir ile birlik olduğunuz yedinci seviyeyi görürsünüz.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Farklı bir konuya geçelim.  Ouspensky’nin </span></span><a href="http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0766104222/cassiopaea"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Tertium Organum</em></span></span></a><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">’undan alındığı kadarıyla dördüncü boyut zamanını benim nasıl ele aldığıma bakalım. </span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Uzayın sonsuz olduğunu söylüyoruz—hem alan hem de yön olarak sınırsız olduğunu. ( Uzayda dışsal bir sınır olduğunu varsayanlar olabilir ama o sınırın dışında olmakla ilgili öne sürdükleri şey sınırsızlığınkinden çok daha büyük bir zorluk.) Uzay, algıladığımız kadarıyla, sadece üç boyuta sahiptir; uzunluk, genişlik ve yükseklik. Bu durumu üç bağımsız yön olarak tanımlıyoruz—yani, her bir ölçüm aynı anda diğerlerine doğru açılarda duruyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Ama bu bir çelişkidir çünkü eğer uzay sonsuz ise sonsuz sayıda dikey çizgiye sahiptir ve bu çizgiler birbirine paralel değildir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">O halde sonsuzluk aptalca bir düşünce değil mi ya da uzayın illa bir sınırı mı olması gerekiyor? Eğer bir sınırı varsa bizim uzayımız hangi uzayda varolur? Ama eğer uzay sonsuz sayıda birbirine dikey çizgiden oluşuyorsa, neden üç tanesini algılayabildiğimizi sormalıyız. Eğer biz sadece üç boyutu algılayabilen bir zihin durumuna sahipsek, bu uzayın özelliklerinin taşıdığımız bazı özellikler tarafından yaratıldığı—ya da farklılaştırıldığı anlamına geliyor olmalı. O ya da bu sebeple, bütünü görmeye kadir değiliz.”</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Ouspensky, 1908’de yazdığı “</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>4. Boyut</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">” isimli makalesinde şöyle diyor:</span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dört boyut varlıkları olduğumuz ve sadece tek tarafımızla; örneğin varlığımızın sadece küçük bir kısmıyla, üçüncü boyuta döndürülmüş durumda olduğumuzu söylemek için çok iyi bir nedenimiz olabilir. Sadece bu kısmımız üç boyutlu olarak yaşıyor ve bedenimizin sadece bu kısmının bilincindeyiz. Varlığımızın daha büyük bir kısmı dördüncü boyutta yaşıyor ama bu daha büyük olan kısmın farkında değiliz. Ya da şöyle demek daha doğru; dört boyutlu bir dünyada yaşıyoruz ama sadece üç boyutlu dünyada kendimizin bilincindeyiz.” </span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Doğrusu şu ki, Ouspensky bu düşüncelerinde bir İngiliz matematikçi olan Charles Howard Hinton’dan fazlasıyla etkilenmiştir ama Hinton “dördüncü boyut” ile ilgili herhangi bir fikir sahibi olmadan çok önce Riemann vardı. Michio Kaku </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Hiperuzay: Paralel Evrenlerde Bilimsel bir Yolculuk, Zaman Eğrileri ve 10. Boyut</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><strong> </strong></em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> isimli kitabında bu hikayeyi anlatır ve ben daha çok onun yapılandırmasını takip ettim ama hikayeyi daha kısa ve basit ele aldım.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">10 Haziran 1854’te Almanya’daki Göttingen Üniversitesinde Georg Bernhard Riemann, klasik ve lineer evrene bakışın ölüm fermanını yazıp başka boyutlar teorisini sunarak </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Geometrinin Temelinde Yatan Hipotezler Üzerine</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> isimli bir konuşma yaptı. Başka bir yazımda</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> belirttiğim gibi, fizikteki hakim bakış açısı eninde sonunda tüm kültürel ve sosyal etkileşimlerimizi etkiliyor ve Riemann’in konuşmasından ancak 30 ya da daha fazla yıl sonra “gizemli dördüncü boyut” sanat, felsefe ve edebiyatı derinden etkilemeye başladı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Altı yıl sonra Einstein Evrenin yaratılışı ve evrimini açıklamak için dört boyutlu Riemann geometrisini kullandı ve 130 yıl sonra fizikçiler fiziksel evrenin kanunlarını birleştirme gayreti içinde on boyutlu geometriyi kullanacaklardı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Öklid geometrisi uzayın üç boyutlu ve düz olduğunu söyler. Düz bir uzayda üçgendeki açıların toplamı her zaman 180 derecedir ki bu bir kürede olduğu gibi uzayında kıvrılabileceği olasılığını hiçe sayar. İkibin yıl boyunca Öklid “kral”dı ve tüm Hirisyan dünyası onun kavrayışına hayrandı. Öklid’in prensiplerine göre katedraller inşa edildi ve medeniyetler kuruldu. İlginç ama Öklid ve Kilise birbirine çok bağlı dostlardılar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Pek çok kişi Öklid’in teorilerini anlamak için mücadele ettiklerini hatırlayacaktır: Dairenin çevresi pi çarpı çaptır ve paralel çizgiler asla kesişmezler. Çoğu insanın farkında olmadığı küçük bir problem dışında her zaman oldukça standart şeyler olagemiştir: Yüzyıllardır yaptıkları gibi yapın, en büyük matematikçiler bu aldatıcı derecede basit önermeleri İSPAT edemediler. “Düz ülkede” kaldığınız sürece problem yoktu, Öklid yanınızdaydı ama kıvrımlı uzayda gezintiye çıktığınız anda Öklid sizi cezalandıran acımasız tanrıça Nemesis’ten farksızdı. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Riemann Ölkid’in güya “matematiksel kesinlik” anlayışına karşı çıktı çünkü doğanın Öklid’in düz, idealize edilmiş geometrik şekillerden OLUŞMADIĞI ona göre çok açıktı. Çok açıktı ki GERÇEK dünya sonsuz bir çeşitlilikte kıvrılıp bükülen kıvrımlardan oluşuyordu. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Öklid, bir noktanın hiçbir boyutu olmadığının aşikar olduğunu söylemişti. Bir çizginin tek boyutu vardı: uzunluk. Bir düzlemin iki boyutu vardı: uzunluk ve en. Bir cismin üç boyutu vardı: uzunluk, en ve yükseklik. O kadar! Daha fazlası yoktu! Öklid’e göre hiçbirşeyin dört boyutu yoktu. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kültürümüzde oldukça uzun bir zaman hakimiyeti hissedilmiş olan bir başka Yunanlı, Aristo kategorik olarak dördüncü uzamsal boyutun mümkün olamayacağını ifade etmişti. Mısırlılaştırılmış bir Yunanlı olan Ptolemy daha ileri gitti ve dördüncü boyutun mümkün olmadığına dair bir “kanıt” inşa etti. Eğer karşılıklı olarak dikey olan üç çizgi çizerseniz ve diğer çizgilere dikey dördüncü bir çizgi çizerseniz, dördüncü boyutun imkansızlığını keşfetmiş olacaksınız. İmkansız olan sadece karşılıklı olarak dikey üçten fazla çizgi çizmek değil anlamak.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Fakat Ptolemy’nin yaptığı şey üç boyutlu beyinlerimizle dördüncü boyutu nasıl görselleştirmediğimizi göstermekti! Bugün matematikçiler ve fizikçiler görselleştirelemeyen ama matematiksel olarak varoldukları gösterilebilen objeler olduğunu BİLİYORLAR. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Michio Kaku şöyle yazıyor: “Ptolemy, bilimdeki iki büyük fikre, güneş sistemi ve dördüncü boyuta itiraz etmiş biri olarak tarihin sayfalarına gömülebilir.”</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Hiristiyanlık ve “Tanrı’nın doğru ve tek sözü” olarak gördükleri İncil’e olan inançlarıyla derinden etkilenmiş olan pek çok matematikçi düzenli olarak dördüncü boyut fikrini çürütmeye çalışıp ona “doğadaki canavar” ismini taktılar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span><span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-5-pg.-150.jpg"></a></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
<img class="alignleft" style="border: 0pt none; margin-right: 10px;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-5-pg.-150.jpg" alt="" width="212" height="319" />Ve böylece Öklid ve Kilise zihinlerimiz üzerinde hakimiyet kurdu ve insanlığı zihinlerinde canlandıramadıkları şeylerin varolamayacağı konusunda beyin yıkamasına tabi tuttu. Dinin sözde “ruhsal amaçları” düşünüldüğünde yeterince tuhaf ama bu yaptıkları ender görülür bir şekilde büyük bir materyalizm çukuruna inişti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Daha önce bahsedildiği gibi Riemann’in hikayesi, nasıl ve neden ünlü konuşmasını hazırladığı Michio Kaku’nun </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Hiperuzay’ </em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ında çok hoş biçimde anlatılmaktadır ve okumaya gerçekten değer. Fakat bizi burada endişelendiren Riemann </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>metrik sensör</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> fikrini geliştirmiştir ve ayrıca </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>birden fazla şekilde bağlantılı uzamlardan ya da solucan deliklerinden</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> ilk bahsedenlerden biridir. Bunu gözümüzde canlandırabilmek için iki tane kağıt alın ve üst üste koyun. Bıçak ya da makasla her birinde küçük bir delik açın ve iki kesikten kağıtları birbirine yapıştırın. Eğer bir böcek üstteki kağıtta yaşarsa bir gün kazara kesik boyunca yürüyecek ve kendini alttaki kağıtta bulacaktır. Şaşıracaktır çünkü her şey değişmiş gibi gelecektir. Epeyce denemeden sonra böcek kesikten geçerek normal bulduğu dünyasına geri dönebildiğini keşfedecektir. Kesiğin yanından geçtiği sürece her şey yolunda ve normal olacak ama “kestirme yolu” seçtiğinde sorun yaşayacaktır.</span></span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Riemann kesikleri” Lewis Caroll tarafından kitabı Aynanın İçinden ‘de kullanılmış ve büyük bir etki yapmıştır. </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Riemann</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><strong> </strong></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>kesiği</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> kitapta </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>aynadır.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Riemann’dan kısa bir süre sonra, tüm Avrupa’da araştırmacılar sıradan insanlar için dördüncü boyut fikrini popülerleştirmeye başladılar. Tahmin edilebileceği gibi, Riemann’ın ileri matematiği zamanın düşünme biçiminin o kadar çok ilerisindeydi ki daha fazla araştırma için rehberlik yapacak fiziksel bir prensip yoktu. Ancak bir yüzyıl daha geçtikten sonra fizikçiler onu yakalayabildiler! Ama OLANLARDAN biri dördüncü boyuttan bir varlığın bize nasıl görünebileceğinin anlaşılmasıydı; tanrısal güçler. Kaku şöyle yazar: </span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Duvarlardan geçerek yürüyebildiğinizi hayal edin. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kapıyı açma zahmetine girmenize gerek yok; içlerinden geçebilirsiniz. Binaların etrafını dolaşmanıza gerek yok; duvarlarından ve sütunlarından girebilir ve arka duvardan çıkarsınız. Dağların etrafında tur atmanıza gerek yok; hemen adımınızı atabilirsiniz. Acıktığınızda buzdolabını açmadan yiyeceğe ulaşabilirsiniz. Asla kazara arabanın içinde kilitli kalmazsınız; dışarı adımınızı atmak için yüzeyden geçmeniz yeterli.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İsteğinize bağlı olark ortadan kaybolup tekrar ortaya çıkabildiğinizi hayal edin.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Okul ya da işe arabayla gitmek yerine sadece gözden kaybolup tekrar sınıf ya da iş yerinde materyalize oldurdunuz. Uzaktaki yerlere gitmek için uçağa gereksinim duymazdınız, sadece ortadan kaybolup nerede istiyorsanız orada ortaya çıkmanız yeterli olurdu. Yoğun saatlerde trafikte sıkışmazdınız;siz ve arabanız sadece gözden yitip gideceğiniz yerde tekrar materyalize olur biterdi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Uzaktaki kazaları görebilirdiniz. Ortadan kaybolup kaza yerinde materyalize olduktan sonra enkaz altında kalmış olsalar bile kaza kurbanlarının nerede olduğunu görebilirdiniz. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Açmaya gerek duymadan bir nesneye ulaşabildiğinizi hayal edin.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Soymadan ya da kesmeden portakalın dilimlerini çıkartabilirdiniz. Hastaların iç organlarını cildi hiç kesmeden ameliyat edebilme becerisiyla acı ve enfeksiyon olasılığını azaltan usta bir cerrah olarak saygıyla selamlanırdınız. Sadece kişinin vücuduna ulaşır, cildin içinden geçer ve hassas bir ameliyatı gerçekleştirebilirdiniz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu güçlerle bir suçlunun neler yapabileceğini hayal edin. En iyi korunan bir bankaya bile girebilirdi. Değerli şeylerin olduğu kasanın içini görebilir, içeri ulaşır ve onları alırdı. Sonra da kurşunlar içinden geçip giderken elini kolunu sallaya sallaya dışarı çıkardı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu güçlerle hiçbir hapishane bir suçluyu tutamazdı. Hiçbir sır saklanamazdı. Hiçbir hazine gizlenemezdi. Hiçbir engel bizi durduramazdı. Kelimenin tam anlamıyla mucize işçiler olurduk ve ölümlülerin anlayabilme kapasitesinin üzerinde ustalıklar sergilerdik. Ayrıca her şeye gücü yeten varlıklar olurduk.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Hangi varlık böylesi tanrısal güce sahiptir? Cevap: Daha üst boyuttan bir varlık. [Kaku, 1994]”</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1877’de Londara’daki bir skandalla dördüncü boyut fikri gözden kaçamayacak şekilde halkın farkındalığına girdi. “Henry Slade adındaki bir medyum toplumdaki önde gelen kişilerle seanslar yapıyordu ve el falı ya da başka yollarla ince ustalık isteyen bir zanaat ve araçlar kullanmaktan tutuklandı.” [Kaku, 1994] </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Mahkeme Slade’i sahtekarlıktan suçlu buldu ama o bilimsel bir komisyon önünde ustalığını tekrarlayarak masumiyetini kanıtlayabileceğinde ısrar etti ve Leipzig Universitesi’nde fizik ve astronomi profesörü olan Johann Zollner olaya bilimsel olarak bakmaya istekli bir grup bilim insanını biraraya getirerek bir komisyon oluşturdu. Bunu yapmalarının nedeni halka duyuruldu ve duyuruda Slade’in yaptığını iddia ettiklerinin 4. Boyuttaki objeleri manipule etmekle aslında mümkün olabileceği fikri de yer aldı. Böylelikle haber raporu halka bu ilginç dünyamızda nelerin tam olarak mümkün olabileceği ile ilgili gerçek bir fikir vermiş oldu. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Slade’i savunanlar arasında katot ışın tüpünün mucidi William Crookes; Gauss işbirlikçilerinden Riemann’ın danışmanı Wilhelm Weber; elektronu keşfettiği için 1906 Nobel ödülünü alan J.J Thompson ve 19. yüzyıl sonlarının en büyük klasik fizikçilerinden 1904 Nobel ödülü sahibi Lord Rayleigh vardı.  Kaku şöyle söylüyor:</span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Önce Slade’e iki ayrı kırılmamış tahta halka verildi. Halkaları kırmadan birbirlerin içinden geçirebilecek miydi acaba? Eğer Slade başarılı olursa, diye yazmıştı Zollner, “bu fiziksel ve organik süreçlere yönelik bugüne dek kabul ettiğimiz görüşlerin olanı açıklamada tamamen yetersiz kalması, yani bir mucizenin gerçekleşmesi anlamına gelirdi.”</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">İkincisi, Slade’e bir deniz salyangozu kabuğu verildi ki ya sağa ya da sola doğru kıvrılıyordu. Acaba Slade sola kıvrımlı olanı sağa, sağa kıvrımlı olanı da sola kıvrımlı hale getirebilir miydi? </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Üçüncüsü, kurutulmuş hayvan bağırsağından yapılmış bir ip halka verildi. Halkayı kesmeden bir düğüm oluşturabilir miydi acaba? </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Slade’e aynı zamanda bu testlerin başka versiyonları da verildi. Örneğin, bir ip sağ taraflı bir düğüme bağlanmıştı ve uçları balmumu ile mühürlenmiş ve Zollner’ın kişisel mührü basılmıştı. Slade’den balmumu mührü kırmadan düğümü çözmesi ve ipi bu sefer sol taraflı düğüme tekrar bağlaması istendi. Dördüncü boyutta düğümler her zaman çözülebildiği için, dördüncü boyut özellikleri gösteren bir insan için bu kolay olmalıydı. Slade’den ayrıca bir şişeyi kırmadan içindekileri çıkarması istendi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Slade bu inanılmaz yeteneği gösterebilecek miydi? </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bugün, Slade tarafından iddia edildiği gibi, üst boyutun manipülasyonu aklımızın alabileceği bir gelecek için bu gezegende mümkün olanın çok daha ötesinde bir teknoloji gerektireceğinin farkına vardık. Ne var ki, kötü bir ünü olan bu vakayla ilgili olarak ilginç olan Zollner’in doğru bir şekilde Slade’in büyücülük gösterileri eğer biri bir şekilde nesneleri dördüncü boyuttan geçirerek hareket ettirebiliyorsa açıklanabileceği sonucuna vardığı. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Örneğin üç boyutta halkalar kırmadan birbiririn içinden geçer hale getirelemez. Benzer bir şekilde halka şeklinde bir ipe düğüm atmak için onu kesmek gerekir. Bununla birlikte daha üst boyutlarda düğümler kolaylıkla çözülebilir ve halkalar birbirinin içinden geçebilir. Bunun nedeni ip halkaların ve tahta halkaların daha fazla boş alana sahip olmasıdır. Eğer dördüncü boyut gerçek olsa, ip ve tahta halkalar roket gibi yukarı doğru fırlatır, birbirinin içinden geçer ve sonra dünyamıza geri dönerdi. Aslında dördüncü boyutta düğümler asla daimi değildir. Böylesi bir gösteri üçüncü boyutta olası değildir ama dördüncüde geçici olarak mümkündür. Anlaşılan o ki üçüncü boyut düğümlerin daimi olduğu TEK boyuttur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Benzer bir şekilde, üçüncü boyutta katı bir şekilde sol taraflı bir nesneyi sağ taraflı hale getirmek imkansızdır. İnsanlar kalpleri sol taraflarında doğmuşlardır ve hiçbir cerrah, ne kadar becerikli olursa olsun, insanın iç organlarının yerlerini değiştiremez. Bu ancak, ilk kez Matematikçi August Mobius’un belirttiği gibi, bedeni kendi evrenimizin dışına çıkarıp dördüncü boyutta bir döndürüp tekrar evrenimize geri getirmekle mümkündür. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Zollner, üç ayda bir yayınlanan Bilim ve</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Transandantal Fizik Dergisi’ nde Slade’in bu mucizevi performanslarla seçkin bilim adamları karşısında izleyicileri şaşkına çevirdiğini yazdığı zaman büyük bir  fırtına kopardı. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Zollner’ın Slade’i şevkle savunması tüm Londra toplumunda sansasyona neden oldu. Zollner’ın iddialarını destekleyenler arasında çevresindeki Weber ve Crookes dahil ünlü bilimadamları vardı. Bu kişiler sıradan bilim adamları değil, bilim sanatının ustaları ve deneyin kıymetli gözlemcileriydiler. Doğal fenomenler üzerine araştırma yapmaya hayatlarını adamışlardı ve şimdi Slade onların gözleri önünde sadece dördüncü boyutta yaşayan ruhlar yaşıyorsa mümkün olabilecek gösteriler yapıyordu. “</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Elbette zalim eleştiriler yapanlar ve iftiracılar vardı ama bence öne sürdükleri argümanların içi boştu. Aslında çok uzak geçmişe uzanan yüzyıllar boyunca defalarca böylesi kanıtlar ortaya konulmuş ve her zaman materyalist efendiler ve tanrılar adına iftiracılar ve “zalimler” olmuştur. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kaku’un bir “4. Boyut varlığının” yetenekleriyle ilgili tanımlamaları ile ilgili ilginç olan şey her geçen sene daha fazla bir şekilde gerçekliğimizle etkileşime giren “uzaylı fenomenini” karakterize eden şeyler tipinde olmasıdır. Dahası, böylesi güçlere sahip varlıkların insanlıkla çok uzun süreden beri etkileşimde olduğuna &#8211; gerçi yüzyılar içinde onlara peri, cin, vampir gibi isimler verilmiştir &#8211; dair büyük miktarda kanıt vardır. Üstelik 4. Boyutsal olarak tasvir edilen bu yetenekler Kasyopyalılar’ ın 4. Boyuttan ziyade “4. Yoğunluk” terimiyle anlatıklarının birebir aynısıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1884’te on yıllık bir tartışmanın ardından, Londra Şehri Okulu’nun müdürü Edwin Abbot </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Düz Ülke: Bir Karenin Pek Çok Boyutla Yaşadığı Romans</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> adında bir roman yazdı. Abbot bir din adamıydı ama bu şaşırtıcı değil çünkü böylelikle cenneti, cehennemi, melekleri ve şeytanları koyacak bir yer vardı :  Dördüncü Boyut ( muhtemelen doğruluk bakımından çok da uzak bir fikir değildi!) Düz Ülke ile ilgili olarak benzersiz olan aynı zamanda sosyal eleştiriler yapan sağlam bir hiciv olmasıydı. Abbot 4. Boyutun varolma olasılığını inkar eden dindar kişileri tiye alıyordu. İçerdiği bilimsel ve dinsel topluluklar arasında bugün bile yaygın olan bağnazlık ve dar fikirlilik örnekleriyle kitap okumaya fazlasıyla değer. </span></span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Düz Ülke”, 4. Boyuta dair daha sanatsal ifadelerin yolunu açtı. Bunların arasında Oscar Wilde, H.G Wells, Lewis Carroll, Joseph Condrad ve diğerleri sayılabilir. Teosofi dahil pek çok okült topluluğun gelişimi 4. Boyut fikrinden etkilenmiştir. Bugün diyebiliriz ki 4. Boyut o zamanın “son modası” idi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bunun hem iyi hem de kötü bir yanı vardı. Kötü tarafı ciddi bilim insanları bugün uzaylılarla ilgili herhangi bir konuda yaptıkları gibi konunun “bulvar gazetesi” doğasıyla aralarına mesafe koydular. İyi tarafı konu kültürel bir metafor oldu. Kubizm ve İzlenimcilik akımları Öklitsel olmayan 4. Boyutsal geometriden etkilendiler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Charles Howard 4. Boyutu Amerika’ya getirdi. Oxford’da dördüncü boyutu göz önünde canlandırmak için yöntemler geliştirmeye çalışıyordu. Bir matematikçi olarak kişinin dört boyutlu bir objeyi gözünün önünde canlandıramayacağını biliyordu ama böyle bir objenin kesitini algılayabilirdi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bazı kişisel sorunlardan sonra, Hinton Amerika’ya geldi. Bir süre Princeton’da çalıştı ve daha sonra da Washington’daki Patent Dairesinde. Sıradan bir insanın dört boyutlu objeleri “görebilmesi” için akıllıca yollar bulabilmek için senelerini harcadı. Sonunda kişinin eğer yeterince kendini zorlarsa gözünün önünde canlandırabileceği özel küpler ya da dört boyutlu küpler tasarladı. Açılmış bir hiperküp için bir isim buldu: Tesseract. [ç.n. Dört Boyutlu Küp]</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Düz Ülkedekiler bir küpü gözlerinin önünde canlandıramazlar ama üç boyutlu bir küpü açarak kavramsallaştırabilirler. Bir küp, Düz Ülkeden birine açıldığında haç şeklinde görünür. Aynı şekilde biz de dört boyutlu bir hiperküpü gözümüzün önünde canlandıramayız ama açtığımızda haça benzer bir </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>tesseract </em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">olarak düzenlenmiş bir dizi küp görürüz. Bu katı ve sabit bir üç boyutlu cisim olarak görülse bile anlaşılması gereken 2. Boyuttan 3. Boyuta geçerken haç şeklinin küp olması gibi bu da aslında 4. Boyutsal uzayda açılan hiper küpün bir temsilidir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Okuyucunun tahmin edebileceği gibi Hinton’un küpleri kısa zamanda “mistik önem taşıyan” nesneler haline geldiler. Kişinin küplerden biriyle meditasyon yaparak dördüncü boyuta kısa bakışlar atabileceği iddia edilmeye başlandı. Taraftarları, bu küpleri zihinsel olarak yeniden düzenleyip dördüncü boyut vasıtasıyla tekrar bir araya getirerek bir hiperküp elde edinceye kadar saatlerce bu küpleri düşündüler. Bu zihinsel performansı gösterebilen kişilerin nirvananın en yüksek seviyesine ulaşacakları söyleniyordu. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Hinton’un 4. Boyut konusuna en büyük katkısı üst boyuttan şekilleri popülerleştirmesiydi. Bunlar pek çok şekilde yararlıdır çünkü </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>profesyonel matematikçiler üst boyuttan nesneleri kesitleri, açılmış halleri ve gölgeleri vasıtasıyla kavramsallaştırabilmektedir.</em></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Okuyucu, Nelson Bond’un 4. Boyuttan bir canavarın bizim boyutumuzda kendini nasıl gösterdiğini anlatan </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Hiçbiryerden Gelen Yabancı ‘</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">sına bir göz atmak isteyebilir. Kitapta zamanımızın bazı “uzaylı görünümlerini” yansıtan oldukça tuhaf tasvirler var.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Şimdi tüm bunlardan çıkan sonuç ne?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bence herkesin bir 4. Boyut “kesiği” ya da “Dikey Gerçekliklik” adı verilen solucan çukurları vasıtasıyla Dalga ya da Boyut Sınırı ile bir bağlantısı olduğunu sonucuna varabiliriz. Geçebilip geçemedikleri ayrı bir sorudur. “Kesiği” tezahür ettirmek ya da üretmek için birden fazla kişiye gerek olup olmadığı da ayrı bir sorudur. Eğer ikinci fikir doğruysa yedi bireyden oluşan bir grup, eğer bu kişiler doğru yedi kişi ise ( her bir grubun dinamiği tarafından belirlenmiş), öyle bir şekilde etkileşimde bulunabilirler ki grubun her bir üyesine gittikçe artan bir bilgi ve farkındalık getirebilir ve böylece bir kesik ya da solucan çukuru açabilirler varsayımında bulunabiliriz ve bu da ayrıca düşünmeyi gerektirir. Böylesi gruplara Kasyopyalıların söylediği gibi “kanallar” adı verilebilir ve daha önce öğrendiğimiz gibi bir kanal Dalganın gelişiyle aktive olabilecek bir çeşit “kaçış geçidi”dir. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Ama böylesi bir şey tam olarak nasıl işe yarar?</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> Aslında devam ettikçe bulmacanın giderek daha fazla parçası karşımıza çıktı. Bu noktada Santilli celsesi nerdeyse bir yıl süreyle Dalga’yı tartıştığımız son celseydi. Köprünün altından çok suların aktığı zamana, 1996’ya kadar bu konuya geri dönmeyecektik. Değişimler, değişimler, değişimler. </span></span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">1</span></span></sup></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sonunda bu konu tekrar gündeme geldiğinde, bunun nedeni alakasız gibi görünen bir soruyla iletişime başlamamdı. Ve bu durumda biz üzerine konuşurken o an bahsi açılan “dalga” bizim tartışageldiğimiz ”Dalga” ile ilişkili görünmüyordu. Ancak bir süre sonra bağlantılı olabileceğinden kuşkulanmaya başladık. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sonraki bir seri ipucuna götüren soruların nereden kaynaklandığı hakkında biraz önbilgi vermem gerekirse, bir ara William Chittick’in yazdığı </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em>Sufi Bilgi Yolu</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> başlıklı bir kitap satın aldım çünkü Gurdjieff ve Ouspensky’nin yazdıklarına olan ilgim sebebiyle Sufiler hakkında daha derin bigi sahibi olmak istiyordum. Hatta Kasyopyalılar’ ın 2. Yoğunluk adını verdikleriyle ilgili olarak Ouspensky’nin 2. Boyut farkındalığını sunuşu hakkında biraz soru sordum.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">11 Şubat 1995</span></span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Daha önce Ouspensky’nin algılarla ilgili olan </span></span><a href="http://www.amazon.com/exec/obidos/ASIN/0766104222/cassiopaea"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tertium Organum</span></span></a><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">’unu okuyorduk, bu algılarımızın halinin ve 2. Yoğunluk algılarının oldukça doğru bir tasviri mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.”</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tekrar belirteyim ki boyutların matematiksel izahı Kasyopyalıların yoğunluklar olarak tanımladıklarıyla daha çok paralellik taşıyorken, “alternatif gerçeklikler” kavramı boyutlar hakkındaki popüler anlayışa daha yakın. Bu konularla ilgili olarak pek çok New Age gurusu arasında çokça yanlış anlama ve yanlış kavramsallaştırma var. Ve üzücü olan kelimeleri matematiksel doğruluk ve derin anlamlara dair herhangi bir kavrayış olmadan kullanıyorlar ve pek çok insan bu “laf salatalarıyla” yanlış besleniyor. Aynı zamanda doğru anlayışa sahip ama bunu ifade edecek kelimeleri olmayanlar da var ve dolayısıyla ilhamla gelen algı ile bilim arasındaki çatışma sürekli olarak devam ediyor. Ama bu başka bir zaman anlatılacak bir hikaye.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kendi hayatımdaki derin seviyedeki değişim sırasında ve sonrasında kabul etmeliyim ki Kasyopyalılara kızgındım. Demek istediğim, bizimle konuşan 6. Yoğunluk ışık varlıklarıydılar ve her kim olsa bana verecekleri tavsiyelerle acı ve ızdırabı ya da zor zamanları ve korkunç olayları ve tavsiyelerini hayata geçirmeye başladığımdan beri zihnime, şahsıma ve hatta aileme yapılan sürekli ve bağışlanamaz saldırıları önleyebileceklerini düşünürdü. Bir gece bu durumla ilgili şikayetimi dile getirdim: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">11 Şubat 1996</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Kitap yayımlama konusunda çok sayıda kişiye mektup yazdım&#8230; Aradığım şeyi ne zaman bulacağım? Gönderdiğim alıntılardan sonra ne kadar çok insanın materyali okumak istediğini görünce çok şaşırdım. </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yanıtımızın ne olduğunu tahmin etmen gerekir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) &#8220;Bekle ve gör&#8221; mü?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bingo!! Söylemedik mi? Ağ çalışmasını önermedik mi??!??</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet ama&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Peki sen ne yaptın?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bunu elimden geldiği kadar çabuk bir şekilde yaptım&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Peki ne oldu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Kertişler beni öldürmeye çalıştı! [gülüşme]</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kertenkele Gücü, yani KH, size ilk günden beri saldırıyor. Biz ise sizin zaman ölçümünüzle size 1.5 yıldan beri tavsiyelerimizi sunuyoruz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Sürekli baskı altında çalışmaktan dolayı gücümü yitirmeye başladığım bir durumdayım. İşlev göstermeye devam edebilmek için kafamın biraz rahat olacağı bir duruma ulaşacak mıyım hiç, söyler misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Söylemedik mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em></em></span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Ve evet söylemişlerdi… Pek çok ince yolla. Tek problem asla spesifik olmamasıydı. Sanki  labirentte bulmam gereken bir hazine vardı, gözlerim bağlıydı. Kesinlikle Kasyopyalılar da oradaydı ve “ Yaklaştın! Hay Allah! Uzaklaştın… Daha uzaksın… Çok uzaksın…! Evet, şimdi yakın… Daha yakın… Çok yakın, çok yakın!” diye fısıldıyorlardı. Delice bir yaşam tarzıydı. O zamanlar yaşamlarını metafizik ve paranormale adamış olanların bile nadiren gelebildikleri bir düzeyde ve şekilde farklı şeyleri birbirinden ayırt etmeyi öğrettiklerini anlamamıştım. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Ama sonsuza kadar sürecek bir süreç gibi görünüyordu. Hiç celse yapmadan birkaç ay geçti çünkü ya hasta ya da depresiftim ya da o çabayı harcayamayacak kadar yorgundum. Sonunda tekrar bir celse yaptığımızda yine şikayet ettim: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çeşitli kişilerin de bana dediği gibi, bu kanallama projesine başladığımızdan beri hayatımda tüm bu berbat şeyler oluyor. Hayatım bir savaş alanına döndü!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: &#8220;Berbat subjektif.&#8221;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Subjektif veya değil, başıma gelen fiziksel şeyler, evliliğimin bozulması, çocuklarıma olan şeyler son derece berbat!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Tüm bu değişimler meydana gelmeye başlamadan önce, şu anla karşılaştırıldığında &#8220;ölümcül ilüzyonun&#8221; daha derinlerinde bulunuyordun. İlüzyondan çıkış bizzat doğası gereği rahatsızlık vericidir. Ama bu seni güçlendirdi ve güçlendirmeye devam edecek, söz veriyoruz!!!!!!!!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Şu anda gerçekten çok zorlu bir zaman. Bununla baş etmekte zorlanıyorum.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Böyle başka zamanlar da oldu ve olmaya devam edecek ama bu ödüllerin küçük olacağı anlamına gelmiyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir kader patikasındasın ve artık dönüş yok.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">O ruh hali içinde söylediklerim kulağa geleceği önceden görmüş gibi geliyordu! Hiçbir şey için hevesim kalmamıştı ve bir hastalıktan ötekine sürekli bir fiziksel kriz halindeydim ama bu hastalık ya da yorgunluk ve depresyon zamanlarında </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Muhyiddin ibn Arabi ‘nin öğretileri üzerine yazılmış ve birkaç yıldır açılmamış şekilde rafta duran kitaba  şöyle bir bakmaya başladım. Kitaptan bölümler okudukça Kasyopyalıların söyledikleriyle benzer olan şeyler beni çok şaşırttı. Aynı zamanda müzdarip olduğum tüm o şeylerin bir çeşit “perdenin kaldırılması” için “hazırlanan” biri için hiç de olağan olmadığını okumak beni heyecanlandırdı. Bu beni aşağıdaki konuşmaların geçtiği bir başka celse yapmaya karar vermek için yüreklendirdi: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">15 Haziran 1996</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bildiğiniz gibi bir süredir Sufi öğretilerini araştırıyordum ve Sufilerin &#8220;perdenin açılması&#8221;na dair ilgili açıklamaları ile bizim bu kaynaktan aldığımız bilgiler arasında pek çok benzerlikler keşfediyorum. Ve en hafif deyimle oldukça şaşırdım. Sorum şu: Bizim burada yaptığımız şey onların deyişiyle &#8220;perdenin giderek açılması&#8221; olarak görülebilir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Okuduklarımdan anladığım kadarıyla perdenin kalkması sürecinde belirli noktalarda bilgi tabanı yeterince genişletildikten sonra içsel perde açılmaları meydana gelmeye başlıyor. Bizim içinde bulunduğumuz sürecin de bir parçası mı bu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Belki.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Geçen birkaç yıl müddetince ne zaman bilgimde önemli bir artış meydana gelse bu hep aynı nitelikte döngüsel bir şekilde gerçekleşti. Bilgiyi özümsemeden önce bir depresyon sürecine giriyorum ve sonra da içsel bir dönüşüm ile bir seviyeden diğer bir seviyeye geçiyorum. Bu süreci arttırmak veya yararlanmak için yapabileceğimiz birşey var mı ve bu istenebilir birşey mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu doğal bir süreç, bırak olsun.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) El-Arabi&#8217;nin yazdığı konulardan biri de varlığın ontolojik seviyesi hakkında. Varlığın eşmerkezli oluş durumları. Ve her bir durum ilişkileri tanımlıyor. Herbir üst seviyede varoluşun merkeziyle daha yakın bir ilişki içindesin ve varoluşun daha dış kenarlarında ise madde ile daha yakın ilişki içindesin. Bu sizin bize tanımladığınız 7 yoğunluğu doğru bir şekilde ifade ediyor. Arabi ayrıca &#8220;dışa yayılmak&#8221; ve bilgiye doğru &#8220;içe yönelmek&#8221;ten bahsediyor. Sanırım belirli varlıklar, örneğin 4&#8242;üncü yoğunluk KH ve 3&#8242;üncü yoğunluk diğer KH varlıkları güçlerini arttıracakları bir durum yarattıklarını düşünüyorlar ama aslında &#8220;dışa yayılma&#8221; veya maddeye dağılma sürecinin bir parçası olabilirler. Bu doğru bir algı mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) El-Arabi bulunduğun yerde ilüzyonda kalabileceğini, aşağı doğru hareket edebileceğini veya yukarı doğru hareket edebileceğini söylüyor. Bu da sizin söylediklerinizle benzeşen birşey. Seçtiğin yön kısmen döngüde bulunduğun konumun bir neticesi mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bundan daha karmaşık.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Buna eminim. El-Arabi çok karmaşık bir analiz sunuyor ve muhtemelen o da bununla ilgili herşeyi bilmiyordu&#8230; Yine de söyledikleri sizin bu kanaldan bize verdiklerinizle neredeyse kelimesi kelimesine örtüşüyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şimdi, değişken çekim dalgaları hakkında öğrenebileceğin herşeyi öğren, oku, araştır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tamam. Değişken çekim dalgaları. Neler bulabileceğime bakacağım. Bununla ilgili önemli şeyler mi var?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Meditasyon da yap!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet. Bize sürekli meditasyon yapmamızı söylüyorlar. Sen yapıyor musun F___? (F) Son zamanlarda değil.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Seni kastediyoruz Laura, araştırmanın bir parçası olarak değişken çekim dalgaları hakkında düşüncelerini derinleştir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çekim maddenin bir özelliği gibi görünüyor. Doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ve&#8230; antimadde!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Antimaddenin bir özelliği olan çekim &#8220;antiçekim&#8221; mi? Yoksa sadece diğer taraftaki çekim mi, lafın gelişi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bağlayıcı. Çekim, fiziksel olan herşey ile eterik olan herşeyi birbirine bağlıyor, değişken çekim dalgaları aracılığıyla!!!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Antimadde eterik varoluş mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Eterik varoluşa giden yol. Bir geçit.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki değişken çekim dalgaları 7. yoğunluktan mı yayılıyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Boyunca. Yayılımın çıktığı bir nokta yok.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani bu dalgalar maddenin varlığının bir özelliği ve madde ile eterin bağlayıcısı, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öyle denebilir ama sadece maddenin değil antimaddenin de özelliği!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani değişken çekim dalgaları aracılığıyla diğer yoğunluklara erişebilirsin, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Herşeye.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu dalgalar mekanik olarak üretilebilir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Üretmek aslında toplamak ve yaymaktır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tamam, ne tür bir cihaz çekim dalgalarını toplayıp yayabilir? Spirallerin yaptığı şey bu mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Buna yönelik. &#8220;Nuh&#8221;u yazarken çekimi nereye yerleştirdin?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çekimin elektrik tüketimin bir göstergesi olduğunu düşünmüştüm; çekim elektrik enerjisinin sürekli akışının bir yan ürünüydü&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çekim yan ürün değildir! Tüm varoluşun merkezi bileşenidir!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Elektrik akışı ve tüketimine göre düşünmüştüm.. ve elektriğin bir tür bilincin varlığını işaret eden birşey olduğunu ve çekimin bize gösterdiği şeyin de bir gezegenin buna sahip olduğunu, yani canlı olduğunu düşünmüştüm.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Daha önce gezegenlerin ve yıldızların birer pencere olduğunu söylemiştik. Peki çekim nereye gidiyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çekim nereye gidiyor. Güneş bir pencere. Bizim gezegenimiz bile bir pencere olmalı!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sizde de var!! Çekim varolan herşeydir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Işık çekimden yayılan birşey mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Işık nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çekim. Çekim &#8220;Tanrı&#8221;dır!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Ama Tanrı&#8217;nın ışık olduğunu sanıyordum?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Eğer çekim herşeyse, ne değil ki? Işık çekimin ürettiği enerjinin ifadesi. Lütfen çekim olmayan herhangi birşey söyle.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Eğer çekim herşeyse, çekim olmayan hiçbir şey yok demektir. Güzel. Mutlak yokluk nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sadece bir düşünce.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani yokluk diye birşey yok?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, var.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Düşünceler çekim üretir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Ses çekim üretir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Ses çekimi manipüle edebilir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu insan sesiyle yapılabilir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tonal olarak veya düşünce gücüyle yapılabilir mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Her ikisiyle de. Çekim tarafından manipüle edilen düşünce çekimi manipüle etmeyi seçen sesler üretmeyi seçtiğinde çekim manipüle edilir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Coral Castle&#8217;ı </span></span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">2</span></span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> inşa eden adam uçak koltuğuna oturup düşünceleriyle mi yarattı o yeri?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Çekim, çekimi manipüle etmek için onu dönmeye manipüle etmeyi seçtiğinde adam döndü.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çekimin bilinci var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Seçimi bireyin yapması mümkün mü hiç, yoksa birey çekimin KENDİSİ olarak mı seçiyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bireyin içindeki çekim, varoluştaki tüm çekim.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Ben de Sufilere zor diyordum! (F) Bu kapıyı açan şey muhtemelen kendi çalışmaların. (L) Tanrım! Ne yaptım ben! Pekala. Kafam allak bullak oldu.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır olmadı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Kafam karıştı ve aşırı yüklendi. </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bunun eğlenceli yanının farkına var!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Eğer bu söylediklerinizin herhangi bir bölümü bizim için önemli olacaksa, bu süreçte bunların ayrıntılarını öğrenmek durumunda olacağız demektir.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Daha kaç kere söylemek zorundayız?!?! Tüm varoluşun tüm toplamı her birinizde mevcut, ve tersi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki algıladığımız &#8220;çok-luk&#8221;un açıklaması nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: 3&#8242;üncü yoğunluğun algısı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani tüm evren içimde&#8230; tamam, bu&#8230; Anlıyorum. Garip ama anlıyorum. Sorun buna erişmekte, örtüleri kaldırmakta.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: İşin eğlenceli kısmı da bu.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Demek Coral Castle&#8217;ı yapan adam buna erişebiliyordu. Sürekli olarak mı yoksa aralıklı olarak mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kısmen.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Anladığım kadarıyla ışık hızındayken kütle yok, zaman yok ve çekim yok. Bu nasıl olabilir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kütle yok, zaman yok, ama evet, çekim var.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Fotonun çekimi var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çekim ışık hızını aşıyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çekim dalgaları ışıktan daha mı hızlı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bir çekim dalgasını değişken yapan şey ne?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kullanım.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Burada gerçekten önemli birşeyi kaçırıyormuş gibi hissediyorum&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet öyle, ama bunu ancak kendi ilerleyiş hızınla bulabilirsin. Ve iyi geceler.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Zaman zaman anlayışımın biraz kıt olduğunu düşünenler böylece bundan emin oldular! Şu bir gerçek ki bu dünyadaki varoluşumuzun sırlarını keşfetmek için yıllarca okuyup araştırmıştım ve bir keresinde sıradan bir insan için oldukça iyi bir kavrayışımın olduğunu düşünmüştüm. Ama şimdi bu düşünce duvara çarpıp yerle bir oluyor ve yeniden birinci sınıfa dönmüş oluyordum ya da öyle görünüyordu ve bu okulda görünen o ki en parlak öğrenci değildim! </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu son celsede Oz’dan çıkıp Kansas’a geri dönme bilmecesinin çözümü boyunca ilerlerken akılda tutmaya değer gördüğüm ve bana çarpıcı gelen pek çok nokta var ( geriye dönüp baktığımda elbette!) ve bu noktalar:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Değişken çekim dalgaları, bugüne kadar bilinmeyen kuantum fiziğini resmi daha net hale getirmek için açar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çekim madde ve karşıt maddenin bir özelliği olarak görünmektedir! Karşıt madde “eteral” varoluşa bir yol ya da geçittir. Çekim fiziksel olan herşeyi eteral olan herşeyle değişken çekim dalgaları vasıtasıyla birbirine bağlar!!!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dolayısıyla değişken çekim dalgaları vasıtasıyla sadece diğer yoğunluklara değil herşeye erişim sağlayabilirsiniz. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çekim dalgalarının mekanik olarak “üretimi” gerçekte bunları toplamak ve dağıtmak anlamına geliyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Spiraller, çekim dalgalarının mekanik olarak toplanması ya da dağıtılmasında bir araçlar. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Çekim tüm varoluşun merkezinde! Ve sizde de var!!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Düşünceler çekim üretirler ve bununla ilgili olarak bilgi ve farkındalık da çekim üretirler. Elbette hatırlamak gerekir ki bilgi ve farkındalık kanal oluşturmak için “anahtarlardır” ve sanıyoruz ki “kanal” bir dikey gerçekliktir veya Riemann Kesiği ya da Solucan Deliğine benzerdir. </span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Okuyucu olarak sizler de tüm bunlar hakkında benim düşündüklerimi mi düşünüyorsunuz, bilmiyorum. Ama Dalga&#8217;nın doğasını ve onunla etkileşime geçme sürecinde kendi faydamıza yönelik en iyi ne şekilde hazırlanabileceğimizi keşfetmeye devam ettikçe, yukarıdakileri aklınızın bir kenarında bulundurun.</span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: Times New Roman,serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(</span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">) Eski eşime bu dönemde boşanma talebimi iletmiştim ve Tom French yazdığı makalede içinde bulunduğum durumu oldukça iyi anlatmış. İlgilenen okurlar için makalenin adresi Times websitesinde www.sptimes.com.</span></span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #333333;"><span style="font-family: Times New Roman,serif;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(</span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">) Coral Castle (Türkçesi Mercan Kalesi) 20. Yüzyılın başlarında sıradışı bir münzevi olan Edward Leedskalnin tarafından inşa edilmiştir. Edward Leedskalnin yaklaşık 45 kilo ve 1.52 boyunda bir adamdı. Homestead, Florida’da  Miami, Florida’nın güneyinde 4 hektarlık bir arazi parçasında kendini bulmuştu. Bir şekilde her biri 30 ton eden mercan kayalarını tek eliyle kaldırıp taşıyarak sadece bir kale değil, başka şeyler de inşa etti. 30 sene bu şekilde çalışmasına rağmen Edward’ın bu işi nasıl yaptığı hiçbir zaman keşfedilemedi. Tek başına geceleri çalışıyordu ve ne zaman  izlendiğini biliyor görünüyordu. Böyle zamanlarda taş taşımıyordu. Pek çok makalede nasıl oluşturuldukları gizemini koruyan dünyanın farklı yerlerindeki diğer başka megalit tarihi yerler gibi Mısır Piramitleri’ni inşa ettiği sanılanların kullandığı benzer kaldırma sırlarını bulduğu iddia ediliyordu. </span></span></span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Edward Leedskalnin’in şu sözleri söylemişti; “Piramitlerin sırlarını keşfettim ve Mısırlılar ile Peru, Yukatan ve Asya’daki antik yapılar inşa edenlerin ilkel aletlerle tonlarca ağırlığı olan taşları nasıl kaldırıp yerine koyduklarını buldum!” </span></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sonuç olarak Edward, bahçedeki enkaz çöplerinden yapılma aletleri kullanarak ve  kaleyi oluşturan büyük mercan kayalarını nasıl kaldırdığını ve yerleştirdiğini asla söylemeyerek  kalesi için yüz tonun üzerinde mercan kayasını çıkarmıştır.</span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/dalga-5-bolum-dikey-gerceklikler-dort-boyutlu-kupler-ve-diger-tuhaf-olgular%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Welcome</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/welcome/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/welcome/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Apr 2011 19:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=25</guid>
		<description><![CDATA[Bilimsel gizemci ve Paleo-Hristiyan Şamanı Laura Knight-Jadczyk’in çalışmalarının bir deposu niteliğindeki Kasyopya (Cassiopaea) sayfasına hoş geldiniz. Laura bir kuramsal matematikçi ve fizikçi olan Arkadiusz Jadczyk ile evlidir. Arkadiusz Jadczyk eşinin çalışmalarını aşağıdaki alıntıda görüldüğü şekilde takdim etmektedir: “Kasyopya (Cassiopaea) ismi Laura’nın iki yıl süren deneysel çalışmasının ardından 1994 yılında temas kurmayı başardığı, bilinçli bir şekilde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bilimsel gizemci ve Paleo-Hristiyan Şamanı Laura Knight-Jadczyk’in çalışmalarının bir deposu niteliğindeki Kasyopya (Cassiopaea) sayfasına hoş geldiniz. Laura bir kuramsal matematikçi ve fizikçi olan Arkadiusz Jadczyk ile evlidir. Arkadiusz Jadczyk eşinin çalışmalarını aşağıdaki alıntıda görüldüğü şekilde takdim etmektedir:</p>
<blockquote><p>“Kasyopya (Cassiopaea) ismi Laura’nın iki yıl süren deneysel çalışmasının ardından 1994 yılında temas kurmayı başardığı, bilinçli bir şekilde “kanallanmış bir kaynak” tarafından verilmiştir. Kaynak kendisini “<strong>biz gelecekteki sizleriz</strong>” şeklinde tanımlamıştır. Modern fizik bizlere bu türden bir iletişimin pratik yöntemlerini verememektedir ve bu konudaki teoriler de pek gelişmiş değildir, hatta işin aslında bu teoriler yetersiz ve tartışmalıdır.</p>
<p>“<strong>Biz gelecekteki sizleriz</strong>” ifadesini aşırı basitleştirilmiş bir şekilde yorumlarken bir takım nedensel çelişkilerle karşı karşıya kalıyoruz. Diğer taraftan fizikle ilgili yayınlarda yayımlanan makalelerden öğreniyoruz ki; uygun ve dikkatli bir yorumlama aracılığıyla ve <strong>kuantum kesinsizliklerini</strong> de hesaba katarak, geçmişle iletişim kurmak imkansızdır denilerek reddedilemez. Belki de ‘beklenmedik’ doğru kelimedir fakat beklenmedik olup da yine de gerçekleşen bir çok şey var.</p>
<p>Bir fenomen ne kadar beklenmedikse, meydana gelmesi durumunda beraberinde getirdiği bilgi de o kadar fazladır ve onun üzerinde çalışarak o kadar daha çok şey öğrenebiliriz.</p>
<p>Bu sebeple ki “biz gelecekteki sizleriz” tanımını imkansız ve dolayısıyla göz ardı edilebilir diye yaftalayıp reddetmedik. Bunun yerine bu “iletişimlere” “süperlümünal [ç.n. ışıktan hızlı] düşünce aktarımı” konusunda kontrollü bir deney olarak devam etmeye karar verdik; her ne kadar bu ifadenin bir çok muhtemel yorum arasından yalnızca bir tanesinin belirsiz bir göstergesi olarak düşünülmesi gerektiği açık olsa da.</p>
<p>Bu deneyden elde edilen bilgiler tarihsel, bilimsel ve diğer metafiziksel materyalleri geniş bir yelpazede kapsayan bir içerik dahilinde sunulmuştur ve bu bilgi bizleri bu sitede yer alan sayısız yayınımızda ve diğer basılı yayınlarımızda ortaya koyduğumuz dünya görüşü ve çıkarımlara yönelten ipuçlarını sunmaktadır. Belki de kendini “kaynak” olarak takdim eden sadece bizim kendi “bilinçaltımızdır” ama öyle bile olsa burada önemli olan bu kaynağın bize yeni birşeyler sunup sunmadığıdır. “Bilinçaltı zihnin” ne olduğunu ve nelere muktedir olduğunu gerçekten biliyor muyuz?</p>
<p>Bazen kendimize Kasyopyalıların söyledikleri şey olup olmadıklarını soruyoruz, çünkü hiçbir şeyi sorgulanmaz gerçek olarak kabul etmiyoruz. Herşeyi ihtiyat ve kuşkuyla ele alıyoruz, doğru olduğu yönünde büyük bir ihtimalin sözkonusu olduğunu düşünsek bile. Bu materyali ve aynı şekilde bilim ve gizem konularının çok çeşitli sahalarından dikkatimizi çeken diğer bir çok materyali sürekli analiz edip irdeliyoruz. Kasyopya bilgilerinin büyük sufi üstadı İbn El Arabi’nin öğretileriyle, Gurdjieff’in Dördüncü Yol öğretisiyle, Castaneda’yla, Boris Mouravieff’in Ezoterik Hristiyanlığı ile ve hatta kadim Altay Şamanizmiyle olan çok yakın paralelliğini oldukça sıradışı buluyoruz. Bu bağlamda <strong>Kasyopya Deneyi</strong> gerçek bir Dördüncü Yol çalışmasıdır.”</p></blockquote>
<p>Binlerce yıldır gerçeğin doğası ile ilgili bilgi insanlıktan esirgenmiştir. Din insanlığın içinde bulunduğu zorlu durumla ilgili sahte umut ve inançlardan başka bir şey sunmamıştır. Bilim ise gerçek insanlığın anlamından uzaklaşmıştır. Anlam arayışı yolunda bilim ve ruhsallığın birbirini bütünlemeyi bıraktığı bir dünyada hala şu soruların cevabı üzerinde düşünüyoruz: Gerçekten insan olmak ne demek? Dünya’nın şu an içinde bulunduğu durumun sebebi nedir? Neden kötülük var? Yaşadığımız hayat olası en iyi hayat mı? Üst alemlerle ilgili gerçek nedir? Ve en önemli olarak da, kendimizi ve insanlığı daha iyi hale getirmek için ne yapılabilir?</p>
<p>Tüm bu konu ve sorular Laura’nın zihnini hayatı boyunca meşgul etmiştir. “Kasyopya Deneyi” olarak bilinen bu yola nasıl koyulduğunun hikayesi “Amazing Grace” isimli kitabında çok güzel anlatılmıştır; bu kitap artık basılı olarak mevcut olmasa da tüm güncellemeleriyle web sayfasından erişilebilir durumdadır.</p>
<p>Kasyopya Deneyi oturaklaşmış haliyle 1994 yazından beri aralıksız devam etmektedir. Deneyi gerçekleştirenler “kanallama” kelimesiyle ilişkilendirilen negatif çağrışımları önlemek için bunu “süperlüminal iletişim” olarak tanımlamaktadırlar. TÜM kanallamaları değersiz ve saçma sapan olarak değerlendirmek doğru mudur? İşin aslı, tüm kanallamaların büyük bir çoğunluğu saçmalıktır.<strong> </strong>Büyük bir çoğunluğu ya anlaşılması zor, hokus pokus ve laf salatasından ibarettir ya da insanları <em>zekice</em> içinde bulundukları çaresiz ve ezilmiş durumda tutmayı amaçlayan yüce anlamlı sözlerle süslenmiş kandırmaca ve yanlış bilgilendirmelerdir.</p>
<p>Yıllar süren araştırma, deneyim ve yapıcı merak Laura’nın deneyini nihayetinde Süperlüminal İletişime ulaştırmıştır. Ölmüş kişilerin ruhlarıyla ve kendilerini yüksek bilgi kaynakları gibi gösteren aldatıcı kaynaklarla kurulan iletişimler de dahil olmak üzere bunun öncesindeki iki yıl boyunca yapılan çeşitli denemeler ve ince ayarlar neticesinde Kasyopya Aktarımları ortaya çıkmıştır. Tüm bu yıllar boyunca daha iyi bir iletişimi kolaylaştırmak ve doğruluk derecesini yükseltmek için, kullanılan tüm “araçların” rafine edilmesi, geliştirilmesi ve ayarlanması aşamalarından geçilmiştir. Bu iletişimler diğer kanallama bilgilerinin çoğundan FARKLIDIR. Bu körü körüne inanmayı ve fanatizmi dışlayan “eleştirel kanallamadır”. Kasyopyalılar herhangi bir şekilde tapınılmayı ve ululaştırılmayı talep etmemektedirler, hatta sürekli bu tür yaklaşımlar konusunda uyarılarda bulunmaktadırlar. Kendileri tarafından aktarılan bilgilerin sağlamasının yapılması için bunların araştırılması ve başkalarıyla ağ çalışması yapılması konusunda sürekli teşvikte bulunmaktadırlar. Ayrıca hiçbirşeyin sorgusuz sualsiz ve aynen olduğu gibi alınmamasını istemektedirler.</p>
<p>Bu sebeple (kendilerini gelecekteki Laura olarak tanıtan) Kasyopya kaynağının aktardıklarının büyük bir bölümünün sağlaması, çok geniş bir alanı kapsayan modern ve bilimsel kaynakların ve aynı zamanda kadim geleneklerin ve kaynakların araştırılması yoluyla yapılmıştır. Geriye kalanların doğrulaması daha fazla veri olmadan mümkün değildir ve bazılarının doğrulanması da mevcut kavrayış ve “Varoluş” seviyemizde olanaklı görünmemektedir. Bununla birlikte, ilettikleri bilgilerin zamanla doğru çıkması konusundaki başarılı karnelerine bakılarak söylenebilir ki Kasyopyalıların sunduğu ve henüz doğrulanmamış olan bilgilerin de doğru olma olasılığı hayli yüksektir ve bunu mümkün kılacak daha fazla veri mevcut olmadan kesin bir yargıya ulaşılamaz.</p>
<p>“Kanallama” konusunu dikkate alırken, kurunun yanında yaşı da yakmama gerekliliğiyle karşı karşıyayız. Kanallama literatüründe oldukça yüksek doğruluk oranlarına sahip gayet düzgün başka kaynaklar da mevcuttur. Ra Bilgileri kitaplarındaki Ra varlığı ve Barbara Marciniak tarafından kanallanan Pleiades Öğretileri’nin kaynağı gibi. Kasyopya materyalinin sahip olduğu doğruluk ve netlik düzeyinde olmayabilirler ama Kasyopya aktarımlarıyla da büyük bir uyum içerisinde olan yüksek miktarda doğruluk ve yararlı bilgi içermektedirler. Bu sebeple açık görüşlü ve samimi olan, aynı zamanda maceracı ve meraklı bir tabiata sahip kişilerin kanallama materyallerinin HEPSİNİN saçmalık ve kandırmaca olmadığı konusunda hemfikir olacaklarını varsayabiliriz. Eğer birisi “Tüm beyazlar siyahtır” iddiasıyla ortaya çıkıyorsa derhal onun güdülerinden ve bilgisinin temelinden şüphelenmeye başlamamız gerekir. Beyazın siyah olması imkansız olduğu için değil (biliyoruz ki paradokslar her zaman mevcuttur), “<strong>tüm</strong>” kelimesini kullandıkları için.</p>
<p>Nihayetinde tüm eski dinler, özellikle de tek Tanrıcı olanlar aslında kendileri de iddialarını, öğretilerini, uygulama ve inançlarını (kendi ilan ettikleri şekliyle) “yüksek bir kaynak”tan kanallamış olmalarına rağmen, her tür ruhsal iletişime bunlar “şeytanın işi” diyerek yasaklama getirmişlerdir (ve tabi bunlar şeytan işi de olabilirler, ama hepsi illa öyle olmak zorunda değildir ve ayrıca buradaki “şeytan” kelimesini harfi harfine almamak kaydıyla).</p>
<p>Peki ya eğer Tek Tanrıcı dinler haklıysa? Her ne kadar biz bunu hayli olanaksız olarak kabul etsek de, ya eğer HAKLILARSA? Haklı olabilirler mi?</p>
<p>Bu soruya bilimsel bir mantıkla yaklaşırsak bu ihtimali kaale almamız gerekir, her ne kadar bu bize olanaksız görünse de ve bu iddianın gerçek olmadığı sonucuna varsak da.</p>
<p>Gelin konuya çoğunlukla mantıksal ve matematiksel kanıtlamalarda kullanılan “<em>reductio ad absurdum”</em><em> yöntemiyle</em><em> </em><em>yaklaşalım.</em><em> </em><em>[ç.n. Olmayana Ergi (ya da eski dilde abese irca) olarak adlandırılan ve</em> bir iddiayı önce doğru kabul edip buradan saçma bir sonuca vararak böylece iddianın yanlış olduğunu kanıtlamaya yarayan bir mantık yöntemidir.]<em> Bir şeyin doğru olduğunu varsayarsınız ve sonra buradan bir takım zincirleme çıkarımlar oluşturarak varsayımınızın doğru olmadığı sonucuna ulaşırsınız. Birazcık ustalık isteyen ama faydalı bir yöntem.</em></p>
<p><em>Bu metodu Tek Tanrıcı dinlerin, kendi onaylı bağlamları dışına düşen tüm Ruhsal İletişimlerin %100 “şeytan işi” olduğu iddiasına uygulayalım ve önce bu iddianın doğru olduğunu varsayalım. Bu iddianın doğru olması için TÜM zamanlara ait TÜM ruhsal iletişimleri kapsaması gerekmektedir.</em></p>
<p><em>Ama eğer durum buysa, Tek Tanrıcı dinlerin kaynaklarının kendileri niçin bu kuraldan muaf tutulsun? Bu dinlerin Tanrıları kuralları yalnızca kırmak için mi koymaktadır ve sonra da </em>bu tür iddiaları değerlendirebilecek bir ölçüt olmaksızın bu sözkonusu kurallarını kırabilecek yegane yetkili otorite olduğunu mu iddia etmektedir? Bu ancak kafa karışıklığının ve istikrarsızlığın Tanrısı olabilir.</p>
<p>İşin felsefi boyutunu bir yana bırakırsak, yalnızca mantıken kolayca görebiliriz ki Tek Tanrıcı dinler de bu “şeytan işi” diye adlandırdıkları ruhsal iletişimlerden etkilenmişlerdir (eğer herkes için geçerliyse kendileri için de geçerlidir).</p>
<p><em>Özetle Tek Tanrıcı dinlerin iddiasının (ruhsal iletişimlerin %100’ü şeytan işidir) doğru olduğu varsayımından yola çıkarak elde ettiğimiz çıkarımlar bize bu iddialarının yanlış olduğunu gösteriyor (çünkü en basit tanımlamasıyla onlar da “şeytanın yalanlarını” tekrar etmiş olurlar).</em></p>
<p>Yani sonuç olarak burada <em>reductio ad absurdum </em><em>durumumuz var.</em></p>
<p>Ama dahası da var. Tek Tanrıcı dinlerin bu denli aşikar bir safsatanın propagandasını yapmaları için bir sebep görebilir miyiz? Niçin?</p>
<p>Bu konuda da bir hipotezimiz olabilir. Eğer –yukarıdaki analizden bildiğimiz üzere- ruhsal iletişimlerin TAMAMI “şeytan” işi değilse, BAZI kanallamalar bizlere “iyi amaçlı üst dereceli varlıklardan” gelen gerçek bilgileri sağlayabilir, ya da “gelecekteki bizlerden”, ya da Evrensel Akıl’dan, onu nasıl adlandırsanız adlandırın. O zaman GERÇEK kanallamayı itibarsızlaştırmaya çalışacak bazı güçlerin olması gayet doğaldır.</p>
<p>Yani burada bir problemi çözdük ve bir diğerini de açığa çıkardık. Temel Tek Tanrıcı dinler kanallamayı ve diğer tür ruhsal iletişimleri “şeytan işi” olarak tarif ettiğine göre, ve eğer haklılarsa, hatta kısmen dahi haklılarsa, bizzat bu kurumların kendilerinin bu tarz güçlerin temsilcileri olduğunu farzetmek için yeterince sebebimiz vardır.</p>
<p>İnsanlığa baskı, güç ve şiddet yoluyla empoze edilen Tek Tanrıcı tekeller, ister dinsel/spiritüel bağlamda isterse de kurumsal ve hatta başka bağlamlarda talep görmüş olurlarsa olsunlar, reddedilmelidirler. Herhangi bir şeyi tekelleştirmenin doğal bir hak olmadığının farkına varılmalıdır. Tam tersine, bu yöndeki herhangi bir talep şüpheyle karşılanıp sorgulanmalı ve reddedilmelidir. Hiç kimse Gerçek konusunda tekel olduğunu ve onun kendisine ait olduğunu iddia edemez.</p>
<p>Okuyucu Dalga Serisini okuyarak başlamak isteyebilir. “Dalga”, istatistiksel olarak 21. YY’ın başlarında gerçekleşmesi muhtemel görünen, Dünya ve kozmik çevresinde hem fiziksel hem de metafiziksel anlamda değişim yaratacak olan bir Makrokozmik Kuantum Dalga Çökmesini tarif için kullanılan bir terimdir. Bu olay başka kaynaklar tarafından çeşitli şekillerde tarif edilip adlandırılmış, örneğin 4. Yoğunluğa gezegensel geçiş, çağların değişimi, hasat vb. ve çoğunlukla da 2012 yılının sonları civarında gerçekleşeceği aktarılmıştır. Dalga Serisi bir UFO kaçırılma ve alıkoyulma olayına ilişkin yapılmış olan ve Dünya ölçeğinde afetsel değişimlerden bahseden bir hipnotik regresyon seansının not dökümünü içermektedir. Bununla birlikte önemle vurgulamak isteriz ki; bu tür olayların olacağının ya da ne zaman olacağının kesin bir öngörüsünde bulunan görüşlere katılmıyoruz. Kuantum fiziği istatistiksel olasılıklardan ibarettir, kehanetsel kesinliklerden değil.</p>
<p>Dalga Serisindeki makaleler <strong>Kasyopya Deneyinin</strong> özgün doğasını yansıtmaktadır. Laura, celse notlarından, yaptığı derinlemesine araştırmalardan ve kişisel deneyimlerinden beslenen bilmecenin parçalarını bir araya getirme ustalığını burada son ürün haline getirerek, orijinal celse aktarımlarına derinlik ve boyut katmaktadır. Laura (gelecekteki SİZ olan) Kayopyalıların Dalga’nın olası sonuçları hakkında (GELECEKTEN) aktardıklarını sunuyor ve bu çalışma ayrıca insanoğlunun bilişsel, biyolojik, tarihsel ve varlıksal bağlamlarda mevcut durumunun sınırlandırılmışlığının keşfini içeriyor.</p>
<p>Kasyopya iletişimleri Dalga Serisi kapsamında yayımlandıktan ve bu materyale ilgi duyanlar (bu kişiler daha sonra <strong>Quantum Future Group</strong> [Kuantum Gelecek Grubu] adıyla organize olmuştur) arasında bir diyalog ağı kurulduktan hemen sonra Ark ve Laura bir çok kişinin sayısız saldırısına hedef olmuşlardır. Bu durum bizi Kasyopya kaynağının da yol göstericiliğinde, psikopatolaji konusunda derinlemesine bir araştırmaya yöneltmiştir ve bulgular halen devam etmekte olan Dalga Serisine eklenmiştir. İleriki bölümlerde COINTELPRO ve Gizli Hükümet projeleri, Nobel Ödülü sahibi John Nash ve Oyun Teorisinin detayları, Ira Einhorn ve New Age [ç.n.Yeni Çağ akımı] Karşı İstihbarat programının yaratılması, Andrija Puharich, Alternatif Üç, Zihin Kontrolü araştırması, Philadelphia Deneyi ve Morris Jessup’un intiharı, döngüsel global felaketler, komet çarpmaları ve meteor yağmurları ve hepsinden de önemlisi medeniyetimizdeki psikopatlar sorunsalı hakkında derin bilgiler bulacaksınız. Laura’nın Psikopati konusuyla ilgili derlemeleri çok popüler olmuştur ve ki bu yaşadığımız zamanda psikopatinin bir salgın hastalık olduğu gerçeğinin bir doğrulamasıdır.</p>
<p>Psikopatoloji konusundaki araştırma dünyamızın psikopatlar tarafından yönetildiğinin farkına varılmasının önünü açmıştır. Bu durum da daha sonra, halen devam eden ve gün bazında güncellenen bir Haber Kaynağı Projesi olan The Signs of the Times’ın [ç.n. Zamanların Alametleri- <span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.sott.net/">http://www.sott.net</a></span></span>] kurulmasına öncülük etmiştir. <strong>Quantum Future Group</strong> üyelerinin derin değerlendirme ve yorumları eşliğinde en son haberleri ve güncel olayları takip etmek için burayı sürekli ziyaret ediniz. Eğer 11 Eylül olayının ardındaki gerçekler ilginizi çekiyorsa American Coup d’état [ç.n. Amerikan Hükümeti Darbesi] sayfamıza ve Laura’nın <span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.qfgpublishing.com/product_info.php?products_id=52" target="_blank">9/11 The Ultimate Truth</a></span></span> kitabına göz atmanızı tavsiye ederiz.</p>
<p>11 Eylül olayları politik, sosyal ve kültürel sahneyi 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki herhangi bir olaydan daha fazla şekillendirmiştir. Bunların etkilerini giderek artan bir şekilde seyahat etmekteki zorluk ve engeller, ABD’ye istediklerine istediği zaman saldırma “hakkı” tanıyan “önleyici savaşlar”, sözüm ona “teröristleri” hedef alan ama aslında yerel halkları kontrol altına almak için onlara dayatılan zalim yasalar şeklinde görüyoruz. Ama günümüzde olanları anlamak için, tarihsel çerçevede insanın gelişimine kuşbakışı bir göz atmak gerekiyor. Laura’nın kitabı <span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.qfgpublishing.com/" target="_blank">The Secret History of the World </a></span></span>[ç.n. Dünya’nın Gizli Tarihi] onun tarihsel araştırma ve analizlerini bir araya toplayan en bütünsel kaynaktır.</p>
<p>Laura ve Ark, insanlığın içerisinde bulunduğu koşulları ortaya çıkarma serüveni içerisinde yaşamın ve evrenin gizemlerini araştırmaya devam etmektedirler. Siz de onlara katılın&#8230; Bunu yaptığınıza memnun olacaksınız!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/20/welcome/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 4. Bölüm: Kasyopyalıları sandıktan çıkarıp “Test Sürüşüne” götürüyoruz</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/13/dalga-4-bolum-kasyopyalilari-sandiktan-cikarip-%e2%80%9ctest-surusune%e2%80%9d-goturuyoruz/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/13/dalga-4-bolum-kasyopyalilari-sandiktan-cikarip-%e2%80%9ctest-surusune%e2%80%9d-goturuyoruz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Apr 2011 15:53:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=22</guid>
		<description><![CDATA[Dalga konusundan daha çok “felsefi” bağlamlarda bahsettik, ama bu noktadan sonra olaylar biraz daha yoğunluk kazanmaya başlayacaktı. Hayatlarımızda gerçekleşen olaylar gittikçe hız kazanmaya ve sürdürmekte olduğumuz kanallama deneyine dikkat çekici bir şekilde yansımaya başlamıştı. Olabildiğince özetlemeye çalışarak bunlardan bahsedeceğim. Grubumuzun iki üyesi olan Terry ve Jan Rodemerk ayrıca MUFON üyeleriydiler [ç.n. MUFON, Mutual UFO Network [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new5-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dalga konusundan daha çok “felsefi” bağlamlarda bahsettik, ama bu noktadan sonra olaylar biraz daha yoğunluk kazanmaya başlayacaktı. Hayatlarımızda gerçekleşen olaylar gittikçe hız kazanmaya ve sürdürmekte olduğumuz kanallama deneyine dikkat çekici bir şekilde yansımaya başlamıştı. Olabildiğince özetlemeye çalışarak bunlardan bahsedeceğim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Grubumuzun iki üyesi olan Terry ve Jan Rodemerk ayrıca MUFON üyeleriydiler [</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>ç.n. MUFON, Mutual UFO Network –Türkçesi: Ortak UFO Ağı- 1970’lerin başında, UFO fenomenini bilimsel olarak araştırmak amacıyla kurulmuş olan, ve tüm Dünya’dan UFO araştırmacıları için olabildiğince objektif ve bilimsel bir ortak veritabanı oluşturma amacı güden bir araştırma organizasyonu</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">]. Her ne kadar MUFON daha çok olayın teknik taraflarıyla ilgilenen bir kuruluş olsa da, T ve J, bizim deneyimizin ürünü olan bir kısım materyalin MUFON toplantısında paylaşılmaya değer olduğunu düşünüyorlardı. Bu sebeple kendilerinin de üye oldukları Clearwater grubunda benim için bir konuşma ayarladılar.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Başlangıçta MUFON yöneticileriyle birlikte planlanan konuşmam için bana ayrılan süre 1 saatti. Ben bu süreyi önce olayların geçmişi ve gelişiminin bir anlatımı, sonra celselerden bazı bölümlerin aktarımı ve son olarak da bir kaç soru ve cevap şeklinde geçirmeyi planlıyordum. Fakat bir noktada, sebeplerini hiç bir zaman öğrenemediğim bir şekilde, bana ayrılan o 1 saatlik süre 15 (en fazla 20) dakikaya indirildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Paniğe kapılmıştım. 15 dakika gibi kısa bir sürede mantıklı ve anlaşılır ne anlatabilirdim ki! Bununla birlikte sonradan MUFON’un kanallama olayına zaten soğuk baktığını ve daha çok bir “UFO Bit Pazarı” gibi faaliyet gösterdiğini anladım; bilirsiniz, gidip tekerlerini tekmeleyebileceğiniz kullanılmış arabalara baktığınız bir yer gibi. Benim buna yakın olarak onlara anlatabileceğim tek şey kendi şahsi UFO gözlemimdi. Dolayısıyla bunu ne şekilde bir konuşmaya dönüştürebileceğim ve Kasyopyalıları da nasıl bir şekilde ucundan konuya dahil edebileceğim üzerinde düşünmeye başladım. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Toplantı günü (yani resmi “sandıktan çıkış” günü), önce MUFON organizasyonu ve işleriyle ilgili çeşitli konular ele alındıktan ve sonra güncel bir kaç UFO gözleminin paylaşılmasının ardından herkes için asıl ilgi çekici konu başlamıştı. Bu, </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Urantia Kitabı</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kanallamalarıyla ilgili bir sunumdu!</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Sunumu yapacak olan beyefendi 200 kadar katılımcıya </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Urantia</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> alıntıları içeren 15 veya daha fazla sayfalık fotokopiler dağıtmaya başladı. Topluluktaki herkese dağıtımın yapılmasını beklerken, ki bu biraz zaman almıştı, 15 sayfanın hepsini okuyuvermiştim. Adam konuşmaya başladığında anlatacağı şeyler hakkında bir ön fikrimin olmasının iyi olacağını düşünmüştüm. Kötü bir fikirmiş!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Anlaşıldı ki, fotokopilerdeki metin zaten konuşmanın kendisiymiş. Ve sonraki 1.5 saat boyunca kürsüdeki adam ağır ağır ve ızdırap verici bir şekilde 15 sayfayı okudu. Sadece belirli aralıklarla durup delici bakışlarla dinleyicileri süzüyor, herkesin satır satır, kelime kelime onu takip ettiğinden emin olmak istiyordu. Her sayfanın sonuna ulaştığında kısacık bir süre duruyor, bu sırada 200 kişinin aynı anda sayfayı çevirmesi sonucu oluşan hışırtılı bir gürültü duyuluyordu. Sayfaların böyle topluca çevrilmesi salonda resmen bir hava akımı yaratıyordu!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama nihayetinde işkence sona erdi ve bacaklarımızı esnetmek için kısa bir mola verdik. Moladan sonra T ve J  kısa ve keyifli bir giriş konuşması yaptılar ve ardından ben, verilen 15-20 dakikayı aşmadan kısa bir konuşma yaptım. Beni UFO konusuna yönlendiren deneyimlerimden, evimin üzerinde gördüğüm Siyah Bumeranglardan vs bahsettim.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Daha sonra Kasyopyalıların bize verdikleri bilgiler üzerine kısa, özet bir fikir vermeye ve bu bilgilerin UFO konusundaki araştırmalar da dahil olmak üzere bir çok alanda yapılmakta olan araştırmalarla nasıl örtüştüğünü, tek farkın ise Kasyopyalıların büyük resmi daha kavranılabilir ve net kılan içerik ve geri plan bilgisini de sağladıklarını vurgulamaya çalıştım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O günkü toplantıda bir başka MUFON grubunun yöneticisi de bulunmaktaydı ve ona göre elimizdeki materyal, hemen komşu kentte bulunan kendi grubunda daha uzun süreli bir sunum yapılmasını hak edecek kadar ilgi çekiciydi. Böylece bununla ilgili ayarlamalar aramızda yapıldı ve o günkü toplantının sonunda bir sonraki ay onun grubundaki toplantıda bir “uygulama” yapacağımız  duyuruldu. [ç.n. MUFON grup toplantısında topluluk önünde yapılacak bir celseden bahsediliyor] </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu böyle bir grup ortamında yapma  konusunda biraz endişeliydik, çünkü herşeyden önce o güne dek projeyi duyurduğumuz çevreyi çok dikkatli bir şekilde sınırlı tutuyorduk ve şimdi işin içerisinde bir çok değişken vardı. Bu sebeple bu sunum ve celse öncesinde Kasyopyalılara bu konuyu sorduk ve verdikleri yanıt oldukça ilginçti: </span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">4 Mart 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cumartesi günü MUFON toplantısında bir gösteri yapabilecek miyiz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, çünkü bu kadersel olarak önceden belirlendi.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu gerçekten ilginç bir yanıttı ama olayların daha sonra alacağı şekil itibarıyla öngörebildiğimizden daha da ilginçmiş. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İkinci MUFON toplantısı ve gösterisinde çok şüpheci katılımcılardan birisi oturduğumuz masaya bir çeşit küçük cihaz yerleştirdi; sanırım bir tür Gaussmetre [ç.n. Manyetik alan değeri ölçme cihazı] ya da elektro-manyetik dalga dedektörü gibi birşeydi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">J kısa bir giriş konuşması yaptı. Bu konularda “inançlı” biri olmadığını, hatta UFO/Dünyadışılar fenomeni ile ilgili bir çok şüphesi bulunduğunu söyledi. Açıkladığına göre bunun temel sebebi kendisinin kişisel olarak bu tür bir “deneyimi” olmamasıydı. Bununla birlikte kocası T  bu tür feneomenlerle ilgili incelemelere derinlemesine dahil olmuştu (ve yıllar boyunca bir çok kişisel deneyim yaşamıştı). J de onunla bir dayanışma içerisinde MUFON organizasyonuna dahil olmuştu ve hatta o sıralar kendi gruplarının genel sekreteriydi. O ve T ayrıca MUFON’un dergisi için bir çok makale, yazı yazmış, düzenlemiş ve yayımlamışlardı. Ama tüm bunlara rağmen, kendisinin de itiraf ettiği gibi, J her ne kadar Kasyopyalılar tarafından sunulan fikirleri çok etkileyici bulsa da, bu konularda inançsızdı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir kaç açıklamadan sonra J kürsüyü bana bıraktı ve ben de Kasyopyalılarla  iletişim kurmamızdan önceki bir kaç yıl boyunca içerisinden geçtiğimiz uzun sürecin kısa bir tekrarını yaptım. Daha sonra Kasyopyalıların bizlere, deyim yerindeyse “Evrenin düzeni hakkındaki açıklamalar” bağlamında ne tür bir aktarımda  bulunduğunu açıklamaya çalıştım. Şunu göz önünde bulundurun ki o zaman Kasyopya deneyinin henüz çok erken dönemlerindeydik (o toplantının yapıldığı tarihte bilgiyi almaya başlayalı henüz 9 ay olmuştu) ve işin gerçeği önümüzdeki birkaç yıl içerisinde meydana gelecekleri tüm boyutlarıyla biz dahi bilmiyorduk. Şimdi orada yaptığım konuşmanın metnini aktarmak istiyorum: </span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">11 Mart 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Toplam varlığımıza erişme konusunda Kasyopyalıların söylediği şeylerden biri, insanın aslında şu anda kullanmakta olduğundan daha çok sayıda etkin DNA ile yaratılmış olduğudur. Dünya genelindeki tüm kültürler tarafından meydan geldiği hatırlanan olaylardan biri “Düşüş” veya Cennet halinin kaybedilmesi olayıdır ve bunun temel nedeni olan varlık, ilgili herhangi bir kültürün efsanelerine dayalı olarak bir yılan, ejderha veya buna benzer birşeydir. Fakat genellikle pullu, sürüngen türü bir varlıktır. Kasyopyalıların söylediği şey, konuyla ilgili bu mitik kavramsallaştırmadan çok daha fazlasının söz konusu olabileceğine işaret ediyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalılar DNA’nın yeniden yapılandırılabileceği veya bağlantısının yeniden sağlanabileceği gerçeğinden bahsediyor çünkü DNA hala oradadır, sadece bozulmuş veya “pasifleştirilmiştir.” Bu tekrar etkinleştirme sürecinin önemli</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><strong> </strong></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">unsurlarından biri oksijenlenme, dönme (santrifuj) ve ayrıca meditasyon ve bilgi edinme gibi belirli faaliyetlerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Son zamanlarda deneyimlediğim şeylerden biri bu anlamda oldukça ilginçti. Geçirdiğim kazadan sonra bedenim üzerinde pek çok çalışma yapıldı. Bunlardan biri de farklı türde “enerji çalışmalarıydı” ve bu durum bazı noktalarda beni garip şekillerde etkilemeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu enerji çalışması seanslarından bir tanesinden sonra, yedi gün veya daha uzun bir süre sanki solar pleksusumda bir su yolu açılmış gibi hissettim. Bu su yolu yaşadığım tüm hayatların anılarını ve duygularını taşıyordu; yüzlerce, binlerce görüntü!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Herkes “geçmiş hayatlarımı hatırlamak istiyorum” der, ama bir kez daha düşünün! Bu geçmişi inceleme deneyiminde, yaşadığım tüm hayatların tüm duygularını deneyimledim! Bu o kadar kötü birşeydi ki, içinde boğulup öleceğimi sandım! Orada oturuyordum ve etrafımdaki herkes o sırada benim etrafımda olmanın ne kadar kötü olduğunu anlatabilir size. “Aman Tanrım! Aman Tanrım! Buna dayanamıyorum! Lütfen dursun! Lütfen dursun!” İnsanlar, yerler, olaylar, kaleler, ellerinde salladıkları savaş baltalarıyla at üstünde savaşa giden şövalyeler, çöller, ormanlar, ölüm, yıkım, hastalık, veba, salgınlar&#8230; Tüm bu şeyler bana görünüp duruyordu. Tıpkı Dorothy’nin yakalandığı tornado gibi, tüm bu şeyler etrafımda uçuşuyordu!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu arada bu görüntülerin her birinin duygusu beni tam güçle vuruyordu!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir görüntüyü belki de sadece bir anlığına görüyordum ama o görüntüyle ilgili tüm duygular beni vuruyordu ve soluk soluğa bir olaydan bir diğerine geçiyordum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O yüzden celselerden birinde bana neler olduğunu sorduk&#8230; Bu yükün altında çökmek üzereydim ve Kasyopyalıların bana söylediği şey şuydu: “Sadece bir miktar DNA’nı daha etkinleştirdin!” Aman ne güzel! Durdurun şunu! İstemiyorum! Daha fazla istemiyorum! Dayanamıyorum!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama görünüşe göre bu bilgilere sahip olmanın önemli bir getirisi de vardı! Evrenler dolusu bilgiye erişilebilmek! Kasyopyalılar “&#8230;erişmek eğlenceli” dedi, ben de onlara “Kimin için eğlenceli?!” diye sordum.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Birkaç şey daha söyledikten sonra kürsüyü T’ye bıraktım ama şunu vurgulamak isterim ki, geçmiş yaşamları “hatırlama” deneyimimin Dorothy’nin tornadoya yakalanmasına olan benzerliği, kasetleri yazıya dökene kadar tamamen unuttuğum birşeydi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">T kendini tanıttı, Kasyopya bağlantısı </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>öncesinde</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> katıldığı bazı deneysel celseler hakkında bir şeyler söyledi ve o sırada hiçbir sonuç çıkmıyor gibi görünmesi nedeniyle onun ve J’nin bu projeyi büyük ölçüde bırakmış olduğunu söyledi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ancak Kasyopyalılar geldikten sonra onları materyale bir göz atmaya ikna edebildim. Onların görüşlerine ve katkılarına önem veriyordum, çünkü ikisinin de benim kadar şüpheci olduğunu biliyordum ve başkalarının fikirlerini duymaya çok ihtiyacım vardı. Bugünlerde çok yaygın olan “inançlılık” tuzağına düşmek istemiyordum. Bu girişten sonra T şunları söyledi:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu aşamada bile burada çok miktarda bilgi olduğunu anlamanız mümkündür. 20 dakikadır konuşuyorum ve fazlası var. Neresinden başladığınızın bir önemi yok, sonunda tüm meseleyi açıklama durumuna geliyorsunuz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu noktada elimizde dokuz ayda elde edilmiş bir materyal var ve üç ay sonra elimizde bir yıllık bir materyal olacak çünkü Kasyopyalılar yeni bilgiler vermeye devam ediyor. Biz soruları doğru sormayı öğrendikçe onlar yeni bilgiler ekliyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Karımın konuşmasında söylediği gibi ikimiz de kanallanmış bilgilere pek inanmıyorduk ve birkaç ay içinde Laura olan biteni göstermek için bizi çağırdı. İlk deney aşaması sırasında birkaç kez daha gitmiştik ama bir sonuç çıkmamıştı. St. Petersburg’da oturuyoruz ve arabayla o yolu katettikten sonra o tablanın etrafında oturup sonuç alamadığımız için ümidimizi kesme sürecindeydik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sonunda Laura’ya tekrar rastladığımızda bize “Neler olduğuna inanamayacaksınız” dedi. Kasım’da gittik. Kasyopya bilgilerini Temmuz’dan beri alıyorlardı ve bir süre o küçük şeyin tabladaki hareketini izledim. Zıplayıp duruyordu. Daha önce bu kadar hızlı hareket eden birşey görmemiştim! Altı tane kedimden kaçmaya çalışan bir fare, sanırım o şeyin o tabla üzerindeki hareket ettiği kadar hızlı hareket eden tek şeydi!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Oturdum. Bir süre denememe izin verdiler. Ona dokunmak ve bunun nasıl birşey olduğunu görmek istiyordum. Orada 25 dakika kadar oturdum ve kolum yoruldu!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Farelerden bahsetmişken, bilgisayarlarla çalışıyorum ve tüm gün boyunca bilgisayarda “fare” kullanmaya alışığım. Tabladayken kolum 25 dakika boyunca o kadar hızlı hareket etti ki omzuma sancılar girdi, çünkü o pozisyonda o kadar uzun süre durmaya alışık değildim. Ne kadar hızlı hareket ettiğine inanamıyordum. Odanın o küçük bölümünde akmakta olan enerji miktarına inanamıyordum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O zamandan beri bunun sadece bir insanla veya o anda tablanın başında olan insanlarla sınırlı birşey olmadığını fark ettim. Odadaki tüm insanların enerjisinin bir kombinasyonu söz konusuydu. Daha fazla insan olduğunda daha fazla enerji vardı ve planşet daha hızlı hareket ediyordu. İki kez tablanın dışına fırladı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yılbaşı Arifesi’nde orada bir sürü insan ve vardı çok fazla enerji vardı. Dağınık bir enerjiydi. Yönlendirilmiş bir enerji değildi çünkü insanlar dolaşıp duruyordu. Yılbaşı Arifesi partisiydi ve tablada planşete hakim olamıyorduk. O kadar hızlı bir şekilde ileri geri hareket ediyordu ki, sonunda fırlayıp masadan uçtu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Alıp geri koyduk ve yine tablada dans etmeye başladı. Enerji sakinleşip de bilgi almaya başlamamız yaklaşık 20 dakika sürdü. Aldığımız bilgiler çok iyi olabilir de olmayabilir de çünkü odadaki insanlar konsantre olmuyordu. Havada dağınık bir enerji vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Birkaç hafta önce UFO araştırmalarıyla ilgili olan birkaç kişi geldi. Enerji akışlarını ve bunu nasıl yönlendireceklerini biliyorlardı. Ve aynı deneyimi yaşadık. Kasyopyalılar enerjinin sakinleşmesinin ve yönlendirilmesinin zaman alacağını, çünkü çok fazla enerji bulunduğunu söylediler. O küçük planşet yine dans ediyordu&#8230; Çok büyük bir güçle birkaç kez masadan uçtu. Onu tekrar sakinleştirmek en az 25 dakikamızı aldı. Bize “Kanalı parçaladınız” dediler. Sanırım geçen gece bizimle altıncı yoğunluk arasındaki “bağlantı” genişledi. İyi bir bağlantı kurduk kesinlikle!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Herhangi bir baş dönmesi etkisi oluyor mu?</span></p></blockquote>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Hayır, baş dönmesi yok. Daha çok cilt üzerinde sıcak hava cereyanı gibi ve sonra da keyifli bir his.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Coşku gibi mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Hayır, yoğun bir zihinsel keskinlik gibi. Güçlenen bir odak&#8230; Bu bizi gerçekten enerjilendiriyor. Sekiz saat süren celseler oldu. Peşpeşe bir sürü kaset doldurduk ve kimse yorulmadı!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Celseler sırasında odada başka hareketler oluyor muydu? Raflardan nesnelerin fırlaması gibi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Hayır, öyle bir deneyimimiz olmadı. Bu soruyu sorduk ve Kasyopyalılar böyle bir hareket olması durumunda bunun kesinlikle alt çakraların enerjisiyle ilişkili olacağını söyledi. Biz burada o seviyede birşeyle ilgilenmiyoruz. Eğer poltergeist türü birşey yaşarsanız, bunun hangi seviyelerle ilgili olduğunu rahatlıkça tahmin edebilirsiniz. Ama elbette deneyin ilk aşamalarında o tür birkaç deneyimimiz de oldu. Bir keresinde bir şamdan raftan düştü ve birkaç başka şey fırlayıp bir yerlere çarptı. Bu gerçekten nahoş bir enerjiydi. Biz o tür şeylerin ötesine geçtik. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(T) Kasyopyalıların kim veya ne olduklarından bile emin değiliz. Altıncı yoğunluk olduklarını ve gelecekteki “biz” olduklarını söylüyorlar ama durum bu olmayabilir. Burada oturup sadece onlar öyle söyledi diye buna inanmayız. Bunu bu şekilde sunuyoruz çünkü sadece bu bilginin sunumuna aracılık ediyoruz. Hala neyle bağlantı kurduğumuzu merak ediyoruz. Bu bir tür evrensel bilgi alma sistemi mi? Bir tür evrensel bilgisayar mı? Jung’un bahsettiği arketipsel bilinç mi? Neyle bağlantı kurduk, bilmiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Farklı materyallerde konuyla ilgili aldığımız onaylamaların ötesinde, beni bununla ilgili olarak etkileyen şey verilen bilgilerin tutarlılığı. Elimizde epeyce materyal var ve tabladan almakta olduğumuz bilgiler şu ana kadar aldıklarımızla tutarlı. Kalite seviyesi değişmiyor. Bir hafta aşırı zeki olup da ertesi hafta süper aptallaşan bir temas değil bu. Tutarlı ve sürekliliği var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Belirtmek istediğim bir istisna var: eğer herhangi belirli bir bilgi odadaki insanları üzecekse Kasyopyalılar cevabı genellikle vermiyorlar ve daha sonra tekrar sormamızı istiyorlar. Bu durum, o anda odada bulunan ve cevabı duymaya hazır olmayan kişiye karşı bir nezaket. Sadece biz olduğumuzda, başka insanların mevcudiyetinde gelmeyebilecek bilgiler</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">de geliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(T) Ortamda çocukların bulunmasına da izin vermiyorlar. Bu tür faaliyetlerin onlar için zararlı olabileceğini, çünkü üretilen enerji seviyelerinin bir anlamda “genç devreler” için aşırı olabileceğini söylediler. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Görünüşe göre kaynaklarınız birer Özgür İrade savunucusu. Çünkü evren bunun üzerine kurulu gibi görünüyor. Bizim yoğunluğumuzda Özgür İradeye karşı meydana geliyor görünen müdahalelerin nedeni hakkında herhangi bir bilgi verdiler mi? Elbette biliyorum ki buraya gelmeden önce kaçırılmayı kabul ettiğimizi söyleyen pek çok kaynak var ama bana göre bu biraz fazla sudan bir sebep.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (T) Bize söylenen şey bu evrenin bir Özgür İrade Evreni olarak yaratıldığı. Tüm ruhların ne istiyorlarsa yapmalarına özellikle izin verilecek şekilde yapılmış. Ruhlar ne yapmak istedikleri konusunda tamamen özgürler. Griler, Kertenkeleler, her kim insanları kaçırıp implantlar takıyorsa, bunu yapmaya hakları var çünkü gelip bize bunu yapmak onların Özgür İradesi dahilinde. Ve davranışlarını açıklamak için bize ne istiyorlarsa onu söylemeye de hakları var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizim ise bizi kaçırıp bunları söyleyen varlıklara inanmama hakkımız var. Onlara inanıp inanmamak bizim özgür irademiz dahilinde. Belki hayatlarımızdan birinde bize bunu yapmaya hakları olduğunu söylediler ve biz de onlara inanmayı seçtik. Bu hayatta aynı numaraları deniyorlar ve biz onlara inanmamayı seçiyoruz. Her iki taraf da kendi özgür iradesini kullanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bir Özgür İrade Evreni. Biz fikrimizi değiştirdik. Bizi bu konuda bir seçim hakkımız olmadığına ikna etmeye çalışıyorlar. Onlara inanıp inanmamak bizim özgür irademiz dahilinde.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Elbette bundan fazlası var çünkü fiziksel müdahaleler sürekli var. Fiziksel veya yarı-fiziksel olarak bizden daha güçlüler. Bu tıpkı bizim gerçekliğimizde bizimle hayvanlar arasındaki ilişki gibi. İneklerin, koyunların, tavukların da Özgür İradesi var ama biz onlardan daha güçlüyüz ve onları (ve kendimizi) onları tüketme hakkımız konusunda ikna ettik. “Bu sizin için iyidir, sizin hayattaki amacınız bu” şeklinde. Tıpkı bizim hayvanları tüketmemiz gibi, üst yoğunluklardakiler de bizi tüketiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama bu çoğu zaman fizikselden çok enerjisel anlamda oluyor. Bir bakıma bir besin zincirinin parçasıyız ve kesinlikle zincirin tepesinde değiliz!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">300.000 yıl önce çeşitli yoğunluk seviyelerinde Başkalarına Hizmet güçleri ile Kendine Hizmet güçleri arasında bir savaş olmuş. Ne yazık ki bu savaşı Kendine Hizmet güçleri kazanmış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kertenkeleler dördüncü yoğunluk Kendine Hizmet varlıkları. Üçüncü yoğunluğa gelebilirler ama burada ancak kısa süre kalabilirler çünkü teknolojileri bunu uzatmaya imkan tanımıyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dördüncü yoğunlukta da teknoloji kullanılıyor. Fizik ötesi şeyler hakkında bilgilerini artırıyorlar. Bize boyun eğdirdiler, bize implantlar taktılar, kim olduğumuzu ve aslında neler yapabileceğimizi hatırlamayalım diye DNA’mızla oynadılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kertenkeleler Grileri yarattı. Onlar da dördüncü yoğunluk. Ruhları yok. Robotlar. Kertenkeleler Grileri kendilerinin birer projeksiyonu olarak üçüncü yoğunluğa gönderecek şekilde yarattılar. Kendi enerjilerinin bir bölümünü onlara projekte edip üçüncü yoğunlukta kullanıyorlar. Yani Kertenkeleler Grileri sadece uzaktan kontrol etmekle kalmıyorlar, bir bakıma onların içindeler, onların gözüyle görüyorlar. Kertenkelelerin insanlara boyun eğdirme amacı bizi besin olarak kullanmaktır. John Lear ve Bill Cooper’ın bahsettiği insan parçalarıyla dolu fıçılar hakkındaki hikayenin bir ölçüde doğruluğu olabilir. Ama temel olarak enerji alıyorlar. Enerjimizi istiyorlar. Dördüncü yoğunlukta ihtiyaç duydukları şey bu, çünkü dördüncü yoğunlukta temel olarak birer enerji varlığılar. Enerjiyle besleniyorlar. Pozitif enerji var, negatif enerji var. Dördüncü yoğunluktaki Kendine Hizmet varlıkları üçüncü yoğunluk varlıklarının ürettiği negatif enerjiyle, hatta bazen birinci ve ikinci yoğunluk varlıklarının ürettiği enerjiyle besleniyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizden hoşlanıyorlar çünkü bizim duygularımız var. Duygular enerji üretiyor. Grilerin “duygularımızla çok ilgili” görünmeleriyle ilgili olarak sürekli okuduğunuz şeylerin nedeni bu. Sevgimiz, nefretimiz vesaire. Bizi kontrol ediyorlar ve negatif enerji üretecek durumlar yaratıyorlar. Ne kadar çok negatif enerji üretebilirlerse, o kadar çok besinleri oluyor. Tüm mesele bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir amaçları daha var: üçüncü yoğunluk fiziksel/materyal varlıklar olma fikrinden hoşlanıyorlar. Bunu uzun süredir yapmadılar ve üçüncü yoğunluğun fizikselliği onlara çok çekici geliyor. Kendine Hizmet’e çok adandıkları için, kendileri için yeni bir ırk yaratma planları var. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Anlamanız gereken şey, burada çok miktarda bilgi elde ettiğimiz ve bize ne anlatılmaya çalışıldığını anlamak için bu bilgileri daha derinlemesine araştırmakta olduğumuzdur. Bize gerçekten çok miktarda bilgi verdiler. Bir celse yaparken sadece soru sormuyoruz, aynı zamanda sohbet ediyoruz. Bir Ouija tablasıyla normalde yapılan şeyden farklı. Bilirsiniz, bunu yapanlar genellikle “Zengin olacak mıyım?” “Evet.” “Fakir olacak mıyım?” “Hayır.” “Kaza geçirecek miyim?” “Evet.” gibi şeyler yapıyorlar. Biz sohbet ediyoruz. Bizimle konuşuyorlar. Onlara bir soru soruyoruz, bir cevap alıyoruz ve sonra cevabı kendi aramızda konuşuyoruz. Onlar da bizim yorumlarımız hakkında yorumlar yapıyorlar. Analizimize katılıyorlar veya katılmıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bugün anlatmaya çalıştığımız şey, ki bunu ilk kez bu kadar büyük bir grupla yapıyoruz, hala bu bilgileri incelemekte olduğumuzdur. Evde oturup birşey hakkında konuşacaksanız durup bir konu belirleyip onun hakkında konuşursunuz. Biri birşey söyler, bu size birşeyi hatırlatır, o konuya girersiniz ve sohbet sırasında daldan dala atlarsınız. Baştaki sohbet konusu bir daha hiç açılmayabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizim celselerimiz de öyle birşey. Bir konuyla başlıyoruz, o bizi başka bir konuya götürüyor, derken başka bir konu. Dolayısıyla ham transkriptlerde pek çok bilgide bu anlamda bir karışıklık var. Serbest çağrışımla pek çok konu açılıyor. Dolayısıyla sonradan alakalı parçaları bulup birleştirmemiz gerekiyor. Bu soru ve cevaplardan, bilgi ve yorumlardan oluşan büyük bir yapboz gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tüm bu bilgileri inceleyip kağıda döküyoruz. Tüm bilgiler defterlerde, kasetlerde bulunuyor. Laura oturup tüm bu kasetleri yazıya dökmek, kasetlerdeki bilgilerle defterlerdeki bilgileri karşılaştırmak için epeyce vakit harcıyor. Bu uzun ve zorlu bir süreç çünkü büyük bir grup olduğunda kimin ne söylediğini bilebilmemiz için sesleri tanımak, doğru isimleri koymak zorunda. Burada geçen bir ay içinde 10 puntoyla yazılmış 155 sayfa var. Tüm bunları düzenlememiz ve anlamamız gerekiyor ki tam olarak ele alınmayan hususlarla ilgili akıllıca sorular sorabilelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(J) Evet, eğer birşeyi bize daha önce söylemişlerse bunu her zaman söylüyorlar. Bazen itiraz edebiliyoruz ama dönüp baktığımızda gerçekten söz konusu bilginin verildiğini görüyoruz!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Evet ve eğer bir soru sorulmuşsa ve altı ay sonra farklı bir kişi aynı soruyu sorarsa Kasyopyalılar dönüp geçmiş celseleri incelememizi söylüyor. “Falanca katılımcıyı biraz hızlandırın” diyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(T) Evet, daha önce açıklanmış şeyleri sorduğumuzda dönüp bakmamızı söylüyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(J) Bir keresinde bize “HAYIR! Durun! Dinleyin! Bekleyin!” dediler. Çünkü sorular içinde boğulmuştuk ve onlar da bize “Cevaplara sahipsiniz!” dediler. Kanallamayı durdurup konuyu konuşmamızı söylediler. “Ağ çalışması yaparak” yanıtları bulabileceğimizi söylediler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Evet, konuyu bir saat veya daha fazla tartıştık ve sonunda cevabı zaten bildiğimizi fark ettik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(T) Sonuç olarak, görünüşe göre bize söyledikleri şey, yani altıncı yoğunluktaki “bizin” şu andaki “bizin” anlamasına yardımcı olmaya çalıştığı şey, önümüzdeki yaklaşık yirmi yıl içinde bir Boyut Dalgasının, yani bir tür boyut pencerenin buraya geleceğidir. Geldiğinde, bireysel olarak değil de bir grup olarak üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa geçme fırsatımız olacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Öncelikli amaç bu geçişi yapmayı sağlamak. İkinci amaç, bizi tekrar özgürlük diyarına taşımaya çalışan Başkalarına Hizmet varlıklarının Kertenkelelere karşı olan mücadelesinin bir parçası olmak. Başkalarına Hizmet varlıkları Özgür İradeye müdahale etmez ama eğer bizi yeterince bilgilendirebilirlerse, kendi özgür irademizle özgürlüğe dönme seçimi yapabiliriz ve böylece Kertenkelelerin insan ırkı üzerindeki kontrolü de sona erer.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görünüşe göre amaç Kertenkelelerin insan ırkı üzerindeki kontrolüne bir son vermek. Bu işe yarayacak veya yaramayacaktır. Üçüncü yoğunlukta her ne oluyorsa oluyor. Daha sonra çabanın odak noktası evrendeki bir başka yere kayıyor. Çünkü bunu başka yerlerde de yapıyorlar. Dünya bunun meydana geldiği tek yer değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Ve bunun korkunç birşey olduğunu düşünmeyin. Yarısı siyah yarısı beyaz olan Yin-Yang sembolünü hepiniz biliyor musunuz? Herşey bununla ilgili. Buna bu yoğunluktaki anlamıyla bir savaş gözüyle bakmak zorunda değiliz ama bu yoğunlukta kısmen kendini bu şekilde ifade ediyor ve kısmen de Gezegensel Değişimler yoluyla. 300.000 yıldan uzun bir süredir Kendine Hizmet alemindeyiz veya dairenin karanlık tarafında. Şimdi yeni bir olasılık geliyor. Kasyopyalılar tüm bunları yapma nedenimizin “eğlence” olduğunu söylüyor! [kahkahalar]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdi bir mola vereceğiz ve moladan sonra bir celse gösterisi yapmaya çalışacağız. İşe yarayıp yaramayacağını bilmiyoruz ama deneyeceğiz. Herhangi şahsi bir soru istemiyoruz. Önümüzdeki yıl hangi evi alacağınızı sormayın. İyi sorular sorun, yazıp bize verin ve bakalım neler olacak.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Mola sırasında tablayı hazırladık, sandalyeleri dizdik, herkes pusulanın işaret ettiği yönlere göre uygun şekilde hizalandı. Ben Doğu tarafında oturdum, Frank Kuzey’de, T ise Batı’da. Güney açıktı. Oturduğumuzda gerçekten gergindim çünkü farklı bir mekanda tablanın çalışıp çalışmayacağını bilmiyordum. Ama birkaç saniye sonra planşet büyük daireler halinde hareket etmeye başladı:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: “Merhaba.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Merhaba.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yeni bir yer mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet, yeni bir yer gerçekten. Nereden bağlantı kuruyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kasyopya.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Burayla bağlantı kurmakta zorluk yaşıyor musunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Biraz ama dengelenecektir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Seyircilerimizin soruları var. Başlayalım mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elbette!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İlk soru: “Astral varlığımız hangi yoğunlukta?”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Derin düşünce ve değerlendirme yoğunluğu, 5. yoğunluk. Açıklamadınız, değil mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet, onu açıklamayı unuttuk. Pardon. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tamam. 5. yoğunluğu şimdi açıklayın lütfen. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Beşinci yoğunluk öldüğümüzde ruhlarımızın gitti yer. İlk dört yoğunluktan birinde fiziksel bedeninizden ayrıldığınızda, ruhunuz beşinci yoğunluğa gider. Buna derin düşünüş ve değerlendirme yoğunluğu diyorlar. Ölünce oraya gidip bitirdiğiniz hayatı inceliyorsunuz, dersler çıkarıyorsunuz ve bir sonraki enkarnasyonunuzda ne yapmak istediğinize karar veriyorsunuz. Birden yediye kadar uzanan yoğunluklar zincirinde, ruhlar birden dörde kadarki yoğunluklarda ve altıncı yoğunlukta aktif şekilde, beşinci yoğunlukta ise pasif şekilde bulunuyor. Doğru anlamış mıyım?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Kanal yaratmak için ne gibi bir enerji kullanıyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Açık frekans EM dalgası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Kanal yaratmak için bir matematik formülü var mı? Varsa nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Boş vaktinizde bir tane yaratın!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sanırım eğer matematiksel bir formül istiyorsanız, boş vaktinizde bir tane yaratmanız gerekiyor! [Kahkaha] (J) Bu mizah sanırım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tamamen mizah değil!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Bu bizim mevcut bilimsel seviyemizin ötesinde mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Amiral Byrd’in anlattığı, dünyanın iç kısmında mevcut olan şey nedir? Amiral Byrd’in anlattığı iddia edilen, daha doğrusu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Geçiş farkındalığı “penceresi.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dünyanın iç bölgesinde bir pencere mi var yani?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: O olayda Amiral Byrd için vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani Byrd bir farkındalık penceresinden mi geçti?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Farkındalık penceresi nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Söylendi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet. Transkriptlerde var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer farkındalık dengesi uygunsa, başka alemlere erişilebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer farkındalık dengesi uygunsa, “geçiş farkındalığı penceresi” sayesinde başka bir aleme geçiş için gerekli farkındalığa mı sahip oluyorsun? Şöyle böleyim: Eğer farkındalığın dengeliyse, bir “pencere” yaratabiliyorsun, doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu bir insana bir anda olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bilinçli olarak üzerinde çalışman gereken birşey olması gerekmiyor, herhangi bir zamanda, herhangi birine olabilir, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Muhtemel değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani olabilir ama bir hazırlık olmadan meydana gelmesi muhtemel değil. Tamam, bir sonraki soru: “Yedinci yoğunluktan sonra Big Beng oluyor ve herşey baştan mı başlıyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın ve kısmen. Büyük Döngü erişimi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yedinci yoğunluğun “Büyük Döngü Erişimi” olduğunu mu söylüyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, tekrar incele.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yedinci yoğunluk big-beng ve herşey baştan başlıyor ve bu Büyük Döngü denen şey, öyle mi? Aslında başlangıç veya son yok, sadece sonsuz bir döngü var, doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Büyük Döngü buradaki 6 kişi için kendi kendini açıklayan bir kavram.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sanırım ben onlardan biri değilim. (Seyircilerden biri bir açıklama yapıyor ama şahıs muhtemelen odanın arkalarında olduğu için kasetteki sesini deşifre etmek mümkün olmadı. “Yedinci yoğunlukta Büyük Döngü’ye erişim için bir erişim penceresi var” gibi birşey söylüyor.)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Büyük Piramit’in gerçek yaşı nedir? (L) Bu daha önce söylenmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sanırım 10.600 yaşında denmişti, yaklaşık olarak. (Seyirci) Dünyadışı araçların göllere, nehirlere, okyanusa daldığı falan gözlendiğinde, bu araçlar nereye gidiyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Değişken.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Longboat Key’de gördüğüm araç nereye gitti? Longboat Key’den nereye gidiyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belirli bir yere değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Farklı yerlere mi? (T) Bazıları bir üsse mi gidiyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Orada değil, ama hatırlayın, tek değil iki yoğunluğa referansları olan birşey hakkında konuşuyorsunuz. Dolayısıyla üçüncü yoğunluğun “kuralları” her zaman geçerli değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Okyanus suyunu bir kanal veya pencere olarak mı kullanıyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belki ama tek “yöntem” değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani suya bir kez girdikten sonra pek çok şey yapıyor olabilirler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Orada sadece beklemek de dahil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Neden olmasın?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Onlara Büyük Piramit’i kimin inşa ettiğini sordunuz mu hiç? (L) Evet, sorduk. Yanıt Atlantislilerdi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Atlantislilerin torunları.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Piramitlerin amacı hakkında birşey söylediler mi hiç? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Evet. Öncelikle, Atlantis medeniyeti çok uzun bir süre boyunca var oldu ve kürenin epeyce bir bölümüne yayıldı, yani sadece o yarı-efsanevi “Atlantis kıtasıyla” sınırlı değildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görünüşe göre Atlantisliler için gezegenler arası seyahat bizim alışverişe gitmemiz kadar kolaydı. Ay’da, Mars’ta üsleri vardı. Ay’daki ve Mars’taki anıtlar Atlantis kökenli. Ay’da ve Mars’ta dev kristalleri vardı ve bunlar birer güç kaynağı olarak kozmik ve solar enerjiyi bir güç kaynağı olarak toplamak için kullanılıyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dünya’da bu kristallerin bulunduğu yerler hakkında da konuştuk. Atlantis’i yıkan afetlerin bu kristalleri neden yok etmediğini sorduk ve verilen yanıt, bu kristallerin mühendislikleri gereği çok büyük enerjileri emip dönüştürdüğü şeklindeydi. Bunlardan bir tanesinin üzerinde atom bombası bile patlatsanız, kristal o patlamanın enerjisini alıp dönüştürüyor. Tasarımsal işlevi bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Mevcut teknolojimizle bu kristalleri nasıl kullanabileceğimizi anlamamızın mümkün olup olmadığını sorduk ve “Bir Neandertal bir Boeing 747’yi nasıl uçuracağını bilir miydi?” şeklinde bir yanıt aldık. [Gülüşme]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yani Atlantislilerden bahsettiğimizde süper gelişmiş bir medeniyetten bahsediyoruz. Bu şaşırtıcı kültürü yok eden felaketten sonra Atlantislilerin torunları o piramitleri yaptı. Bunlar daha önceki piramit biçimli dev kristallerle benzer bir işlev görüyordu ama çok daha az etkiliydi. Yani piramitler devasa birer makine. Havayı kontrol etmede, bir medeniyetin “gelişmiş” olarak kabul edilebilmesi için gereken pek çok şeye enerji sağlamada, muhafaza, dönüştürme ve ayrıca şifa çalışmalarında. Tıpkı bizim elektriği kullanma biçimimiz gibi o enerji pek çok alanda kullanılıyordu. Yine de bu medeniyet, çok daha gelişmiş olan Atlantis medeniyetinden bir gömlek alttaydı ve zaman geçtikçe ve pek çok şey oldukça bu bilgi de sonunda kayboldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Çin’de dev bir piramit veya basamaklı piramit var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bize o piramit hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O da mı Atlantislilerin torunları tarafından inşa edildi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sanırım Atlantis medeniyeti bizim mevcut medeniyetimize çok benziyordu. Atlantis belirli bir coğrafi bölgenin adı değildi. Bizim şimdi “Teknolojik Batı Dünyası” dediğimiz şey gibiydi. Şimdinin Amerikası gibi. Atlantis medeniyetinin zirvede olduğu süreçte dünya nüfusunun ne olduğunu sorduğumuzda, yanıt şu andaki dünya nüfusuyla aynıydı; 6 milyarın biraz üzerinde. Afetten sonra kaç kişi kaldığını sorduğumuzda aldığımız yanıt 19 milyon veya 119 milyondu. Yazıya geçirme işlemleri sırasında bir şeyleri karıştırdım. Kasedi tekrar bulup öğrenmem lazım. Kaçtı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 19 milyon.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) 6 milyardan önemli bir düşüş bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Birinci yoğunlukla altıncı yoğunluk arasındaki tüm o çeşitli geçişlerde herhangi bir ruh hiç söner mi, yok olur mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(T) Bunu çeşitli defalar sorduk. Görünüşe göre tüm ruhlar “zamanda” aynı noktada varolmuş ve yedinci yoğunluğa da aynı zamanda dönecek. Yeni ruhlar yaratılmıyor ve hiçbir ruh asla yok edilmemiş, sadece “ders profillerine” göre veya öğrendikleri veya öğrenmeleri, deneyimlemeleri gereken şeylere göre bir halden başka bir hale geçiş yapıyorlar. (L) Evet, bu iyi haberdi. Şimdi kötü haber: dalganın bu geçişinde dördüncü yoğunluğa mezun olmayanlar üçüncü yoğunluğa en baştan başlayacaklar. [gülüşmeler]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Dünyada neden bu kadar çok acı olduğunu sordunuz mu hiç?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Evet, ve bu Havva’nın suçu değil!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Başkalarını bilmiyorum ama eğer orada bir yerde bir ütopya varsa ben orada olmayı ve buraya asla geri dönmemeyi tercih ederim. Ve sizin bana söylediğiniz şey, altıncı yoğunluğa dönsek bile geri dönmek zorunda olacağımız. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Hayır, kastettiğiniz beşinci yoğunluk, yani derin düşünce ve değerlendirme seviyesi. Orada kararlar veriyorsunuz. Ve eğer şu anda buradaysanız bu sizin burada olmayı seçtiğiniz anlamına geliyor. Ama üçüncü yoğunluk Kendine Hizmet seviyesi döngüsünden, yani sürekli diğer varlıklarla beslenmek zorunda olduğunuz seviyeden çıkmak için, ki temel husus da budur, o meseleyi, yani fizikselliği aşmanız gerekiyor. Diğer varlıklarla bütünlük halinde, sadece veren bir enerji varlığı oluyorsunuz ve bu ortakyaşam içinde kimse bir yokluk yaşamıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama evet, bu seviyedeki acı çekişin çok belirli bir sebebi var ve T az önce buna değinmişti. Son 300.000 yıldır bizimle beslenmiş olan Kertenkele varlıklarının hakimiyeti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizi aptallaştırdılar, bilincimize kıskançlık, hırs, açgözlülük gibi kontrol güdüleri ektiler ve böylece biz burada sürekli negatif enerji üretirken onlar dördüncü yoğunlukta oturup afiyetle bu enerjiyi emiyorlar!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Negatif hallere girdiğinizi hissettiğinizde, eğer bunu aşmak istiyorsanız, tek yapmanız gereken şey o halin size ait olmadığını anlamaktır. Evet bu durum bu yoğunluktaki fizikselliğimizin bir parçası ama bu tür duygular egemen olacak şekilde fizikselliğimiz üzerinde genetik olarak oynama yapıldı. Bu tür durumları iptal edemezsiniz ama bu tür durumların kontrolü altında kalmayı reddedebilir, başka türlü olmayı seçebilirsiniz. Tabi bu ruhun seçimi ile vücudun istekleri arasında bir içsel mücadele gerektirebilir. Vücudun istekleri, kendilerini beyne rasyonalize ettirme konusunda oldukça zekidir ve böylece olan biteni net bir şekilde göremeyiz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Yani bir noktada bu hal içinde olmayı aslında kendimiz seçtik ve şimdi başka bir hale geçmeyi seçebiliriz, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Aynen öyle. Her an Kertiş programını izleme ile başka seçimleri takip etme seçeneğine sahibiz. Lusifer efsanesinin bu seçimin hikayesi olduğunu ve Lusifer’in, yani insan ırkının, insan kitlesinin, geçmişte şu an içinde bulunduğumuz hali seçtiğini öğrendik. Sizi bilmiyorum ama benim için bu kadarı yeterli. Sanırım artık fikrimi değiştirdim! [Kahkahalar]</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu noktada bir seyirci (“AB” olarak geçiyor) T’nin tabladaki yerini aldı. Bu şahıs, celsenin başında masada tablanın yanına küçük bir ölçüm cihazı yerleştiren “şüpheci”ydi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pekala, şu anda tablada yeni biri var&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir kişi Walk-in’ler hakkında birşey soruyor ama bunu sormadan önce ben bir tür “ön-soru” sormak istiyorum. “Walk-in” denen olay ne sıklıkta oluyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Nadir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Çok popüler bir kavramdı bu ve hala da öyle. “Aa, bunu ben yapmadım, bu bedenin önceki sahibi yaptı!” demek ne kadar kolay. Veya “Şimdi bunu yapabilirim çünkü bu bedeni yeni devraldım. Ben aslında çöpçü değilim, beyin cerrahıyım, bana bir neşter verin!”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İnsanlar kendileri hakkında çeşit çeşit egzotik ve ayrıntılı “geçmişler” yaratıyordu ve duyduğum kadarıyla bu hikayeler gün geçtikçe çılgınlaşıyordu! “Ben Hugabuga gezegeninden Prens veya Prenses Falanca Falanca’yım! Önümde eğil, köylü!” Bu daha ne kadar çılgınlaşır acaba?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Başka gezegenlerdeki gerçek, fiziksel yaşam formları hakkında soru sordunuz mu? Evrende yalnız mıyız?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: (L) Sorduk. Ama öncelikle az önce sorulan soruya yanıt alalım: “Walk-in olduğunu iddia edenlerin herhangi biri gerçekten öyle mi?” Bunu bir şekilde yanıtlamış olduk. Evet, bu olabiliyor ama çok nadir. Soru devam ediyor: “Eğer öyleyse, onlar tam olarak kim? Longboat Key’deki arkadaşım Gail ____ de onlardan biri mi?”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet, bu soru için de yanıt almış olduk. [İlgili seyirci başını öne arkaya güçlü şekilde sallıyor.] Bunu zaten biliyor muydunuz (AM) Evet. Sadece emin olmak istedim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (AB) Sürüngenimsi varlıkların DNA’mızda verdikleri zararın boyutları epey büyük, peki bunu onarmak için ne yapabiliriz? Buna yönelik bir diyet ayarlaması olabilir mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belki. Denemek ve keşfetmek bireye kalmış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şunu belirtmeliyim ki, tablaya bu yeni kişinin gelmesiyle birlikte enerji oldukça parçalı hale gelmişti ve planşet çok yavaş hareket ediyordu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sanırım kanal yeni enerji için yeniden uyarlanmak zorunda.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Cihazdaki ışık dalgalanmasına bakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yanımızdaki ölçüm cihazı mı? Çevirin görelim. (T) En düşük kaç oluyor? (AB) Normal ortamda .1 veya .2. Ben oturmadan önce bazen 5’e yükseliyordu. (J) Işık dalgaları derken neyi kastediyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakındaki pencere.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir uzay/zaman penceresi mi? [Odada fiziksel anlamda bir pencere yoktu.]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Galiba bu DNA’yla ilgili sorunuza bir yanıttı. Cihazın bir tür enerjiyi göstermekte olduğunu söylüyorlar sanırım ve bu enerji, kanallamanın yarattığı “pencerenin” veya kanalın yakınındaki ışık dalgalarından kaynaklanıyor olmalı. Ve bu DNA’yı değiştirebilecek şeylerden biri. Şunu veya bunu yemenin-içmenin bir fark yaratabileceğini sanmıyorum. Önemli olan içerideki ve elbette içerideki şey yediklerinizi içtiklerinizi değiştirebilir bir bakıma ama bu, DNA’yı değiştirmek için kasıtlı olarak yapılan değişiklikten farklı bir değişiklik. (AB) Tam olarak kaçlık bir ışık frekansını kastediyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 6.5.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (AB) Angstrom mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (AB) Bu bir orta kırmızı neon lazerinin frekansı. Lazer monokromik bir frekanstır. O lazer kalemleri gibi. Sadece tek bir renk, kesin bir frekans verir. 6.5 orta-turuncu mu oluyor? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (Seyirci) Devletimizdeki ve ordumuzdaki belirli insanlar açık ve dürüst olmak yerine komplomsu davranmaktan ne kazanıyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Açık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Pek çok şey. Bundan kazandıkları belirli birşey var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bildiğimiz kadarıyla yanıt tehlikeli.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Hassas konulara temas ettiğimizde bu tür bazı yanıtlar almıştık.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu noktada kaset bitti ve önceden kaderleştirilmiş olduğu söylenen gösteri celsesini bitirdik. Bu küçük, yerel MUFON grubunun şimdiye kadarki en yüksek seyirci sayısını görmüş olması dışında bu çalışmanın ne gibi etkileri mi olmuştu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu gösteriden kısa bir süre sonra ilginç bazı gelişmeler oldu. Bu celseden iki ay sonra, fizikçi Profesör Ruggero Santilli’nin katılması planlanan bir başka yerel MUFON toplantısına katıldık. Gösterimize katılmış olan insanların pek çoğu da o toplantıda mevcuttu ve mola sırasında birkaç tanesi kanallama deneyimizle ilgili sorular sormak için etrafımıza toplandı. Prof. Santilli de geldi ve ona durumla ilgili kısa bir özet sunuldu ve Prof. Santilli bir celseye katılmak isteyecek kadar ilginç buldu durumu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tesadüfen o akşam bir celse yapmayı planlıyorduk ve böylece o toplantıdan sonra Prof. Santilli’yi ve karısını da alıp eve dönüp celseye başladık.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">27 Mayıs 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bu gece bazı konuklarımız var. Roger ve Carla Santilli bizle birlikte. Birazdan Roger&#8217;ın soracağı bazı sorular olacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Merhaba Roger.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Merhaba. UFO&#8217;ların itiş sistemi hakkında herhangi bir ipucu alıp alamayacağımızı öğrenmek istiyordum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tabii ki!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) UFO&#8217;ların itiş sisteminin mekanizması nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu şekilde sorulduğu zaman yanıtın verilmesi çok zor, çünkü çoklu gerçekliklerden, çoklu yoğunluk seviyelerinden ve ayrıca çok çeşitli modlardan bahsediyoruz!!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Madde alanındaki bir anti-parçacığın karşılaştığı çekim çekici midir, yoksa itici mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Senin çalışmalarına paralel olarak düşünüldüğü zaman itici, ancak önceki yanıtta kastedildiği gibi, sizlerin çok aşina olduğu bu boyutun dışında da boyutlar var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bir sonraki sorum şu: parçacıklar ve madde bizim zaman doğrultumuzda hareket ediyor; peki anti-parçacıklar ve anti-madde zamanda geri mi akıyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunu denklemin yalnızca yedide biri olarak düşün Roger!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Üçüncü yoğunluk seviyesinde bunun doğru olup olmadığı konusunda bir yanıt alabilir miyiz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Geri.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Evet! UFO&#8217;ların itiş sistemleriyle ilgileniyorum ve yıldızlararası uzak mesafeleri katetmenin tek yolu olarak algıladığım şey ise bir &#8220;mekan/zaman&#8221; makinesine sahip olmak. Bir şekilde zaman ve mekanı katlamadıkça çok büyük mesafeleri aşamayız. Mekanı katlamak için, onu zamanla birlikte katlaman gerekir. Bir mekan/zaman makinen olmadıkça, yıldızlararası yolculuk yapamazsın. Fakat mekan/zaman makinesi, zamanda ileri ve geri hareket etme yeteneğine de sahip olmak demek. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Evet, böyle bir imkanla zamanda ileri-geri hareket yoluyla istediğin yere bir anda gidebilirsin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(RS) Anti-maddeyi bir itiş gücü olarak kullanıp kullanamayacağımızı sormamın nedeni buydu, çünkü doğru yönde itici olurdu. İkinci soru ise, anti-maddeyi kullandığımızda zamanda geri mi gideceğimizdi. Çünkü gözlenen UFO&#8217;lar mekanda hareket edip zamanda hareket etmiyor olabilir, veya zamanda hareket edip mekanda hareket etmiyor olabilirler. Bir UFO gördüğünde, bu onun seninle aynı zaman içinde olduğu anlamına gelmez. Tamamen farklı bir zamanda olabilir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Bazen tanığın gözleri önünde yok oluyorlar ve buradaki soru şu: nereye gidiyorlar? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(RS) Mekanda sabit olup zamanda hareket ediyor olabilirler. Veya geri hareket ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Ve hiç zaman kaybı yaşanmamış gibi görünen pek çok kaçırılma raporları var. Geliyorlar, kurbanı alıyorlar, istediklerini yapıyorlar ve sonra da birkaç saniye farkla veya tam olarak aldıkları saniye içinde onu yerine geri bırakıyorlar! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(RS) Evet! Yazdığım bu makale tam da bu konu hakkında! Eğer anti-parçacıklar gerçekten yükseliyorsa, o halde mecburen zamanda geriye doğru gitmeleri gerekir. O halde bundan yararlanıyorlar: bir kaçırılma, aracın içinde herhangi bir süre devam edebilir ama bizim zamanımızda, üçüncü seviyede ise hiç zaman geçmez! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Evet, aynen! Bir de aracın dışarıdan küçük görünmesi ama içinin devasa büyüklükte olması fenomeni var! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(RS) Herşey burada düğümleniyor! Bu çok heyecan verici. Dili öğreniyorum. Bizim üçüncü seviyemizde mekan ve zamanda hareket, zaman ve mekan birimindeki değişiklik yoluyla gerçekleşiyor; birim tersine çevrilebilir mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, &#8220;4.&#8217;ye 3.&#8217;ye geçiş&#8221; dediğimizde bahsettiğimiz şey aynen bu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Yani 4.’den 3. yolculuk yaptıklarında, birimi ters çeviriyorlar. Dergiye verdiğim makalenin konusu da işte bu! [Kitabı kaldırıyor.] Bu, Ukrayna&#8217;da yayınlandı [bir sayfayı açıyor ve diyagram ve denklemleri gösteriyor]. Bu, anti-çekimi test etmeye yönelik bir deney.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üç kilometre uzunluğunda içi vakumlu bir tünel var. İçindeki havayı emip çıkarıyorlar. İlk yapılan şey, üç kilometrelik tünelin sonunda çekimsiz noktanın tanımlanması için fotonların fırlatılması. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İkinci olarak, bir nötron fırlatılıyor ve biliyoruz ki nötron çekicidir. Dolayısıyla üç kilometrenin sonunda enerji çok, çok düşüktür. Bu yüzden nötron o noktaya geldiğinde hiçbir çekim etkisi yoktur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üçüncü adım aynı anda bir anti-nötron fırlatmak ve ne olduğuna bakmak. Bu deney, bu tablanın işlevini bilimsel olarak açıklayacak. Biz buna anti-parçacıkların çekimi diyoruz çünkü bilmiyoruz. &#8230;Einstein bunun bir nötron kadar çekici olduğunu tahmin ediyordu, yani anti-madde ve madde aynı çekime sahip. Einstein böyle söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama anti-madde, 1915&#8242;te Einstein&#8217;ın teorisinin ortaya konmasından 50 yıl sonra keşfedildi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizim teorimize göre bir parçacığın yükselmesinin tek yolu, zamanın tersine çevrilmesi. Başka bir olasılık yok. Yani eğer bu deney doğruysa, mekan/zaman makinesi kesinlikle doğal bir sonuç ve laboratuarda test edilebilir. Bir parçacığı zamanda geri ve ileri hareket ettirebilirsin. [Yeni bir diyagram gösteriyor.] </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu diğer deneydeki amaç nötr bir parçacığın alınıp bir anti-parçacığa maruz bırakılması ama şu anda elimizde anti-madde yok. Yine de bunu yapmanın yolları var ve parçacığın hangi yöne hareket ettiği ölçülebilir. Birimler konusu çok önemli, temel bir konu çünkü örneğin bir UFO&#8217;nun dışındayken onu bir araba büyüklüğünde görüyorsun ama içine giren insanlar çok büyük bir iç alanı olduğunu söylüyor. Birimleri ters çevirmekten başka bir yolu yok bunun. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bizim bir santimetremiz, o araç içinde tamamen farklı bir ölçüde olabilir. Bizim için birim, üç yönde de aynıdır. Ama öyle bir aracın içinde olduğunda, farklı yönlerde farklı birimler olabilir. Bir küpün içine girdiğinde, içeride hem boyutlar hem de şekil farklı olabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu kavram yoğunluk sınırını aşıyor; üçüncü seviye ile sınırlı değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Dördüncü seviyeye geçiyor. UFO&#8217;ların itiş sistemi bu yolla işliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Farkındalıkta meydana gelen &#8220;patlamanın&#8221; nedeni yaklaşan dalga. Şimdi, bunu gözünüzde canlandırın, yanıtlar orada&#8230;. Bir süre bunun üzerinde düşündükten sonra Roger şu anda psişesinin &#8220;merkezindeki&#8221; yapbozu çözmesini sağlayacak büyük soruya &#8220;rastlayacak&#8221;; şu anda sadece tek bir parça eksik&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Sanırım soruları doğru bir şekilde ifade etmezsek&#8230; (L) Yanıt alamazsın! Spesifik ol.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Aynı kavram alanıyla bağlantısı olmayan çok fazla veri ortaya koyarak akıl karışıklığı yaratmamaya dikkat edin, çünkü ziyaretçi temel olarak belirli bir hususla ilgileniyor; aşinalığının artması için bırakın veriler araştırmacı tarafından kendine uygun bir planla hazmedilsin! Matematiği bölümlenmiş dozajlarla öğrenmek gibi!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) İki kısa soru daha ve sonra susacağım&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İstediğin kadar soru sor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bulunduğumuz üçüncü seviyede anti-madde kullanımı, birimin işaretini değiştirir mi? Yani bu, mekan ve zamanın işaretinin tersine çevrilmesi anlamına mı gelir? (ç.n.: işaret: artı/eksi)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama üçüncü seviye varlıklarının her zaman karşılaştığı sorun, &#8220;diğer&#8221; tarafın haritasının çıkarılmamış olması. Bu nedenle, dördüncü seviyeden altınca seviyeye kadar olan BH&#8217;den yardım almadan, bu alanda deney önermiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bu inanılmaz bir yanıt, çünkü bu zamanda yolculukla ilgili. Enerji kullanılarak birimlerin rakamsal değerinin değiştirilebildiğini söylediler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Burada soru şu: Zamanda nasıl geri gidebilirsin? Birimin işaretini değiştirerek. Artı bir saniye ile ileri doğru gidiyoruz ve işareti değiştirecek olursak, eksi bir saniye ile de geçmişe gidiyoruz. Soru: Anti-madde kullanarak geçmişe gidebilir miyiz? Ama onların verdiği yanıt, üçüncü seviyeden dördüncü seviyeye geçmekte olduğumuz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şu anda Yunanistan&#8217;da, Santia Üniversitesi&#8217;nde (?), üniversitenin nükleer fizik laboratuarında, benim çalışmalarıma dayalı, potansiyel olarak çok önemli bir deney yapılıyor. Deneyin amacı, çinko 70 veya molibden 100&#8242;ü, 1.294 MeV enerjili Gama ışınları ile bombardımanlayarak yepyeni bir enerji kaynağı bulup bulamayacağımızı görmek. Bu deney başarılı olacak mı? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bahsettiğin tüm deneylerin bir ortak noktası var: Üçüncü yoğunluğun perspektifiyle hepsi &#8220;sınır çizgisine&#8221; temas ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bize yardım edecek misiniz? (Carla) Evet, sadede gelelim! [Gülüşme]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Üçüncü yoğunluk teknolojisi kullanılarak üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa geçmek mümkün. O ya da bu şekilde tesadüfi bir şekilde de olsa, çeşitli bireyler ve gruplar bunu gerçekleştirdiler. Sorun şu ki, &#8220;yalnızca üçüncü yoğunluk eğitim ve deneyimine sahip biri, dördüncü yoğunluğa ulaştığında ne yapar?&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer yeterli zaman ayırırsak, bize bu eğitim ve teknolojide yardımcı olur musunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama bunu ne için kullanmak istiyorsunuz? Bu bir günlüğüne Disneyland&#8217;a gitmek gibi birşey değil, biliyorsunuz! Şunlar hakkındaki bilgi seviyeniz nedir: elektromanyetizma, Einstein&#8217;ın &#8220;birleşik alan teorisi.&#8221; Einstein bu teoriyi hiç bitirdi mi, yoksa teori konsorsiyumun [yani dünyanın gizli yöneticileri, karanlık güçler, “derin devlet”] denetimi altında tamamlanıp hasıraltı mı edildi? Eğer öyleyse bunun sonuçları neler olabilir!!! Ayrıca Roger, &#8220;boşlukları doldurma&#8221; yeteneğin var mı? Sanırız var! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Üçüncü seviyede elektromanyetizma ile çekiminin birleşmesi söz konusu olamaz çünkü bunlar aynı şey. Aynı oldukları için bir birleşmeye de gerek yok. Bu görüş doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Peki ya dördüncü seviye?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Anladığım kadarıyla üst yoğunluğa geçme olasılığının ortaya çıktığı yer de burası. Eğer çekim ve elektromanyetizma aynıysa, o zaman anti-çekim de var. Anti-çekimin kaynağı birleşme değil. Einstein yanıldı, ama bu ikisinin aynı olması, anti-çekimin olduğunu ima ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sadece üçüncü yoğunlukta araştırıldığında yanlış. Konsorsiyumun devreye girdiği yer de burası, yani  &#8220;Bir Kutu Solucan &#8220;.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) İnsanlar Einstein&#8217;ın Birleşik Alan Teorisi&#8217;ni tamamlamadığını düşünüyor, ama bu yanlış olabilir. Dezenformasyon kampanyasının parçası. (RS) Bilindiği kadarıyla Einstein Birleşik Alan Teorisi&#8217;ni bitiremedi çünkü varsayımları gerçekleştirilebilir değildi. Birşey sormak istiyorum. Temel bir parçacığın kütlesinin kaynağı esas olarak elektromanyetik niteliktedir ve dolayısıyla temel parçacığın çekim alanı da temel olarak elektromanyetik nitelikte olmalıdır. Üçüncü seviyeden görüşte, çekim ile elektromanyetizmanın aynı olmasının nedeni de bu. Şu an için bizim düşüncemizde bu, deneysel olarak kanıtlanmış birşey. Bu neden yanlış? Bir açıklamaya ihtiyacım var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Üçüncü seviyede yanlış değil, üçüncü seviyeyle sınırlandırmak yanlış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Üçüncü seviyeden bakıldığında, evrende eşit miktarda madde ve anti-madde olduğu doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, diğer seviyeler için de geçerli.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) O halde evrendeki toplam zaman sıfır?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bu inanılmaz!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yalnız, daha az basınç Roger! [Roger sakinleşiyor.] Teşekkürler. Şimdi, unutma, en önemli kavram denge. Denge nasıl sağlanır?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Madde ve anti-madde. Yani, eğer madde zamanın bu doğrultusunda akıyorsa, anti-madde de karşı yönde akıyor. Birbirlerini dengeliyorlar. (J) Evrenin toplam zamanının sıfır olması da bununla ilgili. Eğer biz bu yönde ilerliyorsak, başka bir galaksideki başkaları da öbür yönde ilerliyor olabilir. Toplamı ise sıfır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Galaksi değil, boyut.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Evet. Başka bir seviye. Hep üçüncü seviye düşünüyorum!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Artık değil! [Gülüşme]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Çekim ile elektromanyetizmanın aynılığını, dördüncü seviyeyi katarak matematiksel olarak nasıl ifade edebiliriz? Bu nasıl yapılabilir? Dördüncü seviyenin eklenmesi nasıl sağlanabilir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yanıtları zihninde canlandırmanı istedik. Keşfetmen için her zaman orada bekliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Kolay olmayacak, ama deneyeceğim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ne kolay ki?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Buradaki mesele, dördüncü seviyeye geçişin matematiksel olarak nasıl ifade edileceği. Sanırım bu izogeometri ile yapılabilir. Daha önce tartıştığımız geometri, yani mekan ve zamanın biriminin genelleştirilmesi&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Geometri anahtarlardan bir tanesi, ama başka bir tane daha var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Diğer anahtar nedir? Bir ipucu verebilir misiniz? Sadece küçük bir ipucu. (RS) Bize formülü verin!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sahipsiniz&#8230; erişin&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bunun için bir celse yapmalıyız&#8230; Çünkü bu, UFO&#8217;larla ilgili sahip olduğumuz tek matematiksel modelin bir doğrulaması&#8230; Bildiğim kadarıyla tek model. Bir bilgisayar modelimiz var&#8230; Bir UFO yapamayız, bunun için gerekli teknolojimiz yok, ama formülü bilgisayara koyup bir model elde edebiliriz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Geometriyi optikle birleştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Ne?! Işık bilimi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Matris.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Ben de aynen bunu yaptım. Matris niteliğinde bir birimle temsil edilen bir ışık ifadesi oluşturdum. Bunu yaptım. Yıllar önce!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ama önemli bir etmeni atladın; unutma, hipotez teori değildir!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Zihnimde kavramsal bir hipotez oluşturmuştum. Bu bir teori değil. Niceliksel olarak formülize edilmesi gerekiyor. Doğruluğu bu şekilde deneysel olarak kanıtlanabilir. Teori sürecini oluşturan şey, hipotez, formül ve deneysel doğrulama.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Peki eksik faktör neydi Roger?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bilmiyorum. Ama nasıl&#8230; Bunu matematiksel olarak nasıl ifade edebileceğimi bilmiyorum&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Işık dalgaları&#8230; çekim&#8230; elektromanyetizma&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bunun üzerinde düşünmem gerek. İzogeometride&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Üçüncü seviye fizik anlayışında dalgaların oynadığı rol nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Eterin, yani tüm evreni dolduran şeyin çapraz salınımı. Hayır, dalgalar bir aracıya ihtiyaç duymadan da varolabilir. Çapraz salınımlar tüm evreni dolduruyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Işık, çekim, optik, atomik parçacıklar, madde, anti-madde&#8230; birleştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bu listede herşey var&#8230; (J) Hepsinin ortak özelliği nedir? (RS) Ou! Hepsi evreni dolduran şeyin titreşimleri! Biz şeyleri algılıyoruz, herşeyi, hatta şeyler arasındaki boşlukları. Gerçek ise bunun zıddı. Çünkü ışık bir dalga, tıpkı ses gibi. Eğer havayı çıkarırsan, ses yayılamaz. Işık da aynı şey. Işık bir dalgadır ve tüm evreni dolduran bir aracı olmadan yayılamaz. Yani bizim somut ve boş olarak algıladığımız şey doğru bir algı değil. Tüm evren, eter denen bu aracının titreşimiyle dolu. Bu aracı olmasaydı heryer karanlık olurdu. Yani ışık, bu aracının bir salınımı. Parçacık da bir salınım, yalnızca dalga yayılıyor ve salınım devam ediyor. Elimi buradan buraya hareket ettirdiğimde, salınımı hareket ettirmiş oldum. Boşluk sürekli salınıyor. Biz tamamen boşuz, ama boşluk dolu. Yani yanıt, hepsinin ortak tarafı, hepsinin, tüm evreni dolduran bu aracının salınımları olması ve sanırım bu hem üçüncü, hem de dördüncü seviye için geçerli. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Şimdi, çekim ile ışık arasındaki ilişki nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bilmiyorum. Çalışmalarımın bu aşamasında bilmiyorum. Işık maddeye dönüştürülebilir ve bu yüzden çekim var. (L) Ama çekim ile ışık arasındaki ilişki ne olabilir? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bilgi tabanına erişin ve birbirinize danışın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Işık ile yerçekimi arasındaki tek bağlantı&#8230; foton ve anti-foton bir çift elektron ve pozitron üretiyor; parçacıklar ve anti-parçacıklar, ve o parçacıkların da çekimi var. Yani bu şekilde, elektromanyetik dalgalar&#8230; Foton madde yaratabilir&#8230; (L) Ve maddenin çekimi var&#8230; (RS) Ve maddenin çekimi var&#8230; dönüştürülebiliyor&#8230; (L) Ama nereden geliyor? (RS) İyi bir soru ama bilinmiyor. Bir vakumdan geliyor olabilir&#8230; (L) Ama bu nasıl oluyor? (RS) Laboratuardaki deneylerde, bir fotonu çekirdeğe fırlatıyorsun ve çekirdekten bir elektron ve bir pozitron çıkıyor, yani foton parçacıklara dönüşüyor. O parçacıkların çekimi var. Fotonun çekimi olup olmadığını bilmiyorum. Sanmıyorum, çünkü ışık hızında hareket ediyor. Zaman yok. Zaman askıda. (L) Işık hızında çekim olmadığı doğru mu? (RS) Çekim yok. (L) Belki o zaman, nasıl maddenin antitezi anti-maddeyse, ışık hızı da çekimin antitezidir? (RS) İyi bir yaklaşım. Çok iyi bir yaklaşım!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Bu dengeyle mi ilgili?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Herşey öyle.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer ışık hızında çekim yoksa&#8230; (RS) Zaman yok&#8230; (L) O zaman çekim&#8230; (RS) İpucu&#8230; Ama eğer eksik olan ipucu&#8230; Üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa geçişle ilgili eksik ipucunu mu tartışıyoruz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) O zaman bu doğru. Yani eğer ışık hızında gidersen, dördüncü yoğunluktasın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Peki, üçüncü yoğunluk ve dördüncü yoğunluk maddesinin parçalanmadan ışık hızına erişmesini sağlayan eksik faktör nedir? Düşün&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bu nükleer fiziğin temel konusu&#8230; Madde ışık hızına bozulmadan erişemez&#8230; (J) Anti-çekim? (RS) Anti-çekimle bile&#8230; Şu andaki bilgilerimizle, madde bunu yapamaz. (L) Pekala, eğer bir madde ışık hızına doğru giderek hızlanıyorsa, hızlandıkça bütünlüğünü kaybediyor. Peki ya bir noktada giderek daha fazla anti-madde eklersen&#8230; (RS) Bu süreci tersine çevirir&#8230; Bir elektron ve bir pozitron al ve birini diğerinin içine sok ve fotonu yeniden yarat. Ama madde ışık hızına erişemez. Eğer erişirse zaman durur&#8230; boyut yok&#8230; (L) Belki bilinçtir? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Madde ile bilinç arasındaki eksik bağlantı nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Ah! (L) Eğer bunları biliyor olsaydık burada olmazdık! [Gülüşme] (RS) Bunun bir alan olması gerekiyor. (J) EM mi? (RS) Hayır, biyoenerjik bir alan. (L) Peki ya bilinç çekim yaratıyorsa? (RS) Çekimi madde yaratıyor. (L) Ama madde bilinç tarafından yaratılmıyor mu? Gözlemlediğimizde dalgayı çökertmiyor muyuz? (RS) Evet, zihin madde yaratabilir&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: &#8220;Graviton&#8221; diye birşey yok.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Evet, graviton mevcut değil. Einstein&#8217;ın teorisinde varlar ama buna hiçbir zaman inanmam&#8230; Bilincimiz çekim yaratıyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yaklaşıyorsunuz. &#8220;Bizim&#8221; değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Başka birinin bilinci mi çekim yaratıyor? (RS) Dördüncü seviye.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yedinci Seviye.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Aa evet! Anlayabiliyorum! Son seviye. Eşit miktarda madde ve anti-maddeden oluşan evren, gerçekten açık mı? Yani, evrende bir yerde sürekli madde mi üretiliyor? Madde ve anti-madde?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Daha iyi bir ifade şu olabilir: Geri dönüşüm.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Dünyanın merkezinde de aynı geri dönüşümün gerçekleştiği doğru mu? Dünyanın genişlediği şeklinde bir teori var. Bunu bir konferansta duymuştum. Dünyanın çapı büyüyor çünkü dünyanın merkezinde bir madde yaratımı var. Bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yanlış, ama birleşik boyutlulukta tüm kavramlar geçerli.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Benim en büyük sorunum yeni bilgi değil, politikaydı. Özellikle Einstein&#8217;la ilişkili politika. Solucanlar kutusu daha önce söylenmiş miydi? Bana bu konuda ne söyleyebilirsiniz? Einstein&#8217;ın ötesine geçer geçmez her tür sorun başlıyor. Günümüz toplumundaki politik sorunlar. Bu hususta söyleyebileceğiniz herhangi birşey var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Politik sorunların kökeninde, medeniyeti kontrol altına almak amacıyla, zaten sınırlı koşullarda elde edilen bilgiyi kontrol altında tutma çabası var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (RS) Bu şimdiye kadar duyduğum en iyi cevap. Çok, çok iyi. (T) Dışarıda puromu içerek dolaşırken, Roger&#8217;ın bu gece burada olmasının nedenlerinden birinin bunu deneyimlemek olduğunu düşündüm, ama aynı zamanda daha önce ona verdiğimiz şeyleri bizzat görmesi. Bunları biz uydurmuyoruz. Başka bir yerden geliyor. Bu bilgilerin ardında bir gerçeklik var. Roger Avrupa&#8217;ya gidiyor. Aynı şeyler üzerinde çalışan iş arkadaşların var. Kasyopyalılar senin bu sınırı geçmenin eşiğinde olduğunu söylediler. Bunun yapılabileceğini, bildiğimiz birkaç olayda felaketimsi sonuçlarla ve muhtemelen bilmediğimiz çeşitli olaylarda ise bilmediğimiz sonuçlarla bunun yapıldığını söylediler. Varmaya çalıştığım nokta şu: burada olmanın ve bunları görmenin nedenlerinden biri bu bilgileri almak çünkü bilimadamlarının o sınırı aştıklarında ne yapmakta olduklarını bilmeye ihtiyaçları var. Çünkü eğer bunu anlamazlarsa, bu tür felaketsi olaylarda da artış olacaktır&#8230; Yoğunluklar arasındaki sınırın yapay olarak aşılması olayları artıyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bu sürecin, yaklaşan bu yoğunluk değişiminin ne kadar süreceğini sormamızın nedenlerinden biri de buydu. Bize yanıt olarak &#8220;bir ay ile 18 yıl arasında&#8221; dediler. Biz de, bu geçiş noktasının tam olarak ne zaman geleceğini bilmiyor olabileceklerini düşündük. Belki de söyledikleri şey, insanların bilmeden bu sınırı aşmalarıyla da ilgili olabilir. Birileri bilgilerini arttırmaya ve istedikleri birşeylere ulaşmaya çalışıyorlar, ama tüm bunların anlamını bilmiyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">[Carla ve Roger'ı uğurluyoruz.]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(L) Bize verilen üç çift birbirinin zıddı gibi görünüyor: Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-madde&#8230; (J) Herşey dengeyle ilgili. Çekim ile ışık arasındaki ilişki nedir? Üçüncü ve dördüncü yoğunluk maddesinin bozulmadan ışık hızına erişmesini sağlayan eksik bağlantı nedir? (L) Eksik bağlantı? Sanırım ilişki ortada. Işığı yavaşlatan, fotonların ortaya çıkmasını sağlayan, bir anlamda dalgayı çökerterek maddeyi yaratan şey nedir? (J) Üçüncü yoğunluğun bozulmadan ışık hızına erişmesini sağlayan faktörle aynı olabilir. (L) İlişki ortada. &#8220;Bilinç&#8221; dediğimizde yaklaştığımızı ama bunun bizim bilincimiz değil, yedinci seviyenin bilinci olduğunu söylediler. (J) &#8220;Yaratımın&#8221; bir geri dönüşüm olduğunu söylediler. (L) Hala orada mısınız?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Her zaman olduğu gibi Laura. Öğle yemeğine falan çıktığımızı mı düşünüyorsun? [Gülüşme] Burada olup olmadığımızı sorup duruyorsun?!?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Roger&#8217;la konuşmaktan hoşlandınız mı ve tekrar konuşmak ister misiniz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Konuşacağız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Işık ve çekim, optik ve atomik parçalar, madde ve anti-maddeden bahsederken ve tüm bunların hepsinin bu geçişi açıklamanın yolları olduğunu söylerken doğruya yakın mıyım? Böyle üç ilişki çifti mi var?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dalga işlevini çökerten şey nedir? Bilinç mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Fazlası var. Bu bilinç&#8230; (T) Bir üçüncü yoğunluk kavramından, şu anki fizikselliğin mevcut olmadığı bir dördüncü yoğunluk kavramı elde etmeye çalışıyoruz. Dördüncü yoğunlukta bozulmadan ışık hızıyla gitmek gibi bir sorunları yok çünkü orada böyle birşey yok&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani bizim için bunu üçüncü yoğunluk açısından düşünmeye çalışmak&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Anahtar: fizikselliğin değişkenliği.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Fizikselliği değişken yapan şey nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bilinç ile madde arasındaki bağlantının farkındalığı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bilinç ile madde arasındaki bağlantı nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İlüzyon.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu ilüzyonun özelliği nedir? (T) Bilinç ile madde arasında herhangi bir bağlantı olmadığı. Bu bağlantının mevcudiyeti ilüzyon. Üçüncü yoğunluğun sınırlı algısı&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. İlüzyon, bağlantının olmaması.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani buradaki ilüzyon, bilinç ile madde arasında bir bağlantının olmadığının düşünülmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) İlüzyon, bağlantının olmadığının düşünülmesi. Üçüncü yoğunlukta&#8230; (L) Buldum! (T) Sakın bir anda yok olayım deme! [Gülüşme] (L) Aradığımız bağlantı, bilincin madde oluşu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. Peki ya aynı zamanda tam tersine ne dersin?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ve aynı zamanda herşeyin tersi. Işık ile çekim, optik ile atomik parçalar, madde ile antimadde&#8230; Bir sonraki seviyeyi anlamak için herşeyi ters çevir&#8230; Bu kadar kolay olamaz. (J) Bir saniye, çekim eşittir ışık, atomik parçacıklar eşittir optik, anti-madde eşittir madde mi? Hepsi dengeyle ilgili. (L) Ve sonuç her zaman sıfır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ve sıfır da sonsuzluk.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani diyorsunuz ki, buradaki ilüzyon, arada ayrım olduğunun sanılması. Arada fark yok, aynılar, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Mekan/zamanda sıçramalar yoluyla gideceğin yere hemen varabilirsin. (L) Veya bunu tersine çevirecek olursak anlayabiliriz ki, bizimle örneğin Alfa Sentauri arasında hiçbir mesafe yok. Mesafe ilüzyonunu yaratan şey, algının sapması.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Şimdi tüm ihtiyacınız olan şey &#8220;teknoloji.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Teknoloji şu anda geliştiriliyor. (J) Teknoloji muhtemelen zaten geliştiriliyordu. Sadece gizleniyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Santilli’yle olan bu etkileşimimizin önemli sonuçları olacağına dair garip bir his duyuyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir ipucu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Verebiliriz, ama daha sonra.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bunlar önemli sonuçlar mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu akşam için söylemek istediğiniz herhangi başka birşey var mı? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde teşekkür ediyoruz ve iyi geceler diyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İyi geceler.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Benim açımdan bu celseyle ilgili en önemli şeylerden biri, Kasyopyalıların yardımıyla dünyamızın en büyük gizemlerinden bazılarını çözmenin mümkün olabileceğiydi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Evet, benzer nitelikte pek çok kaynak bunu yaptığını iddia etti (en azından felsefi anlamda) ama bu celsede doğru soruları düşünüp sorabilecek, bunları sadece “inananların” değil, tüm insanlığın koşullarının iyileştirilmesi amacıyla somut, teknolojik uygulamalara dönüştürebilecek gerçek, canlı bir fizikçi katılmıştı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu toplantının Kasyopyalıların benim bilinçaltımın ürünü olduğunu kanıtlayabileceği, yani Kasyopyalıların testi geçemeyeceği düşüncesi göğsümde yoğun bir ağırlık yapıyordu celsenin başında ama Kasyopyalıların Prof. Santilli’yle fizik hakkında konuşmakta hiçbir problem yaşamamaları beni çok etkiledi. Elbette aslında verdikleri şeyler sadece ipuçlarıydı ama bunu yapabilmeleri benim için çok şaşırtıcıydı. Bu sonsuz bir olasılıklar penceresi açıyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu hususlar dışında, şahsen bende meydana gelen etki çok vurguluydu. Celsenin bitmesine, ardından yatağıma gitmeme rağmen hala kanallama yapıyordum. Kafam kelimelerle ifade edilemeyecek derinlikte fikirlerle ve imgelerle doluydu ve projeyi sürdürmek için sabırsızlanıyordum. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu celsenin ne gibi sonuçlar doğurabileceğini görmek için Prof. Santilli’nin Avrupa’dan dönmesini bekledik. Ama döndüğünde Kasyopyalılara karşı farklı bir tutum gösterdi ve anlaşıldı ki artık böyle “acayip” bir deneyle ilişkilenmek istemiyordu. MUFON grubunda da aynı deneyimi yaşamıştık. Bize başta çok derin bir ilgi göstermelerine rağmen, daha sonra orada bize tanıdıkları program süresi bir saatten on beş dakikaya indi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Garip birşey oluyordu. Artık bu tür çevrelerden yardım beklentimizi kestik. Fizikle daha yakından ilgilenme ümitlerimi kitaplara bağladım ve bu konuyu tekrar ele alana kadar bir yıldan fazla zaman geçti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yine de, “Dalga” etkisi anlamında, ince biçimlerde de olsa durumumuzda bir değişiklik olmuş gibi görünüyordu. Zihinlerimizde yeni kapılar açılmıştı ve Sonsuzluk Rüzgarları küçük gemimizi bilinmeyen bir hedefe doğru sürüklüyordu.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Bu olay, Tom French’in bu kitabın başında alıntıladığım makalesinde anlattığı olaydır.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Urantia</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Kitabı</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Kardeşliği</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’ne göre </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Urantia</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Kitabı 1928 ile 1935 arasında insanüstü şahıslar tarafından tebliğ edilen 196 “makalelik” bir antolojidir. Bu makalelerin tebliğ edildiği şahıslar artık hayatta değildir. Bu makalelerin yazılış yöntemi özgündür ve yaşayan hiç kimse tarafından bilinmemektedir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Bunlar </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>High Strangeness</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kitabımda ayrıntılı olarak tartışılmaktadır.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/13/dalga-4-bolum-kasyopyalilari-sandiktan-cikarip-%e2%80%9ctest-surusune%e2%80%9d-goturuyoruz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 3. Bölüm: Dorothy ve Kurbağa Prens Oz’da Flight 19’la Karşılaşıyor, ya da “Sanırım artık Kansas’ta değiliz!”</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/12/dalga-3-bolum-dorothy-ve-kurbaga-prens-oz%e2%80%99da-flight-19%e2%80%99la-karsilasiyor-ya-da-%e2%80%9csanirim-artik-kansas%e2%80%99ta-degiliz%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/12/dalga-3-bolum-dorothy-ve-kurbaga-prens-oz%e2%80%99da-flight-19%e2%80%99la-karsilasiyor-ya-da-%e2%80%9csanirim-artik-kansas%e2%80%99ta-degiliz%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Apr 2011 15:55:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=17</guid>
		<description><![CDATA[Altın Çağ Efsanesi: Kutupların yerlerinin farklı olduğu, mevsimlerin farklı olduğu, yılın farklı olduğu bir dönem. Altın Çağ, zamanın hiçbir anlamının olmadığı kadim bir cennetti. Altın Çağ anısı veya hayali, Hindistan’dan Kuzey Avrupa’ya uzanan bölgedeki kültürlere özgü görünüyor. Amerika kıtasında en gelişmiş olan tarih mitolojileri Maya ve Azteklerinkiydi ve onlara göre yangınlar ve seller biçimindeki döngüsel [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new4-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Altın Çağ Efsanesi: Kutupların yerlerinin farklı olduğu, mevsimlerin farklı olduğu, yılın farklı olduğu bir dönem. Altın Çağ, zamanın hiçbir anlamının olmadığı kadim bir cennetti.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Altın Çağ anısı veya hayali, Hindistan’dan Kuzey Avrupa’ya uzanan bölgedeki kültürlere özgü görünüyor.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Amerika kıtasında en gelişmiş olan tarih mitolojileri Maya ve Azteklerinkiydi ve</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>onlara göre yangınlar ve seller biçimindeki döngüsel yıkım tehdidine maruz kalmayan hiçbir dönem yaşanmamıştı</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">. Pratikte Hintli çevresinden ‘kötüleşen çağlar’ fikrini almış olmasına rağmen, Budizm felsefesinde de nostaljiye yer yoktur. Tevrat’ın Yaratılış bölümüne göre kadim Orta Doğu’da Altın Çağ’ın belirgin bir kalıntısı vardır, çünkü Cennet Bahçesi Düşüş öncesinde insanlığın tanrılarla birlikte yürüdüğü yerdi.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-63.jpg"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignleft" style="margin-right: 10px;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-63.jpg" alt="" width="288" height="194" /></span></a>Mısırlılar tanrı-krallar tarafından yönetilen geçmiş devirlerden bahsetmişlerdir. Berossos’un aktardığına göre Babil mitolojisi, her biri ilkbahar ekinoksunun presesyon yoluyla zodyağın dört burcundan geçişi</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> boyunca süren üç çağdan oluşuyordu. Bunlardan Anu yönetimi altında geçen ilki bir Altın Çağ idi ve Tufan’la son bulmuştu. İran</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Avesta</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">metinleri, aşırı soğuk veya sıcağın, yaşlılığın, ölümün ve hastalığın bilinmediği bir devri yöneten ilk adam, ilk kral olan Yima’nın bin yılık Altın Hükümdarlığını anlatır.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu türdeki en gelişkin ve muhtemelen en eski teori, Hinduların Dört Yuga öğretisidir. Joscelyn Godwin adlı bir günümüz bilimcisi,</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Arktos: The Polar Myth</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(Arktos: Kutup Efsanesi [Adventures Unlimited Press, 1996]) adlı eserinde bu çağların ilkini tanımlar:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dünyanın yaratılmasından sonra Brahman ilk Krita Yuga’da sırasıyla ağzından, göğsünden, uyluklarından ve ayaklarından bin çift ikiz yaratmıştır. Bunlar evsiz yaşamışlardır; düşündükleri her arzu doğrudan gerçekleşmiştir ve Dünya onlara kendinden lezzetli besinler sunmuştur, çünkü hayvanlar ve bitkiler henüz mevcut değildi. Her bir ikiz çifti, hayatlarının sonunda tıpkı kendileri gibi bir çift ikiz meydana getiriyordu. Herkes sadece ve sadece kendi görevini yerine getirdiği için, iyi ve kötü eylemler şeklinde bir ayrım yoktu.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Krita veya Satya Yuga’dan sonra herşey giderek kötüleşti: her bir ardıl yugada insan ırkı giderek daha fazla mutsuzluğa ve kötülüğe düşmüştür. Nihayet Kali Yuga’nın sonunda dünyayı ateş sarar, seller basar ve sonra dünya yeniden doğar.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir başka yerde, Kasyopyalıların Cennet’ten “Düşüş” efsanesi ile ilgili hikayelerine dair birşeyler yazmıştım. Görünüşe göre bu olay da Dalga’nın son kez burada olduğu sırada, yani 309.882 yıl önce (1994’ten geri sayıldığında) meydana gelmiştir.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Daha önce belirttiğim gibi bu süre hemen hemen 12 presesyon döngüsü etmektedir; şu anda bir presesyon döngüsünün tam olarak ne uzunlukta olduğuyla ilgili bir anlaşmazlık vardır. Rakamlar değişmektedir fakat 309.882’yi 12’ye böldüğünüzde ortaya çıkan rakam 25.823’tür ve bu presesyon süresine yakın bir rakamdır.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Geçen birkaç yılda, ekinoksların presesyonunun eski efsanelerdeki önemini, ayrıca arkeolojik sonuçlarını vurgulayan pek çok yazar olmuştur. Fakat Dalga’nın bilgisi olmadan, presesyon döngüsünün neden bu kadar önemli olduğuyla ilgili teorilerin hiç biri bir anlam ifade etmemiştir. Dalga konusuna devam etmeden önce, Web sitemizde Kayıp Altın Çağ hakkındaki makalelerimizi okumamış olanlar için bununla ilgili kısmı sunacağım.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">5 Ekim 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Havva&#8217;nın yediği ve sonra Adem&#8217;e verdiği iddia edilen, İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı&#8217;na ait meyve neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bilgi sınırlaması. Kodlama.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Havva&#8217;nın bilgi ağacının meyvesini yemesi ne anlama geliyor? Bunu yapmak için ne yaptı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yanlış tarafla arkadaşlık etti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Burada arkadaşlık ne anlamda?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Havva sembolik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neyi sembolize ediyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dişi enerji.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dişi enerji yanlış tarafla arkadaşlık edince ne oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir miktar bilgi ve güç kaybetti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Hayat ağacının meyvesi neyi simgeliyordu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sınırlanma.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şunu bilmenizi isterim ki bu bize pek bir anlam ifade etmiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ediyor. Laura, bariz olanı kaçırıyorsun.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Hayat ağacının meyvesini yemek nasıl sınırlandırıcı olabilir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tek bir kaynağın tüm bilgiyi içerdiğine inanmak gerçekle çelişiyor. Eğer buradaki kavram bilgi ağacının meyvesinin yenmesinin tüm bilgiyi sağladığı ise, o zaman kişi yanılmış oluyor çünkü hiçbir belirli bilgi kaynağı tüm bilgiyi sunamaz. Bu yüzden kişi bu kandırmaya inandığında, kendini bir tuzağa sokmuş oluyor. Ve böylece insan ırkı çeşitli şekillerde yansıyan aynı sorunla zehirlenmiş oluyor: kişi gerçeği pek çok farklı yollardan arayacağına tek bir yolda ya da tek bir dini inanışta arıyor ve çok karmaşık konu ve soruların çok basit cevapları olduğuna inanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cennet bahçesine tekrar girilmesini engelleyen yanan kılıç neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tuzağı simgeliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cennet nerdeydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dünya.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm dünya Cennet miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cennet&#8217;teki düşme, veya cennet halinin kaybedilmesine eşlik eden bir afet oldu mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ne tür bir afet?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kometler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Daha önce bahsettiğiniz komet kümesi mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki, bu ne kadar zaman önce oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 309882 yıl önce.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cennet&#8217;teki yılanın gerçek kimliği neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kertenkeleler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cennet halinin kaybedilmesiyle aynı zamanda Kertişler insanlığın yönetimini ele mi geçirdi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki insanoğlu buraya nasıl geldi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çeşitli faktörler. Çok sayıda ruh fiziksel varoluşu arzuladı ve 3 güç tarafından değişime uğratıldı: Griler aracılığıyla Kertenkeleler, Nefalim ve Orion birliği.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu üç güç&#8230; Pek çok ruhun fiziksel varoluşu arzuladığını söylediniz. Çok sayıda ruh bunu arzuladıktan sonra fiziksel varoluş nasıl gerçekleşti?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Önce maymunumsuydu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sonra ne oldu? Bu maymunumsu varlıklar birden bire mi ortaya çıktılar? Ruhlar bu maymunumsu varlıklarla ne yaptılar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ruhlar tohumlanan bedenlere geçince o bedenleri değiştirdiler. İnsan ruhlarını bu kuluçka süreci için ilk kullanan Orion Birliği’ydi. Bu çalışma Neandertal&#8217;i meydana getirdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Genetik olarak değiştirilmiş maymun embriyolarının gebelik için dişi maymunlara geri konduğunu mu söylüyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Yalnızca ruhlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ruhları bu maymunumsu bedenlere mi koydular?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. Ruhun mevcudiyeti maymunumsu bedenin genetiğinin ve DNA&#8217;sının değişmesine neden oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani insan ruhları üçüncü yoğunluk gerçekliğini deneyimlemek için bu gezegendeki canlı varlıklara girdi ve girince de mutasyonlara neden oldu, öyle mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Ardından da önce Orion Birliği tarafından değiştirildiler. Size benziyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kim bize benziyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Orionlular. Orion Birliği. Orion Toplumunda başkaları da var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Orionların bazıları bizim deyişimizle kötü adamlar mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bazıları da iyi adamlar mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu grup değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir&#8217;le birlik halinde. Süper Eski Lusifer Efsanesi’ni duydunuz mu, Düşen Melek?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Lusifer kim?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Siz. İnsan ırkı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Yakın. Bir. Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz. Tüm düşenler &#8220;zor yoldan&#8221; öğrenmek zorundadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Fiziksel gerçekliği deneyimlemek istemenin “Düşmek” anlamına geldiğini mi söylüyorsunuz ? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kendi için zevk.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İnsan ırkının Cennetsi durumda olduğu süreçte, ruhsal bağlantıyı da muhafaza edecek şekilde fiziksel beden kullanabildikleri bir dönem oldu mu? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Ama uzun sürmedi. Hiçbir bağımlılık daireyi tamamlayacak kadar uzun sürmez.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani insanoğlu kendini zevklendirme bağımlısı mı oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hızla o hale geldiler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ruhların bedenlere taşınmasından itibaren cennetten düşüşe kadarki süreç ne kadar sürdü?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ölçülebilir değil. Unutma Laura, bu olay meydana geldiği sırada zaman yoktu. O noktada zaman akışı ilüzyonu ve diğer pek çok yanlışlık mevcut değildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani cennetten düşüşün zamanın da başlangıcı olduğunu söylüyorsunuz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">***</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">26 Kasım 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Kabil&#8217;in damgası&#8221; hikayesinin ardındaki asıl olay nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kıskançlığın ortaya çıkışı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İnsanlarda kıskançlığın ortaya çıkmasına neden olan şey neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kertenkele yönetiminin başlaması.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kertenkelelerce ele geçirilme olayı cennetten düşme zamanında meydana gelen bir olay değil miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Habil ve Kabil&#8217;in hikayesi o yönetim değişikliğinin bir parçası mıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hikayenin sembolizması.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani Kertenkelelerin yönetimimizi ele geçirmesini, kıskanmanın başlamasını ve kardeşin kardeşe kötü davranmasını sembolize ediyor, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kısmen. Kabil&#8217;in damgası, Kertenkelelerin dünyanın titreşim frekansının idaresini ele geçirmesi sonucu ortaya çıkan kıskançlık özelliğini ifade ediyor. Omurgadaki yumru, Kertenkelelerce kasıtlı olarak yapılan DNA sınırlamasının fiziksel bir kalıntısı. Anlıyor musun?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Oksipital çıkıntının olduğu alan mı? Onun altındaki yapılar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu eklenti öncesi omurganın ve kafatasının durumu nasıldı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Omurganın orasında o çıkıntı yoktu. Kıskançlık oradan çıkıyor. Bunu hissedebilirsiniz bile.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) DNA sınırlandırmasından kaynaklanan bu duygular, Carl Sagan&#8217;ın bahsettiği &#8220;Sürüngen Beyin&#8221;le alakalı mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dolaylı olarak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu Kabil&#8217;in damgasının ortaya çıkması sırasında dünyada bu etkiyi almayan başka insanlar var mıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tüm insanlara eşzamanlı olarak eklendi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Fiziksel olarak bunu nasıl gerçekleştirdiler? Bu olayın mekanizması, tekniği neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: DNA çekirdeği karbonla ilişkili, henüz keşfedilmemiş bir enzimdir. DNA&#8217;nın ilk on faktörü ışık dalgalarıyla yakılmak suretiyle iptal edildi. O noktada omurganın tepesindeki yumru da dahil olmak üzere pek çeşitli fiziksel değişimler meydana geldi. Tüm bu değişimler eteriğe de yansıdı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sormak istediğim şey, o sırada dünyada kaç tane insan olduğu ve bu işlemin her birine teker teker mi uygulandığı? Herkes üzerinde bu değişikliği nasıl yaptılar? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Işık dalgasıyla değiştirme.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Işık dalgaları DNA&#8217;yı etkiliyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Peki bu ışık dalgalarının geldiği yer neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bizim merkezimiz. Bizim alemimiz. Başkalarına hizmet alemi. Sürüngenimsi varlıklar gelişmiş bir teknoloji kullanarak ışık frekans dalgalarına müdahale etti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm bunlardan anladığım şey şu ki, sanki bir savaş olmuş ve siz kaybetmişsiniz&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Şimdi şunu anlayın: Bunların hepsi doğal Büyük Döngü’nün parçası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu doğal Büyük Döngü aydınlık ile karanlık arasındaki etkileşimin bir parçası mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Biz evrenin doğal denge sisteminin &#8220;ön cephesindeyiz.&#8221; 6. Yoğunluk. Yani bir varlığın &#8220;Bir&#8221; ile tam birliğe ulaşmasından hemen önce bulunduğu yer.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani biz tüm evrende sürekli devam eden bir mücadelenin parçası olan savaşlardan bir tanesinin içindeyiz, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Denge doğaldır. Unutmayın, tüm bunlar Büyük Döngü’deki derslerden ibaret.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2000 yılı L. Frank Baum’un</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>The Wonderful Wizard of Oz</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(Oz’un Harika Büyücüsü) adlı romanının yayınlanmasının 100. yıl dönümü. Baum 1919’da ölmeden önce Oz’la ilgili 14 kitap yazmıştı. Arketipik bir yapıya sahip olan bu hikayeye hemen herkes aşinadır, o yüzden bunu tekrarlayarak kimseyi sıkmayacağım. Aşina olmayanınız varsa, yerel video dükkanınıza gidip eserin filminin mevcut olup olmadığını kontrol edin ve biraz mısır patlatın. İzledikten sonra gelip bu sayfayı okumaya devam edin.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dorothy’nin maceraları, Joseph Campbell tarafından</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>The Hero with a Thousand Faces</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(Bin yüzlü Kahraman) (1949) adlı eserde özetlendiği şekilde büyük kahramanlarla ilgili efsanelerin klasik hatlarını takip etmektedir:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kahramanın mitolojik macerasındaki standart yol, bir dönemden bir döneme geçiş ritüellerinde temsil edilen formülün daha büyük bir halidir: ayrılma – inisiyasyon – dönüş. Bu, monomitin (kahramanın öyküsü) çekirdek birimi olarak tanımlanabilir. Bir kahraman günlük hayatın dünyasından çıkıp doğaüstü bir gizem bölgesine girer. Orada inanılmaz güçlerle karşılaşılır ve sonunda kesin bir zafer kazanılır. Kahraman bu gizemli yolculuktan dönerken de artık yoldaşlarına pek çok lütuf sunacak güçtedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kozmogonik döngü, tüm kıtaların kutsal metinlerinde şaşırtıcı bir benzeşimle sunulmaktadır ve kahramanın macerasına yeni ve ilginç bir nitelik kazandırmaktadır. Öyle anlaşılmaktadır ki, efsanelerdeki bu tehlikeli yolculuk “ulaşma” değil yeniden ulaşma, keşif değil yeniden keşif çabasıydı. Aranan ve pek çok tehlikeler atlatılarak elde edilen tanrısal güçlerin her zaman kahramanın kalbinde olduğu anlaşılır. O, Kral’ın oğlu olduğunu öğrenen ve böylece Tanrı’nın oğlu olarak gerçek otoritesini kullanmaya başlayan kişidir. Bu bakış açısından bakıldığında kahraman, hepimizde gizli olan ve bilinmeyi ve hayata geçirilmeyi bekleyen kutsal yaratıcı ve kurtarıcı imgeyi temsil etmektedir.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Spesifik olarak Dorothy büyük ölçüde mitolojik kahraman için belirlenmiş formülü izlemektedir:</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kuzey’in İyi Cadısı Glenda olarak bilinen tanrıça-benzeri bir varlıktan yardım alır,</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bilgiyi, cesareti ve sevgiyi temsil eden çeşitli arkadaşlarla/yardımcılarla karşılaşır,</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tahammül, cesaret, ve aldatıcı koşullarda yolunu görme testlerinden geçer,</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Batı’nın Kötü Cadısı şahsında ortaya çıkan kötülüğü</span></span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">yener,</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Daha önce sahip olmadığı bir bilgelikle Kansas’a döner.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Oz Büyücüsü</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’nün yıllar içinde popülerleşen çeşitli siyasi ve yarı-mistik yorumları olmuştur. Bunların birinde Dorothy’nin kendisinin</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>gerçek</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">büyücü olduğu, çünkü herhangi birşeyi başaran tek kişinin o olduğu fikri sunulur. Bir diğerinde Toto, ölülerin kılavuzu, köpek-başlı Mısırlı Anubis’e benzetilir. Dorothy’nin tornadoya yakalanmasına neden olan şey bile Toto’nun hareketleridir. Fakat sonunda Toto Büyücü’nün sahtekarlığını ortaya çıkarır. Sonra, Büyücü Dorothy’yi eve götürmek üzereyken Toto bir kediyi kovalayarak bir kez daha herşeyi altüstü eder ve Dorothy’nin bunu</span></span><span style="color: #ff0000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">kaçırmasına ve Yakut Terlikleri kullanmasına neden olur.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bağlamda ben Sirius ve Orion konusuyla bağlantı kurma eğilimindeyim. Dorothy’yi Orion takımyıldızında ve komik küçük Toto’yu da onun topuklarında imgeliyorum.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kansas’ı “dış dünya” ve Oz’u da “iç dünya” olarak gören bir yorum vardır ve buna göre Dorothy’nin işi ikisini bütünleştirmektir ve bu da Büyücü ile Cadı arasındaki dualitenin çözülmesiyle simgelenmektedir. Bu yorum bana göre biraz problemlidir.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İbranice’de Hayat Ağacı’nın karşılığı</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>otz chaim</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’dir ve yorumculardan biri Kabala’ya dayalı bu hikayeyle ezoterik paralellikler kurar. Acaba bu yorumcu “Baum”un da “ağaç” anlamına geldiğini fark etmiş miydi?</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Baum’un 14 Oz kitabında Oz, besin ve diğer ihtiyaçların ağaçlarda yetiştiği ütopik bir cennet olarak tanımlanmaktadır. Hastalığın, yaşlanmanın veya ölümün olmadığı bir diyar. Bundan da fazlası, bir tanrıça tarafından yönetilmektedir: Prenses Ozma.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Fakat Salman Rüşdi, sonraki Oz kitaplarında Baum’un kendisi tarafından bile yeterince açıklanamayan belirli bir çelişkiye işaret etmektedir; Kansas başlangıçta kasvetli ve sıkıcı (tek renkli) bir yer olarak sunulduğu halde, Dorothy’nin harika Oz cennetine geçtikten sonraki tek arzusu Kansas’a geri dönmektir!</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;">“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Neden?” diye sormak gerekiyor. Onu özleyen Em Hala ve diğerlerini düşünmezsek, Dorothy neden o ıssız, ağaçsız yere dönmek istesin? Neden filmin tüm felsefesi Dorothy’nin “İnsanın evi gibisi yok!” şeklindeki son sözleriyle ifade ediliyor?</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Aşağıdaki Kasyopya transkript alıntılarında, Dorothy, Oz ve Kansas’ın şu ana kadarkinden farklı bir bağlamdaki yorumlarına rastlıyoruz. Neden ev gibisi olmadığını ve Dalga’nın bireysel ve kolektif Kırmızı Terliklerimizi etkinleştirmede oynayabileceği büyük rolü bu bağlamda anlamaya başlıyoruz!</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">11 Mart 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir celsede zamanın Cennetten Düşüş &#8220;sırasında&#8221; ortaya çıkan bir ilüzyon olduğunu söylemiştiniz ve bunu söyleyiş şekliniz, başka ilüzyonların da olduğunu düşündürdü bana&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Değiştirilen DNA&#8217;nız nedeniyle zaman sizin için doğruluğu olan bir ilüzyon.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki diğer ilüzyonlar nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Monoteizm; sizden ayrı, mutlak güce sahip bir varlığa inanç. Fiziksel artış gereksinimi. Lineer/doğrusal odak. Tekboyutluluk.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Monoteizmle ilgili anahtar kelime “ayrılık” mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu ilüzyonların bize nasıl empoze edildiğinden, bizim bunları nasıl algıladığımızdan bahsedebilir misiniz biraz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer biri bir kapıyı açarsa ve sen de açılan kapıdan bir küp altın görürsen, altına gitmeden önce kapının arkasında gizlenmiş zehirli bir yılan olup olmadığını düşünür müsün?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Altın neyi simgeliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sınırlanmaya cezbolma.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kapı neyi simgeliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sınırlanmaya açılış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir küp altın olarak temsil edilen sınırlanma, aslında göründüğü şey değil miydi? Bu bir kandırma mıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yılan nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Kertenkeleler mi? (L) Yılan kimdi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dikkatsizce cazibeye teslim olmanın sonucu; yani, bakmadan atlamak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani kapıyı biz açmadık mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Kim açtı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kertenkeleler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani diyorsunuz ki, cennetteki cezbolma hikayesi, insanoğlunun cezbedilerek bu realiteye yönlendirilmesinin hikayesiydi. İyi ve Kötünün Bilgisi Ağacı&#8217;nın meyvesinin yenmesi de&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Cazibeye teslim olmaydı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ve bu bir kandırmaydı&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır! Kandırma diye birşey yok!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama burada dönen birşey var. (T) Tuzak mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır! Tuzak da yok. Yaptığınız seçim özgür iradenize müdahale imkanı doğurdu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bir saniye. Olayın mantığını kaçırıyorum. Düşüşten önce biz kimdik?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: BH.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Ve şu noktada da o zaman gerçekleşen bir şey sebebiyle KH’yız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Tamam, demek o zaman BH&#8217;ydik. Yani Kertenkeleler kapıyı açtı ve tabi bunu bir mecaz olarak kullanıyoruz. Kertenkeleler kapıyı açtı ve bize bir küp altını gösterdiler ve kapıdan geçip ona ulaşmamızı umuyorlardı ve bizi kontrol altına almak üzere kapının arkasında bekliyorlardı. Doğru yolda mıyım?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ummak yanlış fikir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bizi cezbederek yapmaya çalıştıkları şey neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yapmaya çalışmak yanlış fikir; öğrenme fırsatı için sorgulamaya devam edin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) O zaman 3. yoğunluk BH varlıklarıydık. Bu daha önce bahsettiğiniz savaştan sonra mıydı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Savaşın kendisiydi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Savaş içimizde miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sizin üzerinizden.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani o kapıdan geçip geçmeyeceğimizle ilgili bir savaş&#8230; (L) Savaş bizim üzerimizden yapıldı ve biz resmen savaş meydanıydık. (T) Savaş, bizim o kapıdan geçip geçmeyeceğimiz üzerine miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) O noktada BH&#8217;ydik. BH ve KH seçeneklerimiz var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ah TR, savaş her zaman var, önemli olan &#8220;ne zaman&#8221; seçtiğin!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bu konu Kertenkelelerin ve diğer dünyadışı varlıkların insanlara onları kaçırılmaları ve diğer herşey için izin verdiklerini söyleyip durmalarıyla da ilgili olmalı. O zaman BH’ydik, şimdi KH’yiz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, altına gittiğinizde Kertenkelelere &#8220;Merhaba&#8221; dediniz ve bundan anlayabileceğiniz herşey.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Evet, ben de bu noktaya ulaşmaya çalışıyordum. Kertenkelelerin veya KH güçlerinin kapıyı açtığını söylediniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. &#8220;Açmak&#8221; demeyelim. Sadece sizi kavramaya yaklaştırmak için o ifadeyi kullandık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, birinin kapıyı “açtığı” kısmı geçelim. (T) Kapı her zaman oradaydı ve her zaman açıktı. Sadece benzetmeyi kavramaya çalışıyorum. Yani BH varlıkları olarak altına gitme ve gitmeme seçeneklerimiz vardı. Altını isteyerek KH olduk çünkü altını istemek KH.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Ve bunu yapmakla 4. yoğunluk Kertenkele Varlıklarının saflarına girmiş olduk.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bunu yapmakla 4. yoğunluk KH&#8217;ye, bize dilediklerini yapma izni mi vermiş olduk?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani bir çok kişi kaçırılmalarıyla ilgili olarak, bizi kaçırmaları için onlara izin verdiğimizi söylediklerinde bunu mu kastediyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) &#8221; Yaptığınız seçim özgür iradenize müdahale imkanı doğurdu.&#8221; demişlerdi. (T) İnsan ırkı olarak özgür irademizle BH&#8217;den KH&#8217;ye geçtik. (L) Demek insanlık olarak içinde bulunduğumuz bu durumu bir seviyede kendimiz seçtik; Düşen Melek, Lusifer efsanesi. Bu biziz. Altına gitmek için o kapıdan geçmekle düşmüş olduk ve kapıdan geçdiğimizde yılan bizi ısırdı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ama bu tekrarlanan bir sendromdur.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sadece insan ırkı için sürekli tekrarlanan bir sendrom mu, yoksa tüm yaratılış için de geçerli mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İkincisi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Varoluş döngüsünün bir parçası olduğu için, tüm varoluşta tekrarlanan bir sendrom mu bu? Yoksa Kızılderililerin Maya dedikleri şey mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Biri ya da diğeri.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Benzetme üzerinden gidelim. Altın bir ilüzyondu. Altın onu algıladığımız şey değildi. 3. yoğunluktaki BH varlıkları olarak bize sunulan bir cezbediciydi&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Cezbetme değil, herzaman oradaydı. Dorothy ve Kırmızı Terlikleri hatırlıyor musunuz? Glenda Dorothy’ye ne dedi???</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) İstediğin zaman eve dönebilirsin. (L) Eve gitme gücüne her zaman sahipsin&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani her zaman BH olmaya dönme gücüne sahibiz. Üçüncü yoğunlukta bile mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) &#8220;Oz Büyücüsü&#8221; filmine atıfta bulunuyorsunuz. Yani bu&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 6. Yoğunluk ilhamlı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) 6. Yoğunlukta iyi film yapımcılarınız var. Tıpkı filmdeki kırmızı terlikler gibi istediğimiz zaman bizi BH&#8217;ye geri götürecek bir yeteneğe sahip olduğumuzu söylüyorsunuz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani bahsettiğimiz tüm bu şeyler, boyut sınırı, dalga, frekansların yükselmesi&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: “Tornado” boyut dalgası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dorothy ve tüm hikaye analojisinde olayların başladığı yer Kansas’tı. Oz ülkesine gidiş BH durumu muydu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: KH.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani Oz KH&#8217;ydi. Ve Kansas da&#8230; tabi fiziksel ortam olarak değil de, Oz deneyimi öncesinde Dorothy&#8217;nin zihin durumu olarak BH durumuydu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kansas&#8217;ın kendisi değil, zihin durumu olarak BH&#8217;ydi. Oz&#8217;a gidiş ise KH&#8217;ydi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ve Elvira Gulch.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Cadıya dönüşen kadın. Dorothy onun yüzünden Oz’da buldu kendini. Köpeği Elvira’nın kedisini taciz etti, Elvira köpeği alıkoydu, sonra köpek kaçtı ve Dorothy de köpeğini korumaya çalışıyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Cadı Kertenkelelerdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Evet, tamam. (L) Yani buradaki mesaj: köpeğinizin Kertenkelelerin kedilerini kovalamasına izin vermeyin! (T) Kasırga. Dorothy kasırga sebebiyle BH durumundan KH durumuna düştü. Doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Daha dikkatli analiz edin, bunun için bir mola öneriyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">[Mola ve tartışma]: (T) Kasırgayı BH’den KH’ye geçişe benzetiyorlar. (L) Belki aynı zamanda KH’den BH’ye geçiştir. (J) Evet, birinden diğerine geçmek çok ilginç bir deneyim olmalı. (T) Bu aynı zamanda bir yoğunluk değişimi miydi? Boyut dalgası bir yoğunluk değiştirici olarak tanımlanıyor: yoğunluklar arasında bir pencere. Ama aynı zamanda BH ile KH arasında bir geçiş mi? İçinden geçilen kapı gibi birşey mi var? (F) Aman tanrım! Ne kadar çok olasılık var. (L) Ve eğer KH’ye geçersen kendini farklı bir Dünya’da mı buluyorsun? (T) Kasırganın Dorothy’nin BH durumundan KH durumuna geçişini temsil ettiğini söylediler. Aynı zamanda tamamen farklı bir gerçekliğe geçti. (F) Doğru. (J) Ama birinden diğerine geçiş travmatik olacak. (T) Boyut dalgasından bahsediyorlar&#8230; (F) Hangi yönde olduğunun bir önemi olduğunu sanmıyorum. O hikayede o şekilde tanımlanmış. (T) Ama boyut dalgasının yoğunluklar arasında bir geçiş penceresi olduğunu söylüyorlardı bize şimdiye kadar. (J) Doğru. (T) Ama şimdi tornadonun bir boyut dalgası örneği olduğunu söylediler. Ama tornado BH’den KH’ye bir geçişti, üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa değil. (J) İki farklı şey. (F) Doğru ama boyut sınırı geçişi herhangi türde ani bir değişimi temsil ediyor olabilir. (T) Ben de bunu merak ediyorum. Sadece üçüncüden dördüncüye değil, KH’den BH’ye geçiş ve BH’de yeni bir başlangıç anlamına da gelebiliyor mu? Ve dördüncü yoğunlukta tekrar KH’ye geçip geçmeyeceğimiz konusu var. Her zaman BH halinde mi başlanıyor? (F) Hayır, çünkü şu anda bir boyut sınırı geliyor. Bize KH olduğumuzu söylediler sürekli. Boyut sınırının üçüncü yoğunluktan dördüncüye bir geçiş olduğunu söylediler. KH’den BH’ye geçiş olduğunu söylemediler, bunun bizim seçimimiz olduğunu söylediler. (T) Evet ama kasırgayı boyut dalgası olarak tanımladılar ve Oz Büyücüsü’nde kasırga BH’den KH’ye geçişi simgeliyordu. Burada neyi kastettiklerini anlamaya çalışıyorum çünkü bu son derece önemli birşey. (J) “Kırmızı Terlikler” diyorlar sürekli, kasırga değil. (T) Ama daha şimdi söylediler. Kasırga denen şey dalga. (F) Bence bu tamamen farklı bir konu. (T) Ama aynı semboloji. Kasırga onu bir noktadan başka bir noktaya götürdü ve Terlikler onu tekrar A noktasına geri getirdi. İki farklı kavram. (F) Pek çok karmaşık husus var. Ama birleştirmenin bir yolu olmalı. “Terlikleri hatırlayın” dediler. Eve gitme yolunun her zaman mevcut olduğunu söylediler. Glenda Dorothy’ye şöyle diyordu: “Oo, hayır canım, her zaman eve gidebilirsin. Tek yapman gereken ‘İnsanın evi gibisi yok’ demen.” (J) Evet, ama o terlikleri giymen gerekiyor&#8230; (S) Kasırga veya dalga beşinci yoğunluğa gidiş gibi işliyor olabilir. Dorothy’nin pencereden olan bitene bakışı bir enkarnasyon incelemesine benziyor. (T) Hayatı gözünün önünden geçti. (F) Evet, boyut sınırı geçişi sırasında pek çok zorlu şeylerin olacağını söylediler. Şimdiye kadar rastladığımız kavramların hepsi çok ilginç. (J) Gerçeklikteki köklü bir değişim. (T) Evet ama filmde Dorothy için bu kasırga yıkıcı bir olaydı, her ne kadar onu fiziksel olarak incitmediyse de. (J) Evet, öyle söylendi. (F) Korktu&#8230; (T) Evet, ama bu zihinsel birşey&#8230; Zihinsel olarak incindi. Fiziksel olarak incinmedi. (F) Üzerinde düşünülebilecek bir diğer şey de, Dorothy’nin tüm film boyunca hiç fiziksel olarak yaralanmaması. Tüm tehlikelerden hiç incinmeden çıktı. Bir şekilde cadı onun terliklerini hiç çıkaramadı&#8230; (T) 1939’da çekilmiş. Eğer film 1995’de yapılsaydı, makineli silahlar, füzeler, elektrikli testereler, ölüler olurdu. Ve hala istediği zaman geri dönebilecekti. Düşünsene, Dorothy Terminatör’le karşılaşıyor. (L) Dorothy ve Teksas Katili. (S) Dorothy Elm Sokağı’na gidiyor. [Kahkaha]. (T) Çocuk masalı ile Stephen King kabusu arasında bir geçiş. (F) Tutucular Oz Büyücüsü’nü şiddetle eleştirdi. (L) Gerçekten mi? Neden? (T) Satanik diye. (F) Evet, bunu Hollywood’un insanları Hıristiyanlıktan ve muhafazakarlıktan uzaklaştırma çabası olarak tanımladılar. (T) Oz Büyücüsü tutucular için kötü. (F) Çünkü Kansas’a dönmek için İsa’nın kanına ihtiyacın yok. (L) Sanırım Sindrella da bu yüzden siyaseten yanlış. (T) Çünkü 60’lardaki tüm sitkomlarda olduğu gibi bir ayağı yerde uyumadı. (J) Nasıl yani? (S) Oz’dan sitkomlara mı geçtik? (J) Bence mecazları karıştırıyorsun. (S) O Uyuyan Güzel’di. (T) Evet, kutudaki Uyuyan Güzel. (J) Ve bir ayağı yerde. (L) Hayır, Pamuk Prenses kutudaydı. (T) Pamuk Prenses kutudaydı. Evet, Disney içinde bir güzelin uyuduğu herşeyi aldı&#8230; (L) Uyuyan Güzel’in bir öpücükle uyandırılması benzetmesini düşündünüz mü hiç? (F) Kurbağaya dönen mi? (L) Hayır! (F) A, evet. Kurbağa bir prense dönüyor. (L) O başka bir benzetme. İnsanın kötü bir cadı tarafından içine sokulduğu ilüzyondan uyanması&#8230; (F) Ve Sindrella. (L) Ve ayrıca tüm bu peri masallarında bunun nedeni bir seçim ve bir bilgi eksikliği&#8230; (J) Rumplestiltskin&#8230; (S) Çirkin Ördek Yavrusu&#8230; (T) Grimm’in tüm peri masalları çok kasvetliydi. Hepsi üzerinde epeyce temizlik yapılmış. (L) Evet, orijinal Sindrella’da üvey kızkardeş terliğe uysun diye ayağının bir parçasını kesip koparıyor ve Prens damlayan kandan bunu anlıyor. (J ve S) Iııı&#8230; İğrenç! (T) Cam terlik ayağını kesmiş olmalı! (L) Bir geçiş sağlayan ayakkabı imgesi&#8230; Kırmızı Terlikler ve Cam Terlikler&#8230; Hmmm&#8230; (T) Bir yere vardık mı? BH’den KH’ye düştüğümüzde Kertişlere şu anda yaptıkları şeyi yapma hakkını verdik. Yani gerçekten bu izni vermişiz. [Molanın Sonu]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tamam.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pekala. Bir noktada biraz kafamız karıştı. Yoğunluk dalgasını temsil eden kasırga, kişiyi üçüncü yoğunluk içindeyken BH&#8217;den KH&#8217;ye mi geçiriyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir yönü de o.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Boyut sınırı yalnızca kişiyi bir yoğunluktan diğerine geçirmekle kalmıyor, aynı zamanda KH ile BH arasında da geçiş yapılmasını sağlıyor, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Mümkün.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani bu Dalga’yı deneyimleyenler, o anda KH bile olsalar, üçüncü yoğunluktan dördüncü yoğunluğa BH olarak geçebilirler, öyle mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bazı geçişlerde bu oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani 3. yoğunlukta veya 4. yoğunlukta insanlar BH ile KH arasında geçiş yapabiliyor&#8230; Boyut sınırı veya yoğunluk dalgasının bu geçişinde tüm bu seçenekler mevcut mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dalganın yönelimine göre yukarıdakilerin hepsi mümkün.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki yaklaşmakta olan dalganın yönelimi nedir? Özellikle bizi 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa taşımak mı? Bu dalganın işlevlerinden biri bu mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Bunu söylemiştik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu dalganın bizi 3. yoğunluktan 4.’ye taşıyacağını söylemişlerdi. Görünüşe göre dalgalardan bazıları BH&#8217;den KH&#8217;ye geçirebiliyor. (T) Bu dalga geçerken, dalganın yönelimi bireyden bireye değişiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Deniz dalgalarıyla karşılaştırın. Dalgalar tüm doğanın dokusunun bir parçası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Dalganın tepesinde veya dalgalar arasındaki boşlukta olmayla da ilgili birşey mi bu? Dalganın üzerinde nerede bulunduğunla?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa geçiş sağlayan bir dalga, bu dalga geçerken sen onun neresinde olursan ol aynı etkiyi yapar, doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) İnsanları KH&#8217;ten BH&#8217;ye ve tersine taşıyan dalga için de geçerli mi bu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Veya dalganın &#8220;altında da&#8221; kalabilirsin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Dalganın altında mı? O zaman hiç hareket edemezsin. (L) Dibe batıp boğulursun ve okyanus çorbasının bir parçası olursun. (T) Sebze çorbası mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tavuklu Erişte. [Gülüşme.]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer alta gidersen okyanusa gömülüp tüm döngüye baştan başlayacağını düşünmekte haklı mıyım?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: O kadar basit değil.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Bunun hiç basit olmadığını düşünmüştüm ben de. (T) Buna hiç girmeyelim. Ben hala BH&#8217;den KH&#8217;ye geçişi anlamaya çalışıyorum. Dorothy hakkındaki filmden bahsediyorsunuz. Filmde ona istediği zaman &#8220;eve gitmek istiyorum&#8221; diyerek veya buna benzer bir yolla eve gidebileceği söyleniyordu. Bu yöntem isterik nöbetler ve karmaşa içinde yaşayıp nadiren gelen bu dalgayı beklemekten çok daha kolay. BH&#8217;ye geri dönebilmemiz için 300.000 yıl burada takılmaktan daha kolay ve basit bir yol yok mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elbette!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Tamam, şimdi birşeye yaklaşıyoruz. Nereye doğru gidiyoruz? Yani bunu yapmanın bir yolu var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Durun bir saniye, 4. yoğunluğa hemen şimdi gitmeye hazır mısınız?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Evet, ben hazırım. Hemen şimdi. Eğlence başlasın! JR, eve gidince kedilere mamalarını verirsin! (L) Hemen çekip gitmek, sorumluluk ve anlaşmalarını terk etmek bile KH. (T) Evet, ama 4. yoğunluk KH olmayı tercih ederim! (S) Sen ve Kertenkeleler! (T) Hayır hayır, hemen gitmeye hazır değilim çünkü burada isteniyorum! Her neyse, demek yoğunluk değişim dalgası bu dönüşümü gerçekleştirmenin tek yolu değil, doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir fikir sunuldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Ve biz de belirli bir frekans oluşturarak dalga geçtiği sırada mümkün olduğu kadar çok kişiyi öteye geçirmek için buradayız ve burada bulunmamızın başka hiçbir amacı yok&#8230; öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu özgür iradeye müdahaleyi ima ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Burada bir frekans oluşturuyoruz ve diğerleri de bize katılıp katılmayacakları konusuna bir seçeneğe sahip oluyor&#8230; Bu arada, şunu merak ediyorum: Oz Büyücüsü&#8217;ndeki Munchkin&#8217;ler (cüceler) kimi temsil ediyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 2. yoğunluk varlıklar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Cadının askerleri kimi temsil ediyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Nefalim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Otuz altı milyon Nefilim’in Kertişlerin adamı olarak buraya gelmekte olduğunu söylemiştiniz. Konfederasyonun savunma için benzer sayıda bir gücü var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Biz o şekilde çalışmıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Onlarla kendimiz mi savaşmak zorunda kalacağız?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dorothy’yi hatırla&#8230; Glenda bizim gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki Büyücü kim? Canavar veya ABD Devleti mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. İlüminati.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Maymunlar Grileri mi temsil ediyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Su cadıyı yok etti ve cadı Kertişleri temsil ediyor. Bu durumda biz de Kertişleri yok edebilir miyiz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bilgi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama gezegende bilgiye sahip çok az kişi var. Haklı mıyım?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ne demek istiyorsun? Vakit geldiğinde herkes.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani zamanı geldiğinde, otuz altı milyon Nefilim’in karşısında tüm gezegen olacak. Gelişleri herkesi uyandıracak mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elbette.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ve bilgiye sahip olanlar bunu diğerlerine yayabilir&#8230; Herkes onları dinleyebilir&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdi yukarıdaki bilgilerin pek çoğunu açıklayan, daha yakın tarihli bir celseden bir alıntı yapalım:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">28 Ağustos 1999</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Elimde bu kitap var: Marcia Schafer&#8217;ın yazdığı “Confessions of an Intergalactic Anthropologist” (Galaksiler Arası Bir Antropoloğun İtirafları) ve içinde epey bir kanallama materyali var. Söylediği şeylerden biri şu: &#8220;Yılan, bilgelik ve yüksek öğrenme ile bağdaştırılır ve mistik çevrelerde çoğu zaman oldukça saygın bir yeri vardır.&#8221; Yılanın bilgelik simgesi ve yüksek öğrenmeyle ilgili olduğu fikri üzerine bir yorum rica ediyorum, bu gerçekten de yılanın sembolize ettiği şey mi? Oysa kadim metinlerde yılan kötü niyetli, baştan çıkarıcı şey olarak temsil edilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yılandan gözlemcinin bakış açısına göre  bahsedilmiş ya da bahsediliyor. Belki de gözlemci yaşadığı deneyimden çok etkilendi. Sizin ölçümünüzle 7000 yıl önce bir çölde ya da büyük bir ormanda yaşıyorken, bu sürüngen &#8220;ahbaplar&#8221; gümüşi nesneler içinde gökyüzünden inip binlerce yıl sonrasından teknoloji harikaları gösterip, bir de tüm bunların üstüne size kalkülüs, geometri ve astrofizik öğretseler, etkileyici olmaz mıydı?!?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gerçekten de olan bu muydu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Aslında insanlığın tarihini yazmaya çalışma meselesinde çözmeye çalıştığım sorunlardan biri de bu. Anladığım kadarıyla ya da şöyle diyeyim; literatürden anlamaya çalıştığım kadarıyla &#8220;Cennetten Düşüş&#8221; öncesinde insan soyu 4. Yoğunluk durumunda yaşıyormuş, bu doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yarı yarıya doğru. Zaman/uzay sürekliliği anlamında başka bir alemde 4. Yoğunluk.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki o halde döngünün bir parçası olarak alem/boyut değişikliği oldu; çeşitli seçimler yapıldı.  Tabiri caizse insan soyu &#8220;altın&#8221;ın peşinde kapıdan içeri girdi ve yine tabiri caizse &#8220;dişi enerji&#8221; yanlış tarafa yönelip Kertişlerle ittifak kurdu. Söylediğiniz şey bu. Bunun bazı sonuçları oldu: DNA parçalanması, DNA&#8217;nın ilk on unsurunun yokoluşu, beynin yarımkürelerinin birbirinden ayrılması…</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunun tek bir sebebi var: Çamurun içinde oynarsan kirlenirsin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İnsanı çamurda oynamaya iten şey neydi? Ne oldu da buna karar verdiler? Bir keresinde &#8220;arzuya dayalı dengesizlik&#8221; demiştiniz bunun için. Neye duyulan arzuydu bu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Artan fiziksellik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Artan fizikselliğe duyulan arzunun gayesi neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Duyumsama. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Duyumsama ilk olarak nasıl deneyimlendi? Bu varlıklar fizikselliklerini artırırlarsa daha fazlasını yaşayabileceklerini mi düşündüler? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Deneyimlenmedi. Gösterildi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Nasıl ve kim tarafından gösterildi? Kertişler mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Temel olarak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ne şekilde gösterildi peki? Şöyle mi dediler: &#8220;işte burda, bakın, bir deneyin!&#8221; Ya da şunu sorayım: Gösterip yaptılar mı? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İkincisi daha yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yapıyorlar, deneylerde bulunuyorlar, oyunlar oynuyorlar ve şöyle mi diyorlardı: &#8220;Bakın, ne yapıyoruz, harika bir şey, gelip denemek istemez misiniz?&#8221; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Pek öyle değil. Daha çok şöyle: &#8220;Bizde bu var. Ve bu sizde de olabilir.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Bu sizde de olabilir&#8221; dediklerinde bu kadar arzu edilir gibi görünen şey neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayal gücünüzü kullanın!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Herhangi bir anlayış var mıydı? Artmış fiziksellik vaadi Set tarafından aklı çelinerek Osiris&#8217;in kendi tabutuna gönderilmesi gibi miydi? Ki sonrasında tabutun kapağını çivilerle kapatıp onu içeri kilitlediler… </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Böylesi bir anlayışta bir eksiklik olduğu açık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kulağa oldukça naif geliyor! Bu anlama kıtlığı bilgi eksikliğinin bir yansıması mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elbette. Daha ziyade, arzunun araya girişi&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam. &#8220;Düşüş&#8221; yaşandı. Görünüşe bakılırsa ve bazı arkeolojik çalışmaların da gösterdiği gibi binlerce yıl boyunca varoluşlarına huzur hakim oldu ve tanrıça ya da dişi yaratıcı güçlere tapınılan güzel bir tarım toplumu vardı. En azından, günümüzdeki kitapların pek çoğunun anlattığı bu… </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Bu olaylar sizin ölçümünüzle 309000 yıl önce oldu. &#8220;Modern insan&#8221; adını verdiğiniz soyun ilk prototipi yaratıldığında yani. Kontrol odakları için bedenler hazırdı, sadece içine &#8220;atlamayı&#8221; kabul edecek doğru ruh matrisine ihtiyaç vardı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde bahsettiğiniz bu zamandan önce, yani bu önceki Cennetsi durum…</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 4. Yoğunluk gibiydi daha çok.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama bu fizikselliğin bir derece de olsa mevcut olduğunu ima ediyor. Günümüzdeki insanlarınki gibi görünen bedenler anlamında bir fiziksellik söz konusu muydu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Pek değil. Cevaplayamayız çünkü anlayamayacağınız kadar karışık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu şu anlama mı geliyor: Yaşananlar, gerçekleşeceğini varsayarsak, 4. Yoğunluk varlıkları olarak geçeceğimiz muhtemel bedenler de yine anlayamayacağımız kadar karmaşık mı? Bu düşüş öncesi 4. Yoğunluğu andıran durum, fiziksel bedenler bakımından çok karmaşık olduğu için anlayamayacağımızı söylüyorsunuz. Eğer 4. Yoğunluğa geri dönmek bir şekilde 4. Yoğunluktan gelmek gibiyse, geri döneceğimiz durum da şu anda anlayamayacağımız kadar karmaşık, öyle mi? Bu daha önce bahsettiğiniz fizikselliğin değişkenliği ile mi ilgili?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu düşüş öncesi durumda herhangi bir şekilde Yaratıcıya tapınma ya da dini bir aktivite var mıydı, bu Cennetsi, 4. Yoğunluk durumunda?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kişi konuyla ilgili ipuçlarına sahipse buna gerek yoktur. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Burada ulaşmaya çalıştığım, anlamaya çalıştığım şey tanrıçaya ibadetten tanrıya ibadete geçiş.  Dişil döngüler olarak ifade edilen döngüsel zaman anlayışından, eril ilke olarak tanımlanan lineer zaman anlayışına geçiş. Bana öyle geliyor ki bunlar zaman içinde Kertişlerin bize empoze ettikleri fikirlere sebep olan kavramların tersine dönme evreleriydi ve bin yıldır bu doğrultuda işliyor. Yaygın deneyim şu şekilde ifade buluyor: Seni kurtaracak senin dışında bir şey bul ve inan, aksi takdirde lanetlenirsin çünkü dünyanın sonu gelecek ve yargılanacaksın. Tüm bunları yapmalarının nedeni, gelip bizim “Kurtarıcılarımızmış” gibi davranacakları ve yönetimimizi ellerine geçirmeye çalışacakları sürece hazırlık. Burada ele almaya çalıştığım konu bu. Neye ibadet edildiğini öğrenmeye çalışıyorum. Tamam, bu insanlar Cennetten düştüler, ama bazı açılardan orijinal kavramlara oldukça yakındılar hala. Tanımladığınız şekilde fiziksel bedenlere girdiklerinde evrene dair kavrayışlarının derecesi neydi? O noktada anlayışlarını biraz olsun koruyabilmişler miydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sizin mevcut durumunuzdaki normal kavrayışınız baz alındığında, ciddi bir kafa travmasından sonra kişinin anlayış durumu nasılsa öyle.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde travmatize oldular; belki bölük pörçük bir şeyler hatırlıyorlardı ama bir anda büyük bölümünü yitirdiler. Hatta binlerce yıldır bir &#8220;koma&#8221; durumuna bile girmiş olabilirler. Ama uyandıktan sonra, kafalarında dönüp duran o bölük pörçük bilgilerle, parçaları bir araya getirmeye başlayabilirlerdi. Yani hepsini bir araya getirmeye başladılar. Etraflarını saran kozmozla ilgili olarak bir araya getirdikleri ilk parça neydi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Seks. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Seksle ilgili olarak ne karar verdiler ki? Yani, demek istediğim seks zaten vardı, yapıyorlardı vesaire. Kastedilen bu mu? Yoksa kozmozu seks olarak mı anlıyorlardı? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Daha çok birincisi. Sonuçta sizi en başta tüm bu karmaşanın içine koyan şey seksti! Yaptıkları pazarlama işini gözünüzün önüne getirin: &#8220;Bakın, ne kadar eğlenceli! Denemek ister misiniz?!? Hay aksi, size geri dönüş olmadığını söylemeyi unuttuk!&#8221; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gerçekten anlamakta zorlanıyorum. Bir şekilde hep ima edilen önemli bir konu, tamam, biliyorum. Ayrıca bütün dinlerde ve mitolojilerde doğrudan sözü de ediliyor ama seksin nasıl olup da bir &#8220;düşüş&#8221;ün yöntemi olarak kullanıldığını anlamıyorum. Bunun yöntemi nedir? Sekste ne tür bir enerji üretiliyor? Nasıl üretiliyor? Bu enerjinin kullanılması veya yanlış kullanılması kavramı nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Fiziksel anlamda bir tür kendi kendini tatmin kavramının sunuluşu. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pek çok kere, ideal olanın, fiziksellik ile ruhsallığın mükemmel bir dengede olmasıdır demiştiniz. Pek çok kere söylendi bu. Şimdi, fiziksel bedenin kendini tatmini nasıl olur da kişinin tuzağa düşmesinin yöntemini oluşturur? Güzel bir şeye bakmak da haz değil midir? Güzel bir şeye bakmak, müzik gibi güzel bir şeyi dinlemek, sevilen kişinin teni ya da ipek gibi dokunması zevk veren bir şeye dokunmak yanlış mı, günah mı ya da düşüşün bir şekli mi? Üstelik insanoğlunun zevk aldığı bu tür şeyler çoğu zaman onları spiritüel bir hale yükseltir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Burada anahtar husus sahip olmak. KH&#8217;de sahip olursun. Güzel çiçeklerle, ipekle ya da bir başkasının teniyle etkileştiğinde ama sahip olmaya çalışmadığında&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bana öyle geliyor ki seks de dahil olmak üzere tüm bunları sahip olma ihtiyacı ya da arzusu olmadan, sadece vermek amacıyla deneyimlemek mümkün. Ki bu durum neden bir &#8220;düşüş&#8221; nedeni oluyor hala anlamıyorum. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer arzulanıyorsa, o zaman mekanizma vermek üzerinden işlemez. Mideye vermek iyi olur düşüncesiyle mi çikolata yersiniz? KH&#8217;de, ki sizin aleminizin bir KH alemi olduğunu unutmayın, kişi vermenin ortaya çıkardığı hoş duygulardan dolayı verir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şöyle de denemez mi: Eğer varolan herşey Tanrı&#8217;nın bir parçasıysa, ki buna beden de dahil, kişi vermeye çok fazla takılmadan bedene bir şey verirse bu &#8220;Herşeye&#8221; bir şey vermek sayılmaz mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Süreci açıkla. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Örneğin acı çekmekten hoşlanan insanlar var. Bedenin günahkar olduğunu düşünüyorlar. Kertişlerin kurumsallaştırdığı büyük şeylerden biri bu. Yüzyıllarca insanların eziyet çekmesini istediler, seksi, güzel ve arzu edilir olan herşeyi reddetmek gerekliliğini ve bu ızdırabın tadını çıkarmayı önemli bir konu haline getirdiler. Ve aslında, kişiyi&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer ızdırap çekmenin arayışındalarsa, bunu gelecekte onları bekleyen bir ödül için yapıyorlar. Sonunda bir şeye sahip olmayı arzuluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Söylemeye çalıştığım şu: eğer kişi yaptıkları ve oluşuyla, sadelik içinde, sadece OLURSA ve yaptığı herşeyde, örneğin sokakta yürürken havayla, gün ışığıyla, kuşlarla, ağaçlarla ve diğer insanlarla bir oluyorsa, bu bir olma durumu, tüm bunları deneyimlemesi için kendini evrene kanal olarak sunduğu için, bir yerde evrene bir şeyler vermek anlamına gelmez mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer kişi bu &#8220;bir oluşu hissediyorsa&#8221;, hayır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neysek oyuz. Doğa doğadır. İlerleme ilerlemedir. Ve eğer insanlar sadece biraz gevşeyip dürüstçe ne ya da kimseler öyle olurlarsa ve başkalarının özgür iradesine müdahale etmeden doğalarının gerektirdiğini yaparlarsa, bu herhangi bir beklenti ya da arzuyla bir şeyler yapmaktan daha saf bir varoluş şekli değil midir; sadece OLMAK, istememek… sadece OLMAK? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama KH bunu yapmaz. Hepiniz KH&#8217;siniz. Öyle olmasaydı, şu an olduğunuz yerde olmazdınız. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (A) KH modunda mutlu olanlar var, bir de KH modundan çıkmaya çalışanlar… </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: BH adayları. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (A) Ve BH adayları sadece OLMAK gibi bir seçeneğe sahip değiller, teorik olarak bile değiller çünkü o zaman KH onları yer.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neden hayır?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: KH bir protokole göre yemez. KH istediği herşeyi yer, eğer yiyebiliyorsa.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Söylediğimiz de bu. KH dünyasında bir BH adayı isen, temel olarak savunmasızsındır ve KH seni yer. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C:Hayır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neden? BH&#8217;yi kullanılamaz ya da &#8220;yenilemez&#8221; yapan nedir? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Frekans rezonansının uyumlu olmaması.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (A) Ama o zaman sadece herşeyi ve herkesi sevmemizi söyleyen tüm o insanlar haklı. Sadece ol, sev, hiç bir şey yapma, herşeyi Kertişlere ver… Haklılar! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, çünkü onların motivasyonları KH.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Herkesi ve herşeyi sevmek ve sadece vermek nasıl KH olabilir ki?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İyi hissettiriyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde, bunu yapmak istiyorlar çünkü iyi hissettiriyor, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İstemek bir KH kavramıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O zaman şunu söylüyorsunuz, işin sırrı hiç bir şeye, hiç kimseye bağlanmamak, hiç bir şey yapmamak ve sadece hiçliğin içinde yok olup gitmek mi? Düşünmek yok, istemek yok, yapmak yok, hiçbir şey yok! </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Eğer KH iseniz, bu size uymaz ama eğer bunu gerçekten yaparsanız bu enerjinin uyumlu olduğu bir BH gerçekliğine reenkarne olursunuz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama eğer hiçbir şey haline gelirsen nasıl reenkarne olursun? Bu arada, &#8220;reenkarne&#8221; olmaktan bahsetmeniz bir beden içinde olmayı çağrıştırıyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hiçlik olmazsın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ama enkarne olmak bir beden içinde olmak anlamına gelmiyor mu? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Başka bir yoğunluğa geçmenin illa ki bir beden içinde olmayı gerektirmediğini mi söylüyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. Ama 4. Yoğunluk BH kısmen fizikseldir. Tüketmez ve sahip olmaz. Kafanız karışık çünkü BH adayı olmak için BH olmanız gerektiğini düşünüyor gibi görünüyorsunuz. KH&#8217;siniz ve reenkarne olmadıkça ya da yoğunluk sınırı geçişinde dönüşmedikçe başka türlü olamazsınız.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dalga’nın diğer çeşitli yönlerini ortaya koyan bir sonraki tartışmaya geçerken, mitolojik arketipler konusuyla olan garip bir benzeşime rastlıyoruz.</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">The Hero with a Thousand Faces</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’da Joseph Campbell, Kahraman Yolculuğu’ndaki ilk evrelerden biri olan “maceraya çağrı”yı tanımlıyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Uzun, çok uzun zaman önce, dilemenin hala bir sonuç verebildiği zamanlarda, kızlarının hepsi çok güzel olan bir kral yaşamış. Ama en küçük kızı o kadar güzelmiş ki, pek çok şey görmüş olan güneş bile onun yüzüne parladığı her defasında hayretler içinde kalıyormuş.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu kralın şatosuna yakın bir yerde büyük karanlık bir orman varmış ve ormanda yaşlı bir ıhlamur ağacının altında bir pınar varmış. Hava çok sıcak olduğunda kralın küçük kızı ormana gidip serin pınarın kenarında otururmuş. Vakit geçirmek için bir altın topu havaya atar, sonra da yakalarmış. En sevdiği oyuncağı buymuş.</span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-86.jpg"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignleft" style="margin-right: 10px;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-86.jpg" alt="" width="319" height="450" /></span></a></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Birgün havaya attığı altın top Prenses’in havadaki küçük eline değil de yere düşmüş ve doğrudan suya yuvarlanmış.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Prenses topu takip etmiş ama top gözden kaybolmuş. Pınar o kadar derinmiş ki dibi görünmüyormuş. Bunun üzerine Prenses ağlamaya başlamış ve giderek daha fazla gürültüyle ağlamış. Teselli bulamamış. Bu üzüntü içindeyken birinin ona seslendiğini duymuş: “Sorun nedir Prenses? Öylesine ağlıyorsun ki, bir taş bile senin haline üzülür.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Prenses sesin geldiği yere dönmüş ve tombul çirkin kafasını suyun üstüne tutan bir kurbağa görmüş. “Ah, sensin yaşlı Su Cumburlopu. Pınara düşen altın topum için ağlıyorum.”</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sakin ol, ağlama” diye yanıt vermiş kurbağa. “Sana kesinlikle yardımcı olabilirim. Ama eğer oyuncağını sana geri getirirsem bana ne vereceksin?”</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ne istersen sevgili kurbağa. Elbiselerim, incilerim ve mücevherlerim, hatta taktığım altın taç.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kurbağa: “Elbiselerini, incilerini ve mücevherlerini ve altın tacını istemiyorum. Ama eğer bana bakarsan, arkadaşın olmama, küçük masanda yanına oturmama, küçük altın tabağından yememe, küçük fincanından içmeme, küçük yatağında uyumama izin verirsen, eğer bana bunlar için söz verirsen hemen gidip altın topunu getiririm.”</span></p>
<p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Tamam” demiş Prenses. “İstediğin herşey için söz veriyorum, yeter ki topumu bana geri getir.” Prenses içinden de şöyle geçiriyormuş: “Bu küçük kurbağa nasıl da konuşuyor! Oradaki suyun içinde yaşıyor ve asla bir insanın arkadaşı olamaz.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kurbağa Prenses’in sözünü alır almaz kafasını batırıp suya dalmış. Bir süre sonra da ağzında topla geri gelmiş ve topu çimene atmış. Prenses güzel oyuncağını görünce çok sevinmiş. Topu alıp kaçmaya başlamış. Kurbağa “Bekle, bekle” diye seslenmiş. “Beni de yanına al; ben senin gibi koşamam.” Prensesin arkasından nefesi yettiğince bağırmasına rağmen, Prenses hiç umursamayıp aceleyle eve gitmiş. Herhalde pınara geri zıplamış olan zavallı kurbağayı da kısa süre içinde tamamen unutmuş.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bir maceranın başlama biçimlerine bir örnektir. Görünüşe göre tamamen tesadüfi bir şekilde yapılan bir hata, umulmadık bir dünyanın kapılarını aralar ve birey tam olarak anlaşılamayan güçlerle bir ilişkinin içine çekilir. Yapılan hata kadersel bir başlangıç olabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu peri masalında topun kaybolması prenses için birşeyin yaklaşmakta olduğuna dair ilk işaret. Kurbağa ikinci işaret ve unutulan söz de üçüncüsü. &#8230; Kurbağa, yani küçük ejderha, başı Dünya’yı tutan ve cehennemin yaratıcı yarı-tanrısal güçlerini temsil eden yeraltı şeytanının küçük bir temsilidir. (Campbell, 1949)</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunun konumuzla nasıl bir bağlantısı mı var?</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Maceranın habercisi genellikle karanlık, iğrenç veya korkutucudur ve insanlar tarafından kötü diye tanımlanır. Bu haberci takip edildiğinde, gündüzün duvarları içinden mücevherlerin parıldadığı bir karanlığa doğru bir yol açılır. Veya haberci kendi içimizdeki bastırılmış içgüdüsel yaratıcılığın hayvani bir temsili veya örtülü, gizemli bir varlıktır; bilinmeyen. &#8230; İster hayal ister efsane olsun, bu maceralarda aniden ortaya çıkan ve biyografide yeni bir dönemi, yeni bir aşamayı temsil eden kişiyle ilgili karşı konulmaz bir çekicilik atmosferi vardır. Yüzleşilmesi gereken ve (bilinçli kişilik açısından gizemli, şaşırtıcı, hatta korkutucu olmasına rağmen) bilinçaltına bir şekilde çok aşina gelen şey kendini belli eder ve daha önce anlamlı olan şeyler garip bir şekilde anlamını yitirir: altın topun kuyuda kaybolmasıyla birlikte kralın çocuğunun dünyasının anlamını yitirmesi gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ardından, kahraman bir süre sonra kendi normal işlerine dönse de bunlar artık tatsız gelebilir. Çağrı artık karşı konmaz hale gelinceye kadar işaretlerin gücü artmaya devam edecektir. (Campbell, 1949)</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görünüşe göre Dalga’nın gelişiyle ilgili olarak da böyle sembolik bir haberle karşı karşıyayız&#8230;</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">18 Mart 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) JR ve benim bir sorumuz var. Hilliard kurbağaların gezegenden kaybolduklarını söyledi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ozon tabakası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ozon tabakasının incelmesinden dolayı kızarıyorlar mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kızarmak mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: [Gülüşme] (L) Kurbağa bacağı isteyen? (J) Nereye gidiyorlar? (T) Ozon tabakası seyreliyor ve onlar da bunun etkilerini ilk yaşayanlar mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Nereye gidiyorlar? (T) Bir yere gitmiyorlar, ölüyorlar. (F) Üreyemiyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (B) Derileri çok hassas. (T) Yakında hepimizi etkilemeye başlayacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Herşey gerçeklikleri birleştiren dalganın etkileri.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer kurbağalar üzerinde bu etkiyi yapıyorsa, daha da güçlendiği zaman bizim üzerimizde nasıl bir etki yapacak?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bekleyin ve görün.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Hadi ama! Bu kulağa pek hoş gelmiyor. Bu konuda bize biraz daha bilgi vermeniz gerekmiyor mu? Bir ipucu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: [Gülüşme] (T) Ozon tabakasının erimesinin, yaklaşan dalganın doğrudan bir sonucu olduğunu mu söylüyorlar? (J) Evet, aynen öyle! (T) Florokarbonlardan dolayı değil mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yanlış yorum, cümleyi dikkatli bir şekilde tekrar inceleyin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Ozon tabakasının seyrelmesi, frekans değişiminin bir parçası mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Birleşen gerçekliklerle ilişkili.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dalga gerçekliklerin birleşmesine mi neden oluyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: &#8230;Ve üçüncü yoğunluğu çok çeşitli şekillerde etkileyen şeylere neden oluyor ve böylece çemberi kapatıyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu yalnızca bir belirti mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Ama ozon kaybı ile yaklaşan Dalga arasındaki ilişki&#8230; belki de Dalga ozon kaybına doğrudan neden olmuyordur. Belki Kertişler Dalga’nın yaklaşması nedeniyle acı meydana getirmek ve ortaya çıkan negatif enerjiden beslenmek için insanların ozon tabakasının kaybına neden olacak şekillerde davranmasına neden oluyordur. Yani Dalga Büyük Döngü’nün kapanması için meydana gelmesi kaderleşmiş olan şeylere neden oluyor olabilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Kurbağaların ölmesi de bunun bir parçası mı? Zavallı küçük kurbağalar&#8230; Kurbağaları severim&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: &#8220;Gezegensel Değişimler&#8221; de bunun bir parçası. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Ozon tabakasının seyrelmesi, bu denklemde dalganın işlevi için gerekli bir unsur mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Üçüncü yoğunlukta önemli.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu son söylenen şey çok ilginç. Kasyopyalılar Ozon tabakasının seyrelmesinin bir nedenle</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>gerekli</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">olduğunu, bu fenomenin yeni oluş durumuna bir etki edeceğini, hatta belki önemli bir etki edeceğini söylüyor gibi görünüyor. Bu bölümün başındaki bir alıntıyı hatırlayın:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: DNA çekirdeği karbonla ilişkili henüz keşfedilmemiş bir enzimdir. DNA&#8217;nın ilk on faktörü ışık dalgalarıyla yakılmak suretiyle iptal edildi. O noktada omurganın tepesindeki yumru da dahil olmak üzere pek çeşitli fiziksel değişimler meydana geldi. Tüm bu değişimler eteriğe de yansıdı. Işık dalgasıyla değiştirme.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Işık dalgaları DNA&#8217;yı etkiliyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ozon tabakasındaki değişiklikler, güneşten gelen ve atmosferden geçen radyasyon miktarındaki bir farkı yansıtıyor. Ama devam edelim:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Yani üçüncü yoğunluktan dördüncüye doğal ilerleyişin bir parçası, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: &#8220;Yansıma&#8221; kelimesini kullanmayı deneyelim, bakalım bu zihninizdeki &#8220;ampülleri yakacak mı&#8221;? Üçüncüden dördüncüye ve tersi. Gelen dalga, üçüncü yoğunluktan dördüncüye bir dönüşüm. Dolayısıyla da dalganın yaklaşması nedeniyle meydana gelen olaylar, yoğunluklar ve gerçeklikler arası değişikliklere neden oluyor! Üçüncü yoğunlukta üçüncü yoğunluk açıklamaları olan değişiklikler göreceksiniz, ama aslında bunlar dalganın yaklaşmasının bir etkisi; siz bunları üçüncü yoğunluk olarak görüyorsunuz çünkü sizin şu andaki referans noktanız bu! Unutmayın ki herşeyin tüm yoğunluk seviyelerinde bir yansıması vardır ama aynı zamanda dalga geldiğinde de bir birleşme meydana gelir ve bu da boyut sınırı geçişidir!!!!!!</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gezegenimizde meydana gelen herşeye, çok negatif ve rahatsız edici olarak algıladığımız şeylere, Dalga’nın “çekilme aşaması” olarak bakmamız gerekiyor muhtemelen. Negatif güçler çok zarar verici olmasına niyet ettikleri birşeyi uygulamaya koyduklarında, bu şey içsel olarak BH kalıbına göre yapılanmış bireylerle etkileşime girdiğinde, negatif eylem çok faydalı birşey haline gelebiliyor, her ne kadar enerjinin göndericisinin planladığı şey bu olmasa da! “Zehrin bala dönüşmesi” fikri geliyor akla.</span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Duruma bu şekilde baktığımızda ve KH yolunun en büyük zayıflığının yanıltıcı “arzulu düşünüşleri” olduğunu anladığımızda, belki de herşeyin olması gerektiği gibi olmakta olduğunu anlayabiliriz. İstenen sonucu elde etmek üzere Yeterli Temas Potansiyeli Farkı’nın</span></span><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">meydana getirilmesi için önce bir tür kritik negatiflik kütlesine ulaşılması gerekiyor!</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu husus dikkate alındığında ve negatif enerji içsel olarak BH yapılanmasına sahip bireylerle etkileşime girdiği zaman en başta sanki korkunç birşey oluyormuş gibi görünmesine rağmen iyi birşeye hizmet edebilmesi (öldürmeyen darbe güçlendirir) durumu göz önünde bulundurulduğunda, içsel olarak KH yapılanmasına sahip negatif varlıklara birileri tarafından sevgi ve ışık gönderildiği zaman da bunun tam tersinin meydana geldiğinin de düşünülmesi gerekir. KH yapılanmalı varlıklara sevgi ve ışık gönderilmesi onları iyi varlıklar haline getirmediği gibi, onları daha güçlü ve daha kötü hale getiren bir besin işlevi görüyor sadece! Michael Topper “Channeling, UFOs and Positive/Negative Realms Beyond This World” (Kanallama, UFO’lar ve Bu Dünyanın Ötesindeki Pozitif/Negatif Alemler) adlı makalesinde şu tanımlamaları yapıyor:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ne zaman gerçek ve kasıtlı bir negatifliğin olası varlığı yaklaşsa, belirli bir “New Age” zihniyetinin döndüğü alternatif eğilim, bir ölçüde “Hıristiyanımsı” diye tanımlanabilecek taktiğe olan bir eğilimdir: İyi Örnek olma yoluyla, serserileri yaptıklarının yanlışlığını anlayana kadar sevgi bombardımanına tutmak. Bu tür ‘diğer yanağını çevirişler’ elbette pratikte özel bir yöntem olarak kullanılmaktadır çünkü aynı tutum gündelik işlerde nadiren kullanılır. Bu örnek oluşun nispeten samimi olduğu durumda bile, bu tutum ölümcül derecede ahmakçadır, çünkü onlar (KH) “sizin sevginizi istemiyor.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Üst Yoğunlukların negatifliği bilinçli bir negatifliktir; bütünsel yönelim olarak diğerlerinin sevgisinin reddini seçmiştir ve dolayısıyla pozitif olarak yönlendirilmiş iyi niyet ışınlarına gizli bir şekilde “yanıt verecek” bir bilinçaltı alıcılık kalıntısına sahip değildir (bu ışın aynı iyi niyetli yol göstericiliği hayatın diğer tüm alanlarında tutarlı bir şekilde uygulayan samimi bir iradeden çıksa bile).</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gerçekten de burada bundan daha derin bir anlam vardır. Bu tür nadir ve gerçekten ruhsal olan negatiflik karşısında böylesine geleneksel bir yol göstericiliğin benimsenmesi basit bir “başarısızlıktan” daha kötü sonuçlar doğuracaktır. Ruhsal ilkeler ve dini kurallar geniş bir bağlamda değerlendirilmeli ve bilincin adapte edilmesi gereken üst seviyelere “özgü” bilgi türlerine göre geliştirilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu noktada “herkesi aynı şekilde sevmek” ve “tüm varlıkları kutsamak” ilkesinin terk edilmesi gerekmiyor ve “saf ruhsal kötülüğün gerçekten mevcut olması”  hafifletici koşulundan dolayı nefrete ve savaşa dönmenin birden “makul” olduğunu anlamamız gerekmiyor. Evrensel Sevgi bir şekilde her zaman temel bir ilkedir ama [KH varlıklarına] “sevgi titreşimi” yollamak tamamen nafile bir çaba olması yanında, ardındaki felsefe, mesajların korkunç derecede yanlış anlaşılmasına katkıda bulunur&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Peki şimdiye kadar bu yoğunluğa sunulan “düşmanını sev” türündeki genel Öğreti’nin kılavuzluğuna dayalı olarak ne “yapmamız” gerekiyor? Eğer “düşmanını sev” ilkesi, bu masum yaklaşımın meydana getirdiği davete aslında can atan gerçeklik düzlemlerindeki varlıkların oluşturduğu örümcek ağı pususuna düşülmesini muhtemel hale getiriyorsa, bu ilkeyi nasıl yorumlamalıyız, hatta bir bütün olarak Sevgi ilkesini nasıl anlamalıyız?..</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer “Tanrıyı tüm kalbinle sev” şeklindeki ruhsal ilke 3. yoğunluk bilinci için aşina bir referanssa, saf ruhsal negatiflik karşısında bu ilkeler nasıl değerlendirilmeli? Böyle bir koşul, “düşmanlarını sev”, “komşunu kendin gibi sev” gibi doğal emir ve kabullerle nasıl yanyana bulunabilir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sevginin tümsel ifadesini Tek Sonsuz Yaratan’ın Sevgisi olarak kabul ettiğimizde, Sevginin özü, kişisel olmayan, küresel bir değer olarak etrafa dağılır ve bir çaba veya özel bir yönlendirme olmadan her formun kendi iradesine bağlı olarak alacağı veya almayacağı bir şekilde yayılır. Böylece bu sevginin varlığı, çok sayıdaki “pozitif” veya negatif” varlıkların koşullu varlığıyla karıştırılmaz. “Ver ve al” mekaniğiyle de karıştırılmaz. Bu tekniklerin hepsi, 3. seviye psikoloji kompleksinde yaygın olan, zihnin göreceli tanımlamalarıdır ve bu seviyenin psikolojisi Sevgi öğretisini kendi koşullarının sınırlamaları içinde kabul eder ve bu koşullarda anlaşıldığı şekliyle sevgi, “borçluluklar” ve “yükümlülükler”den oluşan boğucu bir kavramsal atmosfer teşkil eder.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu bölümü bitirmeden önce, bu Dalga Olayı’nın ne kadar garip olabileceği ile ilgili bize biraz daha ipucu verecek birkaç alıntı daha yapmak istiyorum.</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Üçüncü Türle Yakın Karşılaşmalar</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">’ın [ç.n. Steven Spielberg’ in 1977 tarihli filmi] sonunu hatırlayın; Bermuda Şeytan Üçgeni’nde kaybolan pilotlar sanki uzaylılar tarafından geri getirilmiş gibi uzay aracından çıkıyorlardı. Az da olsa bir gerçekliği olabilecek tuhaf bir imgelemeydi. Az öncekiyle aynı celseden yapılan şu alıntılara gözatın:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bazı uçakların, insanların ve gemilerin Bermuda Üçgeni&#8217;nde kaybolmasının nedeni nedir? Nereye gidiyorlar ve onlara ne oluyor? Atlantis piramitlerinin zaman zaman EM dalgaları değişimlerine neden olduğunu söylediğinizi biliyorum ama bu insanlar ve şeyler kayboldukları zaman nereye gidiyorlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Paralel gerçekliğe.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu paralel gerçeklik, paralel bir dünyada olmak gibi mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Paralel gerçeklikten neyi kastediyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Koşullara göre değişir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Meşhur Flight 19&#8242;a ne oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hala anlamaya çalışıyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ouuuuu! (J) Ou, aman tanrım! Korkunç! Hala kayboldukları yerdeler. (T) Paralel bir realitedeler&#8230; (L) Zamanın olmadığı&#8230; (T) Okyanus üzerinde, zaman ve mekanın donduğu bir realitedeler, doğru mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Onların düşünce referansıyla; &#8220;kayıp ruhlar&#8221; olmak gibi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Aman tanrım! Zamanda bir noktada &#8220;takılı kalmış&#8221; durumdalar, öyle mi? (J) Aynen öyle.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bingo!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O yerden kurtulup bizim gerçekliğimize geri dönme olasılıkları var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elbette. Unutmayın, dalga yaklaşıyor ve &#8220;yaklaştıkça&#8221; giderek daha fazla sıradışı olaylar meydana gelecek. Örneğin ekin çemberleri.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu insanların o paralel gerçeklikte sıkışıp kaldıkları yerden kurtarılıp asıl gerçekliklerine dönmeleri için herhangi birinin yapabileceği herhangi birşey var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama bunun teknolojisi çok sıkı saklanan bir sır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu sırrı biliyor musunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, ama siz de biliyorsunuz!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ben de mi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Philadelphia Deneyi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Hazır Philadelphia Deneyi&#8217;nden bahsetmişken, bize spesifik ayrıntılarıyla bunun nasıl olduğunu anlatabilir misiniz? Ne tür makineler kullanıldı ve bu makinelerden bir tane nasıl yapabiliriz? [Gülüşme]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Burada bir-iki gün boyunca oturmak mı istiyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Yani bize bunun bilgisini vermeniz bir-iki gün mü alır? (T) Evet, vaktimiz var. Kalem kağıt getirin. Bir diyagramla başlayalım&#8230; [gülüşme]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kısacası, bir EM jeneratörü yapın. [...]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Şimdi Flight 19 hakkında biraz daha bilgi. Birkaç yıl önce bir grup araştırmacı o uçakları bulduklarını iddia etmişlerdi ve sonra da iddialarını geri çekmişlerdi, hatırlıyor musunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Evet. [Herkes katılıyor.]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu size ilginç geldi mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (S) Evet, çünkü buldukları uçaklar kayıp olduğu bildirilen uçaklar değildi. (T) Evet. (L) Bunda ilginç olan nedir? (J) Neden iddialarını geri çektiler? (S) Buldukları uçaklar neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet, olayın ayrıntılarını ve araştırma grubunun üç üyesinin nasıl bir psikiyatrik yardıma ihtiyaç duyduğunu bilseydiniz&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Anlatın!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sabır; anlatıyoruz ama kavrayabilmeniz için yavaş olmamız gerekiyor&#8230; Buldukları şey, tanıma uyan beş uçaktı ve okyanusun dibinde mükemmel bir geometrik şekilde &#8220;dizilmişlerdi&#8221; ama seri numaraları uyuşmuyordu. Şimdi, ilk gizem: beş Avenger uçağının kaybolmasına dair başka bir olay yoktu. İkincisi: Uçakların iki tanesinde, üzerinde numaraların bulunması gereken panellerde &#8220;hiyeroglifler&#8221; vardı ve paneller tuhaf bir ışık yayıyordu. Üçüncüsü: Uçaklardan birini yukarı çıkarmaya çalışırlarken, halata bağlı olan bu uçak gözden kayboldu, sonra tekrar göründü, sonra tekrar kayboldu ve sonra tekrar göründü ve sonunda halattan kurtularak tekrar dibe düştü. Dördüncüsü: Keşif dalgıçlarından üçü, dipteki uçaklardan birinin içinde geçici olarak 2. Dünya Savaşı&#8217;ndan canlı insan görüntüleri gördü ve bunu kamerayla kaydettiler. Son olarak: O zamandan beri uçaklardan üçü kayboldu. Tabi ki tüm bunlar bir sır olarak saklanıyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (S) Acaba o uçaklar nereden geldi? (L) Evet!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Paralel gerçeklik. Gördüğünüz gibi, birşey başka bir gerçekliğe geçtiği zaman, &#8220;düşünce düzlemi&#8221; denebilecek bir duruma girmektedir ve o gerçeklik yanlış algılandığı sürece pencere açık kalmakta ve her tür olasılıkla ilgili algılar geçici olarak somut gerçeğe dönüşmektedir; çünkü düşünce düzlemi maddesi her zaman akışkandır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani gördükleri şey, paralel bir gerçeklikten bir pencere aracılığıyla bizim gerçekliğimize giren bir &#8220;Flight 19&#8243; muydu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu, bizim &#8220;Flight 19&#8243;u kaybetmemizle ilişkili miydi? Gerçeklikler arasında bir alışveriş mi oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gerçekliği etkileyen şey düşünce kalıplarıdır. O pencere açıldığında, geçici olmakla birlikte tüm düşünceler fiziksel gerçeklik haline gelebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani orada o dalgıçların ve araştırmacıların düşünceleri fiziksel gerçeğe mi dönüştü?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ve diğer herkesin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Araştırmadaki herkesin mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gezegendeki herkesin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Araştırmacıların o uçakları bulacağına inanmayanların düşünceleri bile mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Araştırmacılar bulmayı umdukları şeyi buldular, ama herkes haberi duyduğunda, ortaya çıkan hakim düşünce kalıbına göre başka şeyler meydana gelmeye başladı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani biri bulunan şeyin Flight 19 olduğuna inandığında göründü ve biri inanmadığında da kayboldu, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Aman tanrım! (T) Ben habere inanmamıştım&#8230; (L) Demek haklı çıktık! (F) Zavallı üç adamı hastanelik ettik. (T) Uçakların görünmesinin nedeni&#8230; uçaklar tam görmeyi bekledikleri biçimde karşılarına çıktı&#8230; Normalde o şekilde dibe inmiş olamazlardı. Araştırmacılar bundan birşeyler anlamalıydılar. O uçakların dipte düzgün bir dizilimde bulunduğuna dair haberi duyduğumda bu kafamı karıştırmıştı. (F) Birşey dibe batsa bile o şekilde inip sıralanmış olamaz. (T) Kayıtları araştırmaya başladıklarında sahil boyunca şimdiye kadar o uçaklardan 200 tanesinin düştüğünü öğrenmişler. O uçaklardan birini bulduğunu iddia eden bir adam vardı. Ama bulduğu şey Flight 19&#8242;daki uçaklardan biri değildi. Bir sorum var. Flight 19&#8242;u aramaya giden PBY uçağına ne oldu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hala Avenger&#8217;leri bulmaya çalışıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Flight 19&#8242;la aynı paralel gerçeklikte mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Onları bulacak mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: ?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Flight 19&#8242;un mürettebatının algısıyla, aradan ne kadar süre geçti?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hiç.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (J) Yani hiçbir fikirleri yok. (S) Merak ediyorum, acaba bizim zamanımıza mı dönecekler, yoksa onların zamanlarına mı gidecekler?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sizin algınız.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sanırım gerçekliğimizin gerçekten ne kadar tuhaf, harika ve esnek olduğuyla ilgili bir fikir edinmeye başlıyoruz. Belki de bu Dalga bu esnekliği sağlayan birşeydir ve Dalga gelip makrokozmik gerçekliğimizin dalga-formunu çökerttiğinde, belki de farklı gruplar ve inanç sistemleri farklı bazı gerçeklikler oluşturacak. Sadece bir düşünce ve belki de bu insanın ne düşündüğünden ziyade inanç sistemleriyle alakalı birşey. Ama bu başka bir sefere ele alacağımız bir konu. Şu kadarını söylemek yeterli: evet, gerçekten kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz ama genel olarak düşünüldüğü veya standart New Age felsefeleri tarafından öğretildiği anlamda değil.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dalga’yla ilgili sıradaki iki küçük yorum, aynı celseden:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Hristiyan Haçı&#8217;nın derin bir seviyede neyi temsil ettiğini öğrenmek istiyoruz. “Boyut Sınırı Geçişi” ile herhangi bir ilişkisi var mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kertiş dezenformasyon kampanyası, üzgünüz! Haç kelimesi yalnızca İngilizcede aynı zaman da “geçiş” anlamına gelir. [ç.n. cross]</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir terapist arkadaşım gelmişti ve geçirdiğim bir araba kazasından sonra üzerimde çalışırken çok garip şeyler deneyimliyordu. Şu soruyu sordu:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (S) Laura üzerinde akupunktur noktalarını tutarken neden sanki kızarıyormuşum gibi fena şekilde terliyorum? Kanallama yaptıkları bu odada sadece bulunmam bile yoğun bir şekilde terlememe neden oluyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çünkü dalganın yaklaşmasıyla ilgili değişiklikler geçiriyorsunuz.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bunu meditasyon sırasında, Kasyopyalılarla iletişim kurma sırasında ve bazen Kasyopyalıların bahsettiği bazı kavramlar hakkında düşünürken kendi kendime oldukça sık deneyimlediğimi belirtmeliyim. Şiddetli bir ateş geçirir gibi oluyorsunuz ama bu tür durumlarda dereceyle kontrol yaptığımda termometrede hiçbir şey görünmüyordu. Ama bana dokunan herkes de terlemeye başlıyordu. Bu son durum beni hormonal bir sıcak basması yaşamadığıma ikna etti.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sıradaki alıntılar, Dalga’nın bu bölümünün ilk versiyonunda yoktu. Veritabanına bilgi eklediği için, bunları şimdi buraya eklemenin önemli olduğunu düşündüm.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">22 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Birkaç hafta önce birkaçımız içsel ısınma, uykusuzluk ve diğer sorunlar yaşadık. Bu neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zihninde canlandır. DNA yapısındaki derin lif bağlantıları birleşimi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Sıcak basması deneyimini zihnimde mi yaşıyorum yoksa gerçekten beden ısım mı yükseliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yalnızca 4. yoğunlukta.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Anlamadım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sızıntılar, bunlara alışın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani gerçekten bir 4. yoğunluk sızıntısı mı deneyimliyoruz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zihninde canlandır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Gördüğüm küçük ışık parıltıları bunun etkileri mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Olabilir ama bunun fizikselden ziyade eterik önemi üzerinde yoğunlaşmaya çalış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Lif bağlantılarının derin birleşimi&#8221; derken, bu birer 4. yoğunluk bedeni geliştirmekte olduğumuz anlamına mı geliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yavaşça ama kesin bir şekilde. Şimdi mesaja hazır olun: Yaklaşmakta olan &#8220;değişimlerin&#8221; çok popülerleştirilen fiziksel faktörlerden ziyade ruhsal ve farkındalıksal faktörlerle ilgili olduğunu söylemiştik. Sembolizma öğretmede her zaman gerekli bir araçtır. Ama önemli husus, semboller ile sunulan gizli dersi okuyabilmektir, sembollerin birebir anlamlarına takılıp kalmak değil!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sembolojinin gizli anlamlarla ilgili olduğunu söylüyorsunuz. DNA&#8217;daki derin lif bağlantılarını zihnimizde canlandırmamızı söylerken bu da fizikselden ziyade sembolik mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sizin &#8220;zihinde canlandırma&#8221; tanımınız nedir? Bizim pek çok tanımımız var.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tekrar tekrar gördüğün gibi Laura, öğrenmek eğlencelidir!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şu anda öylesine bir sıcak basması içindeyim ki, gerçekten bilmek istiyorum. Ve neden herşeyi bulma görevi sürekli bana veriliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çünkü gerçekliğin tümündeki en önemli konuları anlama &#8220;gücünü&#8221; istedin. Ve biz de güçlenmene yardımcı oluyoruz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) DNA bağlantısı&#8230; (V) &#8220;Güç&#8221; kelimesini tırnak içine aldılar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunu şimdilik bir kenara koyun, yeteri kadar yakında bileceksiniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Bu 4. yoğunluk bedeni zaten mevcut olan ve bizim iletişim kurduğumuz birşey mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İhzar emri?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Daha şimdi dediler ki&#8230; (L) Sanırım söyledikleri şey şu: sen zaten osun. Yavaş yavaş dönüşüyorsun ve yaşadığımız tüm küçük nahoş yan etkiler de bunun bir parçası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">***</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">28 Aralık 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, Ark&#8217;ın yanıtını beklerken birşey sormak istiyorum. YANIYORUM! Hissettiğim bu dayanılmaz sıcaklığın nedeni nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sıcaklık 4. yoğunluk sızıntısı anlamına geliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sıcaktan ölüyorum ve hem de buranın soğuk olduğunu bile bile. 4. yoğunluk sızıntısı derken neyi kastediyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yeni realitenin küçük sızıntıları.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">***</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">14 Ocak 1995</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dalga buraya vardığında bizimle birleşeceğinizi söylemiştiniz. Gelecekteki biz olduğunuzu söylerken kastettiğiniz şey bu mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani iki ayrı olaydan veya konudan bahsediyoruz, veya zaman/mekandaki iki ayrı nokta, öyle mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Yine 3. yoğunluk mantığını daha üst yüksek yoğunluk seviyelerine uygulamaya doğru kayıyorsun.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani aynı olaydan bahsetmiyor muyuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Herşeyden önce &#8220;gelecek&#8221; nedir ki?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık uyguluyorsun? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Böylesine olağanüstü bir ısınma meydana getiren bu birleşme hala aklımın bir yerlerinde bir soru olarak bekliyordu ki, bir gün Sufi Şeyhi İbn-i Arabi’yle ilgili bir çalışmada (</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>The Sufi Path of Knowledge</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">, William Chittick) bu fenomenle ilgili bir referans buldum:</span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hal”, kişinin kendi iradesi veya kendine çekme çabası olmadan kalbe gelen birşeydir&#8230; Bu Hal, kulun özelliklerinin değişmesidir&#8230; Ruhsal uyanışın belirli boyutlarını simgeler, kula verilen özel güçleri gösterir&#8230; Hal, olağanüstü marifet veya mucizelere işaret eden koşullarla ilişkilidir&#8230; Konsantrasyon yoluyla dış dünyada etkiler üretir&#8230; Hallere girenler irade yoluyla birşeyler meydana getirirler ve ikincil düzeyde öneme sahip herşeyden uzaklaşırlar.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalıların birleşme hakkında söyledikleri şey düşünüldüğünde, aşağıda İbn-i Arabi’nin “haller” hakkında söyledikleri büyük bir önem kazanıyor:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir melek kula bir hüküm veya bilgi getirdiğinde, insan ruhu hayali bir formla karşılaşır ve iki nur olan verme ve alma yoluyla, bünye hareketlenir ve ateşlenir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İki nurda, bünyenin normal ısısı ve ışık miktarı artar. Bundan dolayı kulun benzi değişir ve bu, olabilecek en şiddetli Hal’dir. Bedensel nem, buharlanma şeklinde artar ve buna neden olan şey, iki ruh buluştuğu zaman bünyenin uğradığı basınçtır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hal sahibi normal durumuna döndüğünde sıcaklık azalır, bünyenin soğukluğu artar ve hal sahibi titremeye başlar. Tüm bunlar kalbe ruhsal bir özelliğin inmesiyle ilgilidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hal sözcüğü ‘kendini-dönüştürme’ veya bir durumdan başka bir duruma geçme kökünden gelir. (vurgu eklenmiştir)</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Hallerle ilgili bu tanıma, bir başka celsede tanımladığım belirli bir olaydan sonra tesadüfen ama çok eşzamanlı bir şekilde rastlamıştım:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">24 Ağustos 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam iki hızlı sorum var. Geçen Pazar sabahı, önceki geceki celseden sonra, El-Arabi&#8217;nin bir &#8220;hal&#8221; içinde olmak diye tanımladığı şeye benzer çok garip bir deneyim yaşadım. Deliliğe yakın bir duruma getirilmek gibi birşeydi. Ark da oradaydı ve sonra katlanılmaz hale geldiğinde soğuktan titriyor ve sallanıyordum. Sanki hiç tekrar ısınamayacakmışım gibi hissettim ve ruhumun bedenimin içinde sallanışını HİSSETTİM. Bunun tam olarak ne olduğunu öğrenmek istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yarım-benliğin dengelenmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yarım-benlik nedir?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Başlangıç versiyonun. Doğumsal karmik etki ile ilgili.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu da ne demek oluyor şimdi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu enkarnasyonun başlangıcında verilen görev.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yeni bir şeylerin &#8220;başlangıcıyla&#8221; falan mı ilgili? &#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, birlikte başladığın şey. Önemli kavşakların zirvesinde periyodik olarak tekrar dengelenmesi gerekiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir sonra olan şey de şuydu; birkaç gün sonra başka bir duruma girdim. [Neredeyse tamamen bilinçsizdim ama bu durum üzerinde ustalaşmaya çalışmaya, gözlerimi açmaya çalışıyordum ve tüm görebildiğim canlı bir ışıktı. Baktığım herşey ışıktı. Bu bir süre devam ettikten sonra bilgisayarımın vızıltısını duydum ve bu vizyonel hal bozuldu. İyileştikten sonra email’imi kontrol ettim. Ark heyecan verici bir mesaj göndermişti.] Ark camdan benim geldiğimi görmüş. Burada olan şey neydi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Öğrenmek eğlencelidir!</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Buna biraz farklı bir açıdan bakmak üzere, bir sonraki bölümde ele alınan bir olayı buraya da eklemek gerekiyor. Konuklardan birinin bir “aura fotoğraf makinesi” getirdiği bir celseydi ve birkaç garip fotoğraf çıktı ortaya. Aşağıdaki alıntıda, “AM”, fotoğraf makinesini getiren konuktur.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">20 Ocak 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (AM) Derin bir nefes al ve tut&#8230; [L’nin aura fotoğrafı çekiliyor.]</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Fotoğrafın tab edilmesi için birkaç dakika bekledik ve tab işlemi bittiktiğinde, celsedeki diğer tüm katılımcıların aura fotoğraflarınınkinden çok farklı olduğunu gördük. Fotoğrafı çekilen bireyin fiziksel hatlarının görünmesi gerekirdi ama görünmüyordu.</span></span></p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-100.jpg"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignleft" style="margin-right: 10px;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-100.jpg" alt="" width="216" height="277" /></span></a></span></span></p>
<blockquote><p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) [Kendi aura fotoğrafına bakıyor] Bu çok garip. F kendi fotoğrafında görünüyor ama ben kendi fotoğrafımda görünmüyorum. Fiziksel olarak neden belli değilim?</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Öğrenme ruhsal gelişim sağlar ve farkındalık bilgiyi &#8220;somutlaştırır.&#8221;</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam oradakiler, gülümseyin! [L'nin ve F'nin parmakları planşet üzerindeyken tablanın aura fotoğrafı çekiliyor.] (L) Tamam ama bu neden fotoğrafta görünmediğimi açıklamıyor.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Çünkü 3. ve 6. yoğunluk seviyesi arasındaki kanallama celseleri için olağan bir şekilde, enerji alanı örtüsü seni kanalla birleştiriyordu. </span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: [Tablanın fotoğrafı hazırlanıyor ve ortaya çıkan geometrik şekil grubun şaşırma seslerine neden oluyor] (L) Bu geometrik şekil nedir?</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kanalın görsel bir temsili!!! Bu kadar berrak bir parlaklık olmasının nedeni fotoğraf çekildiği anda düşünce merkezlerinizin temiz ve açık olmasıydı. Diğer bir deyişle, 6. yoğunluk aktarım noktasından gelen bir enerji dengesizliği vardı. Bakmakta olduğunuz şey, sizin üzerinizden aktarılan bozulmamış bilginin %100 saf ışık enerjisi. Bu daha önce 3. yoğunlukta hiç görülmedi. Henüz bunun anlamlarının tam olarak farkında değilsiniz ama olacaksınız. Bu gece tarih yazdık millet!!!!!</span></span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignleft" style="margin-right: 10px;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-101.png" alt="" width="215" height="215" />Yandaki fotoğrafta, sağda benim elim, solda Frank’in eli görünüyor. Parmaklarımız küçük plastik planşetin üzerinde serbestçe dinlenme halinde.</span></span><span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-3-pg.-101.png"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></a></span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu cildin başında yazdığım gibi, Dalga serisini ve diğer makaleleri yazmaya başlarken amacım çeşitli alıntıları genel konular halinde bir araya getirmekti. Bunları yayımlarken giderek daha fazla okuyucu sorular sormaya başladı. Bu sorulara Kasyopyalıların verdiği yanıtlara dayalı yanıtlar sunma çabalarımda, gerçekten olağanüstü birşey olmaya başladı.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopya Deneyi, “gelecekteki” kendimin aktarımlarıyla sonuçlandı ve önerilen araştırmaları yaparken ve verilen ipuçlarına dayalı olarak yanıtlara ulaşmaya çalışırken giderek gelecekteki benliğim (kozmik bir benlik)</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>olmaya</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">başladığımı fark ettim. Bu süper-bilinç halinde kendime ne aktardığımı görmeye başladım. Yıllar süren deneysel çalışma, aklımda o an mevcut olan bir konuda soru sorduğumda, yanıtın parmaklarımdan klavyeye aktığı yeni bir bağlantı oluşturmuştu. Gelen yanıtlara herkes kadar ben de şaşırıyordum.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">K’lere (gelecekteki ben) bunu sordum ve verdikleri yanıt şuydu:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">23 Eylül 2000</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu [Wave] serisini yazmak hayatımda giriştiğim en eğitici projelerden biriydi. Yazarken transkriptleri taramak zorunda kaldım. İnsanlara bunu açıklamak zorundaydım ve bundan da önce kendime açıklamak zorundaydım. Zihnimi derinden açıcı etki yapan birşey haline geldi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Güzel.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Doğrudan birşeyler okuyup öğrenmek kadar, verdiğiniz parçaları birleştirme yoluyla öğrenmek de çok eğlenceli. Ve şimdi de bunları yazıyorum.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kısmen [sen yazıyorsun].</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Sonunda Kasyopyalıların neyi kastettiğini şu celsede anladım:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">9 Haziran 1996</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) El-Arabi birleşik düşünce formlarını &#8220;Tanrı&#8217;nın adları&#8221; olarak tanımlıyor. Onun açıklaması sizin bize söylediklerinizle benzer görünüyor ve&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hepimiz Tanrı&#8217;nın adlarıyız. Hatırla, bu bir kanal (conduit). Yani sonlanma ve başlangıç noktaları eş değer ve önemde.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu Tanrı&#8217;nın farklı parçalarının birleşimi anlamına mı geliyor?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neyi kastediyorsunuz? Bizim de bunun bir parçası olduğumuzu mu söylüyorsunuz?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Bizi tanrılaştırma. Ve iletişim kurduğunuz tüm diğerlerinin de bunu anladığından emin ol!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bizdeki hangi özellik, hangi şey bu teması kurmamızı sağladı? Çünkü açıkça görülüyor ki bunu deneyen pek çok insanın ürettiği şey saçmalıklar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: İstediniz.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pek çok insan istiyor!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır istemiyorlar, emrediyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pek çok insan gerçekten istiyor veya yalvarıyor, ama hepsi aldıkları yanıtlarla alt üst oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, emrediyorlar. Bunu düşün. Siz yalvarmadınız&#8230; bu emretmektir.</span></p></blockquote>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Görünüşe göre bu sefer gerçekten “Gelecekteki Kendimle” birleşiyordum ve yazılar yoluyla bu farkındalığa doğrudan erişimim vardı ve bu bana, soru ve yanıt evresinin ilk aşamasında herşey karmakarışık hale girdikten sonra elimizdeki materyali nasıl toparlayacağımı ve düzenleyeceğimi gösterdi. Tabla ile yaptığımız uzun çalışma süreci, bilinçli zihnimi aşıp ellerim üzerinden doğrudan işleyen bir bağlantı meydana getirmişti.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Secret History</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">kitabımda tartışılan, İbn-i Arabi’nin tanımladığı Tanrı’nın İsimleri fikri de Kasyopyalıların “Neredeysek oyuz” derken neyi kastettiğini anlamamızda yardımcı oldu.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalıları tanrılaştırmak isteyen, materyalin “insanlığa ait olduğunu” ve benim onu araştırmaya, incelemeye, düzeltmeye veya geliştirmeye hakkım olmadığını ilan edenler, bu materyal üzerinde yaptığımız çalışma sürecine epeyce saldırdı. Bu tutumu oldukça rahatsız edici buluyorum.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Neticede bu hallerle ilgili tartışma bize, Dalga’nın insanlık üzerindeki, veya en azından insanların bir bölümü üzerindeki etkisinin bir önizlemesini sunuyor. Belki de bu deneyimler bize dördüncü yoğunluğun nasıl olabileceğiyle ilgili bir ipucu sunuyor.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu durumu</span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">, bir süre hafifletilemeyen bir üşümenin takip ettiğini söyleyebilirim. Kanallama sürecine katılım dışında, belirli meditasyon egzersizlerinin sonucunda da pek çok kez bir yandım, bir titredim. Elbette, aynı anda iki yerde bulunmayı da kapsayabilecek olan çok ilginç vizyonel haller var.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Fark edilmesi gereken önemli şey, bunun bir durumdan başka bir duruma geçişi göstermesidir ve bu bir kendi kendini dönüştürme olarak tanımlanmaktadır. Dalga’nın herkesle herkesin kendi frekans rezonansına göre etkileşecek olan bir enerji kaynağı olduğunu düşünüyorum. Bazıları için bu Dünya’nın Sonu olabilir. Ama diğerleri için&#8230;</span></span></p>
<blockquote><p>“<span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu arada, içinde bulunduğumuz dünyanın başka amaçları var. Ama dünya sıcak tutkularının ateşinin içinde yanarak ölecek ve onun küllerinden, taze ümitle ve gözlerinde sabahın ışıklarıyla dolu yeni ve genç bir dünya doğacak.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">-Bertrand Russel</span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu resmin kaynağı, Jacob ve Wilhelm Grimm’in</span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Grimm’s Fairy Tales</em></span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">adlı eseridir (Londra: Blackie &amp; Son, 1903), çizedr Helen Stratton.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">İki metal birbirine temas ettiğinde, temas arayüzünde temas potansiyeli farkı denen ve sıfır ondalık bir değerle birkaç volt arasında değişen bir voltaj farkı meydana gelir. Eğer metaller “iyi bilinen” metallerse, temas potansiyeli farkı iş işlevlerinden, yani gevşek bağlı bir elektronu metalden ayırmanın gerektirdiği enerji miktarından hesaplanabilir. Bununla birlikte şunun da vurgulanması gerekir ki, metaller arasındaki bu elektrik yükü alışverişi, iki metalin birbirinden aşırı derecede hızlı bir şekilde ayrılması durumunda normalde statik elektrik olarak anladığımız şeye neden olmaktadır; tıpkı metal bir yüzeye metal tozu üflendiği zamanki gibi.</span></span></p>
<p><span style="color: #000000;"> </span></p>
<p><span style="color: #000000;"><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></span><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şu adreste mevcut: http://zelator.topcities.com/text1.htm</span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/12/dalga-3-bolum-dorothy-ve-kurbaga-prens-oz%e2%80%99da-flight-19%e2%80%99la-karsilasiyor-ya-da-%e2%80%9csanirim-artik-kansas%e2%80%99ta-degiliz%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 2. Bölüm: Çok Boyutlu Ruh Özleri</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-2-bolum-cok-boyutlu-ruh-ozleri/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-2-bolum-cok-boyutlu-ruh-ozleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 19:05:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=12</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; Aşağıda bahsedilen hipnoz seansının sujesi 45 yaşlarında lisede Fen Bilgisi öğretmenliği yapan bir kadındı. Evimizden 40 kilometre uzaklıktaki Tampa’daki Metafizik Kilise’ye gitmeye başladıktan sonra o da bazı oldukça ilginç şeyler deneyimlemeye başlamıştı. Bu türden vakaların çoğunda olduğu gibi başlangıçta olanlar birbiriyle çelişen detaylar arasında öyle kaybolmuştu ki hangi sırayla ne olduğunu ayırt etmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new3-186x300.png"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new3-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /><br />
</span></span></a></span></span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Aşağıda bahsedilen hipnoz seansının sujesi 45 yaşlarında lisede Fen Bilgisi öğretmenliği yapan bir kadındı. Evimizden 40 kilometre uzaklıktaki Tampa’daki Metafizik Kilise’ye gitmeye başladıktan sonra o da bazı oldukça ilginç şeyler deneyimlemeye başlamıştı. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu türden vakaların çoğunda olduğu gibi başlangıçta olanlar birbiriyle çelişen detaylar arasında öyle kaybolmuştu ki hangi sırayla ne olduğunu ayırt etmek güçleşmişti. Bu kişi, öyle bir travma sonrası stres bozukluğu yaşıyordu ki ondan anlamlı bir şeyler duymak kolay değildi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">[Bu noktada değinmek isterim ki yaklaşık olarak son on yıldır Amerika’nın her yerinde mantar gibi biten çeşitli Metafizik Kiliselerinde sunulan yanlış öğretiler yüzünden zorluklar yaşayan çok fazla sayıda kişi ile çalıştım. Vakalardan birinde kişi oldukça kötü bir varlık tarafından ele geçirilmişti ve bu varlık bana “New Age” öğretilerinin pek çoğunun, insan ırkını tamamen kontrolü altına almak ya da değiştirmek planları yapan güçlü KH varlıklar tarafından, köleleştirici “zihin kontrol programlarını” tetiklemek için tasarlandığı bilgisini verdi. Bu tür durumlarda bilgi gerçekten koruyor.]</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Tampa’daki bir kitapçı, bahsettiğim kadına beni önermişti. O da beni aramış ve telesekreterime histerik bir mesaj bırakarak birinin onu takip ettiğini söylemişti. Söylediğine göre korkuyordu ve  onu hemen aramamı istiyordu çünkü neler olup bittiğini anlamak zorundaydı; hayatı alt üst olmuş durumdaydı. Tanıdık bir hikaye değil mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bir profesörle evliymiş ve eşinin kızlarını taciz ettiğinden emin olduktan sonra ondan boşanmıştı. Bu iddianın ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum çünkü mahkeme böyle düşünmemiş olmalı ki babaya kızını istediği zaman ziyaret hakkı vermişti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Birkaç görüşmeden sonra bir seans ayarladım ama beni neyin beklediğini bilmiyordum! </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Suje hipnoza girdikten sonra böylesi vakalarda hep yaptığımı yaptım ve onu zihinsel olarak korunaklı bir bölge yaratması için yönlendirdim. Orası çalışma alanımız olacaktı. Bu rehberli bir imge yaratma egzersizidir ve kişinin dünyadan kaçıp saklandığı özel yeri tarif edişinden onun hakkında çok şey öğrenilebilir. Genel prosedür, korunaklı bölgeden bir unsuru alıp seansın geriye gitme kısmına bağlanacak köprü olarak kullanmaktır. Örneğin, duvarda bir ayna varsa başka yer ve zamanlara bakma ekranı olarak kullanılabilir. Ayna yoksa ama dışarı açılan bir pencere varsa, aynı amaç için bu kez de pencere kullanılabilir. Hayal edilen yerdeki mobilya da sujeyi daha fazla rahat ettirmek için kullanılır. Tasvir ettiği koltukta/yatakta/sandalyede rahat etmesi söylenir ve trans o noktadan itibaren derinleştirilir. Oldukça faydalı bir tekniktir (bir çeşit hipnoz içinde hipnoz) çünkü bir yandan sujenin konforu için “korunaklı bir bölge” yaratırken diğer yandan bilinçüstü zihnin daha derinlerine erişime imkan tanır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Suje (gerçek ismi başka ama ona Ruth diyebiliriz), hayatının, daha doğrusu arzu ettiği hayatının hoş ve sembolik ayrıntılarıyla dolu şirin bir kulübe yarattı ve orada dolaşarak bu detaylardan bahsetti. İlk tasvir ettiği koyu renkte parlak cilalı tahta bir masaydı. Büyük bira bardakları ve bakır bira bardakları ile dolu raflar, mutfaktan gelen tatlı bir tarçın kokusu ve kulübeyle ilgili duyguları öyle nostaljikti ki tüm bunları anlatırken birkaç kez gözyaşlarına boğuldu. Burada seansı kelimesi kelimesine aktarıyoruz. Benim sorularım (S), Ruth’un cevapları ise (C ) olarak geçecek.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">6 Aralık 1994</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Raflarda kitap ya da kağıt gibi bir şeyler var mı? </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Masada. Birkaç tane.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Kitapların başlıklarını görebiliyor musun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Kitap yok, sadece kağıtlar… harita gibiler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Neyin haritası olduğunu biliyor musun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Define haritası gibi…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: O tarafa doğru yürüyüp bakabilir misin? Bana anlat.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir define haritası. Evet, görüyorum… Sol üst tarafta yol tarifleri var.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Ne diyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Göksel seyahat. Üzerinde hareket eden bir şeyler var!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Hareket eden ne?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Küçük çemberlerden ya da gemilerden ışıklar yansıyor… Işıklar sürekli hareket ediyor. Yere doğru ve geziyor… Üç gemi var ve ışıklar zemine doğru iniyor. Etrafta geziyorlar. Sanki bunu sırayla yapıyorlar. Ve… İşte kırmızı ve yeşil. Ve… Zemin gemiden aşağı doğru bir yerde. Orada yürüyorum. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Haritada mı yürüyorsun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Tuhaf. Haritanın içindeyim! Ve yürüyorum.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Devam et ve ne gördüğünü anlat.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ormandayım. Ve … Ben… Aman Allahım! Gemiyi görüyorum… Işık saçıyor… Nabız atışı gibi… Işıkları var! MUHTEŞEM! Yuvarlak… Ağaçların ordan…Oralarda dolaşıyorum.. Gördüm! GÖRÜYORUM!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Gemide kim var?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dışarıdalar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Bana onları tarif et.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Henüz uzakta gibiler… Böceği andırıyorlar…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: “Böceği andırıyor gibiler” derken ne kastediyorsun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bilirsin işte, etrafta dolaşıyoruz…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Ne tür bir böceği hatırlatıyorlar sana?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çekirge! Şey gibi… şey… Geçmiş bir yaşamda… Ben bir ÇEKİRGEYDİM! Ve ben şeu yiyordum… birşey yiyordum… Aa! Hatırladım, evet! İnsanları yiyordum. Heryerimde kan vardı. Onlardan biriydim sanırım… Ama henüz emin değilim.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Yani, insanları mı yiyorlar?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Küçük bir kız var… Kumral… Kıvırcık saçlı. Açık mavi, kareli bir elbisesi var, ve bu böcek onu yiyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Bunu ormanda dolaşırken mi görüyorsun yoksa başka bir zamandan mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Eee şey, ormanda bu.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Bu böceğin küçük bir kızı yediğini görüyorsun, öyle mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Peki ne hissediyorsun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Herhangi bir duygu hissetmiyorum. Sadece izliyorum. Sanki kopmuş gibiyim.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Küçük kız ne diyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Umursamıyor görünüyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Tamam. Biraz duralım. Gördüğün tüm şeyler bir tür sinema perdesine yansıyor ama gerçekten bir perde olan özel bir sinema perdesi bu. Şimdi, elinde küçük bir kutu var, kumanda gibi ve perdeyi ikiye ayıran bir düğme var üzerinde ve seyrettiğin sahnenin gerçekte ne olduğunu sana gösteriyor; sana olayların ardındaki enerjiyi gösteriyor. Tüm maskeler ve perdeler bir anda düşüyor…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Pardon, ama ben o küçük kızı yiyorum!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Tamam. Ne hissediyorsun peki?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yiyecek o. Saçını geri çekiyorum çünkü saçın tadı güzel değil.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Yemeden önce ona bakıyor musun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Görünümü nasıl?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Shirly Temple’a benziyor biraz…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Kendini o küçük kızı yiyen varlık olarak görünce nasıl hissediyorsun kendini?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu bir yaşam biçimi. Olan birşey sadece.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Tamam. Şimdi kumandadaki düğmeye basmanı ve ekranı ikiye bölmeni istiyorum. Perdenin arkasında ne görüyorsun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: [Suje kısa ve kesik kesik soluk almaya başlıyor.] Haince …</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Haince olan ne?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: [Fısıldıyor] O…O bir Çekirge DEĞİL…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Ne peki?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Karınca gibi… Evet, karınca… ve YUTUYOR… BESLENİYORLAR… Aman Allahım… BESLENİYORLAR… BESLENİYORLAR… [zor nefes alıyor ve boğulur gibi oluyor] bu çocuklar… ÇOCUKLAR sürüler halinde toplanıyor ve onlar çocukları YİYORLAR!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Nasıl hissediyorsun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dehşet içindeyim!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Ne söylemek istersin?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Offff… Hayır [zar zor nefes alıyor, boğulur gibi oluyor ve hıçkırıklarla ağlıyor] Çok BÜYÜKLER! Yapabileceğim hiçbir şey yok! Anlamıyorlar! Onlar birer YARATIK! GÖZLERİ! KOCAMAN! Avlanan Mantisler [peygamber devesi] gibiler… Evet, bu… Bizim tavuk kanatlarına yaptığımız gibi kolları koparıyorlar… Kana bak! Aşağı doğru akıyor! Bu çocukları bunun için yetiştiriyorlar! Tüm dünyada oluyor bu!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: İyi misin?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dünyanın korkunç bir yer olduğunu biliyordum ama bir besi çiftliği olduğunu bilmiyordum! [Öksürüyor] Tehlikedeyiz. ŞU ANDA! Sen ve ben tehlikedeyiz çünkü biliyoruz. Korkunç. Bu yüzden bu kadar çok yalan ve aldatma var… O sözde “kaçırmalar” sadece yalan… hepsi suyu bulandırmak için. Aman Tanrım! Manipülasyon…[Gülüyor] Biz mannayız*! Bunu geçmiş bir yaşamda görmüştüm ama yarım kaldı çünkü terapist korktu. Bu sizin “hassas alan” dediğiniz şey […] Şimdi neden burada olduğumu biliyorum. Ceza bu… Geçmişte yaptığımın cezası.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman,serif;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">(Ç.N.: *Manna: İncil’de bahsi geçen Tanrı’nın İsrailliler için çöldeki seyahatleri sırasında sağladığı yiyeceğin adı. Bal gibi tatlı olduğu söyleniyor.)</span></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Onlardan biri olarak mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet ama teslim olup beni yemelerine izin vermeyeceğim!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Haritaya geri dönelim. Kulübene geri dönmeni istiyorum, masaya git, haritayı al, tekrar bak ve bana ne gördüğünü söyle.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Büyük… Ya da… Yok yılan değil… Daha çok ağaç kökü gibi ve kayganlar. Kahverengiye çalan yeşil gibi. Ben onlardan BİRİYİM!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: O yılanlardan biri misin?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kafa görmüyorum… Sadece bedenler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Onlara ne oluyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Büyük bir solucan yığını gibi toprağı alt üst ediyorlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Nerede ya da ne zamanda olduğuna dair bir bilgin var mı? Dünyada mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dünyanın çekirdeğinde… Evet… Görüyorum! Bu gemiler dünyanın derinine iniyorlar ve bu büyük solucanları besliyorlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Onları neyle besliyorlar?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: İnsanlarla. Peru’da bahsedilen gemilerden bu. Arkturus Kitabı gemilerin indiği mağaralardan bahseder ve onların dünyanın iç katmanlarında olduğundan. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: O solucanlardan biri misin, yoksa onlara bakıyor musun?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şey… Bir uzay gemisinden onlara bakıyorum… Sadece ortasında pencere gibi bir şey var. Bunlar bizim ANNE BABALARIMIZ! BU harika değil mi? Bir yerden gelmiş olmalıyız! Biz… Bu solucanların DNA’sı her şeyin bir parçası…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Solucanların DNA’sını ne için kullanıyorlar?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Emin değilim. Bakayım. Sanki temel bir DNA varmış gibi… Ve solucanlarla karıncalarınkinin bir birleşimi… Nereden ne aldıklarına bağlı olarak nasıl bir varlık istiyorlarsa onu yapabiliyorlar. Bir kimya laboratuarı gibi… Herşey bilimsel bir proje gibi. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Kastettiğin “av” olma hissini sende uyandıran bir olaya geçmeni istiyorum…</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aman Allahım! Beni aşağıya atacaklar! Beni onları beslemek için solucanlara verecekler! Sanırım keşif gezisinin bir parçası olarak ordayım ama bana dönüp beni gemiden atacaklar… Aşağı… Solucanlara.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Yapıyorlar mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sanki kapıda asılı kalıyorum ve sonra aşağı düşüyorum ve beni YİYORLAR!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Nasıl hissettiriyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çıtır çıtır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Tamam. Geri dön. Gemideki diğerleri nasıl görünüyorlar? Onlardan biri misin? Sana benziyorlar mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Şey…Üzerlerinde giysi var. Üniformalar var. En tuhafı da bu… Üniformaları var ama onlar böcekler. Böcek gibi insanlar! Zeki böcekler. Ayakta durabilen karıncalara benziyorlar ve insanı andıran özellikleri var. Şimdi! Dur bir dakika! Kafaları! Kafalarını görüyorum ve gözlerini… Çok büyük değiller. Başları dönüyor ve sadece… bilmiyorum… Bir çeşit Peygamber Devesi gibiler ama elleri onlar gibi değil… Sadece farklı türde böcekler… Daha çok karınca gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Parmakları var mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sanırım daha çok sinekler gibi. Tam olarak elleri yok. Sanki sivriltilmiş gibi… Kanatları olmayan sinekler gibi ve şu üniformalar. Offf!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Onlardan biri miydin?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Sanırım öyleydim. [derince iç çekiyor]</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu noktada onu korunaklı bölgesine geri götürdüm. Sağlığı ve tüm öğrendiklerinin bütünleşmesi için ona talimatlar verip onu hipnozdan çıkardım. Söylemeye gerek yok, oldukça garip bir hikayeydi ve ilk fırsatta Kasyopyalılara sormak istemiştim. </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">9 Aralık 1994 </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bana hipnoz celsesi sırasında Ruth’un karınca, sinek ya da peygamber devesi olarak tarif ettiği varlıkların adlarını söyler misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Onun diğer benlikleri.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) V___&#8217;nin karşılaştığı peygamber devesi benzeri varlıkların Minturyanlar olduğunu söylemiştiniz, bunlar da aynı değil mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Diğer benlikler ile enkarne benlikler arasında bir fark var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki gördüğü yılansı, salyangozumsu varlıklar neydi ?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aynı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani gördüğü tüm o varlıkların kendisi olduğunu mu söylüyorsunuz? Tüm o korkunç varlıkların&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Başka bazı gerçekliklerde.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tüm insanların bu yaratıklara benzeyen başka benlikleri var mı ?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Benim diğer benliklerim de böyle korkunç, karanlık ve iğrenç mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Subjektif.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) O korkunç iğrenç varlıklar küçük çocukları yemiyorlar mıydı? Onlar gerçek insan çocukları değil miydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Geyikler sizi nasıl görüyor sanıyorsun örneğin?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evet bunu anlayabiliyorum. Yani inekler, tavuklar da bizi öyle görüyordur. Bu son derece berbat.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hamam böcekleri de.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Ruth’un celsesinden önceki gece rüyamda gördüğüm karıncaların üzerlerine basıp ezebilecekken,  tek bir tanesinin bile canını almamaya karar vermem bununla mı ilgiliydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) O rüya beni o seansta karşılaşacaklarıma mı hazırlıyordu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki bu diğer benliklerimiz konusunda ne yapacağız? Yani, içimde avcı gibi birşey olması hiç güzel bir olay değil. Bundan kurtulmayı, onu dönüştürmeyi veya ne yapılabilecekse yapmayı isterdim.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bekle ve gör.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki bununla uzlaşmam için kendimi bunları yaparken gördüğümü hatırlamak zorunda mıyım?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu bana olacak mı, yani bu tür anıların yüzeye çıkışını deneyimleyecek miyim?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Başka birindekine bile katlanamıyorum, kendimdekini nasıl kaldıracağım?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kaldıracaksın.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu herkesin yapmak zorunda olacağı birşey mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Tüm uygun 4. yoğunluk adaylarının.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em> </em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bir sonraki akşam konuya geri döndüm.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">10 Aralık 1994 </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu varlıklar, bizim şu anda üzerinde bulunduğumuz dünyadaki fiziksel varlıklar mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani bunlar başka gerçeklik denen bir yerde mi oldu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Olmaya devam ediyor.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani D___ başka bir gerçeklikte küçük çocukları yiyen bir çekirge mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sen de öyle. Diğer herkes de.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bunların, bizim dünyaya boyut sınırı geçişinin bir parçası olarak gelmemizle bir ilişkisi var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Hepimiz bu diğer benliklerimizle yüzleşmek zorunda kalacak mıyız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Şu anda tüm boyutlarda başka şeyler yapan parçalarımız mı var?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki boyut sınırı geçişi bunu nasıl etkileyecek?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Birleştirecek.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Varlığımızın bu yönlerini ortaya çıkarmak ve bunlarla yüzleşmek için çok sayıda hipnoz celsesi mi yapmamız gerekiyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: İstemeseniz de olacak. Termonükleer bir patlama gibi olacak. Mesaj geliyor: Rotayı görün. Orion, Pleiades, Arkturas, Kasyopya; Dünya&#8217;ya uzaklıklarını kontrol edin; bunu ilerleterek, dalganın dünyaya uzaklığını kendi zaman-mekan ölçülerinizle belirleyin. Kanallanan mesajları karşılaştırın; tarih ve yerleri kontrol edin. Neredeysek oyuz. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Neredeysek oyuz derken neyi kastediyorsunuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Zaman ve uzaklıkları karşılaştırın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu karşılaştırmaları yapmak için hangi kitabı kullanmamız gerekir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Herhangi bir yıldız haritası ve Marciniak, Arkturas Kanalı, Orion Literatürü ve Biz. Dalganın tepesinden konuşuyoruz, peki şu anda neredeyiz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Dalganın tepesinden mi konuşuyorsunuz?<br />
C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Diğer bir celsede 6 bin mil uzaklıkta olduğunuzu söylemiştiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aktarım penceresi. Kasyopya ne kadar uzaklıkta?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Kesin mesafelere mi ihtiyacımız var?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yaklaşık da olabilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani eğer yaklaşık mesafeyi bulursak&#8230; Peki bu yıldız kümelerinin her biri dalganın genel bir alanını mı temsil ediyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Her biri mekan-zamandaki noktaları temsil ediyor. Mesafelerle birlikte kanal mesajlarının yayınlanma tarihlerini karşılaştırın, böylece hızı ve varış zamanını hesaplayabilirsiniz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Anladım! Yani diyorsunuz ki siz Arkturuslularsınız, Pleiadeslilersiniz ve şimdi de Kasyopyalılarsınız çünkü neredeyseniz osunuz! Ve dalgayla birlikte ilerliyorsunuz. Bu dalga tüm bu takımyıldızları birleştiren düz bir çizgi şeklinde mi ilerliyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dairesel bir rotada.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani spiral gibi mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani bir yıldız haritası alıp rotayı çizebiliriz, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Orion&#8217;dan konuştuğumuzda Orionlularız. Pleiades&#8217;ten konuştuğumuza Pleiadeslileriz ve bunun gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani belirttiğiniz tüm bu kanal kitapları aynı temel kaynaktan farklı kanallar yoluyla geliyor. Uzay-Zaman’daki farklı pozisyonları ve kanalların hazır olma derecesine bağlı olarak iletişim kurabiliyorlar, bu tanımlama doğru mu ? </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Size dalganın tepe noktasının yerini söyledik. Neredeysek oralıyız ve o şekilde konuşuyoruz. Anladınız mı? Neredeysek oyuz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yani aslında Kasyopya Takımyıldızı&#8217;nda yaşayan Kasyopyalılar değilsiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Biz Gezici Yolcularız. Dalga dünyaya ulaştığında sizinle birleşeceğiz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Orion&#8217;dayken Orionlularla birleştiniz mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Boyut sınır geçişine uygun frekansta değiller.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki dalga Orion bölümünde ne etki yaptı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hiç. Zaten 4. yoğunluk.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Dalga nereden çıktı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir yerden çıkmadı.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Evrende sürekli bir döngüde mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) 6. yoğunlukta bu dalganın tepesinde ilerliyorsunuz, doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Biz 6. yoğunluktaki siziz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Üst yoğunluklara uzanan diğer benliklerimiz misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Uzay-zamanda mevcut bulunduğunuz yere göre biz gelecekteki siziz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Herhangi bir şekilde o garip çekirge varlıklarından biri olma ihtimaliniz yok değil mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet ve hayır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yani bizim diğer parçalarımızsınız, öyle mi? Siz, biz, Kertenkeleler, karıncalar, Griler, ağaçlar&#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Biz sizin bütüncül benliğiniziz; 6. yoğunluktayız. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yani siz bizim olmaya çalıştığımız şeysiniz öyle mi? Yani bizsiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) O halde 4. yoğunluğa geçiş sırasında siz bütüncül benliklerimizle birleştiğimizde bir süre için sizi de göreceğiz, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: 4. Yoğunlukta bütünüyle değil ama daha yakın olacaksınız.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) S___ hipnoz altındayken, bir dalga üzerinde buraya gelen bir uzay gemisi filosu gördüğünü anlatmıştı ve bunu son derece olumsuz birşey olarak tanımlıyordu. Bu dalganın korkutucu, saldırı tarzında birşey olduğunu hissediyordu. Algıladığı şey siz ve dalganız mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dalga bir taşıma aracı gibi.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu araçta başkaları da mı var?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bizi istila etmeye mi geliyorsunuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır, birleşmeye.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bizi istila etmek niyetiyle gelenler de var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Dalga &#8220;kalabalık.&#8221;</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yani, tüm evrende dünyadan bir parça isteyen herkes bu dalganın üstünde, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Boyut sınırı geçişinde.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><br />
</em></span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu bize Dalga denen şeyin hayal edebileceğimizden çok daha ilginç olduğu fikrini verdi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dalga ile ilgili bir başka yorum bir hafta sonra geldi:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">17 Aralık 1994</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Her zaman diğer insanlarla bilgi paylaşımına yönelik iletişim içinde olun. Bilgi paylaşımına yönelik işbirliği (networking), yaklaşan boyut sınır geçişinin etkisiyle 4. Yoğunluk BH&#8217;den 3. yoğunluğa damlayan bir kavramdır.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><br />
</em></span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Dalga’nın hesaplanması ve  yaklaşık varış zamanı ile ilgili bir başka soru soruldu: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">31 Aralık 1994</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Burada olduğum son celsede dalganın dünyaya olan uzaklığını nasıl ölçebileceğimizi anlatıyordunuz. Dört taneden iki tanesini hesaplayabildim ama ikisi takımyıldızlardı. O mesafeleri hesaplayamadım.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kasyopya takımyıldızındaki en uzak üçüncü yıldız, Oryon&#8217;daki orta &#8220;kemer&#8221; yıldızı ve Aslan&#8217;daki en yakın yıldızı kontrol et.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Yaklaşık olarak bir hafta sonra garip bir şey oldu. Beni irkiten ilk şey hiçbir şey duymamış olmama rağmen bir gürültüyle uyandığıma dair tuhaf bir duyumsamayla uyanmış olmamdı. Uyumaya devam ettim ve ertesi gün kızım aynı saatlerde tuhaf bir şey deneyimlediğini söyledi. Bana sorduğu soru tüylerimi diken diken etti: “Anne, hiç gözlerin kapalıyken etrafı görebildiğin oldu mu?” </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Aslında benim için ruhumun beden dışına çıkma deneyimlerinden önce olan olağan bir şeydi ama 15 yaşındaki çocuğuma olanlardan dolayı kendim endişelendiğim halde onu panikletmek istemedim. Ayrıca odasında bir varlığın farkına varmıştı ve onu bana küçük ve tiz sesli olarak tarif etti.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sonra sabahın ilerleyen saatlerinde bir arkadaşımız aradı ve gece duyduğu gürültülerden ve tuhaf duyumsamalardan bahsetti. O akşam T. ve J. celse için geldiler. J.’yi ve T.’nin babasını uyandıran patlama sesiyle ilgili hikayeyi anlatıp duruyorlardı. O kadar sıra dışıydı ki aralarında konuşup durdular. Dolayısıyla, K’lara sorduk ve tekrar görünüşte alakasız olan bir soru bizi Dalga’yla ilgili daha fazla bilgiye götürdü.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">7 Ocak 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu gece birkaç ilginç sorumuz olacak. Sanırım herkesin aklındaki ilk şey, geceleyin ve sabahın erken saatlerinde meydana gelen, TR ve JR&#8217;nin anlattığı, John&#8217;un ve ayrıca TR&#8217;nin babasının yaşadıklarına benzeyen garip olayların ne olduğu. Ayrıca birşey A___&#8217;yı uyandırmış ve ben de garip bir duyguyla uyandım. Bu olayla ilgili merak içindeyiz ve bunun hakkında bilgi istiyoruz. Bu tam olarak neydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yıldırım.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Çok güçlü bir yıldırımdı herhalde. Çok farklı yerlerden duyulmuş gibi görünüyor. Bu yıldırım nereye düştü?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hücre tüm bölgede dengeli bir şekilde yapılandı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Aynı yıldırımın sesini duymamızın nedeni bu muydu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Tüm bölgeler eşit seviyeli EM profili aldı ve dolayısıyla her bölgede yüksek yoğunluklu bir deneyim yaşandı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) EM profili nedir?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Elektromanyetik.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Daha önce böyle birşey yaşadığımızı hatırlamadığımız için soruyorum, bu yıldırımın herhangi belirli bir önemi var mıydı? 4. yoğunluk faaliyeti anlamında bir anlamı var mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Daha önce de yaşadınız ve evet, her zaman olduğu gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) 4. yoğunlukta böylesine bir patlama meydana getirecek ne oluyordu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çarpışan yoğunluklar. Sizin zaman ölçümünüzle yaklaşık 1.3 saniye sürdü. Yani 1.3 saniye boyunca tamamen 4. yoğunlukta bulundunuz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Yani fark etmemizin önemli olduğu bir olaydı, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Fark etmeniz, olayın kendisinden daha önemliydi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Ya fark etmemişsek? Ben patlamayı duymadım, J duydu. Yani önemli olan birşey olduğunun farkına varmış olmak.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Başka bir bilinç seviyesinde fark ettiniz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu olayın, A___&#8217;nın bu sabah odasında adını söyleyen tiz bir ses tarafından uyandırılması olayıyla bir ilgisi var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Bir 4. yoğunluk varlığı.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu ne tür bir 4. yoğunluk varlığıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Om türü.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Om nasıl bir türdür?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bilmek istemezsiniz!</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Hayır bilmek isterim. Eğer birşey kızımı yatak odasında ziyaret ediyorsa, bunun kim veya ne olduğunu kesinlikle bilmek isterim. </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bunun düzenli bir olay olduğunu kim söylüyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Bir kerelik bir olay mıydı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (V) A___&#8217;nın bu olayın bu kadar farkına varmasının nedeni, uyurken psişik olarak açık olması mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (V) Zarar görmemek için psişik açıklığını kontrol etmek üzere yapması gereken herhangi birşey var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Faydalı birşeyi neden kontrol edesiniz ki? [...]</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu sabahki olaya dönecek olursak, J___ bana yaşadığı deneyimi anlatırken, gözlerini açtığında ışığın sarı göründüğünü söyledi&#8230; (V) Renk değişimini ben de fark ettim&#8230; (J) Bu bahsettiğiniz olaydan mı kaynaklanıyordu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Işıktaki renk değişimlerine neden olan şey neydi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: 4. yoğunluktan kalan etkiler. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu, 4. yoğunluğa doğru ilerlerken giderek daha fazla gerçekleşecek olan birşey mi? </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Atmosferdeki bu elektromanyetik yüklenme, tabii eğer öyleyse, yoğunluklardaki kaymanın bir parçası olarak mı meydana geliyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Eğer bu atmosferdeki elektromanyetik bir yoğunlaşma ise, bu, yaklaşmakta olan dalgadan mı kaynaklanıyor? Bu dalganın varlığının veya yaklaşmasının etkilerini giderek daha fazla hissetmemizle mi ilgili?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Giderek yoğunlaşıyor, tıpkı bir deniz dalgasının gelişi öncesindeki etkiler gibi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Kuzey Karolina ve Kaliforniya&#8217;daki aşırı rüzgarlar ve Japonya&#8217;daki depremler, hepsi bununla ilgili mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Evet. Medya kasıtlı olarak bu konuya olan ilgisini sınırlı tutuyor. Rüzgar Karolina&#8217;da saatte 200 kilometre, Kaliforniya&#8217;da da saatte 250 kilometre hızla esiyor. (L) Kasyopyalılar bize havanın giderek garipleşeceğini söylemişti. (T) Japonya&#8217;da bugün bir deprem daha oldu. Birkaç haftadır aralıklarla devam ediyor. Devam etmesi bekleniyor. (V)</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"> </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Sylvia Brown bir talk-show&#8217;a çıktı. Alaska&#8217;da büyük bir deprem meydana geleceğini söyledi. Çok büyük bir deprem. Bundan bahsedebilir misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sizin zaman ölçümünüzle dalganın giderek yoğunluğunu artıracağı önünüzdeki yıllarda meydana gelecek çok sayıda olaydan biri.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Böylece pek çok anormal şeyin Dalga’nın bir sonucu olarak 4. Yoğunluktan sızanların etkileri olabileceği gerçeğinin farkına vardık. Daha önceki bölümde belirtildiği gibi, artan UFO aktivitesi Dalga’nın yaklaştığın “belirtilerinin” bir kısmı olarak görülüyor. Bu konu hakkında daha fazla bilgi almak istedik: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">7 Ocak 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu yıl çok büyük, olağanüstü bir UFO faaliyeti gerçekleşeceğini söylemiştiniz, doğru mu? </span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bingo!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Sanırım bu başladı bile çünkü Michigan&#8217;da bir adam güpegündüz bir UFO&#8217;yu filme almış ve üç gündür haberlerde bunu gösteriyorlar ve sanırım konuyu küçümseyici bir tavır takınmıyorlar. (F) Evet, takınıyorlar. Kanal 13&#8242;te izledim ve kesinlikle UFO olaylarını küçümseyici bir tavır takınıyorlardı. (L) Michigan&#8217;daki o adam, bize o aracı ve kime ait olduğunu söyleyebilir misiniz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Griler.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Griler önümüzdeki yıllarda kendilerini 3. yoğunlukta giderek daha fazla mı gösterecekler?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Tüm olaylar, sizin artık bildiğiniz şeylerle ilgili. Herşey dalganın yaklaşmasıyla ilgili olduğu için, ayrıntıların ne olduğu zamanla ortaya çıkacak.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Bu celseden kısa bir süre sonra Connecting Link dergisinin yayıncıları Susy ve Barry Konicov aradı</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">ve birkaç soru sormak istediklerini söylediler. Barry, özellikle Dalga’nın diğer unsurlarıyla ilgili ilginç sorular sordu:</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">11 Ocak 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S:  Bu bilgileri iletmek için neden Laura ve Frank’i seçtiniz?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Çünkü denge alanları doğru.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry)  Maitreya…Bu yaşamda bu kişinin kaderi ne?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Dezenformasyon sürecinde önemli bir rolü var.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Benjamin Creme bunun farkında mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Dünya dışılar Benjamin Creme’in kafasına düşünceler mi sokuyorlar?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry)  Bunu yapmaktaki amaçları nedir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Karmaşa, ayrımcılık ve aldanma yaratılsın ki gerçeklik kanalları tıkansın. Kendi kendini açıklayan bir durum.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu, gerçek sandığımızın aslında gerçek olmadığı anlamına mı geliyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Yani uzaylılar bize oldukça ilgi çekici bir kişiyi veriyorlar ki gerçeği göremeyelim.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: “Çöldeki” sahte peygamberler ile ilgili uyarıları hatırlayın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu Benjamin Creme’in KH olduğu anlamına mı geliyor?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, dolaylı olarak.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Antichrist mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Antichrist bir birey değil, konsorsiyum.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry)  Konsorsiyum kim?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bu terim çok sayıda bireyi ifade ediyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) İnsanlar mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet ve diğerleri.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu insanlar defalarca reenkarne olup aynı hafızayı muhafaza ederek aynı plana devam mı ettiler?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sadece seçilmiş birkaç tanesi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu kanallama bir kerede bir harf şeklindeki ilkel metodun ötesine geçecek mi yoksa el ya da klavyeyle yazma ya da bilinçli ya da bilinçsiz doğrudan kanallamaya mı dönüşecek?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Şu anda da olabilir ama bu metodla daha az bozulma riski var.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu temasın amacı ne?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Öğrenmenize ve dolayısıyla bilgi kazanmanıza ve dolayısıyla korunma ve ilerlemenize yardımcı olmak.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: Bu temastan Kasyopyalılar ne kazanıyor ?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Size yardım ederek sizinle ve diğer herkesle birleşmeye ve böylece Büyük Döngüyü tamamlama kaderimizi gerçekleştiriyoruz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Bu sizin için var olan tek olasılık mı yoksa en iyi olasılık mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Her ikisi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Işık yılıyla bizlerden çok uzakta mısınız?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Uzaklık bir 3. Yoğunluk kavramıdır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Işık yılı 3. Yoğunluk kavramı mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Dalga’nın üzerinde yolculuk yapmaktan kastettiğiniz nedir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Düşünceler üzerinde seyahat etmek.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Frank) Bizim düşüncelerimiz mi, sizin düşünceleriniz mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Doğru kavram değil.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Doğru kavram nedir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Herşey derslerden ibaret. Düşünceler varoluştaki tüm gerçekliği birleştiriyor ve hepsi paylaşılıyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Susy) Tüm düşünce formları tarafından yaratılan bir enerji dalgası üzerinde mi seyahat ediyorsunuz?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Varolan her şey düşünce formlarıdır!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) KH’ler BH’lerin bu yarışı ya da çekişmeyi kazanacaklarını kabul etmiş durumdalar mı?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır, kesinlikle hayır! Aslında KH kaybetmeyi idrak edemez ama içgüdüsel olarak üzerinde bir baskı hisseder ve yaklaşan karmaşanın sebebi budur.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Kaybettikleri zaman onlara ne olur? Bu polaritelerini kaybettikleri anlamına mı geliyor ya da bu onların başa dönüp tüm evrimsel süreci diğer kutupta en baştan geçirmeleri mi demek?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: İkincisi.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) Yani yaklaşan bir dönüm noktası var, öyle mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yakın. “Yakın” derken kastettiğimiz kavram gerçeğe yakın. Zaman ya da mesafe olarak değil.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (Barry) O süreçte, sebep oldukları acıyı kendileri de deneyimler mi?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır, o sadece 5. Yoğunlukta olan bir şeydir.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">O sırada “Özsel Varlıklar” ile ilgili sorular sorduk ve Kasyopyalılar bize cevap olarak “Neredeysek oyuz” bilmecesini verdiler. Ayrıca “Biz gelecekteki siziz” dediler. Tüm bunlar merakımızı arttırdı ve biraz açıklama istedik: </span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">14 Ocak 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Daha önceki celselerde bize gelecekteki biz olduğunuzu ve bizimle birleşmek üzere buraya doğru geldiğinizi söylemiştiniz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Zamana göre düşünecek olursak, bizden ne kadar uzaklıktasınız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Sizin zaman ölçümünüzle belirsiz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bize yaklaşan olayın yaklaşık varış zamanını hesaplamamız için bazı bilgiler vermiştiniz. Bu dalga buraya geldiği zaman mı bizimle birleşip gelecekteki biz olacaksınız?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır, bu doğru kavram değil.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Dalga buraya vardığında bizimle birleşeceğinizi söylemiştiniz. Gelecekteki biz olduğunuzu söylerken kastettiğiniz şey bu mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani iki ayrı olaydan veya konudan bahsediyoruz, veya zaman/mekandaki iki ayrı nokta, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Yine 3. yoğunluk mantığını daha üst yoğunluk seviyelerine uygulamaya doğru kayıyorsunuz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu gece Laura&#8217;nın üzerine gelme gecesi mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Hayır. Herkesin ilerlemesine yardım etmeye çalışıyoruz.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Yani aynı olaydan bahsetmiyor muyuz?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bir kere &#8220;gelecek&#8221; nedir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Zaman/mekandaki farklı noktalar.. Gelecek sadece bilincin farklı bir odağı mı? Herşey eşzamanlı mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Eğer bu doğruysa neden burada lineer/doğrusal bir mantık uyguluyorsunuz? Görmüyor musunuz, sizinle şu an birleşiyoruz!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Anladım. (TR) Yani dalga geldiğinde eğer hazırsak dalga bizi 4. yoğunluğa taşıyacak ama o noktada sizinle 6. yoğunlukta gerçek bir birleşme yaşamayacağız ama bir yoğunluktan diğerine geçiş sırasında tüm odak noktaları birleştiği için bir &#8220;birleşme&#8221; deneyimleyebiliriz, doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kısmen doğru, kısmen ilgisiz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Hangi kısmı doğru, hangi kısmı yanlış? (T) Dalga geldiğinde, 4. yoğunluğa geçecek olanları oraya taşıyacak, bu kısmı doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Açık.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (TR) Hangi kısmı açık?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: 4. yoğunluk adayısın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (TR) Yani biz 4. yoğunluk adayıyız ama bu mutlaka 4. yoğunluğa geçebileceğimiz anlamına gelmiyor, öyle mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kısmen.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (TR) 4. yoğunluk adayları doğru frekans titreşimine ulaşmışlarsa ve o noktada dalganın onları taşıyacağı bir noktaya yükselmişlerse 4. yoğunluğa geçecekler, doğru mu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yeterince yakın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (TR) 4. yoğunluğa geçenler o noktada varlıklarının tüm diğer yoğunluklarıyla çok kısa bir süre için de olsa bir birleşme, bir bütünlük mü deneyimleyecekler?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Ölçülemeyecek derecede kısa bir an. &#8220;Aydınlanma&#8221; denen şey işte bu!</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (TR) Aslında zaman diye birşey olmadığı için bireyin deneyimine göre o kısacık an binlerce yıl gibi de olabilir, değil mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: &#8220;Sonsuza kadar&#8221; sürmüş görünebilir.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) &#8220;Rapture&#8221; (kendinden geçme, vurgun, mest) olarak bilinen şey mi bu?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Bazıları iç güdüsel düşünce kalıplarını bu şekilde açıklamaya çalıştı.</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">O aralar bir televizyon programı seyrettim. “Taos Hum” adı verilen ve daha çok New Mexico’daki Taos’ta duyulan bir sesle ilgiliydi ama başka yerlerde de duyulduğu oluyordu ve sadece bazı insanlar duyuyordu. Görünüşe bakılırsa bir kaçı için oldukça sinir bozucuydu. Pek çok teori üretilmişti ama hiçbiri tam olarak olan bitenle örtüşmüyordu.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">21 Ocak 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Tüm ülkede insanların duyduğu vızıltı sesinin ne olduğunu bilmek istiyorum. İnsanlar onları resmen çıldırtan şiddetli bir vızıltı sesi duyuyorlar. Geçen gece bu konuda bir televizyon programı vardı. Bu vızıltı sesi nedir ve nereden geliyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Yaklaşan dalgaya hazırlık olarak artan EM dalgaları.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Bu sesin kaynağı nedir? Yani spesifik olarak, mekan olarak nereden geliyor?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kozmik.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><br />
</em></span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Kasyopya celselerinden alıntılanan aşağıdaki bölüm oldukça ilginç bir bilgi içeriyor. Kasyopyalılar daha yüksek yoğunluklar tarafından kolaylaştırılan bir ruh evriminden bahsediyorlar. Görünüşe bakılırsa ruhlar “büyüyorlar.” Diyelim ki milyarlarca yıldan sonra kayalar bitkiye evriliyor. Sonra milyarlarca yıl sonra bitkiler düşük seviyedeki hayvansal yaşam formlarına evriliyorlar ve o ya da bu tip bir hayvan olarak yaşadıktan sonra “mezun olup” daha yüksek ya da daha zeki, insanlarla herhangi bir etkileşimi olan bir hayvan olarak devam ediyorlar. Bu şekilde etkileşimin devam ettiği pek çok enkarnasyondan sonra insanlığın başlangıç seviyesindeki ruhlarını oluşturuyorlar. Bu noktada, 4. Yoğunluk mezuniyeti noktasına gelene kadar 3. Yoğunluktaki insan döngüsü boyunca enkarnatif deneyimlerine devam ediyorlar.</span></span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">4 Mart 1995</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Kedilerimizden birinin bize sanki birşey söylemek istermiş gibi bakıyor olmasının bir anlamı var mı?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Kedilerinizden biri, hayır şunu iki yapalım, 3. seviyeye geçmeye yakın.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) Sabrina yükseliyor, terfi edecek. (J) Üçüncüye geçtiğinde ona ne olacak? İnsan mı olacak?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (J) Vau. (T) Kedilikten insanlığa geçtiğinde, kedi bedeni ölecek mi?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet. Bir sonraki enkarnasyonu kastediyoruz, ne zaman olursa.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (T) İki kedimiz mi? Kedilerimiz üçüncü yoğunluk adayı mı, bizlerin 4. Yoğunluk adayı olduğumuz gibi? &#8230;</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Aynen öyle.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">S: (L) Peki bu durumda, 4. yoğunluk adayları 4. yoğunluğa geçerken bedenlerini terk mi etmek zorundalar?</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">C: Evet, ama eğer dalga vardığında hala bedenlerindeyseler buna gerek olmaz.</span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><em><br />
</em></span></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;"><br />
</span></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><span style="font-size: small;">Yukarıda anlatılanlar Dalga’yle ilgili bazı unsurları gözler önüne sermektedir. Gelecek bir zamanda hayatlarımızı etkileyecek gerçekten şaşırtıcı Kozmik Bir Olay olduğunu anlamaya yeni yeni başladık ama dahası var. Bu olayla ilgili merakımız giderek artacaktı.</span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-2-bolum-cok-boyutlu-ruh-ozleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dalga 1. Bölüm: Dalga Üzerinde Yolculuk</title>
		<link>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-1-bolum-dalga-uzerinde-yolculuk/</link>
		<comments>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-1-bolum-dalga-uzerinde-yolculuk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Apr 2011 18:26:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>data</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dalga]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://tr.cassiopaea.org/?p=5</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Dalga&#8221; konusu Kasyopya celselerinde pek çok kez ortaya çıktı ve pek çok insan, Kasyopyalılar tarafından gelecekteki deneyimlerimizin bir parçası olacağı belirtilen bu gizemli olay hakkında daha ayrıntılı bilgi istemek için bana yazdılar. Bu pek çok başka konuya referansları olan öyle geniş bir konu ki, şimdiye kadar bununla ilgilenmeyi hep erteledim. Fakat artık bu konulardan bazılarını [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="color: #0000ff;"><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new2-186x300.png"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="aligncenter" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/Wave-1-cover-new2-186x300.png" alt="" width="186" height="300" /><br />
</span></a></span></span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">&#8220;Dalga&#8221; konusu Kasyopya celselerinde pek çok kez ortaya çıktı ve pek çok insan, Kasyopyalılar tarafından gelecekteki deneyimlerimizin bir parçası olacağı belirtilen bu gizemli olay hakkında daha ayrıntılı bilgi istemek için bana yazdılar. Bu pek çok başka konuya referansları olan öyle geniş bir konu ki, şimdiye kadar bununla ilgilenmeyi hep erteledim. Fakat artık bu konulardan bazılarını konuşmak için uygun bir zaman sanırım.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kasyopyalılarla henüz &#8220;test modunda&#8221; olduğumuz ilk temaslarımızın birinde, bir gece, son derece genel bir soru sordum:</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">23 Temmuz 1994</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gezegensel Değişimler’e neden olan şey nedir? </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Elektromanyetik dalga değişimleri.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Daha spesifik olabilir misiniz?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Helyografik [güneşle ilgili] alanda boşluk.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu cevaptan fazla birşey anlamamıştım çünkü pek kavranabilir birşey değildi ve henüz celseleri teybe kaydettiğimiz bir aşamada değildik. Dolayısıyla herşeyi not etmeyle fazlasıyla meşguldüm. Fakat konumuz ilerledikçe bu cevap çok önemli hale gelecek, aklınızda olsun!</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bir çeşit tuhaf &#8220;dalga&#8221; fikrine ilk rastlayışım, bir kaçırılma mağduru olan “Candy” ile yaptığım ve </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>High Strangeness</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kitabında tanımladığım bir hipnoz celsesindeydi. Kitap ilgili celsenin transkriptini de içeriyor. Bu celsede ortaya çıkan son derece garip pek çok şey vardı ama biz Dalga üzerinde odaklanacağız. Bu ilk referansı ve genel bağlamı verdikten sonra şimdi belirli ayrıntılara gözatalım: </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bize türlü türlü yıkımlar gösteriyorlar [“kaçıranlar”]. Şehirler parçalanmış demir yığınları halinde. Pek güvenli bir durum olmayacak&#8230; Gezegen emniyette olmayacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Yıkıma neden olan şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bilmiyorum. Bir dalganın oluştuğunu görüyorum.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Bir dalga mı oluşuyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hı hı.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Dalgayı oluşturan şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Birşey göremiyorum.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Bu dalga oluştuğunda ne yapıyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ekseni kaydırıyor. Manyetik eksen. Dalga manyetik ve bizim de manyetik eksenimiz var. Dalga manyetik ekseni bozuyor. Eksene birşey yapıyor ve eksen kayıyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Peki bu eksen bozulmasının sonucu nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dünya&#8217;nın döndüğünü görüyorum. Ama normal değil, dengesizce.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Tamam. Bu dengesiz dönüşün sonucu nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yıkım.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Bu dalganın nereden geldiğini göremiyorsun, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Birşey göremiyorum. </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Doğal bir dalga mı, yoksa yapay mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunun anlamını bilmiyorum. Birileri neden oluyor&#8230; Birşeyleri bozuyorlar. Gördüğüm tüm o gemiler&#8230;.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Dalgaya bu gemiler mi neden oluyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Birşeyleri yıkıyorlar. Bir yıkım var.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Geldiklerini gördüğün gemi filoları, bu yıkımdan önce mi yoksa sonra mı geliyorlar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Söyleyebileceğim tek şey dalgayla birlikte geldikleri.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Dalgayla mı geliyorlar? Bu dalganın nereden geldiğini göremiyor musun?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Görebildiğim tek şey hazırlanmamız gerektiği.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Nasıl hazırlanacağız?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bizi hazırlıyorlar.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Kendimiz yapmamız gereken birşey var mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Programlanıyoruz.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Bir insanın programlandığı nasıl anlaşılabilir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Tetiklenmeler olacak. Belirli şeyleri yapmaya ayarlanıyorsun&#8230; Filmler, kitaplar, çeşitli şeyler, bilinçaltındaki şeyleri tetikliyor. Bir anahtar veya çark görüyorum&#8230; Çarkın oluşması&#8230; İki çark birleşiyor ve tetiklenme gerçekleşiyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Tamam. Bahsettiğin bu dalga, sence uzayın derinliklerinden mi geliyor, yoksa bizim güneş sistemimizden mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kendi rotasında ilerliyor! Biz onun hakkında birşey bilmiyoruz. Ama biri biliyor!</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Kim biliyor, devlet biliyor mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu noktada bile Candy’nin bahsettiği dalga ile önceki celsede Kasyopyalıların söz ettiği dalga arasında bir bağlantı kurmamıştım. Şunu da belirtmem gerekiyor ki Candy&#8217; nin önceki celse hakkında hiçbir bilgisi yoktu. Kasyopyalılarla bir sonraki temasta Gezegensel Değişimler konusunu tekrar açtım ve </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>The Noah Syndrome</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> adlı kitabımda (kitap güncellenerek </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Secret History</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> adını aldı) sunduğum fikirlerle ilgili bir soru sordum ve konu ilerlerken özellikle Candy’nin belirttiği dalgayı sordum:</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">30 Eylül 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Güneş&#8217;in düzenli aralıklarla çok büyük miktarda elektromanyetik enerji yaydığı ve bu enerjinin güneş sistemindeki gezegenlerin birbirleriyle daha fazla veya daha az etkileşmelerine neden olduğu doğru mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dış titreşimsel olaylarla belirlenen diğer düzensiz etkiler.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tür “ölüşlerinin&#8221; periyodikliğinin kaynağı Güneş değil yani, öyle mi?</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bazen. Pek çok sebep var.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki saat gibi tekrarlı bir şekilde işleyen bu şeyin kaynağı nedir? Düzenli bir etki kaynağı var mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Komet yağmurları.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu komet yağmurları nereden geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kendi yörüngesi olan bir küme.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu komet kümesi Güneş etrafında mı dönüyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu komet kümesi hangi sıklıkla ekliptik düzlemine geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 3600 yıl.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Sümerlilerin Geçiş Gezegeni veya Nibiru olarak tanımladıkları cisim neydi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kometler.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu komet kümesi mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu komet kümesi tek bir kütle olarak mı görünüyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şu anda Dünya&#8217;ya yaklaştığı söylenen kütle bu mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Annunaki kimdi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dünyadışı varlıklar.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Nereden geliyorlardı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zeta Retikuli.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Komet kümesi Dünya&#8217;ya her yaklaştığında oluşan korku, kaos vs&#8217;nin yarattığı ruh enerjisini emmek için mi geliyorlar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İki olay bir şekilde bağlantılı mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şimdi burada olmalarının sebebi bu mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gezegenimize yaklaşan dalgayla birlikte buraya gelen büyük bir uzaygemisi filosu var mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu gemiler nereden geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Zeta Retikuli.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Ne zaman varacaklar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: 1 ay ile 18 yıl arasında.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Nasıl bu kadar geniş bir zaman farkı olabilir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu o kadar büyük bir filo ki, mekan/zaman eğrisi düzensiz ve sizin zaman ölçümünüzle belirlenmesi zor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu araçlar bir çeşit &#8220;dalga&#8221; üzerinde mi geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu ilginçti fakat saat epey geç olmuştu ve diğer soruları sonraki bir zamana erteledik. Fakat tahmin edilen varış süresi konusu beni rahatsız etmişti ve bu yüzden buna kesin bir açıklama sağlamak istiyordum. Bu aşamadan itibaren celseleri teybe kaydetmeye başladık.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">5 Ekim 1994</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Zeta Retikuli&#8217;den bir uzaygemisi filosunun bir dalga ile birlikte buraya yaklaştığını düşünürsek, varış açısından mekan/zaman eğrisinin belirsiz olması ne anlama geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kütle, çekim dalgası içindeki elektromanyetik transferi etkiliyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu hususta bize biraz daha yardım edebilir misiniz?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kütle zaman döngüsünü etkiliyor: küçük kütle eşittir kısa döngü, büyük veya yoğun kütle eşittir uzun döngü.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu cevabı bir türlü kavrayamıyordum ve üzerinde düşünmeden önce bu konuda nasıl ilerleme kaydedebileceğimi bilmiyordum. Sonraki süreçte bu konuya kendim hiç dönmedim (en azından kasıtlı olarak dönmedim) fakat konu hiç beklenmedik bir şekilde tekrar karşımıza çıktı. Paskalya Adası hakkında birşeyler okuyordum ve adadaki o son derece </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>çirkin</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> heykel başlarını merak ediyordum. Bu heykellerin hangi ırk veya grubu temsil ettiğini gerçekten bilmek istiyordum. Tahminimce bunları kim oyduysa kendilerini tasvir etmişlerdi çok basit bir şekilde de olsa ve bu, dünyanın eski zamanlarında hangi grupların nerede olduklarına dair bir ipucuydu. Bu yüzden bir gece Paskalya Adası hakkında bir soru sordum ve istediğimden çok daha fazlasını aldım:</span></p>
<blockquote><p><span style="color: #0000ff;"> </span><a href="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-1-pg-29-201x300.png"><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><img class="alignleft" style="margin-left: 10px; margin-right: 10px; border: 0pt none;" src="http://cassiopaea.org/wordpress/wp-content/uploads/2010/05/ch.-1-pg-29-201x300.png" alt="" width="201" height="300" /></span></a><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">02 Kasım 1994</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Paskalya Adası&#8217;ndaki taş kafaları kim oydu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Lemuryalıların torunları.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yerliler bu taşların buraya yürüyerek geldiğini söylüyorlar. Bu doğru mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki nasıl?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ses titreşimi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu taşlar neyi temsil ediyordu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Nefalim.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Nefilim’in görünümü böyle miydi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu, Lemurya&#8217;da Nefilim&#8217;in mevcut olduğu anlamına gelir mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Lemurya&#8217;nın konumu neydi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Güney Amerika Pasifik açıkları. Hemen yakınında Paskalya Adası&#8217;nın tüm çevresi Lemurya&#8217;nın kalıntıları.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Lemurya&#8217;ya ne oldu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sizin Cennetten Düşme olarak tanımladığınız şeye yakın bir zamanda sulara gömüldü. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki eğer Nefilim buraya 9-12 bin yıl önce getirildiyse [daha önce söylediğiniz gibi]&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Son ziyaret. 5 kez geldiler. Dönecekler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Nefilim dönecek mi? [En hafif deyimle şok olmuştum!] Nefilim ırkı şu anda nerede yaşıyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Orion.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Orion takımyıldızında mı yaşıyorlar? Hangi gezegende?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gezegenleri yok. Hareket halindeler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm grup hareket halinde mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Üç araç.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Her araçta kaç Nefilim var? [Sanırım bu noktada sesim titriyordu.]</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yaklaşık 12 milyon.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bize yardım etmeye mi geliyorlar? [Öyle umuyordum!]</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. Dalga, komet kümesi. Hepsi aynı enerjiyi kullanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Aynı enerjiyi nede kullanıyorlar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Mekan/zamanda ilerleyiş.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bu komet kümesi olmasaydı mekan/zamanda ilerleyemezler mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır. &#8220;Daha yavaş.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bu dalga olmadan buraya varmaları daha uzun sürer. Dalga nereden geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kümeyi izliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dalga komet kümesini izliyor. Dalga ne içeriyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yoğunluk/boyut sınırı. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yoğunluk sınır dalgası sürekli olarak komet kümesini mi izler?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Komet kümesi her gelişinde yoğunluk sınırı ile ilişkileniyor mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, yoğunluk sınırı herşeyi kapsayan enerji realitesi değişimini izler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu yoğunluk sınırı bir boyut sınırı mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, yani yoğunluk sınırı yeni bir boyutu getiriyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yoğunlukları titreştiriyor, dalgalandırıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bizim boyutumuz mu dalgalanıyor veya titreşiyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dalgalanan nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kalınan yer. Gezegeniniz iki yoğunluk arasında gidip geliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu dalgalanma ne kadar sürede bir oluyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yaklaşık her 309.000 yılda. [Dikkat edilirse bu süre neredeyse tam olarak gezegenimizin 12 presesyon süresine eşit]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Diğer bir deyişle 4. yoğunlukta yaklaşık 300.000 yıl kalacağımızı söyleyebilir miyiz?</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">4</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu, &#8220;Düşme&#8221; öncesinde Cennetsi halin de yaklaşık 300.000 yıl sürdüğü anlamına gelir mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Gezegenimizin dalgalandığını söylediniz&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır, yoğunluklar dalgalanıyor; gezegen bir yoğunluk içinde bir yer kaplar yalnızca.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu diğer yoğunluğun mekan/zamandaki kaynağı nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Mevcut enerjiler için fazla karmaşık.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Üretici kaynak nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Büyük döngünün parçası.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Mayaların bahsettiği döngü mü bu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kısmen anlamışlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Maya takvimi 2012&#8242;ye kadar uzanıyor&#8230; Yoğunluk sınır değişim zamanı olarak bu doğru bir tarih mi?</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın. Sizin zaman ölçümünüzle hala belirsiz. Kertişler</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">5</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> sizi dördüncü yoğunlukta yönetmeyi umuyor. 18 yıla daha yakın.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve yukarıdaki celsenin tarihinden 18 yıl sonrası Aralık 2012’ye denk geliyor. Fakat bunun üzerinde fazla odaklanmayın, çünkü keşfedecek daha pek çok önemli husus var. Dalga&#8217;dan tekrar bahsedilmesi başka bir masum veya alakasız soruya cevaben oldu:</span></p>
<blockquote><p><em><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">7 Kasım 1994</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></em></p>
<p><em><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: Son zamanlarda atmosferin üst katmanında gama ışını patlamaları meydana geldiğine dair bir makale okudum. Bu gama ışını patlamaları neyin nesi?<br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dalganın yaklaşmasıyla birlikte artan enerji.</span></em><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve tekrar, bir deprem sorusunun cevabı olarak Dalga tekrar göründü.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">24 Kasım 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu son volkan patlaması hakkında bilgi verir misiniz? Sebebi neydi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dünyanın “ısınması.”</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Isınmaya neden olan şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Titreşim frekansı değişimleri.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu titreşim frekansı değişimlerinin kaynağı nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Daha önce de söylediğimiz gibi, yaklaşmakta olan dalga.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bu dalga o kadar büyük ve geniş ki, mutlak varış noktasından yıllar önce etkileri hissediliyor, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Doğada tüm dalgaların varıştan önce bir “çekilme” aşamaları vardır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu bir dalganın sahile varmadan önce herşeyi kendine çekmesi gibi mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani şu anda geri emiş aşamasındayız. [el hareketleri ve sesle gösteriyor]</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Güzel benzetme.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Güzel bir benzetme olabilirdi ama ben bu Dalga işi hakkında giderek daha ciddi düşünmeye başlıyordum.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">26 Kasım 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bize güneş sistemimizle bir şekilde bağlantılı bir komet kümesi olduğunu ve bu komet kümesinin her 3600 yılda bir ekliptik düzlemden geçtiğini söylemiştiniz. Bu doğru mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Evet. Ama bu kez 4. yoğunluk boyut sınır dalgası üzerinde geliyor ve 4. yoğunlukta tüm gerçeklikler farklı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, yani komet kümesi boyut sınır dalgasıyla birlikte buraya geliyor. Peki buna göre güneş sistemine girdiğinde, bu boyut geçişi nedeniyle etkileri yumuşayacak mı? Bu hafifletici bir faktör mü?<br />
A: Etkiler hafifleyecek.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em> </em></span></p></blockquote>
<p><em> </em></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu biraz rahatlatıcı oldu. Görünüşe göre Kasyopyalıların söylediği şey bu dalgada, onu kişinin frekansına göre kullanılmayı mümkün kılan bir özellik olduğuydu. Dolayısıyla aynı celsede bu konu hakkında birkaç soru daha sorduk:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani tüm bunlar, kehanetlerdeki dünya değişimlerinin aslında anladığımız şekliyle fiziksel realitede meydana gelmeyebileceğini mi gösteriyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Emin olabilirsin.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani tüm bu koşuşturmalar, hoplama-sıçramalar, oraya buraya gitmeler, onu bunu yapmalar&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Tamamen 3. seviye düşünüşü.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eğer tüm bunlar 3. seviye düşünüşü ürünüyse ve eğer bu kehanetlerin çoğu sembolikse, tahmin ediyorum ki bu kehanetler aslında enerjideki hareket ve değişiklikleri işaret ediyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki eğer bu enerji değişimleri meydana gelecekse, kehanetlerde değişeceği söylenen şey aslında gezegendeki insanlar ya da insan grupları ve belirli kitleler mi? Bu afetler bireysel ve veya kolektif bir temelde ruhta meydana gelecek afetleri mi yansıtıyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Geçiş gerçekleştiğinde dünya üzerindeki insanların da 4. yoğunluğa geçeceğini, bir çeşit gençleşme süreci yaşayacaklarını falan söylemiştiniz. Peki 4. yoğunluktan tamamen habersiz olan ve 4. yoğunluğa geçmeyecek olan insanlara ne olacak? Farkında olan ve frekansları değişen insanların desteğiyle dalga onları da mı taşıyacak, yoksa başka bir yere gidip başka şeyler mi yapacaklar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Adım adım sorun.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Şimdi buraya gelen şey insan ırkını 4. yoğunluğa taşıyacak olan bir dalga mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Ve gezegeni ve bütün mekan/zaman sektörünü.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) O zaman buradaki herkesin içinde bulunduğu çalışma da tamamen bununla ilgili. Yani biz insan formuna girmiş ışık varlıkları olarak yeni frekansın tutucularıyız&#8230; Dalga buraya geldiğinde yeterince kişi hazırsa dalgayla birlikte yeni frekans burada sabitlenmiş olacak ve böylece gezegende olması planlanan değişim gerçekleşecek, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Yani biz şimdi dünya değişimlerinden, hayatta kalacaklardan ve kalmayacaklardan, yıkımlardan, 3., 4., 5. yoğunluk realitelerinden bahsederken, burada asıl kastedilen şey 3. yoğunluk bakımından gezegenin yok olması veya 3. yoğunluktaki nüfusun %90&#8242;ının ölmesi değil. Çünkü insanlar 4. yoğunluğa geçiyor olacak, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Vau! &#8220;Isınıyorsun.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Evet, yani biz yeni yoğunluğun frekans tutucularıyız. Yani insanların %90&#8242;ının hayatta kalmayacak olmasından kastedilen şey, geçirecekleri yoğunluk değişimi oluyor. Çünkü bir üst seviyeye çıkıyoruz. Tüm bu konular bununla mı ilgili?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Veya diğer bir olasılık, fiziksel afetlerin yalnızca 3. seviye dünyada &#8220;kalanlar&#8221; için meydana gelmesi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) O halde kastettiğiniz şey bizim frekanslara uyumlanmamız ve böylece dalga geldiğinde 4. yoğunluğa mümkün olduğunca çok sayıda kişinin geçmesine yardım etmemiz ve böylece dördüncü yoğunluk KH güçlerinin</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">6</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> bu gezegendeki hakimiyetinin sona ermesi. Geride kalanların enerjileri de karanlık güçler için yeterli düzeyin çok altında olacağı için onlar da bu gezegenle uğraşmaktan vazgeçecekler. 3. yoğunluk dünyasında daha az insan yaşıyor olacak, gezegen kendini yenileyecek ve onlar da derslerini müdahale olmadan daha kolay öğrenebilecekler.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu boyut değişimi sırasında bizim yaptığımız şey bir frekansın tutulup muhafaza edilmesi mi? Yani resmen 4. yoğunlukta yeni bir dünyanın yaratılmasını sağlayacak bir &#8220;süper bağlantının&#8221; oluşturulması mı? Tıpkı tek hücreli bir organizmanın ikiye bölünmesi gibi; sadece yarımlardan bir tanesi frekansın yakalanması yoluyla diğer bir boyuta geçerken bir tanesi 3. yoğunlukta kalacak. Öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Adım adım.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir bölünme meydana getirecek frekansı mı sabitliyoruz?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Gelişen kanallardan (conduit) birisiniz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Kanal kimin için?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Siz ve sizi izleyecekler için.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu kanal&#8230; Gezegenin yeni boyuta geçeceği bir kanal mı bu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Bir tanesi sizsiniz. Başkaları da var. Şu anda gelişim halinde.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Başka gezegenler mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Hayır. Kanal.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Tüm bu kanallar 4. yoğunluğa geçişin sağlanmasını sağlamaya yönelik, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Bir kanalı geliştirmenin anahtarı bilgidir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bizi 3. yoğunluktan 4. yoğunluğa taşıyacak bir kanal geliştiriyoruz. Bu kanalı oluşturup 4. yoğunluğa geçtiğimizde buraya gelme amacımız olan frekans tutma işini tamamlamış mı olacağız?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Kısmen.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (T) Bu kanal bizim için bir çeşit kaçış/çıkış tüneli, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Şunu netliğe kavuşturalım. Bu kanaldan diğer boyuta ilerlediğimizde, diğer&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: 3. seviye dünya değil, 4. seviye dünyada olacaksınız.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Eski pratik Laura olarak somutlaştırmaya çalıştığım şey şu: 4. yoğunluk dünyası ile 3. yoğunluk dünyası yanyana mı var olacaklar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Yanyana değil. Tamamen &#8220;farklı dünyalar.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu dünyalar iç içe olacak ama farklı boyutlarda olacaklar yani?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Diğer bir deyişle, örneğin bir 6. yoğunluk varlığı bu gezegene baktığında bu gezegeni görür, uzayda dönüşünü görür, dünyanın çeşitli boyutlarını görür ve tüm bunlar mekan-zamanda aynı anda gerçekleşiyor olur. (J) Onlar aşağıyı görebiliyor ama biz yukarıyı göremiyoruz.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) 3 boyutlu dünyada tüm o afetler meydana gelirken biz 4 boyutlu dünyada olacağız ve bu olaylar orada meydana gelmeyecek. 3. yoğunluk insanlarını görmeyeceğiz ve onlar da bizi görmeyecekler. Çünkü başka boyutlarda olacağız. </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">A: Evet, kavramı anlıyorsunuz, şimdi bunun gerçek olup olmadığına karar vermeniz gerekiyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ne görev ama! Diğer taraftan, kaç tane seçeneğimiz var ki? Tahmin edebileceğiniz gibi konu tekrar gündeme geldi ve Kasyopyalılar tarafından bu konuya yönlendirildik. Bu olayda alışılmadık birşey yaptılar ve soracağımız sorular için durmadan uzun bir kehanet zinciri sundular. Bu alışılmadık bir durumdu, çünkü Kasyopyalıların kehanetlerle ilgili tutumu şuydu:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">&#8220;Burada iş başında olan güçler doğru bir şekilde kolayca öngörülemeyecek kadar zekidir. Ne gibi gelişmelerin ve saptırıcı olayların meydana geleceğini bilemezsiniz. Bu güçler öngörümsel ve felsefi kalıpların farkındalar ve sabit geleceklere inananları kandırmak ve caydırmak için genellikle yön değiştirirler.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yani her ne kadar tarih belirtmeseler de bu kadar çok sayıda kehanette bulunmaları garipti. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ama bu kehanet dizisindeki öngörüler daha çok gösterge niteliğindeki olaylar gibiydi; düşen dominolar gibi başka olayları başlatacak işaretçiler ve peşpeşe meydana gelen bir çeşit olaylar grubu gibi. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3 Aralık 1994</span></p>
<p>C: <span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ukrayna patlaması: kimyasal veya nükleer. Hawaii uçak kazası: havacılık, muhtemelen orduyla ilgili. İlk aydan itibaren Kaliforniya&#8217;da yeni sismik faaliyetler: San Diego, San Bernardino, Kuzey Bakersfield, Barstow: hepsi kırılma noktaları. Hollister, Palo Alto, Imperial, Ukiah, Eureka, Point Mendocino, Monterrey, San Luis Obispo açıkları, Capistrano, Carmel: bunlar sırasına göre kırılmalardaki gerilim noktaları. &#8220;Zaman&#8221; belirsiz. İnsanların kitlesel terkedişinin başlaması nedeniyle Kaliforniya ekonomisinin aşamalı olarak çökmesi söz konusu olabilir. Ayrıca Shasta dağı patlıyor; Lassen&#8217;de etkinlik. Okyanus tabanı alçalmaya başlıyor. Kraliçe Elizabeth, ciddi hastalık, kanla ilgili. Prenses Diana intihar girişimi. Kuzey Doğu ABD&#8217;de, Teksas’ta ve diğerlerinde gaz patlamaları. Süpernova ve her yerde olağandışı hava. Memphis sallantıları hissediyor. Minneapolis&#8217;te gizemli Nordik kovenantıyla ilişkili bankacılık skandalı. Evanjelik seks buluşması ifşa ediliyor. Depremlerin birinden sonra Kaliforniya&#8217;da altın keşfediliyor. </span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Prenses Diana ile ilgili “intihara teşebbüs” bahsinin geçmesi, onun ölümünden </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>önce</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> intihara teşebbüs olasılığını ortaya koyuyordu ama aslında Avrupa’da “bin yılın seli” meydana geldiği sırada bir otomobil kazasında öldü. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kazadan sağ kurtulan korumanın iddialarına göre Diana&#8217;nın ölümü için suçlanması gereken kişi Fayeddi çünkü Fayed dikkatsizdi ve güvenlik konusunda çok kötü seçimler yapıyordu. Sanırım Diana&#8217;nın Dodi&#8217;nin seçimlerini kabullenişi &#8220;intihar eğilimi&#8221; olarak tanımlanabilir bir bakıma.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şimdi “Dalga”yı yayına hazırlarken benim için daha da ilginç olan şey, Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi (Project for the New American Century; PNAC) denen projenin Haziran 1997’de, yani Halkın Prensesi’nin ölümünden iki ay önce hazırlanmış olması. George W. Bush’un ve onun neokon-sanatçılarının siyasi faaliyetleri bu plana dayalıydı ve öyle görünüyor ki Barack Obama da kuklalar dizisinde sıradaki kukla. Bu kötü niyetli dokümanda şu tanım geçiyor:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Yeni Amerikan Yüzyılı Projesi 1997 ilkbaharında oluşturulmuştur. Oluşturulmasından itibaren Amerika’nın savunma gücündeki düşüş ve bu durumun Dünya genelindeki Amerikan liderliğinin uygulanması ve nihai olarak  barışın korunması üzerindeki olumsuz etkileri üzerinde odaklanılmıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şu anda Amerika Birleşik Devletleri’nin karşısında hiçbir küresel rakip yok. Amerika’nın büyük stratejisi bu avantajlı konumu korumak ve gelecekte sürdürmek olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Birleşik Devetler’in şu anda kendini içinde bulduğu arzu edilir stratejik durumun muhafaza edilmesi, hem günümüzde hem de gelecekte küresel olarak güçlü bir askeri kapasite gerektiriyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Dönüşüm sürecinin gerçekleşmesi birkaç onyıl sürebilecek olmakla birlikte, zaman içinde havada, karada ve denizdeki savaş sanatı günümüzde olduğundan farklı hale gelecektir ve “savaş” muhtemelen yeni boyutlara taşınacaktır: uzaya, “siber-uzaya” ve belki mikroplar dünyasına. Hava savaşları artık rakiplerin göklerine giren insanlı taktik savaş uçağı pilotları tarafından değil, uzun menzilli, radara yakalanmayan insansız uçakların hakimiyetindeki bir yöntemle yürütülebilir. Kara savaşlarında, devasa, kombine-silahlı zırhlı güçlerin yerini daha hafif, daha gizli ve bilgiye duyarlı güçler alabilir ve bu güçler, bazıları askerlerin ceplerine girebilecek kadar küçük olan robot filolarıyla desteklenebilir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Denizin kontrolü yüzey muharipleri ve uçak gemileriyle değil, donanmayı manevra yapmaya ve su altında savaşmaya yönlendiren kara ve uzay temelli sistemlerle sağlanabilir. Ülkeler uzaya erişim kapasitesi geliştirdikçe ve bundan güç aldıkça, uzayın kendisi de bir savaş sahnesi haline gelecektir. Üstelik askeri ve ticari (savaşa yönelik olan ve olmayan) uzay sistemleri arasındaki ayrım giderek belirsizleşecektir. Bilgi sistemleri özellikle sofistike Amerikan güçlerine kısa devre yaptırmaya çalışan ABD düşmanları için önemli bir saldırı odağı haline gelecektir&#8230; Spesifik genotipleri “hedefleyebilecek” gelişmiş biyolojik savaş biçimleri biyolojik savaşı terör aleminden çıkarıp siyasi olarak faydalı bir araç haline getirebilir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Eğer Birleşik Devletler küçük, ucuz balistik füze, nükleer savaş başlıkları veya diğer kitle imha silahlarına sahip serseri gruplardan zarar görebilecek hale gelirse, mevcut Amerikan barışı kısa ömürlü olur. Kuzey Kore, İran, Irak veya benzer devletlerin Amerikan liderliğini baltalamalarına, Amerikan müttefiklerine gözdağı vermelerine veya Amerikan anayurdunun kendisini tehdit etmelerine izin veremeyiz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">YURT SAVUNMASI. Amerika yurdunu savunmalıdır. Soğuk Savaş sırasında yurt savunmasında nükleer caydırıcılık kilit unsurdu ve hala da temel önemini sürdürüyor. Ama yeni yüzyıl yeni koşullar getirdi. Birleşik Devletler nükleer gücünü yeniden yapılandırırken aynı zamanda yakında daha küçük devletlerin ABD müttefiklerini ve ABD yurdunu tehdit ederek ABD askeri faaliyetini engellemesine imkan tanıyacak olan balistik füzelerin ve kitle imha silahlarının etkilerine karşı da harekete geçmesi gerekiyor. ABD silahlı güçlerinin tüm yeni ve devam eden misyonları arasında bunun önceliği olması gerekir.</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">7</span></sup></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">PNAC planının Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a düzenlenen saldırının karmaşıklığıyla doğrudan ilgili olan daha da kötü niyetli bir kısmında şöyle deniyor:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ayrıca, dönüşüm süreci devrimsel değişiklikler getirse bile, bu muhtemelen uzun bir süreç olacaktır; eğer </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">yeni bir Pearl Harbor</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">gibi yıkıcı ve kolaylaştırıcı</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> bir olay meydana gelmezse&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ve spesifik genotipleri “hedefleyebilecek” gelişmiş biyolojik savaş biçimleri, biyolojik savaşı terör aleminden çıkarıp siyasi olarak faydalı bir araç haline getirebilir.</span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Şefkatin ve hizmetin sevgili ikonu olan Diana Spencer’in ölümü etrafındaki koşullarda korkunç bir şekilde yanlış birşeyler olduğuna dair rahatsız edici bir şüphemiz olmasına rağmen, bu kehanet dizisinin herhangi bir kısmının anlam ifade etmeye başlaması ancak George Bush’un olağanüstü ve yasadışı yöntemlerle iktidara gelmesinden sonra mümkün oldu. (Tahminime göre, bu kehanetler o kadar önceden verildi ki, olaylarda bazı “bulanmalar” oldu.) Eğer çürütülemez Barış İkonları Bush ve neokonlar  aleyhinde konuşacak olsalardı, bu yöneticiler yaptıklarını yapmayı başarabilirler miydi? </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Ekim 2004’de </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Signs of the Times</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> (http://sott.net) projesinin ikinci yılındaydık ve sayfanın editörleri bu sayıda “Where have all the Heroes Gone?” (Tüm Kahramanlar Nereye Gitti?) başlıklı bir makalede bu konu hakkında bir parça yorumda bulundu:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Kahramanlar, baskı ve zorlukla karşılaştıklarında kendilerine karşı konumlanmış genellikle zorlu güçlere karşı boyun eğmeye isteksiz olan nadir insanlardır. Elbette kahramanların her zaman bilinçli bir şekilde diğerkam davranması gerekmez ama onları harekete geçiren veya onlar üzerinden harekete geçen şey zulme karşı direnç ve seçim özgürlüğü ruhudur. Bu ruh, görecek gözleri olan herkes için bir ışık gibi parlar. Tüm adaletsizliği ve acılarıyla modern dünyanın her türde bolca yeni kahramanlar çıkaracağı düşünülebilir ama durumun bu olmadığını görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Belki de kahramanların ortaya çıkma olasılıklarını şiddetli bir şekilde sınırlandıran şey, kariyer, para ve şahsi kazanç üzerinde vurgu yapan modern, aptallaştırıcı, hayal gücü kıt, mekanize medeniyetimizdir. Ya da belki baskı o kadar tam, o kadar kapsamlı ki, kahramansı bir yapıya sahip olanlar bile bu baskıya karşı duramıyor demek daha doğru olur. Bununla birlikte yirminci yüzyıl kendilerini etkili bir konumda ve bir seçim durumunda bulan, kendilerine özgü bir şekilde gerçeği yalanlara, adaleti adaletsizliğe ve kahramanlığı korkaklığa tercih eden birkaç belirgin örnek üretmişti.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Geçmiş zaman kipi kullandık çünkü ne yazık ki modern dünyada kahramanlık özellikle geniş ve kamusal bir ölçekte olduğunda, cansız, duyarsız bir nüfusla beslenenlerin hoşuna gitmiyor. Sonuç olarak, örnek olup pek çoklarını uyandırma riski yaratan günümüz kahramanının ortalama yaşam süresi beklentisi son derece sınırlı olabiliyor. Böyle bir senaryoda yalnızca trajedi görmemiz mümkün ve kahramanların saflığına yas tutabiliriz belki ama bazen onların eylemleri ve onların potansiyel “negatif” etkilerini kapsayan süreç, bu mavi küredeki şovu sıkça gasp eden anti-kahramanın ifşa edilmesini sağlayabilir. Kahramansı yapıdaki herhangi bir okuyucu için, bu bilgi paha biçilmezdir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">O halde yaşamlarıyla insanlığa daha büyük şeylerin ilhamını veren ve ölümleriyle anti-kahramanı tesadüfen ifşa eden günümüz kahramanlarından bazılarına bakalım. </span></p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Karşımıza çıkan listede Kennedy kardeşler, Dr. Martin Luther King, John Lennon, Prenses Diana ve zamansız ölümleri ile dünyayı nadir rastlanan değerlerden mahrum bırakan diğerleri var. Bu nadir insanlar, kendilerine özgü bir şekilde gerçeği yalanlara, adaleti adaletsizliğe ve kahramanlığı korkaklığa tercih etmiş kişilerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu nedenle, Diana’nın ölümünü ve bu kehanetler dizisinde onunla ilgili geçen yorumu, yaklaşan kötü zamanların gerçek bir göstergesi olarak düşünüyoruz. Yani bazılarının dediği gibi bu, “dişinin ölümü”, tanrıçanın savaşçı erkek tanrı Yahova tarafından öldürülmesiydi. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Gösterge niteliğindeki olay dizisine devam edecek olursak:</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">UFO&#8217;larda büyük artış, Gulf Breeze&#8217;de büyük bir toplaşma var. Laura çok daha fazla UFO olayına şahitlik ediyor. Devasa bir UFO dalgası. Tüm tarz ve kökenlerde. Sadece bekleyin ve iliklerinize kadar donduğunuzu hissedeceksiniz. Pek çok dünyadışı varlık</span><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">8</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> görünecek ve biz de görünür olacağız. Bunu bir buluşma olarak düşün. Herkesin buna uyanması gerekiyor. Bu tam şimdi oluyor. Herkes bireysel frekansına göre oyunda bir rol alacak. Bu yalnızca başlangıç. Bekle &#8220;Henry Higgins&#8221; sadece bekle!</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) &#8220;Rodgers and Hammerstein&#8221; hayranı mısınız?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Pleiades&#8217;lilerle ilişkiniz nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Pleiades&#8217;liler pek çok diğerleriyle de bağlantı kuruyor. Biz sahneye sizinle çıktık ama aslında esas olarak aynıyız; sadece boyut sınırı üzerindeki odak noktalarımız hafifçe farklı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm bu faaliyetler neden şimdi oluyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kapanmak üzere olan büyük döngü çok özel bir fırsat sunuyor.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu, geleceği değiştirmek için özel bir fırsat anlamına mı geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Geleceği, geçmişi ve şimdiyi.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tüm bunlardan öyle anlıyorum ki, eğer büyük döngüde bu noktada birşeyler değiştirilmezse herşey çok berbat bir sona doğru gidebilir, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ama gitmeyecek. Kavramı anlamadın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Anladım; söylediğinizi anlıyorum. Tüm bunlar döngünün bir parçası. Herşey bir döngünün parçası. Kastettiğim şey&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Anladın mı??? [tablaya büyük bir soru işareti çiziliyor.]</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Neyi anladım mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kavramı anladığını söyledin. Gerçekten öyle mi? Öğren.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Az önce belirttiğiniz &#8220;buluşmayı&#8221; merak ettim de&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Buluşma, boyut sınırı geçişinden kaynaklanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu boyut sınırı geçişinde neden bir buluşma gerçekleştiriliyor? Bu gerçekten çok büyük bir şov mu olacak?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir fırsat. Tüm evreni etkileme fırsatı gibi. &#8220;Pomp and Circumstance&#8221; (İhtişam) yani &#8220;Hope and Glory&#8221; (Ümit ve Coşku) marşının evrensel düzeyde çalındığını düşünün.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Çeşitli tür ve ırktan varlıkların, bu kocaman evrenin en uzak yerlerinden birindeki önemsiz bir galaksinin en dış kenarında bulunan toplu iğne başı kadar küçük bir gezegende buluşması herşeyi nasıl etkileyebilir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bu senin algın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki doğru algı nedir? Dünya gezegeni ve üzerindeki insanlar, burada meydana gelen şeyler, bizim normalde düşündüğümüzden daha mı önemli?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Dünya bir Birleşme noktası.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Her zaman bir birleşme noktası mı oldu? Birleşme noktası olarak mı tasarlandı? Yoksa sadece bir kereye mi mahsus?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bir kerede çok fazla soru.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Başlangıçtan itibaren bir birleşme noktası olarak mı tasarlanmıştı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Doğal işlev.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani her zaman bir birleşme noktası mıydı? Burada böyle garip şeylerin olmasının nedeni bu mu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bunu yanıtlamak zor çünkü &#8220;zaman&#8221; kavrayışınız yanlış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (V) Bu tür buluşmalar diğer gezegenlerde başka gruplar tarafından da gerçekleştirildi mi hiç?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gerçekleştirildi, gerçekleştiriliyor ve gerçekleştirilecek.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani yapısı veya üzerindekiler farklı olabilecek olmakla birlikte birleşme noktaları olan başka gezegenler de var. Eğer bu birleşme noktaları bütün evrene dağılmışsa, bu boyut geçişi birleşmesi evrendeki bütün birleşme noktalarında aynı anda mı gerçekleşecek?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Hayır.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) O halde, zamanda herhangi belirli bir noktayı ele aldığımızda, belirli veya seçilmiş birleşme noktalarında meydana geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki o halde boyut sınırlarının coğrafi noktalarla bir ilişkisi var mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Boyut sınırları dalgalar üzerinde gider.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu dalgalar nereden geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sürekli bir döngüdeler.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki dünya mı ona doğru ilerliyor yoksa o mu dünyaya doğru geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Biri ya da diğeri.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (F) Dünya üzerinde yaşayan varlıkların mevcut olmasının bu buluşma veya birleşmeyle bir ilgisi var mı?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet. Ve gelişimde kritik bir kavşakta olmanız nedeniyle.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) İlk celsede verdiğiniz kehanetlerin hala geçerli ve yaklaşmakta olup olmadıklarını öğrenmek istiyorum.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gelişim geçiriyorlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani yakında meydana gelecekleri noktaya doğru mu gelişiyorlar?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Akışkan.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bazıları gerçekleşmeyebilir mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu gece verdiğiniz kehanetler de değişime tabii mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belki.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Dünyada boyut sınır geçişi en son ne zaman gerçekleşti?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sizin ölçümünüze göre 309.000 yıl önce.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Enerji bakımından bu dalganın içeriği nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: His. Hiperkinetik duyumsayış.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu ne anlama geliyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Herşey. Bu bağlantı için fazla karmaşık.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam. Bu dalga dünyayla kaç kez etkileşime girdi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Sonsuz sayıda.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu cevap beni şaşkına çevirmişti. Sonsuz sayıda mı? Lineer bir zihin bu fikirle nasıl başa çıkabilir? Ama denemeye hevesliydim. &#8220;Dalga Sorularımı” önceden planlamaya başladım:</span></p>
<blockquote><p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">5 Aralık 1994</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Boyut perdesinin tanımı nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Kendini açıklıyor. Düşün.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Boyut perdelerinden bahsederken aynı yoğunluk içindeki bölümlerden mi bahsediyoruz?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Belki.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Boyut perdeleri aynı yoğunluk seviyesindeki boyutları birbirinden ayıran perdeler olabilir mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki boyut perdeleri yoğunluk seviyeleri arasında da olabilir mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani boyut perdesi, bir değişikliğin gerçekleştiği bir noktayı ifade ediyor&#8230;. Bu değişime neden olan şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Doğa. </span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tasarımı açısından düşünürsek bu değişikliğin tanımı nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Deneyim.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Atomlarla veya kuantum fiziğiyle veya atomların hareketleriyle ilişkili mi bu?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam. Bir atom 3. yoğunlukta. Bu atomu 4. yoğunluktaki bir atomdan ayırt eden şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Gerçeklik.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bir yoğunluğu başka bir yoğunluktan ayırt eden şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Varsayımlar.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, içinde bulunduğun gerçekliğe bağlı olarak varsaydığın veya beklediğin şey, o atomla ilgili algıladığın şeyi belirliyor, doğru mu?<br />
C: Yakın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Varsayımları belirleyen şey nedir?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Deneyim.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Benim atom deneyimim atomların birleşerek katı maddeyi oluşturması şeklinde&#8230;</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Varolan herşey sadece bir derstir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Tamam, bize doğru gelen dalga, bize varsayımlarımızı değiştirecek bir deneyim mi yaşatacak?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Madde 22: Bir yarısı şu ki, dalgayı pozitif şekilde deneyimlemek için varsayımlarınızı değiştirmeniz gerekiyor. (ç.n.: &#8220;Madde-22&#8243;, Joseph Heller&#8217;in &#8220;Catch-22&#8243; orijinal adlı romanına atıf.)</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Peki bu dalga mutlak anlamda neden oluşuyor?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Boyut sınırı.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Bu boyut sınırı, bir gerçeklik ile başka bir gerçeklik arasındaki ayrım çizgisi mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani bir boyut perdesi gibi.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Evet.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Yani Dünya bir boyut perdesinden geçecek, öyle mi?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Ya da </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">bir</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Dünya. Herşey yalnızca bir derstir, bundan başka hiç, tekrarlıyoruz hiç birşey değildir.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">S: (L) Benim deneyimlerime göre dersler genelde acı verici oluyor. Bu boyut sınırı geçişi veya bu birleşme deneyimi bizim 3. yoğunlukta acı verici olarak tanımladığımız bir şekilde mi gerçekleşecek?</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">C: Bekle ve gör.</span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em><br />
</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><br />
</span></p></blockquote>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Son sorduğum sorularla hiçbir yere varamadığımı hissettim ama tabi ki bu durum konu hakkında </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>çok</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> sıkı bir şekilde düşünmeme sebep oldu!</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">Bu arada bir hipnoz sujesi ile stresli bir deneyim yaşadım. O celsedeki konular şu anda yaşadığım sorunlarla bir şekilde bağlantılı görünüyor ve bu yüzden de o konuda size bir şeyler anlatsam iyi olur. Kendinizi hazırlayın.</span></p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">___________</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">1</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Bazı bilimadamları, jeolojik tarih boyunca pek çok kez tekrarlanan soy tükenmelerinin veya “büyük ölüşlerin” afetsi olaylarla, belki dünyaya çarpan asteroitlerle ilgili olduğunu düşünüyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">2</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>High Strangeness</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kitabımda vardığım çıkarımlardan birine göre, “dünyadışı varlıklar” negatif duygu enerjisiyle besleniyor; tıpkı bizim hayvan yetiştirdiğimiz gibi onlar da besin olarak bizi “yetiştiriyor.”</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">3</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Kelimeyi aynen Kasyopyalıların yazdığı gibi bıraktım. Okuyucu Kasyopyalıların belirli sözcüklerle ilgili kendi yazım biçimleri olduğunu ve bu tür durumlarda onlarınkini olduğu gibi bıraktığımı, ama ilgili sözcükleri kendim kullandığımda geleneksel şekilde kullandığımı fark edecektir.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">4</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> K’lar </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>yoğunluk</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> terimi ile bizimkinin üstünde veya altında olan (bizimkine </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>paralel</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> olmayan) mekan-zaman boyutlarını ifade ediyor. K’lara göre evren sonsuz boyuttan ve içiçe yedi yoğunluktan oluşuyor. Biz üçüncü yoğunlukta bulunuyoruz ve dördüncü yoğunluğun da UFO/uzaylı fenomeninin kökeni olduğu düşünülüyor. Bu konu sonraki bölümlerde ve </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>High Strangeness</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> kitabında daha kapsamlı olarak ele alınıyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">5</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> “Kertiş”, üst boyut gerçekliklerinde yaşadığı düşünülen ve sürüngen nitelikte algılanan varlıkları tanımlamaya yönelik bir kısaltmadır. Pek çok fizikçi varolan herşeyin aslında “dalga formları” olduğunu ve bilincimizin “dalgaları okuyan” birşey olduğunu söylüyor. “Okuduğumuz” dalgalara, </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>üzerinde anlaşılan bir geleneğe</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> göre şekil ve yapı veriyoruz. Bu bakımdan, üst boyut mekanının bazı sakinleri hemen hemen “sürüngen” olarak “okunur” çünkü onların varlığının “özü”, “dalga formlarının” frekansı budur.  Biz onları daha çok “Entropi Lordları” diye tanımlamayı tercih ediyoruz. Bu varlıklar bizim anladığımız şekilde fiziksel olmayabilirler ve aynı şekilde bizim anladığımız şekilde “uzaylı” değillerdir. Pek çok dini kavramın ve mitolojik “tanrı ve tanrıçaların” ve her türden yaratığın ardında yatan şeyin, bu üst gerçeklik seviyeleri ve onların “bilinç birimlerine” dair algılar olduğunu düşünüyoruz. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">UFO/uzaylı alanındaki pek çok öğrenci üst boyutsal Sürüngen (Reptilyan) ırkını bizim belirttiğimiz gibi değişken bir fizikselliğe sahip üst boyut Sürüngen ırkı olarak değil de, tıpkı insan ırkı gibi fiziksel bir ırk olarak algılama eğilimindedir. Bazı gruplar ise bu sürüngenlerin bir sürüngene “ev sahipliği” yapabilecek, şekil değiştirerek geçici olarak sürüngen formuna girebilecek (eğer uygun genetiğe sahiplerse) bir insana “inebilen” tamamen şeytani, eterik varlıklar olduğunu söylüyor. İngiltere Kraliçesini ve dünya liderlerinden pek çoğunu bu son bahsedilen türde bir varlık olarak tanımlıyorlar ve bununla ilişkili olarak gariplik sınırlarını aşıp kaçıklık alanına giren her tür hikaye anlatıyorlar. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">6</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> KH kendine hizmetin kısaltmasıdır. BH ise başkalarına hizmet anlamına geliyor. Evrensel İkiliğin ifadeleri olarak KH ve BH, bilinçli yaşam formları için mümkün olan iki zıt oluş halidir. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">7</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> </span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"><em>Rebuilding America’s Defenses: Strategy, Forces and Resources For a New Century</em></span><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">, Eylül, 2000. (</span><a href="http://www.newamericancentury.org/RebuildingAmericas%20Defenses.pdf">http://www.newamericancentury.org/RebuildingAmericas Defenses.pdf</a><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">)</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;">8</span></sup><span style="font-family: Verdana,sans-serif;"> Unutmayın ki Kasyopyalıların kullandığı “alien” (uzaylı/dünyadışı varlık) kelimesi, bu kelimenin klasik anlamından tamamen farklıdır. İleri bölümlerde bu netleşecektir. </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://tr.cassiopaea.org/2011/04/10/dalga-1-bolum-dalga-uzerinde-yolculuk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

